Yargıtay - 10. Hukuk Dairesi

2021/2438 Esas 2021/13245 Karar
Karar Tarihi: 01.11.2021
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi         2021/2438 E.  ,  2021/13245 K.

'İçtihat Metni'Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

No : 2020/2599-2020/3168

İlk Derece Mahkemesi : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

No : 2017/37-2020/74

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili ile davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

I-İSTEM:

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Kurumlarının 4.4221.01.01.1026766.020.01-86 iş yeri sicil nolu dosyasında işlem gören davalı ....'ye ait işyeri işçilerinden ...'nın 20/05/2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini, iş kazası nedeniyle 28/06/2013 tarihi itibariyle sigortalı ...'nın hak sahibi olan ...'ya 114.936,82 TL ve ...'ya 25.842,03TL olmak üzere toplam 140.778,85 TL lik ilk peşin değerli gelir bağlandığını, ... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettişlerinden Dönmez İset tarafından 27/02/2013 tarih 93197/İNC/13 sayılı inceleme raporu sigortalının 20/05/2012 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle düzenlenmiş olduğunu, söz konusu raporda meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanunun 13/a ve b maddeleri uyarınca iş kazası olduğunu, ve kazanın oluşumunda işveren sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketleri saptandığından işveren hakkında 5510 sayılı kanunun 21/1 uygulaması gerektiğinin tespit edildiğini, söz konusu kaza olayı nedeniyle ... Asliye Ceza Mahkemesinin 30/12/2014 tarih 2012/210 E. Ve 2014/267 K.sayılı dosyası ile açılan kamu davası neticesinde verilen karar ile davalıların kusurlu bulunarak cezalandırılmalarının hüküm altına alındığını, yukarıda açıklanan nedenlerle kusur ve miktarı bakımından fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla ilk peşin sermaye değerleri ve masrafları toplamı olan 140.778,85 TL kurumun zararının şimdilik %60'sı olan 84.467,30TL nin 42.233,65TL sinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 42.233,65 TL sinin davalı ... den bağlanan gelirler için gelir bağlama onay tarihi olan 28.06.2013 tarihinden itibaren işyelecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II-CEVAP:

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde sunulacak neden ve toplanacak deliller ve resen dikkate alınacak nedenlerle; toplanan/toplanacak olan deliller çerçevesinde mesnetsiz davanın 5510 sayılı yasanın 21. maddesi ve ilgili maddeleri bakımından Anayasa'ya aykırılık yetki, görev, derdestlik, zaman aşımı, hak düşürücü süre, pasif sıfat yokluğu, dava şartı yokluğu, taraf sıfatı yokluğu, hukuki yarar yokluğu, müvekkillerinin kusursuzluğu, sigortalının tam kusurluluğu, usul, esas, ve mevcut mevzuata aykırılığı yönlerinden reddine, bu taleplerinin reddi halinde davanın esastan reddine, toplanacak olan kayıtveri ve reel bilgiler ışığında kusur ve hesap yönünden bilirkişi incelemesi, keşif icrası vs, yollara başvurulması talep haklarının saklı tutulmasına, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ve .... vekili; davacı Kurum 20/05/2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/210 Esas ve 2014/267 Karar sayılı dosyalarının kusur raporları neticesinde müvekkillere kurumun zararlarına dayanan alacak davası açtığını, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği şantiye de ...'nın şantiye şefi olarak görev yaptığını, şantiye şefliği görevini yürüten işçinin yapılan iş ile ilgili iş güvenliği hakkında bilgi sahibi olmaması hayatın olağan akışına aykırı olacağını, söz konusu şantiyede uzun yıllardır çalışmış olan ve bunun neticesinde şantiye içerisindeki her alanda bilgi sahibi olan ...'nın kazanın oluşmasında asli kusurlu olduğu halde ... Asliye Ceza Mahkemesinin gerekli araştırmayı gerçekleştirmeden kusuru müvekkillerine yüklediğini, dava konusu iş kazasında ... şantiyede bunkere kamyonla daha rahat yanaşabilmek için bunkerin güvenliği olan emniyet demirlerini söktüğünü, boşaltım işlemi sırasında kamyonun dorsesinin ağır gelmesi ile kamyonun ters gelerek bunkerin içine düştüğünü, emniyet demirlerinin görevi olan kamyonu bunkere boşaltım sırasında sabit tutulacak demirlerin olmamasının kazanın asli sebebi olduğunu, bu demirleri ...'nın sökmüş olması ve bu demirlerin ne işe yaradığını bildiği halde sorumsuzca davranışı sebebiyle ...'nın söz konusu kazada kusurlu olan taraf olduğunu, Davacı Kurum peşin sermaye değeri olarak belirlediği sigortalının vefatından dolayı kurumun karşılığını alamayacağı sigorta prim ödemeleri iş bu davada kurumca fahiş olarak hesaplandığını, dava konusu vefat eden işçi ... 20/05/1967 doğumlu ve yaş haddinden 2019yılında emekliliğe hak kazanacak ve sigorta primi ödeme yükümlülüğü ortadan kalkarak kurumdan hizmet almaya devam edeceğini, kazanın gerçekleştirdiği tarih olaon 20/05/2012 tarihinden 2019 tarihine kadar olan 6,5 yıllık sürede toplamda 78 aylık ödenecek sigorta priminin kaldığını, günümüzde 330TL aylık sigorta primi ödendiğini baz aldığında kurumun peşin sermaye bedeli olarak 20/05/2012 yılında dava konusu bedel olan 140.778,85 TL belirlemesi hayatın olağan akışına aykırı olacağını, bu nedenlerle öncelikle mahkemenin dava konusu iş kazasında müvekkillerinin kusursuzluğuna ve davacı kurumun belirlediği dava konusu değerin fahiş olduğu kabul edilerek yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI:

A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

Davanın 49.272,60TL yönünden kısmen kabulü ile; 24.636,30 TL PSD için onay tarihi olan 28/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, 24.636,30TL PSD için onay tarihi olan 28/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verildi.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi 2017/37 Esas 2020/74 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı Kurum vekilinin, davalılar Yılmaz Madencilik şirketi ve ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verildi.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davacı vekilince; Kazalı işçiye %65 oranında kusur izafe edilmesinin hatalı olduğu, davalı işverenlikçe gerekli tedbirlerin alınmadığından kazaya sebebiyet verildiği belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

Davacı Kurum; 20.05.2012 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan yapılan ödemelerin tahsilini istemiş olmakla, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi olup davalıların rücu alacağından sorumluluğu, ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, Mahkemece öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.

Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.

Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de, ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğundan, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerekir.

Eldeki davada, meydana gelen iş kazası nedeniyle hükme esas alınan kusur raporunda, davalı ...’nin söz konusu olayda %25 oranında kusurlu olduğu, diğer davalı ...'ın tüzel kişilik olan ... yönetiminde yer alması sebebiyle, şirket kusurundan şirketteki hissesi oranında sorumlu tutulması gerektiği, ayrıca diğer davalı Şantiye Şefi ...'ın, iş veren vekili pozisyonunda çalışmasından dolayı %10 oranında kusurlu olduğu, Kazazade ...'nın ise %65 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; konuya ilişkin olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 2012/210 Esas, 2014/67 Karar sayılı dosyasında, taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı yapılan yargılamada, davalı şirket bünyesinde iş güvenliği uzmanı olan ..., şantiye şefi olan ... ve davalı İşveren yetkisili ... hakkında, meydana gelen olay ile ilgili olarak ...’ın tali kusurlu, ...’ın asli, ...’ın kusursuz, kazalının ise tali kusurlu olduğu kabul edilerek, sanıklar ... ve ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar konuya ilişkin ceza dosyasında yapılan yargılama sonucu tesis edilen karar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanmış olsa da, ceza dosyasında kabul edilen kusur oranları eldeki dava yönünden maddi olgu teşkil etmemekle birlikte, hükme dayanak kılınan kusur oran ve aidiyetleri bakımından, ortaya çıkan çelişki giderilmeli, varsa konuya ilişkin tazminat dosyası da celp edilmek suretiyle, bu kapsamda iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden, tarafların kusur oranı ve aidiyeti konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği uygun bir kusur raporu alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.

Kabule göre de, 5510 sayılı Kanun’un 21/1 maddesindeki sorumluluğun kusur esasına dayalı olması ve dosya kapsamında, hükme dayanak kılınan kusur raporunda, davalı ...’a doğrudan kusur oranı atfedilmemesine rağmen hüküm fıkrasında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.

Ayrıca davacı Kurum vekilinin, dava dilekçesinde, iş kazası nedeniyle oluşan kurum zararının %60’ının tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen, %30 karşılığının ise sadece davalı ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’den talep edildiğine yönelik ifadesi karşısında, dava dilekçesindeki toplam miktar ve tahsili istenen tutarlar gözetildiğinde, davacı yanın talebinin kurum zararının toplamının %60’ına tekabül eden tutar mı, yoksa %90’nına tekabül eden tutar mı olduğu hususu, davacı vekilinin beyanı alınmak suretiyle, açıklığa kavuşturulmalı, temyize konu kararın davalılar tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle kurum lehine oluşacak usuli kazanılmış hakkın da dikkate alınması gerekeceği hususu gözetilmek suretiyle sonuca gidilmelidir.

Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.