Yargıtay - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

2021/1463 Esas 2021/2282 Karar
Karar Tarihi: 02.12.2021
Yargıtay

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/09/2020

NUMARASI ....

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 02/12/2021

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 28/12/2021

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 13.09.2008 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk ve zorunlu taşımacılık sigortası ile sigortalı aracın sürücüsü ...'nun neden olduğu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, kusurun araç sürücüsü ...'da olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı için şimdilik taşımacılık sigortası kapsamında 2.500,00-TL maluliyet tazminatı, 500,00-TL bakıcı gideri, 500,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, ZMSS kapsamında ise 2.500,00-TL maluliyet tazminatı, 500,00-TL bakıcı gideri, 500,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında talebini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 121.963,63-TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 3.036,36-TL'ye, bakıcı gideri yönünden de 958,05-TL olarak belirlemiştir.

Davalı ... şirketi vekili,,,, plakalı aracın 14.07.2008-2009 dönemi itibariyle karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile ve aynı zamanda 01.02.2008-2009 dönemi itibariyle zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun karayolunda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı bulunduğunu, kazanın oluşumunda Karayolları Genel Müdürlüğünün kusuru olup, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, Yatağan Sulh Ceza mahkemesi dosyasında yola dökülen mazotu temizlemeyen Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlu olduğunun belirlendiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kaldırma kararı gereğince, Yatağan Sulh Ceza Mahkemesinin ,,,,K. sayılı dosyanın Yatağan Asliye Ceza Mahkemesi'nin....esasını aldığı, yapılan yargılama sonucu sanıklar ...akkında taksirle yaralama ve suç üstlenme suçundan kamu davası açılmış ise de suçların manevi unsurunun oluşmadığı, trafik kazasının oluşumunda... plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulduğu, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 10.09.2014 tarihli ilamıyla; sanığın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle taksirle yaralanma suçundan beraata ilişkin hükmün onanmasına, sanık ... ... hakkında suç üstlenme suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada alınan trafik bilirkişi raporunda; sanık sürücü ...'nun kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, karayolunun zemini üzerine dökülen mazotunda bu kazanın oluşumuna neden olduğunun bildirildiği,

İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 25.01.2011 tarihli raporunda olayda sanık sürücü ...'nun kusursuz olduğu, zemine dökülen yakıtın aracın seyir güvenliğini engellediği ve olayın meydana gelmesinde sonuç üzerine tamamen etken olduğunun belirtildiği, 13.09.2008 olay tarihinde Milas ilçesi yönünden Muğla yönüne doğru seyretmekte olan ... plakalı otobüs sürücüsü ...'nun olay yerine geldiğinde yol kaplaması üzerine dökülen mazot nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine aracın sağdan kaplama dışına çıkarak devrilmesi sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, olayda araçta yolcu olan davacının yaralandığı, ceza yargılaması sırasında en son alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 25.01.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu'nda sanık sürücü ...'nun olayda kusurunun bulunmadığının belirlendiği, yine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı üzerine Karayolları Fen Heyetinden oluşturulan bilirkişi heyetince alınan raporunda olayda davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsü ...'nun kusurunun bulunmadığının belirtildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuruyla sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde davacının % 24 oranında daimi sakat kaldığını, mahkemece 125.958,05-TL tazminat hesaplandığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, fakat davalının itirazları üzerine dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından incelenerek ceza dosyasının hukuk hakimini bağlamayacağı, kusura ilişkin tespit yapılması gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasına karar verildiğini, mahkemece yargılama esnasında alınan kusur bilirkişi raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, kusur raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, kusura ilişkin çelişkilerin giderilmediğini, dosya kapsamında yer alan tüm evraklardan da anlaşılacağı üzere davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...'nun asli ve tam kusurlu olduğunun açık olduğunu, Yatağan Sulh Ceza Mahkemesi ... sayılı dosyası kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunda da bu durumun tespit edildiğini, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün eğimli, sağa ve sola doğru virajlı bir yolda dikkatli, tedbirli ve kontrollü bir şekilde seyretmesi gerekirken, araç ve yaya güvenliği açısından aracının hızını yol, trafik, hava ve görüş durumunun gerektirdiği şartlara göre sevk ve idare etmesi gerekirken trafik kurallarına riayet etmediğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/a maddesine aykırı davrandığını, sürücü ... şayet gereken dikkat ve özeni göstermiş, hızını yol ve hava şartlarına uydurmuş olsaydı bu kazanın gerçekleşmeyeceğini, sürücünün kazaya ve davacının sakatlığına kusuruyla sebep olduğunu, araç sürücüsünün gereken tedbirleri almaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, kararı kabul etmediklerini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Davacı vekilinin HMK.nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;

Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı ... şirketine zorunlu taşımacılık sigortası ve zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı minibüsün sürücüsü ...'nun neden olduğu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek taşımacılık sigortası ve zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında geçici ve sürekli iş göremezlik, tazminatı ve bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Dava konusu kaza 13.09.2008 tarihinde meydana gelmiş, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında... plakalı sürücüsü tespit edilemeyen minibüsün yola dökülen mazotun etkisiyle sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği, aracın yoldan çıkarak devrildiği ve araçta yolcu olarak bulunan ...’in yaralandığı belirtilmiştir.

Mahkemece verilen ilk kararda; davacının %24 oranında çalışma gücünü yitirdiği, iyileşme süresinin 6 ay ve 45 gün bakıcıya ihtiyacı bulunduğu, zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 121.963,63-TL sürekli iş göremezlik, 3.036,37-TL geçici iş göremezlik ve 958,05-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 125.958,05-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarih .... sayılı kararı ile Yatağan Sulh Ceza Mahkemesinde yürütülen kovuşturma kapsamında alınan 25.01.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda sanık sürücünün yola dökülen yakıt nedeni ile direksiyon hakimiyetini kaybederek oluşan kazada olayı önlemek bakımından alabileceği herhangi bir önlemi bulunmadığı gerekçesi ile kusursuz olduğu, zemine dökülen yakıtın sonuç üzerine tamamen etken olduğunun belirtildiği, Yatağan Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14.02.2011 tarih... dosyasının getirtilerek Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti ya da İstanbul Teknik Üniversitesi’nden seçilecek üç kişilik kusur bilirkişisi heyetinden tüm bu delillerin incelenmesi neticesinde tarafların kusurlarının belirlenmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre yapılan yargılama sonunda; Yatağan Sulh Ceza Mahkemesini.... sayılı dava dosyasının Yatağan Asliye Ceza Mahkemesi'nin...esasını aldığı dosya getirilmiş, sanıkların, ... ... ve ..., katılanın ... olduğu, sanıkların haklarında taksirle yaralama ve suçu üstlenme suçu nedeniyle yargılama yapıldığı, mahkemece alınan 18.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda sürücünün dikkatli seyretmemesi nedeniyle kusurlu olduğu, yola dökülen mazotunda kazada etkili olduğu belirtilmiş, 25.01.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu, Trafik İhtisas Dairesi raporunda, olay yerinin dik eğimli ve virajlı yol olduğu, aracın yola dökülen mazot nedeniyle kayarak devrildiği, sürücünün alabileceği önlem olmadığı, yola mazot dökülmesinin kazaya etkili olduğu tespit edilmiş, mahkemece sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, kararın katılan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin... sayılı ilamı ile sanık ... yönünden taksirle yaralama suçundan kararın onanmasına, ... ... yönünden suçu üstlenme suçu nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, araç sürücüsü ... yönünden verilen beraat kararı onanarak kesinleşmiştir.

Mahkemece ceza mahkemesi dosyası da getirilerek makine mühendisi bilirkişilerden seçilen heyetten alınan raporda olay yerinde yolun; 7 metre genişliğinde, iki yönlü, yatayda hafif virajlı, düşeyde dik eğimli, asfalt ve yağ/akaryakıt kaplı olduğu, yol şerit çizgilerinin ve olay yerinde geçme yasağı olduğunu gösteren trafik işaret levhasının bulunduğu, olay anında vaktin gece, havanın açık olduğu, aydınlatma bulunmadığı, olay yerinin yerleşim yeri dışı olduğu, 2918 sayılı KTK.nın Karayolu yapısı ve trafik işaretlerinin korunması ile ilgili 14. maddesi (a) bendinde; 'Karayolu yapısı üzerine, trafiği güçleştirecek, tehlikeye sokacak veya engel yaratacak, trafik işaretlerinin görülmelerini engelleyecek veya güçleştirecek şekilde bir şey koymak, atmak, dökmek, bırakmak ve benzeri hareketlerde bulunmak, yasaktır.' hükmüne göre trafiğe açık dik iniş eğimli ve virajlı yolda, yüksek hızın bulunduğu meskun mahal dışındaki aydınlatma bulunmayan yol kesiminde, kaplama üzerine dökülerek bırakılan ve gece koşullarında önceden fark edilip tedbir alınması oldukça güç olan mazottan oluşan kayganlığın olayın oluşumunda tamamen etkili olduğu, karayolu üzerine mazot dökülmesine neden olup, ilgilileri de uyarmadan olay mahallini terk eden kimliği belirsiz kişi/kişilerin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 14. maddesi (a) bendi hükmü gereğince meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğu, araç sürücüsü ...’nun aracı ile kurallara uygun olarak dik iniş eğimli ve karanlık yolda, sağ şerit üzerinde seyretmekte iken, kaplama üzerine dökülerek kayganlığa neden olan mazotu fark edip tedbir almasının oldukça güç olduğu, azami hızın 90 km/h olduğu meskun mahal dışındaki olay yerinde kaygan zemine giren aracın kaybolan direksiyon hakimiyetini sağlamasının mümkün olmadığı, olayın oluşumuna etki eden kusurlu davranışının bulunmadığı belirtilmiş, mahkemece olayın oluşuna uygun rapor esas alınarak davalı sigortalısına ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5-Kararın taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere 02.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

...

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.