Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2019/3177 Esas 2019/5299 Karar
Karar Tarihi: 03.12.2019
Yargıtay kasten eşini öldürme

1. Ceza Dairesi         2019/3177 E.  ,  2019/5299 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kasten eşini öldürme

HÜKÜM : TCK'nin 82/1-d, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanık müdafiinin süresinden sonra gerçekleşen duruşmalı inceleme talebinin CMUK'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

Karar başlığında; karar tarihi, 09.10.2018 yazılması gerekirken, 21/05/2014 olarak yazılması mahallinde tamamlanması mümkün eksiklik olarak görülmüştür.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'ın maktul ...'ı kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, sanık savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin, suç vasfına, suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olmadığına, kararın gerekçesinin varsayıma dayalı olarak yazıldığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, Başkan ... ile Üye ...'in, sanık ...'ın eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 83. maddesinde düzenlenen kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçunu oluşturduğu yönündeki karşı oyları ve oy çokluğu ile, 03/12/2019 gününde karar verildi.

KARŞI OY:

...'nın eşi olan sanık ... tarafından kasten öldürülmesi olayında yerel mahkemece sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına ve bu kararın temyizi üzerine Dairemizin çoğunluğunca onanmasına dair kararına sanığın müsnet kasten adam öldürme suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve inandırıcı deliller bulunmadığı ancak 4 yaşındaki oğlu...'e karşı bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihmal ettiğinden sorumluluğunun bulunduğu böylelikle kasten adam öldürme suçundan beraati ve sorumluluğu tesbit edilirse sanık hakkında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulması gerektiği gerekçesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki;

Sanık ve maktule 17 yıllık resmi nikahlı eş olup müşterek dört çocukları bulunmakta, sanık ... bir süre işlediği bir suçtan cezaevinde yattıktan sonra tahliye olup kardeşi ile birlikte rent a car dükkanı işletmektedir.

Olay günü sabah erken saatlerde çingene tabir edilen bir kişinin dükkanının önünde araç parkını engellemek için sanığın koyduğu dubaları araçla devirip aracını park etmesi ve sabah sabah asabımı bozmayın gibi sözler söylemesi üzerine bir tartışma olmuş, sanık bunun üzerine dükkanın üst katında bulunan kardeşine ait tüfeği aşağıya indirmesini ve kartuş almasını kardeşi ...'ye söylemiş, kardeşi de tüfeğe mermi alıp tüfeği alt kata indirip bir olay olabilir düşüncesi ile kılıfından çıkararak mutfak kısmında köşeye dolu şekilde bırakmış, kendisi de fırına verilen yemeği kontrol etmek için dükkandan çıkmıştır. Bu sırada dükkanda sanık, eşi olan maktul, sanık ve maktulün çocukları 4 yaşındaki... ve 12 yaşlarındaki ... kalmıştır.

Dükkan dışardan girilince camlı kısımla çevrilen büro ve bürodan içerisi de görülebilen mutfak, lavabo, tuvalet, kanepenin yine asma katında bulunduğu arka kısımdan oluşmakta, yapılan keşifte büro kısmında (L) şeklinde masa, masa üzerinde bilgisayar olduğu ve masanın bulunduğu yerden iç kısmının (olay yerinin) görülebildiği anlaşılmıştır.

Çocukları olan... ve ... ile eşinin dükkanına gelen maktule tuvalet ihtiyacını gidermek için tuvalete girerken ... büro kısmındaki bilgisayarla internete bağlanmıştır. Bu sırada arka tarafta duvara dayalı duran tüfeğin patlaması sonucu tuvalete yeni giren maktule tuvaletin içinde her iki göğsünün orta kısım üst tarafından vücuduna giren toplu saçmaların oluşturduğu iç organ harabiyeti sonucu hayatını kaybetmiştir.

Buraya kadar anlatılan hususlarda dosya kapsamına göre tartışılması gereken ihtilaflı bir konu yoktur.

Tartışılması gereken bu olayın sanık ... mi, olay tarihinde 4 yaşında olan küçük... mi tarafından yoksa İsmet'in yönlendirmesi ve yardımı ile... tarafından mı gerçekleştirildiğinin belirlenebilmesidir. Muhalefet gerekçemizin anlaşılabilmesi için dosyanın detaylı anlatılması gerekmektedir.

Olay tarihinde 4 yaşlarında olan...'in dosyada bulunan ifade tutanakları ve dayanak olan CD görüntüleri incelendiğinde soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısınca sorulan sorulara bazen başını sallayarak bazen de 'hı, cık, he' şeklinde cevaplar vererek konuştuğu, bazen konuşmak istemediği, soruların soruluş şekline göre aynı soruya bazen evet bazen de hayır anlamına gelen cevaplar verdiği, konuşmasını sağlamak için oyuncak araba, para gibi şeyler verildiği, çocuğun konuşma eğimli olmadığı, bu ifade almalar sırasında hazır bulunan psikoloğun da çocuğun beyanlarının tutarlı olmadığı, zihinsel gelişiminin yaşına uygun olduğu ancak yer, zaman gibi kavramların gelişmediği bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceğini bildirdiği görülmüştür.

Olay günü annesi ile birlikte dükkana gelen maktul ve sanığın ortak çocukları ... olay günü kollukta verdiği ilk ifadesinde kendisinin dükkana gelince öndeki yazıhane kısmında bilgisayarla internete bağlandığı sırada babasının da kendisinin yanında olduğunu, bir ara babasının koşarak arka bölmeye yöneldiğini ve annen tuvalette diyerek bağırdığını kendisi de arka kısma dönüp baktığında küçük kardeşi...'in elinde av tüfeği olduğu halde namlusunu tuvalete doğrultmuş vaziyette tuttuğunu babası yetişip tüfeğin namlusunu yukarıya kaldırmak istediği sırada...'in sağ eli ile tüfeği ateşlediğini ve annesinin vurulduğunu anladığını söylemiştir.

Sanığın kardeşi olan tanık ... beyanında tüfeğin kendisine ait olduğunu sabah meydana gelen olay nedeniyle kendisinin fişek alıp tüfeği doldurduğunu ve üst katta duran tüfeği kılıfından çıkarıp alt katta duvara dayadığını söylemiştir.

Olay mahallindeki sanık da olaydan sonra verdiği ilk ifadesinde tanık ...'in beyanı ile örtüşür şekilde küçük oğlu...'in tüfeği tuvalete doğru doğrulttuğunu görünce koşarak müdahale edip namluyu havaya kaldırmak için tuttuğu sırada tüfeğin...'in tetiği çekmesi ile ateş aldığını ve eşinin vurulduğunu söylemiştir.

Diyarbakır Kriminal Laboratuvarından alınan 20.10.2011 tarihli rapordan maktuleye yapılan atışın mesafesinin yakın atış olduğu yani en fazla 1 metre mesafeden yapıldığı detaylı şekilde izah edilmiştir.

Dosya kapsamındaki maddi tespitler ve raporlardan tuvaletin içindeki maktulün tüm kıyafetlerinin üzerinde olduğu tuvalet ihtiyacı için çıkartılmadığı yine dosyadaki otopsi raporundan maktulenin mesanesinde idrarın dolu olduğu yani tuvalet ihtiyacını gidermek için giren maktulenin girdikten kısa süre sonra vurulduğu, maktulenin vurulduğu yerin her iki göğsün ortasında ve maktulenin topuğundan yaklaşık 1.49 metre yüksekte olduğu otopsi tutanağından anlaşılmıştır.

Yapılan keşifler, olay yeri tesbit tutanakları dikkate alındığında maktulün tuvaletin içinde ayakta veya hafif eğilmiş vaziyette iken tuvaletin kapısından 40 cm kadar içeride olduğu, tuvalet kapısının yerden 107 cm yüksekten av tüfeği toplu saçma girişi ile delinmiş olduğu belirlenmiştir.

Soruşturma aşamasında olaydan kısa süre sonra yapılan araştırmada maktulün komşusu Bulgar uyruklu Stokio Siepori polis memurlarınca el yazısı ile alınan ifadesinde; maktulün komşusu olduğunu, samimi olduklarını, maktul ile sanık arasında sıkıntı olsaydı bunu kendisinin bilebileceğini yine aynı şekilde ifadesinde başvurulan komşusu ve ev sahibi ...’da el yazılı beyanında maktul ile arasının çok iyi olduğunu, yakın şekilde görüştüklerini, maktulün eşiyle problemi olmadığını, olsaydı bunu kendisine kesinlikle söyleyeceğini, hiçbir problemlerinin olmadığını söylemiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından yerel mahkemece verilen 1. mahkumiyet kararı incelenirken dosyada eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozmaya uyan mahkemece yapılan araştırma ve alınan Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesi raporlarından suç tarihinde küçük çocuk...’in davaya konu tüfeğe 3.5 kg civarı basınç uygulandığında tüfeğin ateş alacağını ve çocuğunda bu tüfeği sıkabileceğini, çocuğun sıkarken tüfeğin dipçiğini vücuduna dayamaması halinde her hangi bir ekimoz oluşmayacağını bildirmiştir.

Olaydan sonra küçük çocuk...’in sağ el avuç içinde, sanık ...’in her iki avuç içi ve üstünde ve pantolonunda atış artığı olduğu, gömlekte atış artığı olmadığı, bu atış artıklarının bu kişilerin atış yapılırken tüfekle aynı ortamda olduklarını gösterdiği uzun namlulu tüfeklerde namlu ucuna ne kadar yakın olunursa atış artıklarının o ölçüde fazlalaşacağı, tüfek üzerinde yapılan incelemede herhangi bir vücut izinin olmadığı alınan kriminal laboratuar sonuçlarından anlaşılmıştır.

Yargıtay 1. Ceza Dairemizin olay mahallinde manken kullanılmak suretiyle olayın oluş şeklinin belirlenip silah uzmanı ve Adli Tıp Uzmanından rapor alınması gerektiğinden bahisle yapılan bozma üzerine yerel mahkemece olay yerinde cansız manken kullanılarak keşif icra edilmiştir.

Keşifte hazır bulunan Adli Tıp Uzmanınca verilen raporda; Her ne kadar maktulün yarası Otopsi raporunda topuktan 1.49 metre yukarda olduğu yazılmış ise de bunun sehven yazıldığını, doğrusunun 1.20 metre olduğunu bildirmiş, bu yüksekliği doğru kabul eden keşifte hazır bulunan bilirkişi...’da tüfeğin atış açısını belirlerken yakın atış olup maktuleye en fazla 1 metreden sıkıldığını, 1 metrenin 40 cmlik kısmının tuvalet içinde kaldığını, kalan 60 cmlik tuvaletin dışındaki alanın içinden sıkılıcağını, kapının saçmayla delinen bölgesinin yerden yaklaşık 108 cm yukarıdı olup, tuvaletin kapısından geçip içeriye doğru 40 cm yol alan saçmanın içerdeki maktulün vücudunun 1.20 metrelik kısmında yara oluşturduğunu, böylece tüfeğin atış açısının namlunun yerden 15 derecelik açı oluşturduğunun belirlendiğini bildirmiştir.

(Kanaatimizce bu tesbit maktulün yarasının otopsi tutanağına göre topuktan 1.49 mt yukarda olduğu yazıldığı halde bunun Adli Tıp Uzmanınca sehven olduğu değerlendirilip 1.20 metre olduğu kabul edildiğinden atış açısı da diğer bilirkişi ... tarafından yanlış belirlenmiştir. Tarafımızdan yapılan tesbitlerde bu açı 28 derece civarında olmalıdır.)

Sanığın ve maktulün boylarının ne olduğu dosya kapsamında belli değildir. Sadece bilirkişi... sanığın boyunu tahminen 1.60, 1.65 olarak belirlemiştir. Sanığın, maktulenin boyları, sanığın yakın atış bölgesi içinde küçük Kerem'i kucağına alıp atış pozisyonu aldığında bunun hangi açıyla bir atış oluşturacağının belirlenmesi ve bu belirlemenin mevcut delillerle karşılaştırılması yönünde tatbiki keşif yapılmasının en doğru yöntem olacağı tarafımızdan düşünülmüş ancak dosyada böyle bir tesbitin olmadığı görülmüştür.

Tüm dosya kapsamı, detaylı açıklanan deliller, beyanlar, tesbitler, keşif de hazır bulunan Adli Tıp Uzmanının maktulün yara yerinin tahminen topuktan itibaren 1.20 mt yerine otopside yapılan ölçüme itibar edilip 1.49 mt olarak tesbiti üzerine ateş eden silahın açısının yaklaşık 15 derece yerine yaklaşık 30 derece olarak belirlenmesi nedeniyle sanık, tanık ...’in ilk beyanları ile de örtüşen şekilde 4 yaşındaki...’in dükkanın arkasında duvara dayalı ve atışa hazır halde duran tüfeği oynamak için eline aldığını gören sanığın koşarak müdahele edip namluyu yukarı kaldırmak isterken...’in tetiği çekmesi üzerine silahın patladığı, saçmaların namludan çıktıktan sonraki izledikleri aşağıdan yukarıya doğru yaklaşık yüzde 28-30 luk açının da bu oluşa uygun olduğu,

Sanığın kendisi ayakta iken küçük...'i kucağına alıp namlu ve tuvalet kapısına en fazla 60 cm uzaklıktan yüzde 28-30 açı ile ateş edilmesi halinde maktuldeki yaranın daha yukarıda olacağı veya hiç isabet olmaması gerekeceği ya da sanığın çömelerek...'in elindeki tüfeği yüzde 28-30 açı ile birlikte tutup tuvalet kapısına ateş ettirmesinin de hayatın olağan akışına uygun olamayacağı, kaldı ki tanık ...'in, dinlenen maktulenin komşularının olaydan hemen sonra alındığı anlaşılan ilk beyanlarından sanıkla maktulenin arasının kötü olmadığı da dikkate alındığında sanığın maktuleyi öldürmesini gerektiren bir sorunun belirlenemediği, Kerim'in sağ el avuç içindeki atış artığının tüfeğe dokunduğunu gösterdiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin asıl olduğu sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair şüphe olduğu ancak bu şüpheyi destekleyen yeterli delilin olmadığı, tüfeğin üzerinde parmak izi bulunamamasının sanığın kendisinin tüfeğe müdahale ettiğini ve o anda patladığını savunması karşısında sanık aleyhine delil kararttı şeklinde bir sübuta götüremeyeceği, pekala tüfeğin oradaki bir başkası tarafından da silinmesinin mümkün olabileceği kanaatiyle Dairemiz çoğunluğunun sanığın kasten eşini öldürmek suçundan cezalandırılması yönündeki yerel mahkeme kararının onanmasına dair görüşüne katılmıyoruz.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.