Yargıtay - Hukuk Genel Kurulu

2013/308 Esas 2014/61 Karar
Karar Tarihi: 05.02.2014
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu         2013/308 E.  ,  2014/61 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 20/12/2011

NUMARASI : 2011/76-2011/250

Taraflar arasındaki “TPE YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlük” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. FSHH Mahkemesi’nce asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 15.04.2008 gün ve 2006/102 E., 2008/115 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan TPE vekili ve davalı-karşı davacı G... SPA vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.07.2010 gün ve 2008/12694 E., 2010/7719 K. sayılı ilamı ile;

(...Davacı vekili, müvekkilinin İ.... markasını ilk olarak 23.5.2000 tarihinde 2000/09712 numara ile 25.sınıfta tescil ettirdiğini, daha sonra 17.8.2001 tarihinde 03,09,14,18,24,25 ve 35.08 sınıflarda tescili için davalı kuruma müracaat ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının 03/02, 24. ve 25. sınıfın tamamı ve 35/08 sınıf için markanın yayınlandığını, davalı şirketin itirazının 16.07.2004 tarih ve M-1371 sayılı TPE YİDK kararıyla reddedildiği halde, aradan bir müddet geçtikten sonra YİDK’nun 17.09.2004 tarih ve M-1671 sayılı kararı ile bu kez 03/01,07 ve 08, 18/01,02,03 ve 04, 25.sınıfın ise tamamı başvurudan çıkartılmak suretiyle tescilin devamına çıkarılmasına karar verildiğini, YİDK kararını verirken müvekkilinden beyan almadığını, kararın gerekçeli olmadığını, müvekkilinin 2000/09712 numara ile tescil ettirdiği markasının dikkate alınmadığını, bu şekilde müvekkilinin 25. sınıfta kazanılmış hakkının gözetilmediğini, kaldı ki markaların birbirinden anlam, işaret ve fonetik bakımdan farklı olduğunu, müvekkilinin markasının KHK’nın 7/son maddesi anlamında ayırtedicilik vasfını taşıdığını, müvekkiline ait markanın Lübnan, İran ve Malta’da tescilli olduğunu ve Madrid Protokolüne üye devletlerde tescili için müracaat edildiğini, İCE ibaresinin de bir çok firma adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’nun 17.09.2004 tarih ve M-1671 sayılı kararının iptaline, başvuru konusu markanın sicil kaydına tümüyle tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı TPE vekili, müvekkilinin aldığı kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı-karşı davacı G.... S.P.A. vekili, davacının davaya konu başvurudan önce 2000/09712 numara ile tescilli markayı devir aldığını, tescilini istediği markanın sınıfı ile bu markanın sınıfının farklı olduğunu, 2000/09712 numara ile tescilli markanın iptali için İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2005/443 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kaldı ki müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, bu durumun TPE tarafından da karara bağlandığını, İCE serisi markaları varken davacının markasının tescil edilemeyeceğini, ayrıca markaların benzer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava olarakta; müvekkilinin davalı-karşı davacı aleyhine 2000/09712 numara ile tescilli markanın iptali için dava açtığını, davalı-karşı davacının başvuru konusu markasının müvekkili markalarına tecavüz ettiğini, aralarında iltibas olup, sınıfların aynı olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek, davacı-karşı davalıya ait 2001/16511 sayılı ICE BOYS markasının TPE nezdindeki tescilinin 09,18,24 ve 35.08 sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kurumun aldığı ikinci kararın maddi hatanın düzeltilmesinden ibaret olmadığı, doğrudan hakkın özüne ve tarafların menfaatine ilişkin, önceki kararı kısmen ortadan kaldıran bir karar olduğu, YİDK kararının verdikten sonra artık başvuru işlem dosyasını bir şekilde ele alıp aynı konuda hakkın özüne dokunan tarafların menfaatine dokunan karar veremeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile TPE YİDK’nun 17.09.2004 tarih ve M-1671 sayılı kararının iptaline, fazlaya ait istemin reddine, karşı dava yönünden ise, tescil işlemi tamamlanmış markanın hükümsüzlüğünün istenebileceği, karşı dava tarihi 14.10.2005 tarihinden sonra 8.1.2007 tarihinde tescilin gerçekleşmesi nedeniyle karşı davanın erken açıldığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı TPE vekili, davalı-karşı davacı G... S.P.A. vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE ve G... S.P.A.vekilinin asıl dava yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl dava yönünden verilen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı-karşı davacı G... S.P.A. vekilinin karşı davayla ilgili temyiz itirazlarına gelince; dava konusu 2001/16511 sayılı 'I...' ibareli başvurunun 03/01,07,08, 18/01,02,03,04.alt gruplar ile 25.sınıf ürünlerin tamamı yönünden kısmen reddine ilişkin 17.09.2009 tarih ve M-1671 sayılı TPE YİDK kararın iptali için davacı S... Giyim Şirketince açılan asıl davaya karış Gilmar S.P.A.tarafından da karşı dava yoluyla başvuruda yer alan 09,18,24 ve 35/08.sınıflar için S.... Giyim Şirketi adına tesciline karar verilen 2001/16511 sayılı markanın hükümsüz kılınması istenilmiştir.

Mahkemece her iki dava konusunun başvurunun kısmen kabul ve kısmen reddine dair TPE YİDK kararıyla ilişkili olduğu kabul edilerek asıl ve karşı davanın birlikte görülmek suretiyle sonuçlandırılmış olması ve yargılama aşamasında hükümsüzlüğü istenen sınıflar yönünden başvurunun kesinleşerek 2001/6511 sayılı markanın karşı davalı S... Giyim Şirketi adına tescil edildiği de gözetilerek, karşı dava bakamından da uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Asıl dava, TPE YİDK kararının iptali ile davacı tarafın marka başvurusunun tesciline karar verilmesi istemine ilişkin olup, karşı dava; davacı-karşı davalının 2001/16511 nolu marka başvurusunun tescil edildiği sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davalı- karşı davacı Gilmar SPA vekili karşı dava olarak; asıl davadaki davacı tarafın marka başvurusundaki “BOYS” ibaresinin “Genç Erkekler” anlamına geldiğini ve markada her hangi bir ayırt edici özelliği bulunmadığını, bu nedenle davacının “ICEBOYS” markası ile müvekkilinin “ICE” markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında benzer olduğunu, müvekkilinin “ICE BERG” ve “ICE BERG JEAN” markalarının tanımış markalar olduğunu, bu markalara benzer olan ve kötüniyetle başvurusu yapılan davacı markasının farklı sınıflarda dahi tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davacı-karşı davalının 16511 sayılı “ICEBOYS” markanın tescilli bulunduğu, 09, 18, 24, 35/08. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicil kaydından terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, asıl dava yönünden yapılan incelemede, TPE Markalar Dairesi Başkanlığı’nın bir marka tescil başvurusuna karşı verdiği karara ilişkin olarak yapılan itiraz üzerine TPE YİDK’in bir karar verdikten sonra ancak bu kararındaki maddi hatalarını düzeltebileceği, somut olayda Enstitünün aldığı ikinci kararın, maddi hatanın düzeltilmesinden ibaret bir işlem olmadığı, doğrudan hakkın özüne ve tarafların menfaatlerine ilişkin olarak önceki kararı kısmen ortadan kaldıran bir karar olduğundan iptalinin gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüyle 1671 sayılı TPE YİDK kararının iptaline, karşı davaya ilişkin olarak ise; bir markanın hükümsüzlüğü istemiyle dava açılabilmesi için her şeyden önce, tescilin sicile kaydedilmesinin gerektiği, marka tescilinin 08.01.2007 tarihinde gerçekleştiği, karşı davanın açıldığı 04.10.2005 tarihinde hükümsüzlüğü istenen 16511 sayılı başvurunun kısmen de olsa henüz tescil edilmemesi nedeniyle vakitsiz açılan hükümsüzlük davasının reddinin gerektiği gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Davalılardan TPE vekili ve davalı-karşı davacı G... SPA vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Daire’ce yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı-karşı davacı G... SPA vekili getirmiştir.

Asıl davaya ilişkin olarak verilen kararın kesinleştiği dosyada Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, karşı davaya ilişkin olup; yargılama aşamasında hükümsüzlüğü istenen sınıflar yönünden başvurunun kesinleşerek 2001/16511 sayılı markanın karşı davalı SDR Giyim Şirketi adına tescil edildiği de gözetilmek suretiyle karşı dava bakımından uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesinin mi, yoksa, henüz tescil edilmemiş bir markanın hükümsüzlüğü istenemeyeceği kabul edilerek karşı davanın açıldığı 04.10.2005 tarihinde, hükümsüzlüğü istenen 2001/16511 sayılı başvurunun kısmen de olsa henüz tescil edilmemiş olması nedeniyle vakitsiz açılan hükümsüzlük davasının reddinin mi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca; davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartlarındadır.

Bu noktada öncelikle, davada menfaat (hukuki yarar) kavramı üzerinde durulmalıdır:

Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Ramazan Aslan, Hanağası, Emel: Davada Menfaat kitabının önsözünden, Ankara/2009).

Öte yandan, bu yararın, 'hukuki ve meşru', 'doğrudan ve kişisel', 'doğmuş ve güncel' olması da gerekir (Hanağası, a.g.e., s.135).

Uygulama da, dava açarken menfaatin (hukuki yararın) bulunması gerekmesini dava şartı olarak kabul etmiştir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle, menfaate; davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (Hanağası, a.g.e., s.19-21).

Aynı hususlara, Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E.-458 K.; 29.05.2002 gün ve 2002/2-401 E.-451 K.; 17.03.2010 gün ve 2010/3-119 E.- 159 K.; 31.03.2010 gün ve 2010/11-143 E.-196 K.; 10.10.2012 gün ve 2012/19-477 E, 31.05.2013 gün ve 2012/ 19-1827 E.sayılı kararlarında da yer verilmiştir.

Dava şartının dava açıldığı tarihte mevcut olmamasına rağmen daha sonra tamamlanması durumu 6100 sayılı HMK’nın 115. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu Yasa hükmü aynen; “Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez” şeklindedir.

Her davada olduğu gibi, eldeki karşı davanın konusunu oluşturan “marka hükümsüzlük” davasında da davacının (karşı-davacı) bu davayı açmada hukuki yararı bulunmalıdır.

Somut olayda davacı-karşı davalı tarafın 2001/16511 nolu marka başvurusu 17.08.2001 tarihinde yapılmış olup, 3,9,14,18,24 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler için tescil işlemi 08.01.2007 tarihinde gerçekleşmiştir.

Karşı davanın açıldığı 04.10.2005 tarihinde hükümsüzlüğü istenen 16511 sayılı marka tescil başvurusunun kısmen de olsa henüz tescil edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, marka tescili yargılamanın devam ettiği aşamada 08.01.2007 tarihinde gerçekleşmiştir.

Bu itibarla, TPE YİDK kararının iptaline ilişkin açılan asıl dava ile birlikte bir hükümsüzlük davası olan karşı davanın birlikte görülerek delillerin toplanması ve hükümsüzlüğü istenen marka başvurusunun yargılama devam ederken TPE marka siciline tescil edilmiş olması karşısında yukarıda açıklanan 6100 Sayılı HMK’nın 115/3. maddesi hükmü uyarınca eldeki somut olayda artık bu aşamada dava şartının bulunmadığından söz edilemez.

O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı-karşı davacı G.... SPA vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.