Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2019/226 Esas 2020/66 Karar
Karar Tarihi: 06.02.2020
Yargıtay

Ceza Genel Kurulu         2019/226 E.  ,  2020/66 K.

'İçtihat Metni'Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Sayısı : 273-84

Mağdurlar ... ve ... (...) ...'ya yönelik olası kastla kasten yaralama suçundan sanık ...'in ayrı ayrı beraatine ilişkin Ağrı 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.05.2014 tarihli ve 101-208 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.04.2017 tarih ve 9454-4718 sayı ile;

'Taraf beyanları, raporlar, oluş ve dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı olası kastla yaralama suçunun sübut bulduğu gözetilmeden delillerin takdir ve değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 15.02.2018 tarih ve 273-84 sayı ile sanığın, mağdur ...’a yönelik olası kastla yaralama suçundan TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 21/2, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna; mağdur ...’e yönelik olası kastla yaralama suçundan ise TCK’nın 86/1, 86/3-e, 21/2, 62 ve 51/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye; her iki suç yönünden TCK’nın 63. maddesi uyarınca mahsuba karar verilmiştir.

Bu hükümlerin de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 14.02.2019 tarih, 7171-2940 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş,

Daire Üyeleri B. Başaran ve M. Demirel;

'Suç tarihinde, köyde yapılan düğün töreninde gelinin evden çıktığı esnada sanıklar ... ve ...'in ele geçirilemeyen tabancalarla, havaya ve yere doğru paralel olarak rastgele ateş etmeleri sonucu mağdurlar ... ..., ... ile ...'ün yaralandıkları olayda, sanıklar ... ve ...'in olay esnasında ateş ettiklerinin tanık beyanları ile sabit olduğu ancak sanıkların kullandıkları silahların ele geçirilememesi nedeniyle isabet alan mağdurların hangisinin hangi sanığın tabancasından çıkan kurşunla yaralandığı hususunun tespit edilemediğinin yanı sıra, tanık beyanları, mağdur beyanları ve dosya içindeki bilirkişi raporundan hangi sanığın kullandığı silah neticesinde yaralandıklarının da kesin biçimde belirlenememesi karşısında; olası kastla işlenen suçlarda gerçekleşen neticeye göre faillerin sorumluluğunun belirlenmesinin gerekmesine ve bu tür suçlarda kural olarak iştirakin de mümkün bulunmamasına göre, sanıkların olası kastla işlenen yaralama fiilinden iştirak ile sorumlu tutularak cezalandırılmalarına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmeyerek sanıkların beraatine ve bu nedenle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği' düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 17.03.2019 tarih ve 83232 sayı ile;

“Olası kastla işlenen suçlarda gerçekleşen neticeye göre faillerin sorumluluğu belirleneceğinden şerik olarak sorumlu tutulması mümkün olmayan sanığın ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiği” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 04.04.2019 tarih, 8661-7211 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıklar... ve ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları itiraz edilmeksizin; sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’e yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, bu kararlara yapılan itirazın mercisince reddedilmesi suretiyle; sanık ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu ile sanık ... hakkında mağdur ...’a yönelik olası kastla yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri temyiz edilmeksizin; sanık ... hakkında mağdur ...’ye yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen kesin nitelikteki adli para cezası, bu karara ilişkin temyiz isteminin Özel Dairece reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’e yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kararlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı olası kastla yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, sanığın mağdur ...'a yönelik alt sınırı 5 yıldan az olmayacak şekilde hapis cezası öngören kasten yaralama suçu bakımından istinabe suretiyle bozmaya karşı diyeceklerinin sorulup sorulamayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Sanık ... hakkında inceleme dışı diğer sanık ... ile birlikte 16.05.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...’e yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen eylemleriyle ilgili Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2012 tarihli ve 267-158 sayılı iddianamesi ile olası kastla yaralama suçundan ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Ağrı 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 06.05.2014 tarih ve 101-208 sayı ile sanığın ayrı ayrı beraatine karar verildiği, hükümlerin Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında sanığa bozmaya karşı diyeceklerinin İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesince 12.01.2018 tarihinde istinabe yoluyla sorulduğu, Yerel Mahkemece 15.02.2018 tarih ve 273-84 sayı ile bozmaya uyularak sanığın, mağdur ...’a yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 21/2, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna; mağdur ...’e yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 86/1, 86/3-e, 21/2, 62 ve 51/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye; her iki suç yönünden TCK’nın 63. maddesi uyarınca mahsuba karar verildiği anlaşılmaktadır.

Kasten yaralama suçu 5237 sayılı TCK’nın 86. maddesinde;

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silâhla,

İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır”,

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu ise aynı Kanun'un 87. maddesinde;

(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.',

Şeklinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı CMK'nın 196. maddesinin birinci fıkrasında; 'Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir',

Aynı maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde de; 'Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe suretiyle sorguya çekilebilir' hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan maddenin birinci fıkrasında, mahkemece sorgusu yapılmış olmak koşuluyla sanığın, kendisi veya bu hususta yetki verdiği hâllerde müdafisinin istemi ile duruşmada hazır bulunmaktan vareste tutulabileceği, ikinci fıkrasında ise; alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçtan yargılanan sanığın sorgusunun mutlaka esas mahkemesince yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu düzenlemeye göre, alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulacak ve istinabe olunan mahkeme önünde savunma yapmayı kabul etmesi hâlinde istinabe suretiyle sorguya çekilebilecektir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise; sanığın sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemesince gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu kural bozma sonrası yapılan yargılamada da geçerli olup alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığa istinabe yoluyla bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması olanağı bulunmamaktadır.

Sorgusundan önce sanığa, ifadesini yargılamayı yapan mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulmaması veya sorulması üzerine duruşmadan bağışık tutulmak istemediğini belirtmesi ya da yargılamaya konu suçun cezasının alt sınırının beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirmesine karşın, istinabe yoluyla alınan ifadesiyle yetinilmesi veya bozmaya karşı diyeceklerinin istinabe yoluyla sorulması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağından mutlak bir bozma nedenidir.

Tarafı bulunduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dâhil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 'Adil Yargılanma Hakkı' başlıklı altıncı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde de, sanığın en azından kendi kendisini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunma yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı zımnen kabul edilmiştir. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, bir yükümlülük olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;

TCK'nın 87. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde; “Mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olan kasten yaralama fiilinin silahla işlenmesi hâlinde verilecek hapis cezasının beş yıldan az olmayacağı” öngörülmüş olup bozma üzerine yapılan yargılamada, sanığa bozmaya karşı diyeceklerinin Ağrı 2. Asliye Ceza Mahkemesince bizzat sorulmayarak istinabe yoluyla sorulması suretiyle, CMK'nın alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı sanığın sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece yapılması zorunluluğunu düzenleyen emredici nitelikteki 196. maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edilmesi, savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkemece sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’e yönelik olası kastla yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanığın mağdur ...'a yönelik alt sınırı beş yıldan az olmayacak şekilde hapis cezası öngören kasten yaralama suçu bakımından istinabe yoluyla bozmaya karşı diyecekleri sorulduğundan savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.02.2019 tarihli ve 7171-2940 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3- Ağrı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2018 tarihli ve 273-84 sayılı, sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'e yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin, sanığın mağdur ...'a yönelik alt sınırı beş yıldan az olmayacak şekilde hapis cezası öngören kasten yaralama suçu bakımından istinabe yoluyla bozmaya karşı diyecekleri sorulduğundan savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 06.02.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.