Yargıtay - Hukuk Genel Kurulu

2019/416 Esas 2021/427 Karar
Karar Tarihi: 06.04.2021
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu         2019/416 E.  ,  2021/427 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı ... vekili 12.12.2014 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin sevk ve idaresindeki araçla seyir hâlinde iken davalının bakım ve gözetiminde bulunan yerinden çıkmış olan rögar kapağına çarparak hasarlandığını, tespit raporuna göre hasar miktarının 19.350TL olarak belirlendiğini, aynı konu ile ilgili olarak müvekkilinin 21.03.2011 tarihinde ... 1. İdare Mahkemesine dava açtığını, anılan davanın davalı idareye başvurulmadığı gerekçesiyle müvekkili aleyhine karara bağlandığını, kararın Danıştay 8. Dairesince onandığını, davalı Kuruma yapılan başvurudan da olumlu sonuç alınamadığını ileri sürerek hizmet kusurundan kaynaklanan 19,350TL’nin olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili 06.01.2015 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu olayda Kaski’nin sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, davanın tam yargı davası olarak idare mahkemelerinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararı:

6. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2014/845 E., 2016/150 K. sayılı kararı ile; aracın kaza tarihi itibari ile ... adına kayıtlı olduğu, 13.10.2015 kaydiye ve harç tarihli dilekçe gözetilerek davacı sıfatıyla ... ile yargılamanın sürdürüldüğü, kazanın tamamen davalının kusuruyla meydana geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 19.000TL'nin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 350,00TL'ye yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 03.05.2017 tarihli ve 2016/11247 E., 2017/4946 K. sayılı kararı ile;

“…1- Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı ... Başkanlığını hizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargıya ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. O halde mahkemece, HMK 114/b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine de gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/419 E., 2017/547 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davanın yargı yolu bakımından adli yargıda mı, yoksa idari yargıda mı çözümlenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN

12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; ... vekilinin 18.10.2015 havale tarihli dilekçe ile; aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek davaya davacı sıfatıyla ...'ün dahil edilmesine karar verilmesini talep ettiği, başvurma harcı, peşin harç, gider avansının yatırıldığı, davacının ve talepte bulunanın vekilinin aynı olduğu, yerel mahkemece dilekçenin elden davalı tarafa tebliğine karar verildiği, dilekçenin esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir ara karar oluşturulmadığı, gerekçeli kararda ise davacı ... adına yargılamaya devam edildiği belirtilerek kararın başlığında davacı olarak ...’e yer verildiği, Özel Daire karar başlığında davacı olarak ...’in gösterildiği, ...’ün UYAP ortamında dosyanın tarafı olarak kayıtlı bulunmadığı, belirtilen hususta bir temyiz itirazının bulunmadığı, davacı olarak görünen ... hakkında da bir karar verilmediği gözetildiğinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre davacının açıklanan şekilde değiştirilip değiştirilemeyeceği, bu durumun kararın infazında tereddüt oluşturup oluşturmayacağı hususu ön sorun olarak değerlendirilip tartışılmıştır.

IV. GEREKÇE

13. Çekişmeli yargı işlerinde, subjektif bir hakkının ihlal edildiğini, tehlikeye sokulduğunu, kendisinden haksız bir talepte bulunulduğunu iddia eden kimsenin mahkemelerden hukuki koruma talep etmesi dava, söz konusu hakkın ileri sürülebilmesine ise dava hakkı denilmektedir. Mahkemeden hukuki koruma isteyen kişi davacı, karşı taraf ise davalı olarak anılır.

14. Her davada, davacı ve davalı olmak üzere iki taraf vardır. Bir davada, birbiri ile uyuşmazlık hâlinde iki taraf yoksa, o zaman dava değil, çekişmesiz yargı işi söz konusu olur ve çekişmesiz yargıya ilişkin kurallar uygulanır (Kuru, B./Arslan, R./Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku, ... 2011, s. 260).

15. Davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlar ise dava şartlarıdır. Bu şartlar mahkemeye, davanın taraflarına ya da dava edilen konuya göre çeşitlilik gösterebilir. Dava şartları mahkeme tarafından resen araştırılır.

16. Dava, davacı tarafça verilen bir dilekçe ile açılır. Dava dilekçesinin içeriğinde hangi hususların yer alması gerektiği HMK’nın 119. maddesinde belirtilmiştir. Dava açılırken yargılama harçlarının ve gider avansının mahkeme veznesine yatırılması zorunludur. Davanın açılması ile maddi hukuk ve usul hukuku bakımından birtakım sonuçlar doğar. Bu sonuçlardan biri de davanın geri alınması yasağıdır. HMK’nın 123. maddesine göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.

17. 6100 sayılı HMK’nın 124/3-4 maddesi uyarınca dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim karşı tarafın rızasına gerek olmadan taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu kapsamda somut durumun özelliğine göre davacının adı veya soyadının yazılmasında yanılma olmuş ise bu yanılma düzeltilebilir. Somut durumun medeni usul hukukunun genel ilkelerine aykırı düşüp düşmediği, maddi hataya, kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olup olmadığı ve dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığı mahkemece incelenmelidir.

18. Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Buna asli müdahale denilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır ( HMK m. 65/2). Asli müdahale davası da bir dava dilekçesi ile açılır. Asli müdahilin usulüne uygun bir dava açması ve harçlarını ödemesi ile asli müdahale tamamlanmış olur. Mahkeme ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip karara bağlar. Fakat her iki dava birbirinden bağımsız olduğundan mahkeme asli müdahale davası hakkında da ayrı hüküm verir ( Kuru, B.: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, ... 2020, s. 992 vd.).

19. HMK’nın 297. maddesinde bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği şu şekilde açıklanmıştır:

“(1) Hüküm 'Türk Milleti Adına' verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”

20. Buna göre, bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

21. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, 12.12.2014 tarihinde dava açmıştır. Davacı sürücünün taraf olarak yer aldığı idare mahkemesi kararlarına yer verilmiş, kaza tespit tutanağı ve kaza ile ilgili diğer belgeler dava açılırken dava dosyasına eklenmiştir. Yargılamanın devamı sırasında 18.10.2015 havale tarihli dilekçe ile “…2014/845 E. dosyada kaza tarihinde zarara uğrayan araç müvekkilimiz ... adına kayıtlı olduğundan ilgili dosyaya davacı olarak katılmak istemekteyiz…” şeklinde talepte bulunularak, dilekçenin sonuç kısmında ise; “…davaya davacı sıfatıyla ...'ün dahil edilmesine karar verilmesi…” ifadelerine yer verilerek yargı harçları ve gider avansı yatırılmıştır. Davacı ... ile talepte bulunan ... aynı avukat tarafından temsil edilmektedir. Dosya kapsamından yargılama aşamasında sunulan dilekçenin mahkemece asli müdahale talebi mi yoksa HMK’nın 124/3 maddesi anlamında bir talep olarak mı kabul edildiği hususunda bir değerlendirme bulunmamakta olup, yalnızca dilekçenin bir örneğinin davalı tarafa elden tebliğine karar verilmiştir. Gerekçeli kararda yer alan “…Kaza tarihi itibariyle zarara uğrayan aracın ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla adı geçenin 13.10.2015 kaydiye ve harç tarihli dilekçesi gözetilerek davacı sıfatıyla ... ile yargılama sürdürülmüştür…” şeklindeki gerekçe ise denetime olanak sağlayacak açıklıkta bulunmamaktadır. Mahkemece her iki düzenlemenin birbirine karıştırıldığı anlaşılmaktadır. Zira, gerekçeli kararın başlığında davacı olarak yalnızca ...’e yer verilmiştir. Davacı olarak görünen ... hakkında bir karar verilmemiştir.... taraf sıfatıyla UYAP’ta kayıtlı olmayıp, anılan dilekçe elektronik ortamda dahili dava dilekçesi olarak yer almıştır. Kararın tebliğe çıkarılması ise davacı olarak ... - ... birlikte gösterilmek suretiyle talep edilmiştir. Özel Daire karar başlığında ise, kayıtlara göre davacı olarak ... gösterilmiştir. Karar HMK’nın 297. maddesine uygun oluşturulmadığı gibi, gerekçe de denetime elverişli bulunmamıştır.

22. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.

23. O hâlde mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak sunulan dilekçenin veriliş amacı, tarafların konumu, değerlendirilip sonucuna göre, HMK 297. maddesinde öngörülen usule uygun olarak, denetime elverişli bir biçimde açık ve kararın infazında tereddüde mahal vermeyecek şekilde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.

24. Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

V. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Direnme kararının yukarıda gösterilen nedenden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun'un 440/III-I. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.04.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.