Yargıtay - Hukuk Genel Kurulu

2017/1717 Esas 2021/928 Karar
Karar Tarihi: 06.07.2021
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu         2017/1717 E.  ,  2021/928 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

D

1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile müvekkillerinin murisi altı aylık Hayranur'un yaya kaldırımı üzerinde bulunmakta iken, davalı ...'ın işleteni, davalı ...'in sürücüsü, davalı ...Ş.’ye zorunlu trafik sigortası ile sigortalanan aracın çarpması sonucu küçük Hayranur'un vefat ettiğini, müvekkili ...’in de yaralandığını ileri sürerek asıl davada anne ve baba için toplam 2.000TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalı ... ve davalı sigortadan tahsiline; birleşen davada ise anne ve baba için 20.000'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı sürücü Adem'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 8.185,75TL’ye yükseltmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı ... Group Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, araç sürücüsünün kusuru oranında ve limitle sınırlı sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

7. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kusur oranını kabul etmediklerini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin İlk Kararı:

8. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.07.2011 tarihli ve 2010/254 E., 2011/453 K. sayılı kararı ile; kazanın tamamen davalı sürücünün kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anne için 5.896,74TL, baba için 2.288,75TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve davalı ...Ş.’den tahsiline; anne ve baba için ayrı ayrı 5.000'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'ten tahsiline karar verilmiştir.

Özel Dairenin İlk Bozma Kararı:

9. Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

10. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 16.01.2013 tarihli ve 2011/12989 E., 2013/189 K. sayılı kararı ile;

“…1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin İkinci Kararı:

11. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2013 tarihli ve 2013/204 E., 2013/245 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyulmasına karar verilerek davanın kısmen kabulüne; davacı ... Karaca bakımından 2.288,75TL, davacı ... bakımından 5.896,74TL olmak üzere toplam 8.185,49TL maddi tazminatın davalılardan ... ve Dubai Sigorta'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2.000TL için dava tarihinden, 6.185,49TL bakımından ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacıların her biri için 10.000’ er TL olmak üzere toplam 20.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:

12. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

13. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.12.2013 tarihli ve 2013/17146 E., 2013/17532 K. sayılı kararı ile;

“… 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Dairemizin yukarıda belirtilen bozma ilamında karar bu husus nedeniyle bozulmuş ve mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş ise de, mahkemece bozma gereği yerine getirilmemiştir.

Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

14. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.05.2014 tarihli ve 2014/259 E., 2014/274 K. sayılı kararı ile; bozma kararının yine manevi tazminatın miktarı hususunda olduğu, ilk bozma ilamına mahkemece uyulduğu ve tazminat miktarının %100 oranında artırıldığı, ölen küçüğün 4 aylık bebek, ölüme taksirle sebebiyet veren davalı ...’in 1988 doğumlu ve kaza tarihi itibariyle 22 yaşında olduğu, hiç kimsenin küçük bir bebeğin ölümüne bilerek isteyerek sebebiyet vermek istemeyeceği, yargılama sonucunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde yer alan hükmün dikkate alınarak ekonomik ve sosyal durumlar gözetilmek suretiyle manevi tazminat takdir edildiği, davalının olay tarihinde üniversite öğrencisi olduğu, hayata yeni başlayacağının mahkemece dikkate alındığı, ceza mahkemesinde de yargılamasının yapıldığı, mahkemenin uygun gördüğü tazminatın vicdanen doğru olduğu, Yargıtayın iki kez manevi tazminat bakımından dosyayı bozup gönderdiği, yerel mahkeme hâkiminin takdirine müdahale ettiği, dosyanın geçirmiş olduğu aşama dikkate alınarak uygun manevi tazminat miktarının mahkemece belirlenen tazminat miktarı olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine; davanın kısmen kabulüne; davacı ... Karaca bakımından 2.288,75TL, davacı Nergiz Karaca bakımından 5.896,74TL olmak üzere toplam 8.185,49TL maddi tazminatın davalılardan ... ve Dubai Sigorta'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2.000TL için dava tarihinden, 6.185,49TL bakımından ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacıların her biri için 10.000' er TL olmak üzere toplam 20.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

15. Direnme kararı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

16. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın düşük olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

(1) Davacılar vekilinin uyuşmazlık konusu dışında kalan temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede;

17. Hukukî yarar dava şartı olduğu gibi, temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Dava destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası olarak açılmış olup, maddi tazminat bakımından verilen karar ilk bozma kararı ile kesinleşmiştir. Mahkemece Özel Daire bozma kararlarının yalnızca hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik olduğu bahsedilerek kesinleşen kısımlara hükümde yer verilmiştir. Davacılar vekilinin maddi tazminata ve kesinleşen yönlere ilişkin olarak yapmış olduğu temyiz itirazlarında hukukî yarar bulunmadığından bu talepler bakımından temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

(2) Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede;

18. Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; kusur, zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir.

19. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 47. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 56.] maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

20. Yine Borçlar Kanunu’nun 47. (TBK 56.) maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

21. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.

22. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

23. Yukarıda yapılan bu kısa açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, olayın meydana geliş şekli, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenler ve olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında; meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların kızının ölümü ve davacı ...’in de yaralanması nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunan davacılar için hükmedilen manevi tazminatı düşük olup, temyiz eden davacılar lehine daha uygun oranda manevi tazminat miktarlarına hükmedilmesi gerekmektedir.

24. O hâlde mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

25. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:

(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin direnme kararının kapsamı dışında kalıp kesinleşen yönler bakımından yapmış olduğu temyiz itirazlarının hukukî yarar yokluğundan REDDİNE

(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin direnme kapsamında kalan manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440/III-I maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.07.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.