Yargıtay - 1. Hukuk Dairesi

2021/1461 Esas 2022/797 Karar
Karar Tarihi: 07.02.2022
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi         2021/1461 E.  ,  2022/797 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istekli dava sonunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 15/01/2021 tarihli 2020/766 Esas 2021/53 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalılar tarafından temyiz edilmiş olup; davalı ... Geçgelen vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 07/02/2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... Geçgelen ve vekilleri Avukat...... ve Avukat ......, davalı......vekili Avukat ...... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ...... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalı ... İkiz vekili Avukat v.d. gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar, mirasbırakan babaları ... Geçgelen’in maliki olduğu dava konusu 554 ada 3 parsel sayılı taşınmazı, mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, davalı vekili ve oğlu ... marifetiyle, davalı ...’in yakın arkadaşı olan davalı ...’e, adı geçenin de davalı ...’a, onun da davalı ...’e satış yoluyla temlik ettiğini, davalılar arasında arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu, taşınmazda davalı ...’in tasarruf etmeye devam ettiğini, kanser hastası olan mirasbırakanın satış ihtiyacı içinde olmadığı gibi, mirasbırakanın ölümünden kısa bir süre önce yapılan satış işleminin bedelinin terekeden çıkmadığını ileri sürerek, dava konusu 554 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa taşınmazın gerçek değeri üzerinden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla miras paylarına isabet eden şimdilik 30.000 TL tazminatın 09/02/2007 satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP

1.1. Davalı ... Geçgelen, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, mirasbırakana vekaleten satış işlemini yaptığını, mirasbırakanın sözlü vasiyet ile 14 adet dairesini her bir çocuğuna 2’şer daire düşecek şekilde paylaştırdığını, 2 adet dairesini de bir hayır kurumuna verdiğini, mirasbırakanın arzusu doğrultusunda 07/10/2009 tarihinde her bir çocuğun 2’şer daire aldığını, mirasbırakanın yapmak istediği hayır işleri nedeniyle dava konusu taşınmazın satıldığını ve bedelinin hayır işlerinde kullanıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

1.2. Davalı ... İkiz, dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı olarak davacıların mirasbırakanından bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, mirasbırakanın bu taşınmazı satıp hayır işlerinde kullanacağını beyan ettiğini, davalı ... ile yakınlıkları bulunmadığını, bir süre sonra taşınmazı sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

1.3. Davalı ... ..., dava konusu taşınmazı 2008 yılında yatırım amaçlı satın aldığını ve uzun yıllar kira bedellerini tahsil ettiğini, taşınmazda mirasbırakanın eşi ile davacı kızı ...’nin oturduğu dairenin kirasını davalı ...’in ödediğini, 2016 yılında paraya ihtiyacı olması nedeniyle taşınmazı 400.000 TL bedelle davalı ...’e sattığını, taşınmazı 8 yıl boyunca elinde bulundurduğunu ve hiç kimsenin hak iddiasında bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

1.4. Davalı ..., dava konusu taşınmazı davalı ... ...’tan 400.000 TL bedelle satın aldığını, ödemeye ilişkin banka dekontları bulunduğunu, taşınmazı satın aldıktan sonra kira bedellerini tahsil ettiğini ve dava dışı bir şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, taşınmazın kendisinin tasarrufu altında bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, işlemlerin gerçek bir satış olup, muvazaa olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.İstinaf Nedenleri

Savunmanın ispatlanmadığını, satış bedelinin ödendiğine ilişkin bir kanıt da sunulmadığını, ancak davalı ...’in son duruşmadan önce sunduğu dilekçesinde savunmasını değiştirip, genişlettiğini, mirasbırakana ve annesine baktığını, satış bedelinin bir kısmının hayır işlerinde kullanıldığını, bir kısmının mirasbırakanın eşine verildiğini, bir kısmının tedavi giderlerinde kullanıldığını beyan ettiğini, yerel mahkemenin bu beyana itibar ettiğini, mirasbırakan ve eşine davalı ...’in değil davacı ...’nin baktığını, temlikin muvazaalı olduğunun ispatlandığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu, taşınmazı satış yoluyla edinen diğer davalıların ise davalı ...’in arkadaşları olup, davalıların alım gücü bulunmadığını, taşınmazla davalı ...’in ilgilendiğini, davacı ...’nin dava konusu taşınmazda oturmaya devam ettiğini ve hiç kimseye kira ödemediğini, abone kayıtlarının da muvazaalı satışları gösterdiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi için davalı ...’in görüştüğünü davalı tanığının söylediğini, davalı ... ile dava dışı ...’nin banka hesaplarına kira bedellerinin kiracılar tarafından yatırıldığının kayıtlarla anlaşıldığını, delillerin hatalı taktir edildiğini, dava dışı erkek kardeşlerin menfaati bulunduğu halde onların tanıklıklarına itibar edildiğini, davalının savunma olarak dayanmadığı bir gerekçeyle davanın reddine karar verildiğini, diğer davalıların iyiniyetli olmadıklarını, dava konusu taşınmazın değerinin çok düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 15/01/2021 tarihli 2020/766 Esas 2021/53 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yaptığından söz edilemeyeceği, mirasbırakanın dava konusu taşınmazı davalı ...’e temlikinin, taşınmazın gerçekte davalı mirasçısı ... ile dava dışı erkek çocuklarına temliki amacına yönelik olup, gerçek bir satış olmadığı, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulü yönünde yeniden hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

2.1. Davalı ... İkiz vekili temyiz itirazlarında

Davacıların mirasbırakanı tarafından her bir çocuğuna 2’şer daire paylaştırıldığını, 2 adet dairenin de hayır kurumuna bağışlandığını, mirasbırakanın hak dengesini gözetir şekilde paylaştırma yaptığını, mirasbırakanın başkaca taşınmazı da bulunmakta olup mal kaçırma kastından söz edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazı mirasbırakandan yatırım amaçlı satın aldığını, daha sonrasında da sattığını, satışın gerçek olduğunu, alım gücü olmadığı yönündeki iddianın ispatlanmadığını, davacı tanıklarının, davalı ... ile husumeti olan kişiler olup yakın akraba olmaları nedeniyle beyanlarının hükme dayanak yapılamayacağını, iddianın ispatlanmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.2. Davalı ... ... vekili temyiz itirazlarında

Taşınmazı yatırım amacıyla ve iyiniyetli olarak satın aldığını, kiracılardan uzun yıllar kira bedeli aldığını, tanık Hasan Geçgelen’in, kira bedelini kendisine ödediğini beyan ettiğini, mirasbırakan tarafından paylaşım yapıldığı ve herkesin payına düşeni alması nedeniyle muvazaadan söz edilemeyeceğini, taşınmazı mirasbırakandan değil davalı ...’ten satın aldığını, taşınmazın yaklaşık 8 yıl boyunca maliki olduğunu, salt bedeler arasındaki oransızlığın muvazaanın kanıtı olmadığını, mirasbırakanın başkaca taşınmazları da olduğunu, taşınmazın kendi üzerinde iken davacıların hiçbir şekilde hak iddiasında bulunmadıklarını, kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığını, TMK’nin 1023. maddesine göre iyiniyetinin korunması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.3. Davalı ... vekili temyiz itirazlarında

Dava konusu taşınmazı satış yoluyla edinen üçüncü el olduğunu, TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan faydalanması gerektiğini, mirasbırakanın hak dengesini gözetir şekilde mirasçılarına paylaştırma yaptığını, mirasbırakanın çocuklarına verdiği 2’şer daire dışında başkaca taşınmazları da olduğunu, miras taksim edilirken dava konusu taşınmazın neden gündeme gelmediğinin açıklanmadığını, davacı tanıklarının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazı mirasbırakandan değil davalı ... ...’tan satın aldığını, yatırım amaçlı ve 400.000 TL bedelle satın aldığını, banka kanalıyla ödeme yaptığını, kira bedellerini tahsil ettiğini ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak tasarrufta bulunduğunu, kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.4. Davalı ... Geçgelen vekili temyiz itirazlarında

Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, davaya konu satış işlemlerinin dava dışı erkek evlatlar ... ve Hasan lehine de yapılan muvazaalı işlemler olduğunun benimsendiğini ancak bu gerekçenin hiçbir dayanağı olmadığını, davalılar arasında arkadaşlık ilişkisi olduğunun ispatlanmadığını, kaldı ki komşuluk ya da arkadaşlık ilişkisi olmasının muvazaayı göstermeyeceğini, davacı ...’nin kira parasının davalı ... tarafından ödendiğini, taşınmazın üç kez el değiştirmesi nazara alındığında davacıların bundan haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanık ... ...’ın, taşınmazın davalı ... ...’a ait olduğunu, kira ödemelerini davalı ...’a yaptığını söylediğini, mirasbırakanın her bir çocuğuna 2’şer daire verip 2 dairesini de hayır kurumuna verdiğini, dava konusu taşınmazı ise satıp, bedelinin hayır işlerinde kullanılmasını istediğini, mirasbırakanın iradesine uygun olarak hayır işleri yapıldığını, davalıların kötüniyetli olduklarının ispatlanmadığını, ödemelerin banka dekontlarıyla ispatlandığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı ... lehine yapıldığının ispatlanmadığını, mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla hareket etmediğini, mirasbırakanın kanser hastalığı sürecinde davalı ...’in bakıp tedavi giderlerini karşıladığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Uygulamada ve öğretide 'muris muvazaası' olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

3.3. Değerlendirme

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, IV.3. paragraftaki kararın verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

VI. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, davalıların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını duruşma istekli temyiz eden davalı ... Geçgelen’den alınmasına, alınması gerekli 38.415,56 TL onama harcının davalılardan peşin olarak alınması nedeniyle yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 07.02.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.