Yargıtay - 8. Hukuk Dairesi

2010/5351 Esas 2011/1268 Karar
Karar Tarihi: 07.03.2011
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi         2010/5351 E.  ,  2011/1268 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tescil, tapu iptali ve tescil

... ve müşterekleri, katılan davacılar ... ve müşterekleri ile Hazine ve Dökmetaş Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil, tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Diyarbakır 3.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.05.2010 gün ve 225/415 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile katılan davacılar vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili, mevkii ve sınırlarını dava dilekçesinde gösterdiği beş parça tapusuz taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak vekil edenleri adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, mahallinde yapılan keşif sonrası 26.5.2009 tarihli yargılama oturumunda ...’nin kullanımında olduğu belirlenen taşınmaz bölümüyle ilgili davalarından feragat etmiştir.

Davalı Hazine vekili, Dökmetaş köyünün mahalleye dönüşerek belediyeye bağlandığını, idari tahkikatlarına göre kazanma koşullarının oluşmadığını, bir kısım yerin idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini, diğerleri için de idari yoldan tescil işlemlerinin devam ettiğini, taşınmazlardan bir kısmının mera parsellerine bitişik ve mera vasfında olduğunu, hava fotoğraflarının uygulanması gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuş, Dökmetaş köyü tüzel kişiliğine yapılan tebligata rağmen cevap veren ve duruşmaya gelen olmamıştır.

14.4.2009 tarihinde harcını yatırarak davaya katılan davacılar ...mirasçıları ... ve müşterekleri vekili, mevkii ve sınırlarını dilekçesinde gösterdiği yaklaşık 60 dönüm miktarındaki taşınmazın imar - ihya, miras ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki nedenine dayanarak bu taşınmaz bölümünün vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacıların davasının kısmen kabulüne, Diyarbakır ili Dökmetaş köyünde bilirkişilerin 22.05.2009 havale tarihli raporundaki kroki ekinde (a) harfi ile gösterdikleri 14.369,56 m2 bölümün davacı ... oğlu ... adına, (c) harfi ile gösterdikleri 58.720 m2 bölümün davacılar ... oğlu ... ve Memduh oğlu ... adlarına 1/2 hisse olarak, (d) harfi ile gösterdikleri 65.850,60 m2 bölümün davacılar ..., ... ve ... adlarına 1/3 hisse olarak, (g) harfi ile gösterdikleri 62.795 m2 bölümün davacı ... adına, (h) harfi ile gösterdikleri 48296 m2 bölümün davacı ... adına, (j) harfi ile gösterdikleri 61.881 m2 bölümün davacı ... adına, (k) harfi ile gösterdikleri 49.328 m2 bölümün davacı ... Damar adına köyün müteselsil son parsel numarası verilmek üzere tapuya tesciline, Dökmetaş köyü 707 nolu parselin tapu kaydının iptali ile 1/2 hisse olarak Memduh oğlu ... ve Hasan oğlu ... adlarına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili, katılma yolu ile tescil istenen bölümle ilgili katılan davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tapu iptali tescil ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, yerel bilirkişi ve tanıkların taşların toplanarak imar-ihya edildikleri ve davacıların kazanmaya yeterli 20 yılı aşkın zilyetlikleri bulunduğuna ilişkin açıklamaları, ziraatçi bilirkişinin tarım arazisi ve taşlık olan yerleri ayrı ayrı numaralandırarak bildirmesi üzerine yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne ve ayrı ayrı davacılar adına tesciline karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Dava konusu taşınmazların kadastro çalışmalarında hangi tarihte ve ne niteliğiyle tesbit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulmamakla birlikte dosya kapsamı, pafta ve toplanan delillere göre Dökmetaş köyünde kadastro çalışmalarının 1970-71 yıllarında kesinleştiği ve dava konusu taşınmazların taşlık niteliği ile tesbit dışı bırakıldıkları anlaşılmaktadır.

Dava tescil davası olarak açılmış ve TMK.nun 713/3.maddesi gereğinde davada Dökmetaş köyü davalı olarak yer almış ise de, gerek Hazine cevabı, gerekse teknik bilirkişi raporundaki bilgilere göre Dökmetaş köyünün 22.3.2008 tarihinde ilçe haline gelen Yenişehir Belediyesine bağlı mahalleye dönüştüğü anlaşılmaktadır. Mahalle muhtarlıklarının tüzel kişilikleri bulunmadığı için bu davalarda taraf durumunu alamazlar. Ayrıca 2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin sınırları İl mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Tescil konusu taşınmaz Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde de bulunduğuna göre davanın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Yenişehir Belediyesine yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin tesbiti ile ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Anılan hüküm uyarınca taraf teşkili yapılmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.

Dava tescil davası olarak açılmış ise de yargılama sırasında taşınmazlardan bir tanesinin idari yoldan 707 parsel numarası ile Hazine adına tapuya kaydedildiğinin anlaşılması üzerine tapu iptali ve tescil olarak görülüp sonuçlandırılmıştır. Ancak dosya arasında idari yoldan 70.436,17 m2 miktarı ile 707 parsel olarak Hazine adına tapuya tescil edildiği kabul edilen ve hükümde de tapu kaydının iptaline karar verilen 707 parsele ait tapu kaydı ile idari yoldan oluşumuna esas belgeler dosya arasında bulunmamaktadır. Mahkemece tapu kaydı ve idari yoldan tesciline dayanak belgelerin getirtilerek hüküm kurulurken göz önünde bulundurulması gerekirken tapu kaydı getirtilmeden iptal ve tescile karar verilmesi doğru olmamıştır.

Davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinden teknik bilirkişi raporunda (e) harfi ile gösterilen 39.612 m2 miktarındaki taşınmazın mahallinde 10.4.2009 tarihinde yapılan keşifte katılan davacılar tarafından zilyet ve tasarruf edildiğinin tanık olarak dinlenen katılan davacılardan ... tarafından ifade edilmesi üzerine 26.5.2009 tarihli yargılama oturumunda davacılar vekili tarafından bu taşınmazla ilgili davalarından feragat ettikleri bildirilmiştir. Aynı taşınmazla ilgili feragat öncesinde 14.4.2009 tarihinde harcını yatırdığı TMK.nun 713/6.maddesi kapsamındaki dilekçesinde ... ve müşterekleri vekili, bilirkişi krokisinde (e) harfi ile gösterilen taşınmazın imar-ihya ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak vekil edenleri adına tescil edilmesini istemiştir. Mahkemece karar gerekçesinde feragattan bahsedilmiş ancak, gerek feragat ve gerekse katılan davacıların tescil isteği ile ilgili bir hüküm kurulmamıştır. Bu taşınmazla ilgili davacıların davasının reddine, katılan davacıların harcını yatırdıkları ve TMK.nun 713/6.maddesine göre verdikleri dilekçeleri ile aynı taşınmazla ilgili tescil istekleri bakımından da olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde fazlaya ilişkin talebin reddi şeklinde hüküm kurulmuş olması da yerinde değildir.

Mahkemece, taşınmazın niteliği ve imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı hususunda yapılan inceleme de yeterli değildir. Taşınmazların bir kısmında sınırda mera bulunmasına rağmen yapılan mera araştırması yeterli olmadığı gibi mahkemece komşu 184, 238, 241, 269, 270 ve 309 parsellere ait tapu kayıtları ile kadastro tutanakları ve tüm dayanakları getirtilmemiş, keşifte uygulanmamış, dava konusu taşınmaz bölümlerini ne olarak gösterdikleri üzerinde durulmamıştır. Bu bakımdan öncelikle yöntemine uygun bir biçimde meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişilerin listesinin kaymakamlık aracılığıyla istenmesi, yine meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek tanıklar ve delillerini bildirmeleri için taraflara süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258. maddesi gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları ve aynı kanunun 259. maddesi gereğince keşifte dinlenmeleri, bundan ayrı az yukarıda numaraları yazılan komşu parsellere ait tapu kaydı, kadastro tutanakları ve varsa dayanaklarının bulundukları yerden getirtilerek dosya arasına konulması, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, dava konusu taşınmazlar yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaretlettirilmesinin sağlanması, taşınmazın kadim meradan elde edilip edilmediğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, teknik bilirkişiden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresi bir bütün olarak toprak yapısı incelenmek suretiyle dava konusu taşınmazların kadim meradan elde edilen yerlerden olup olmadığı konusunda aynı şekilde gerekçeli raporun bilirkişiden istenmesi gerekmektedir.

Ayrıca uzman ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen 22.5.2009 tarihli raporda, (a) ile gösterilen 14.369,56 m2 miktarındaki taşınmazın mera parsellerine bitişik ve mera özelliği taşıdığı, mera olarak kullanılması gerektiği açıkça belirtildiği halde mahkemece bu bölüm bakımından mera niteliği dikkate alınmaksızın davanın reddi yerine bu bölüm bakımından da kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.

Bundan ayrı davacılarla ilgili ayrı ayrı imar-ihya nedeniyle tescile karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde, bir kısım taşınmazın zilyedliğinin vekil edenlerinin babalarına ait iken babalarından vekil edenlerine geçtiği dolayısıyla eklemeli 38 yıllık zilyetlik süresi olduğu açıklandığına göre taşınmazların ilk kim tarafından ne şekilde ne zaman imar-ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiklerinin mahallinde yapılacak keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı şekilde sorularak eklemeli zilyetlikle ilgili durum açıklığa kavuşturulmalıdır. Yine davacılar, katılan davacılar ile miras bırakanları ...’nin, eklemeli zilyetlik halinde ayrıca davacıların miras bırakanlarının belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince araştırılması, belgesizden edinilen taşınmaz olup olmadığının Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı olarak tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanak ve ekleri ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davalarına ait dosyaların ise ait olduğu mahkemelerden getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde açıklanan miktarlar yönünden gözönünde tutulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.

Bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için TMK.nun 999. maddesi uyarınca tapuya tescil mümkün, özel mülkiyete elverişli yerlerden olması ve kamunun yararlanmasına ayrılan yerlerden olmaması gerekmektedir. Bu doğrultuda, bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmaları gerekir. Dava tarihinden geriye doğru 20-25 yıl öncesinden başlamak üzere dava tarihine kadar olan zaman diliminde çekilmiş iki adet 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları bulundukları yerden getirtilerek bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi halinde sağlıklı bir yargıya ulaşılabilir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiği takdirde arazi üç boyutlu olarak görülebilecek, taşınmazın sınırları belirlenebilecek ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tesbiti yapılabilecektir. Bu nedenle, getirtilen 1975 yılına ait çift hava fotoğraflarının yeniden yapılacak keşifte konusunun uzmanı harita mühendisine uygulatılarak açıklandığı şekilde ayrıntılı rapor alınmalıdır. Diğer yandan HUMK.nun 366. maddesi hükmü gözönünde tutularak dava konusu yerler ve çevresinin resimlerinin çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.

Kabule göre de; dava dilekçesinde değer 20.000 TL gösterilmiş, keşif sonunda ise, toplam değer 423.777,10 TL olarak belirlenmiş ve belirlenen bu değere göre eksik harç 19.4.2010 tarihli makbuzla tamamlanmıştır. Mahkemece eksik harcın tamamlandığı ve tescil davası olarak nitelendirilerek kabule karar verilen taşınmazların toplam değeri 298.848 TL.ye tekabül ettiği ve bu miktara göre karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde düşük miktara göre davacıdan eksik şekilde hesaplanan harcın tahsiline karar verilmiş olması da doğru değildir.

Yine dava konusu edilerek teknik bilirkişi raporunda (b) ve (f) ile gösterilen ancak taşlık olduğu belirlenen kısımlarla ilgili HUMK.nun 388.maddesine göre açıkça miktarları da yazılarak hangi kısımların reddedildiğinin gösterilmesi gerektiği halde genel şekilde fazlaya ilişkin talebin reddine şeklinde karar verilmesi de kanuna aykırıdır.

Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle davalı Hazine vekili ile katılan davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden katılan davacılara iadesine 07.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.