Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2012/1546 Esas 2013/241 Karar
Karar Tarihi: 07.05.2013
Yargıtay

Ceza Genel Kurulu         2012/6-1546 E.  ,  2013/241 K.

'İçtihat Metni'İtirazname :  2010/143694

Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi

Mahkemesi : OSMANCIK Asliye Ceza

Günü : 07.10.2009

Sayısı : 95-201

Sanık E. Ö.'nın hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nun 142/1-b, 143, 35 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay 3 gün hapis, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ise aynı kanunun 116/4 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nun 58. maddesi uyarınca cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin, Osmancık Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.10.2009 gün ve 95-201 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 09.02.2012 gün ve 17002-1809 sayı ile;

'5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 58/6-7. maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilebilmesi için sanığın  tekerrüre esas alınan önceki ilamlarının getirtilmesi ve  denetim olanağı verecek biçimde hangi ilamın tekerrüre esas alındığının karar yerinde gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın adli sicil kaydında yer alan çok sayıda ilamın tekerrür uygulamasına esas olduğu belirtilerek denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 30.03.2012 gün ve 143694   sayı ile;

“Yerel mahkemece sanık E.Ö. hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken, sanığın adli sicil kaydında görünen 'Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/222 esas, Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/226 esas, Konya l. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/239 esas, Konya l. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/241 esas, Konya l. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/243 esas, 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/212 esas, Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/242 esas, Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/193 esas sayılı ilamları ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK'nun 58/6-7-8 maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına' hükmedilmiştir. Esasen mahkemenin 5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesi uyarınca sanığın adli sicil kaydında görünen birden fazla sabıkası arasından en ağır cezayı içermekte olanı belirleyip bu ilamın tekerrüre esas alınmasına hükmetmesi gerekmekte ise de; CMUK'nun 322. maddesinin vermiş olduğu yetki kullanılarak Yüksek Daire tarafından temyiz incelemesi sırasında diğer ilamlar hükümden çıkarılarak ve hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmiş olduğundan en ağır cezayı içeren ilam yerine en hafif cezayı içeren ilamın tekerürre esas alınması suretiyle yani sanığın adli sicil kaydında görünen Konya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 1423/1612 esas karar sayılı 800.000 TL ağır para cezasına ilişkin ilamı tekerrüre esas kabul edilerek ilamın düzeltilerek onanmasına karar verilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Zira bu şekildeki bir düzeltilerek onama kararında mahkemenin takdir hakkına müdahale söz konusu değildir. Yasanın emredici hükmü de zaten bu yönde olup farklı bir uygulama yapılması beklenemez. Diğer sanık H. yönünden benzer konuda düzelterek onama kararını vermiş bulunmaktadır. Sanık E. yönünden de bu şekildeki karar dosyanın tekrar mahalline bu sebeple gidişini ve muhtemelen tekrar gelişini engelleyecek usul ekonomisine katkıda bulunacaktır' görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.10.2012 gün ve 16930-18250 sayı ile, itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Ceza Genel Kuruluna gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık E. Ö.hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.

 Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilirken tekerrüre esas alınan ilamların tamamının hükümde gösterilmesinin isabetsiz olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas nitelikle olan ilamların dosya içerisine getirtildiği,

Gerekçeli kararda ve hüküm fıkrasında tekerrüre esas nitelikte olan 7 ayrı ilamın gösterilerek TCK'nun 58/6-7-8 maddesi uyarınca sanığa verilen cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği,

Tekerrüre esas kabul edilen ilamlardan en ağır yaptırımı içerenin, sanığın  hırsızlık suçundan Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesince 06.09.2002 gün ve 226-221 sayı ile 3 yıl 10 ay 6 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ilam olduğu,

En hafif yaptırımı içerenin ise; sanığın hırsızlık suçundan Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesince 06.06.2005 gün ve 242-463 sayı ile 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ilam olduğu,

Anlaşılmaktadır.

Tekerrür, 765 sayılı TCK’da cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK'nun “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesi;

“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.

(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;

a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,

b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,

Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.

(3) Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.

(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.

(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.

(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.

(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.

(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir ” şeklinde düzenlenmiştir.

Maddenin 1. fıkrasında önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacağı, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmadığı belirtilmiştir. Kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, 2. fıkrada ise infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.

5237 sayılı TCK'nun 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin ise mükerrirlik açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Maddenin 4. fıkrasında tekerrüre esas alınamayacak suçlar sayılmış 5. fıkrasında ise fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiştir.

Maddenin 3. ve 6. fıkralarında mükerrirliğin sonuçları düzenlenmiş, 3. fıkrada sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis ve para cezası öngörülmesi durumunda hapis cezasının seçilmesi gerektiği, 6. fıkrasında ise hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması gerektiği belirtildikten sonra, 7. fıkrada bu durumun kararda açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiş, 8. fıkrada mükerrirlere özgü infazın ve denetimli serbestlik tedbirin kanunda gösterilen şekilde yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Maddenin 9. fıkrasında ise mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu hakkında da uygulanmasına hükmedilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Görüldüğü gibi TCK'nun 58. maddesinde tekerrüre esas alınan ilamın açıkça kararda gösterilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

  Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda düzenlenmiş olup, “Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” başlıklı 108. maddesinin 2. fıkrasında; “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmüne yer verilmiş,1. fıkrasının (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir.

Ayrıca, aynı maddenin 3. fıkrasında “İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez” düzenlenmesine yer verilmiştir. Sanık hakkında birinci tekerrürün koşullarının oluşması nedeniyle tekerrür hükümleri uygulandıktan ve bu tekerrür uygulanan mahkûmiyet kesinleştikten sonra, yeniden tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir suçun işlenmesi halinde ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanacak ve hükümlü artık koşullu salıvermeden yararlanamayacaktır.

Anılan kanuni düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise bunlardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 gün ve 1431-18 sayılı kararında da; “hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği” sonucuna ulaşılmıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde,

Adli sicil kaydında birden çok tekerrüre esas nitelikte ilamı bulunan sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde TCK’nun 58. maddesi uyarınca sanığın cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmayıp, yerel mahkemece tekerrüre esas nitelikte olan tüm ilamların gerekçe ve hüküm fıkrasında gösterilmesi gereksiz ve sonuca etkili olmayan bir uygulamadır. 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın hesaplanmasında tekerrüre esas ilamlarının en ağırının gözetilmesi hususu infaza ilişkin bir durumdur. Buna göre, infaz aşamasında değerlendirilecek bir konunun Yargıtayca bozma nedeni yapılması yerinde bir uygulama olmayacaktır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.02.2012 gün ve 17002-1809 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Osmancık Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 95-201 sayılı hükmünün  ONANMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

 


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.