Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2021/6483 Esas 2021/11944 Karar
Karar Tarihi: 08.09.2021
Yargıtay nitelikli kasten öldürme

1. Ceza Dairesi         2021/6483 E.  ,  2021/11944 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

MAKTULLER : ..., ...

KATILANLAR : ..., ..., ...

SUÇ : Nitelikli kasten öldürme

HÜKÜMLER : 1) Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/12/2019 tarih ve 2019/400 Esas - 2019/585 Karar sayılı kararıyla;

Sanıklar ..., ... (... oğlu), ... (... oğlu) ve ... hakkında; ... ve ...'ı kamu görevi nedeniyle öldürme suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 37/1, 82/1-g, 62, 53. maddeleri uyarınca; İkişer kez müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

2) ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2020/111 Esas - 2020/1234 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine dair kararı.

3) Yargıtay 1. Ceza dairesinin 08.12.2020 tarih, 2020/4679 Esas ve 2020/3243 sayılı kararı ile 'Temyiz isteminin Esastan Reddine' dair kararı.

TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, Sanık ... (... oğlu) müdafii, ... (... oğlu) müdafii, Sanık ... müdafii

TÜRK MİLLETİ ADINA

Dairemizin 08.12.2020 tarih ve 2020/4679 Esas - 2020/3243 Karar sayılı temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 26.01.2021 tarih ve 2020/77322 sayılı itiraznamesi ile; Sanıklar ..., ... (... oğlu), ... (... oğlu) ve ... hakkında maktuller ... ve ...’a yönelik nitelikli kasten öldürme suçlarından TCK'nin 82/1.g ve 62. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına dair Kırşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik olarak sanık müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 17.07.2020 tarih ve 2020/111 Esas - 2020/1234 Karar sayılı kararının, sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine, yapılan incelemede, Dairemizin 08.12.2020 tarih ve 2020/4679 Esas - 2020/3243 Karar sayılı temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği,

Dairemizin onama yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 26.01.2021 tarihinde “sanıklar ..., ... (... oğlu) ve ... (... oğlu) hakkında mahkumiyetlerine esas teşkil eden delillerin somut bir şekilde ortaya konulmadığı ve eylemlerinin iştirak halinde kasten öldürme olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık ...'in ise eyleminin sübuta ermediği ve beraatine karar verilmesi gerekçeleriyle bozma kararı verilmesi gerektiği” gerekçe gösterilmek suretiyle itiraz yoluna başvurulduğu anlaşılmakla, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı Kanun'un 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Dairemizce verilen temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/09/2021 gününde Başkan ...'ın sanık ... hakkında delil yetersizliğinden beraatine ve tahliyesine karar verilmesi yönündeki karşı oyu, Üye ...'in yetersiz gerekçeye dayanılarak hükmün oluşturulduğuna yönelen karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık ... hakkında diğer sanıklarla birlikte iştirak halinde iki kişiyi öldürme, kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından ceza verilmiş ise de; bu sanık hakkında sayın çoğunluğun mahkumiyete dair görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;

Sanık ...’ün aşamalarda alınan savunmalarında, olay anında olay yerinde olmadığını, Pütürge ilçe merkezinde olduğunu, yaşanan olaya herhangi bir şekilde iştirakinin olmadığını beyan ettiği, dosya kapsamında mevcut HTS inceleme tutanaklarından anlaşılacağı üzere, sanığın olay tarihinde kullandığını belirttiği ... numaralı telefon hattının olay saatinde 10.09’da Pütürge İlçe merkezinde sinyal verdiği, sanığın kendisi tarafından kullandığını beyan ettiği ... plaka sayılı aracın GPS bilgileri de olay saatinde sanığın Pütürge ilçe merkezinde olduğu hususunu doğruladığı, güvenlik kameraları inceleme tutanaklarının incelenmesinde ise; ... plaka sayılı aracın saat: 09.57 civarında Pütürge ilçe merkezinde bulunan Turgutlar petrole girdiği, saat: 10.00 civaında petrolden çıktığı ve saat 10:04’de ise Pütürge ilçe merkezinde bulunan Sülükler İş Merkezinin önüne geldiği anlaşılmıştır.

Sanık ...’in kullandığını beyan ettiği ... nolu telefon hattının, sanık ...’in olaydan önceki yurt dışı çıkış bilgileri ile uyumlu olduğu ve HTS kayıtlarının yapılan incelemesinde söz konusu hattın son 1 yıl içerisinde sanığın yurt dışına giriş çıkış tarihleriyle uyumlu şekilde kullanıma açılıp kapandığı, yine dosya kapsamında mevcut BTK’dan gelen cevabi yazıdan anlaşılacağı üzere ... nolu telefon hattının kullanıma açıldığı tarihten itibaren sanıktan ele geçirilen Iphone 8 Plus marka telefonda kullanıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanık ...’in ... numaralı telefon hattını kullandığı hususu net bir şekilde anlaşılmaktadır. 21/11/2019 tarih sayılı daraltılmış baz çalışmasına ilişkin bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, bu numaranın 10:03’de Pütürge ilçe merkezinin girişinde bulunan petrol istasyonundan sinyal verdiği, 3 dakika sonra Pütürge ilçe merkezinde bulunan Sülükler İşhanı’nın olduğu yerden sinyal verdiği ve ... plaka sayılı aracın hareket bilgilerinin de HTS kayıtları ve sanığın aşamalarda öze ilişkin farklılık göstermeyen beyanlarıyla uyumlu olduğu anlaşıldığından sanığın olay saatinde olay yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Sülükler İş Merkezi’nin olduğu meydandaki mobese kamerasına ait çözüm tutanakları incelendiğinde ise; saat: 10.03’de ... plaka sayılı aracın görüntüye girdiği ve aracın sol yanında bir kişinin görüldüğü ancak kimliğinin net olarak teşhis edilemediği tespit edildiği, ancak; görüntüdeki kişinin sanık ... olup olmadığına dair Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan 09/12/2019 tarih sayılı uzmanlık raporuna göre, “görüntü kalitesinin düşük olmasından kaynaklı olarak başarılı bir şekilde şüpheli kişi ile sanığın karşılaştırılmasının yapılamayacağı kanatine varılmakla beraber, her iki görüntüdeki kişinin kafa anatomik yapısı benzerliği ve saç yoğunluğu ile saçlarını öne toparlamış olduğu” tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında, sanık ...’in kullanmış olduğu ... nolu telefon hattının HTS kayıtlarına göre sanığın olay saatinde Pütürge İlçe merkezinde bulunması, sanığın olay günü kullandığını beyan ettiği ... plaka sayılı aracın GPRS kayıtları ile ... nolu telefon hattının HTS kayıtları ile uyumlu olması, Ulusal kriminal Büro raporuna göre görüntüdeki kişi ile sanık ...’in kafa anatomik yapısının benzerlik göstermesi, bir kısım tanıkların olay anında, sanık ... ’ün iki torununun (... ve ... (... Oğlu)) olay yerinde bulunduğuna ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde,

Sanık ...’in olay saatinde olay yerinde olduğu hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı, aksine sanık ...’in Pütürge İlçe merkezinde olduğuna dair inandırıcı delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Ceza Hukukunun temeli olan 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi göz önünde buldurulduğunda, sanık ...’ün diğer sanıkların eylemine iştirak etmediği, bu nedenle sanığın beraatine ve tahliyesine karar verilmesi gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

MUHALEFET ŞERHİ

Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2021/6483 E. 2021/11944 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, Yerel Mahkemece kurulup ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesine müteakip Dairemize temyiz incelemesi için gönderilen hükmün yeterli gerekçeye dayanmadığı, öldürme eylemi üzerinde sanıklar arasında iştirak ilişkisi bulunduğu değerlendirilirken mahkemece yapılan kabulde teşevvüşe neden olunduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan katılmamaktayım.

5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesine göre suçun kanunî tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri doğrudan fail olarak sorumlu olur. 5237 sayılı Kanun’a göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına ise “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır.

Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. TCK’de tanımlanan haksızlık teşkil eden fiili yalnız başına gerçekleştiren kişiye doğrudan fail denir. Doğrudan fail, işlediği suçun gerektirdiği ceza ile cezalandırılır. Kanunda tanımlanan haksızlığın birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştirildiği durumda ise müşterek faillik suç konusudur. Müşterek faillikte birlikte müşterek alınan suç işleme (öldürme) kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, suç oluşturan eylemin icrası üzerinde ortaklaşa hâkimiyet kurulması söz konusudur. Burada, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir.

İstinaf incelemesinden geçen yerel mahkeme hükmüne göre, olay tarihinde sanıklar ... , ... (... oğlu), ... (... oğlu) ve ...’ün ellerindeki ruhsatsız tabancalar ile maktullere ve katılana ateş ettikleri kabul edilmiş, bu kabule dayanarak tüm sanıklar öldürme suçundan müşterek fail olarak sorumlu tutulup ayrı ayrı 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan da mahkûm olmuşlardır. Oluş bu şekilde kabul edilmesine rağmen mahkemece, 'sanıkların tamamının silahlarını çıkartıp ateşlemedikleri düşünülse bile' katılan beyanından anlaşılacağı üzere silahlı olan sanıklara olay yerinde tartışma sonrası birbirlerine destek olacak şekilde hareket ederek ateş eden sanıkların, maktuller ve katılan üzerinde ortak hâkimiyet kurduklarının sabit olduğu kabul edilmiş, katılan ve maktuller ile olay öncesi aralarında husumet sebebiyle en başından beri seçim günü silahla sokağa çıkmanın dahi yasak olduğu günde, silah ile sandık başına gelmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespitine yer verilmiş, bu durum sanık ... ile oğlu ve torunlarında olaydan önce öldürme iradesinin oluştuğuna ve ona göre hareket ettiklerine ilişkin değerlendirmeye delil kabul edilmiş, neticeten tüm sanıklar nitelikli öldürme suçundan ortak suç işleme kararı ile olay üzerinde ortak hâkimiyet kurarak TCK’nin 37/1. maddesi uyarınca müşterek fail olarak sorumlu tutulmuşlardır. Başka bir ifadeyle silah taşımaları hayatın olağan akışına göre olaydan önce öldürme iradelerini açığa çıkaran bir delil olarak kabul edilmiştir.

Mahkeme gerekçesinde yerleşik Yargıtay içtihatından (anılan içtihadın künyesinin karara eklenmesi gerekir) bahsederek fiile eylemsel bir iştiraki bulunmadığı halde olay yerinde olayın gidişatını ve gerçekleşeceğini bilerek veya olay başladıktan sonra diğer faillere engellemeden olayın gerçekleşmesinde diğer faillere manevi destek olan olay yerinde bulunması nedeniyle diğer faillerin suçun işlenmesindeki kanaatlerini güçlendiren sanıklarında birlikte ortak irade ve işbirliği içinde ortak hâkimiyet kurmak suretiyle hareket ettiklerini kabul etmiştir.

Mahkemece olayın oluşu kabul edilirken ya sanıkların tamamının maktullere ve katılana ateş ettikleri kabul edilmeli, ya da hangi sanık/sanıklar ateş ettiyse o sanıklar tereddütsüz belirlenmelidir. Gerekçede her iki kabule de yer verilmiş ve teşevvüşe neden olunmuştur. Bu belirleme yapılmadan sanıkların eylemlerinin nitelikli öldürme

suçunu oluşturup oluşturmadığının, hangi sanığın fail hangi sanığın şerik olarak suça katıldıklarının tespiti mümkün olamayacaktır. Kanaatimizce mahkemenin gerekçesinde vurguladığı 'eylemsel bir iştiraki bulunmadığı halde olay yerinde olayın gidişatını ve gerçekleşeceğini bilerek veya olay başladıktan sonra diğer faillere engellemeden olayın gerçekleşmesinde diğer faillere manevi destek olan olay yerinde bulunması nedeniyle diğer faillerin suçun işlenmesindeki kanaatlerine güçlendiren sanıkların' müşterek fail olarak değil, yardım eden olarak suça katıldıklarının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle mahkemenin hangi kabule vardığı büyük önem arz etmektedir.

Bu nedenlerle mahkemece olayın oluş şeklinin tereddütsüz belirlenmesi, kabul edilen oluş üzerinden her sanığın hukuki durumu ayrı ayrı gerekçelendirilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeye dayanılarak kurulan hükmün 5271 sayılı CMK’nin 289/1-g maddesine muhalefet edildiğinden BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.