Yargıtay - Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi

2019/486 Esas 2020/298 Karar
Karar Tarihi: 09.07.2020
Yargıtay

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2019/486 Esas - 2020/298

T.C.

Ankara Batı

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR

TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2019/486 Esas

KARAR NO : 2020/298

HAKİM :

KATİP :

DAVACI :

VEKİLLERİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)

DAVA TARİHİ : 26/03/2014

KARAR TARİHİ: 09/07/2020

K. YAZIM TARİHİ: 20/07/2020

Yukarıda tarafları yazılı davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan, davalının maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, içinde yolcular olduğu halde 15/12/2015 tarihinde kazaya karıştığını, kazada vefat eden ...’ın mirasçılarına müvekkili şirketçe 54.727,10 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkili aleyhine açılan davada kusur konusunda alınan bilirkişi raporunda “lastikleri aşınmış araçla, yedek sürücü ve sürücü muavini olmadan uzun yola çıkan” davalının % 100 kusurlu bulunduğunu, davalının bu tavrının Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartlan B.7.d. maddesine açıkça aykırı olduğundan müvekkiline rücu hakkı verdiğini, zira madde metni ile sabit olduğu üzere taşıtın mevzuatın gerektirdiği teknik şartlara uygun olmamasından, nitelikli sürücü ve hizmetli personeli olmadan sefere çıkarılmasından, güzergah mesafesini dikkate alarak yeteri kadar sürücü bulundurulmamasından meydana gelen kazalardan dolayı müvekkilinin üçüncü şahıslara ödediği tazminatı sigortalısına rücu etme hakkının olduğunu, davalının Ankara ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı ilamsız icra takibine itiraz ettiği için eldeki dava ile alacaklarını ilama bağlamanın gerektiğini ileri sürülerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 54.727,10 TL’nin 09/03/2012 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacıya otobüsünü zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigorta ettirdiğini, kaza sonucu 3. kişilere yaptığı ödemeyi tarafından istediğini, davacının ödediği bedeli tarafına rücu edebilmesi için kazanın dava dilekçesinde belirtildiği gibi Sigorta Genel Şartları B.7.d maddesinde belirlilen sebepten mütevellit oluşmasının gerektiğini, yani kazanın taşıtın teknik şartlara uygun olmaması, yedek şoför ve hizmetli personelin olmaması sebepleriyle meydana gelmiş olmasının gerektiğini, kaza ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin yargılandığı Dinar Ağır Ceza Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında mevcut olduğunu, bu dosyanın kesinleşmiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre kazanın oluş sebebinin 2918 sayılı kanunun 52/b maddesine aykırı davranışın, yani aracının hızını trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığı ve dikkatsiz tedbirsiz ve dalgın araç kullandığının olduğunu, ceza mahkemesinin bu sebeple kusurlu görerek mahkumiyetine karar verdiğini ve kararın kesinleştiğini, olayın oluşunda kusurlu olmasının muhakkak olmakla beraber davacı sigorta şirketine para ödeyip sigorta yaptırmasının sebebinin zaten bu tarz bir kusur ile 3. kişilere vereceği zararların karşılaması için olduğunu, mahkemenin ceza dosyasında tespit olunup kesinleşen maddi vakıalarla bağlı olduğunu, ceza dosyası içeriğinde aracının teknik yeterliliğe sahip olmadığına dair bir bilgi yada bulgunun bulunmadığını, Ankara’dan hareket saati ve kazanın oluş saati nazara alındığında trafik yönetmeliğinde belirtilen günlük araç kullanma zaman sınırını aşmadığı gibi, araçta yedek sürücü ve yardımcı olmamasının kazanın oluşuna herhangi bir katkısı yada etkisinin olmadığının görüleceğini, davacı sigortacının ödediği bedeli rücu edebilmesi için kazaya araçta yedek sürücü ve yardımcı olmamasının sebep olmasının gerektiğini, delili olan ceza dosyasının celp ve tetkiki ile lüzumu halinde bilirkişi marifeti ile yaptırılacak inceleme neticesinde aracında teknik yetersizlik olup olmadığı ve kazaya araçta yedek sürücü ve yardımcı olmamasının sebep olup olmadığının tespiti neticesinde meselenin açığa kavuşacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :Ankara .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, Dinar Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dava dosyası, Beyoğlu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, sigorta poliçesi, hasar dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, trafik kayıtları, 25/08/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile tüm dosya kapsamı.

GEREKÇE :Dava, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigorta poliçesniden kaynaklanan rücu davasıdır.

Yapılan yargılama sonucunda, Mahkememizin 06/10/2015 tarih 2014/177 E., 2015/452 K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça yapılan temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay .... HD'nin 18/04/2019 tarih 2016/5360 esas 2019/5022 karar sayılı ilamı ile '...Mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda; davalının lastiklerinin aşınmış olduğu ve kazanın münhasıran lastiklerin aşınması sonucunda meydana geldiği belirtilse de lastiklerin aşınmış olduğuna dair dosya içinde somut ve kesin bir tespite rastlanmamıştır. Dosyanın incelenmesinden, bilirkişinin lastik üzerinde fiziki inceleme yapmadığı, raporunu davalı tarafından kazadan sonra yaptırılan delil tespiti dosyasına dayandırdığı anlaşılmıştır.Buna göre davalı tarafça kazanın hemen ardından yaptırılan delil tespitinde davalı araç maliki, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, kazada yol kusurunun etkili olduğunu ileri sürerek kazanın meydana geldiği yolun teknik bakımdan incelenmesini talep etmiş, mahkemece inşaat mühendisi bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak alınan raporda kazanın meydana geldiği yolda asfalt kaplamanın eskimiş olup sürtünmesinin azaldığı, araçta yapılan incelemede devrilme neticesinde hasar medyana geldiği, lastiklerinin aşınmış olduğunun görüldüğü şeklinde tespite yer verilmiştir. Raporu düzenleyen inşaat bilirkişisi araç lastiği konusunda uzman olmadığı gibi lastiklerin aşınmış olduğuna yönelik tespitini neye dayandırdığı konusunda denetime elverişli bilgilere de yer verilmemiştir.

Dosya kapsamında bulunan araç ruhsatının incelenmesinde aracın fenni muayenesinin 05.11.2005 tarihinde yapıldığı, kazanın ise 14.12.2005 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Davalı vekili aşamalardaki savunmalarında ise; müvekkiline ait araç ile yakın zamanda Hac'ca gidecek kişileri taşımak için aracının gerekli bakım ve kontrollerini yaptırdığını ileri sürerek buna ilişkin belgelerini sunmuştur.

Davalının sanık olarak yargılandığı ceza mahkemesinde ise keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda '...yolda hiç bir fren izinin bulunmayışı ile lastik ve sürtünme izlerinden anlaşılacağı üzere kazanın aracın kayması sonucu değil, yoldan çıkarak takla atıp devrilmesi ile meydana geldiği...” belirtilmiş, ceza mahkemesince de; davalının/sanığın aracın hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliklerine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak suretiyle kusurlu olduğu,olay tarihinde zeminin yağış nedeniyle ıslak olduğu ve tek taraflı meydana gelen kazada bu şekilde sanığın aracının hızını yol şartlarına göre ayarlamadığının anlaşıldığı, her ne kadar sanığın bilinçli taksir haliyle üzerine atılı suçu işlediği iddia edilse de; Ankara ile kazanın meydana geldiği Dinar İlçesi arasındaki mesafe yolculukta bu safhaya kadar geçen süre ve dosyada mevcut delil durumu dikkate alındığında suça konu otobüste tek şoför olan sanığın bilinçli taksir halinde üzerine atılı suçu işlediğinden bahsedilemeyeceği gerekçesi ile mahkumiyet kararı verilmiştir.

Gerek ceza dosyası gerekse eldeki dosyadaki tanık ve davalı beyanlarından yolculuğun başlama saatinin 23:00 olduğu, kaza saatinin ise 04:00 olduğu belirtilmektedir.

Tüm bu anlatılanlar karşısında mahkemece, davalı tarafça yapıldığı iddia edilen araç servis bakımına ilişkin fatura ve belgelerin dosya kapsamına kazandırılarak, aralarında lastik konusunda uzman bilirkişi de olacak şekilde oluşturulan bilirkişi heyetinden, araç lastiklerine ilişkin fotoğrafların incelenerek, lastiklerin aşınıp aşınmadığının incelenmesi, ceza mahkemesi kararı ve kaza sonrası tutulan tutanakta kazanın meydana gelme sebebi olarak sürücünün kusurunun işaret edilmesi ve benimsenmesi karşısında, sürücünün trafik akışı kapsamında bir kusur olmasa idi mevcut lastikler ile trafikte seyredilmesinin kazaya etkisinin araştırılması, kazanın münhasıran lastiklerin aşınmış olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının önceki raporlar ve tarafların savunmaları da tartışılarak irdelenmek, yolculuğun başlama yer ve saati ile kazanın meydana geldiği yer ve saat itibari ile tek sürücü ile seyretmenin kazaya etkisinin tartışılmak üzere...' mahkememiz hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası, mahkememizin yukarıda belirtilen sırasına kaydedilen dosyada,Yargıtay bozma ilamına uyularak, yargılamaya devam olunmuştur.

Davalı tarafça, kazaya karışan aracın servis bakımına ilişkin fatura dosyaya sunulduktan sonra, makine mühendislerinden oluşan üç kişilik bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, bozma ilamında belirtilen hususlarla ilgili düzenlenen 15/04/2020 havale tarihli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır.

Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.7. maddesinde, sigortacının zarar görene ödediği tazminatı sigortalıya rücu edebileceği haller sayılmıştır. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.7.d. maddesi uyarınca, tazminatı gerektiren olay, taşıtın, mevzuatın gerektirdiği teknik şartlara uygun olmamasından, nitelikli şoför ve hizmetli personeli olmadan sefere çıkarılmasından, güzergah mesafesini dikkate alarak yeteri kadar sürücü bulundurulmamasından meydana gelmişse sigortacının sigorta ettirene rücu imkanı bulunmaktadır.

Mahkememizce iddia, savunma, benimsenen 15/04/2020 havale tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan davalıya ait ... plakalı yolcu otobüsünün, davalının sevk ve idaresindeyken 15/12/2005 tarihinde tek taraflı ve ölümlü trafik kazasının meydana geldiği, otobüste yolcu olarak bulunan ve kaza nedeniyle vefat eden ... mirasçılarına davacı tarafından 09/03/2012 tarihinde 54.727,10 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü davalının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/d, 52/b, maddelerinde belirtilen kuralları ihlal etmesinin yanında 84. maddesinin (f) bendinde yer alan asli kusurlardan olan 'doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma' kuralını ihlal etmesi nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla birlikte, ... plakalı aracın fenni muayenesi 31/10/2005 tarihinde yapıldığından ve kaza araç muayeneden geçtikten yaklaşık 1,5 ay sonra 15/12/2005 tarihinde meydana geldiğinden kaza yapan otobüsün lastiklerinin kullanılabilir durumda diş/yiv derinliğinin 1.6 mm'nin üstünde olacağı ve kazanın aracın lastiklerinin asınmış olmasına bağlı olmayacağı, öte yandan, otobüs sürücüsü davalının tek sürücü olarak araç kullanımının, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesinde belirtilen, “yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dâhil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin 24 saatlik herhangi bir süre içinde; toplam olarak 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürmeleri yasaktır. ... Bu şoförler sürekli 4,5 saatlik araç kullanma süresi sonunda, eğer istirahate çekilmiyor ise en az 45 dakika mola almaları mecburidir. Bu molalar sürekli 4,5 saatlik araç kullanma süreleri içerisinde en az 15 dakikalık molalar şeklinde de kullanılabilir.” denildiğinden araç kullanma ve dinlenme sürelerine uygun olduğu, dolayısıyla davacının tek şoför olarak yedek sürücüsüz otobüsü kullanmasının kazanın oluşumuna etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.7.d.maddesinde öngörülen şartların oluşmadığı, davacı sigorta şirketinin sigorta ettiren konumundaki davalıya rücu imkânının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 934,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 880,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

4-Mahkememizce yazılan 25/05/2019 tarihli Harç Tahsil müzekkeresinin işlemsiz iade edilmesi için Etimesgut Mal Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,

5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 7.914,52 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/07/2020

Katip Hakim

e-imza e-imza


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.