Yargıtay - 10. Ceza Dairesi

2017/766 Esas 2017/5595 Karar
Karar Tarihi: 09.11.2017
Yargıtay

10. Ceza Dairesi         2017/766 E.  ,  2017/5595 K.

'İçtihat Metni' Adalet Bakanlığı'nın, 09/04/2017 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli ... hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, kamu davasının durmasına dair Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/12/2016 (karar başlığında sehven 23/12/2016 yazılmış) tarihli ve 2016/1005 esas, 2016/884 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve durma kararının kaldırılmasına ilişkin Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/01/2017 tarihli ve 2017/48 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 09/04/2017 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

A) Konuyla İlgili Bilgiler:

1- Şüpheli hakkında, 18/08/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 03/06/2016 tarihinde kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ayrıca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunun ihtar edilmesine karar verildiği,

2- Erteleme kararının şüpheliye tebliğe çıkarıldığı ve savunmasında bildirdiği adreste 09/07/2016 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği,

3- Cumhuriyet Başsavcılığınca, erteleme kararının bir örneğinin de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması için 03/06/2016 tarihli üst yazı ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, bunun üzerine Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse hakkında kamu davası açılacağı” ihtarını içeren çağrı kağıdının şüpheliye tebliğe gönderildiği, bu çağrının şüphelinin savunmasında bildirdiği adreste 14/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği,

4- Şüphelinin çağrıya uyup 24/06/2016 tarihinde müracaat ederek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladığı, kendisine aynı tarihte yazılı olarak yükümlülüklerinin ve bu kapsamda bireysel görüşme günlerinin tebliğ edildiği, yükümlülüklerine aykırı davranırsa hakkında kamu davası açılacağının ihtar edildiği,

5- Ancak şüphelinin yükümlülükleri kapsamında kendisine tebliğ edilen 19/10/2016 tarihli bireysel görüşmesine gelmeyerek yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine, “yükümlülüklerini bir kez daha ihlal ederse hakkında kamu davası açılacağı” ihtarını içeren uyarı yazısının posta yolu ile 26/10/2016 tarihinde adresine tebliğ edildiği,

6- Buna rağmen şüphelinin daha önce kendisine tebliğ edilmiş olan 09/11/2016 tarihli bireysel görüşmesine de gelmeyerek yükümlülüklerini ikinci kez ihlal etmesi üzerine, TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği” gerekçesi ile kamu davasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması isteğiyle kamu davası açıldığı,

7- Şüpheli hakkındaki iddianame mahkemece kabul edilerek yargılamaya başlanıldığı ancak, yapılan yargılama sonucunda Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/12/2016 tarihli ve 2016/1005 esas, 2016/884 sayılı kararı ile “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği gün infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne yollandığı, bu suretle sanığın 15 gün içerisinde bu karara karşı itiraz yasa yoluna başvurma hakkının elinden alındığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kararın usulüne uygun kesinleştirilip denetimli serbestlik müdürlüğüne usulüne uygun olarak gönderilmediği ve bu hususun da kovuşturma şartı olduğu” şeklindeki gerekçelere dayanılarak kovuşturma şartı bulunmadığından bahisle “kamu davasının durmasına” karar verildiği,

8- Cumhuriyet savcısı tarafından bu karara karşı “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştirilmesinin kovuşturma şartı olmadığı” gerekçesi ile itiraz edilmesi üzerine Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/01/2017 tarihli ve 2017/48 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve durma kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

B) Kanun Yararına Bozma Talebi:

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, 'Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2016 tarihli kararı ile 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğ edildiğinin dosya içerisinden anlaşılamadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği gün infazı için Çanakkale Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne kararın yollandığı, bu suretle sanığın 15 gün içerisinde bu karara karşı itiraz yasa yoluna başvurma hakkının elinden alındığı' gerekçesi ile verilen durma kararına yönelik yapılan itiraz üzerine merci Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmiş ise de,

Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 26/05/2016 tarihli ve 2016/1582 esas, 2016/3201 sayılı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16/05/2016 tarihli ve 2016/927 esas, 2016/4447 sayılı ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen 'Kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı,

Somut olayda, sanık hakkında, Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/06/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın sanığa 09/07/2016 tarihinde tebliğ edildiği, anılan kararın gereğinin takdir ve ifası için Çanakkale Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne 03/06/2016 tarihinde gönderildiği, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, tedavi ve denetimli serbestlik kararının icrası için 10 gün içinde başvuru yapması aksi halde yükümlülüğü ihlal etmiş sayılacağı şerhini içerir tebligatın ise sanığa 14/06/2016 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için işlemlere başlandığı ve sanığın denetimli serbestlik müdürlüğünce ihtara rağmen yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle anılan Müdürlüğü'nün 10/11/2016 tarihli ve 2016/1961 sayılı kararı ile dosyanın kapatılarak Burhaniye Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bu hali ile Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/06/2016 tarihli kararı sanığa tebliğ edilmeden ve itiraz hakkı beklenilmeden, dolayısıyla kesinleşmeden Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına başlanamayacağından Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 06/06/2016 tarihli ihtarlı çağrı kağıdının, 14/06/2016 tarihinde sanığın mernis adresine tebliğ edilmesinin hukukî sonuç doğurmayacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.' denilerek, Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/01/2017 tarihli ve 2017/48 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C) Konunun Değerlendirilmesi:

Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilmiş durma kararının tarihi “22/12/2016” olduğu halde karar başlığında “23/12/2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.

Adalet Bakanlığınca ileri sürülen kanun yararına bozma talebinin konusu, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilip itiraz hakkını kullanıp kullanmayacağı beklenmeden, bir başka deyişle erteleme kararının kesinleşmesi beklenmeden, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı işlemlerine başlanıp başlanamayacağına ilişkindir.

Bu konu ile ilgili olarak, şüphelinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz hakkı bulunup bulunmadığına ilişkin daha önceki bir kanun yararına bozma talebi üzerine Dairemizin 05.12.2016 tarihli ve 2015/398 esas, 2016/3962 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; esasen TCK’nın 3/1. maddesinde yer alan “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki düzenleme kapsamında birer güvenlik tedbiri olan “denetimli serbestlik ve tedavi” tedbirleri kural olarak ancak suçu sabit olan kişi hakkında ve mahkeme tarafından uygulanabilir. Ancak, TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında istisna olarak, şüpheli hakkında soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının kararı ile de uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu şekilde denetimli serbestlik ve tedavi ile şüpheliye yükümlülük yüklenmekte olduğundan ve Ceza Muhakemesi Hukukunda özelikle temel hak ve özgürlükler yönünden, kişi lehine kıyasa başvurulabileceğinden, adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, CMK'nın 171. ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz' hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 'şüpheli' için de kıyas yolu ile uygulanması gerekip, 'kamu davasının açılmasının ertelenmesine' ilişkin karara, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. Dolayısı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı şüpheliye tebliğ edilmelidir.

Somut olayda; 03/06/2016 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheliye tebliğe gönderildiği ancak yaklaşık 1 ay sonra 09/07/2016 tarihinde şüpheliye ulaşarak tebliğ edilebildiği,

Bununla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilip itiraz hakkını kullanıp kullanmayacağı, bir başka deyişle erteleme kararının kesinleşmesi beklenmeden, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması için 03/06/2016 tarihli üst yazı ile erteleme kararının Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, bunun üzerine Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüpheliye gönderilen 06/06/2016 tarihli çağrı kağıdının 14/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği ve şüphelinin de çağrıya uyup 24/06/2016 tarihinde müracaat ederek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladığı, ancak 19/10/2016 tarihli bireysel görüşmesine gelmeyerek yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine uyarıldığı, takip eden süreçte 09/11/2016 tarihli bireysel görüşmesine de gelmeyerek yükümlülüklerini ikinci kez ihlal etmesi üzerine, “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği” gerekçesi ile hakkında kamu davası açıldığı,

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği gün infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne yollandığı, bu suretle sanığın 15 gün içerisinde bu karara karşı itiraz yasa yoluna başvurma hakkının elinden alındığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kararın usulüne uygun kesinleştirilip denetimli serbestlik müdürlüğüne usulüne uygun olarak gönderilmediği ve bu hususun da kovuşturma şartı olduğu” şeklindeki gerekçelere dayanılarak kovuşturma şartı bulunmadığından bahisle “kamu davasının durmasına” karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

Ancak, mahkemece ileri sürülen “şüphelinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz hakkının elinden alındığı” gerekçesi dosya kapsamı ile uyumlu değildir. Zira, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı 09/07/2016 tarihinde usulüne uygun şekilde şüpheliye tebliğ edilmiş ve şüpheli bu karara karşı itiraz hakkını kullanmadan denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam etmiştir. Dolayısı ile bu aşamadan sonra kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının kesinleşmediğini söylemek mümkün değildir. Zira kararın tebliği usulüne uygun olup, şüpheli tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir.

Öte yandan, itiraz hakkını kullanmayı düşünmeyen şüphelinin davete uyup bir an önce infaza başlaması geçerli ve lehine bir tutum olup CMK'nın 269/1. maddesindeki 'itiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.' kuralı ile de uyumludur.

Devam eden süreçte de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı esnasında şüpheli 19/10/2016 tarihli bireysel görüşmesine gelmeyerek yükümlülüklerini 1. kez ihlal etmesi üzerine “yükümlülüklerini bir kez daha ihlal ederse hakkında kamu davası açılacağı” ihtarını içeren uyarı yazısının posta yolu ile 26/10/2016 tarihinde adresine tebliğ edildiği, şüpheli denetimli serbestlik müdürlüğüne ilk müracaatında “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde hakkında kamu davası açılacağı” konusunda uyarıldığı için bu uyarının 2. uyarı olarak kabul edilmesi gerektiği, buna rağman şüphelinin 09/11/2016 tarihli bireysel görüşmesine de gelmeyerek yükümlülüklerini 2. kez ihlal ettiği ve bu şekilde “yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiği” anlaşıldığından, kovuşturma şartı olan “ısrar” şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, somut olayda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada 'kovuşturma şartı' olan 'ısrar koşulu' gerçekleştiği cihetle, Mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerekirken yasaya aykırı şekilde durma kararı verilmiş olduğundan, durma kararına yönelik itirazın kabul edilerek durma kararının kaldırılması yasaya uygun olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.

D) Karar :

Açıklanan nedenlere göre; Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/01/2017 tarihli ve 2017/48 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.