Yargıtay - 8. Hukuk Dairesi

2010/1973 Esas 2011/1304 Karar
Karar Tarihi: 10.03.2011
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi         2010/1973 E.  ,  2011/1304 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Mera komisyon kararının iptali ve tescil

... ile Hazine, Ilıkaynak Köyü Tüzel Kişiliği, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı aralarındaki mera komisyon kararının iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 19.11.2009 gün ve 683/544 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı ... vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı taşınmaz bölümünün kısmen 35 yıldan beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, kısmen de vekil edeninin babası adına kayıtlı tapu kapsamında bulunduğunu, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca kurulan Mera Komisyonu tarafından taşınmazın hatalı olarak Ilıkaynak Köyü’ne mera olarak tespit edildiğini, askı ilan süresi içinde ilgili komisyona itiraz etmelerine karşın itirazlarının 10.12.2004 tarih ve 299 sayılı kararla reddedilerek yapılan tespit ve tahdit çalışmalarının geçerli olduğuna karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, mera olarak tespit edilecek yerlerin 4342 sayılı Kanunun 5. maddesinde açıklandığını, taşınmazın mera vasfı taşımadığını, tamamen teknik ekiplerin sorumsuzluğu ve il’de ilk defa yapılan bu tür çalışmaların acemiliği sonucu yerin mera olarak tespit edildiğini, 4342 sayılı Kanunun 13/5. maddesi uyarınca bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek vekil edeninin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ancak 2 nolu mera parseli dahilinde tespit ve sınırlandırılan İl Mera Komisyonunun işleminin iptaline karar verilmesini istemiş; 14.09.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yanında Maliye Hazinesi ve Ilıkaynak Köyü Tüzel Kişiliğini davalı göstermek suretiyle Mera Komisyon Kararının iptali yanında isteklerinin belgesizden tescil davası olarak ıslah edildiğini belirterek dava konusu yerin vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş ve ıslah dilekçesi harçlandırılmıştır.

Davalı ... ve Köy İşleri Bakanlığı adına davaya katılan ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin kadimden beri Ilıkaynak Köyüne ait mera kapsamında kalan yerlerden olduğunu, köy halkı tarafından hayvanlarının otlatıldığını, köy muhtarı ve mahalli bilirkişi beyanlarına istinaden 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca İl Mera Komisyonu tarafından köydeki hayvan sayısı gözönüne alınarak ve kadastro çalışmalarının yapılmaması gözetilerek dava konusu yerin köy merası olarak tespit edilerek sınırlandırıldığını, İl Mera Komisyonu ve teknik ekiplerce yapılan çalışmaların tamamen yasal çerçevede yürütüldüğünü, usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... Köy Tüzel Kişiliğine yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve cevapta vermemiştir.

Mahkemece, Van Merkez Ilıkaynak Köyünde bulunan Mera Komisyonunun 2 nolu mera olarak belirlediği ve kadastroca 101 ada 300 nolu parsel numarası verilen, teknik bilirkişinin 09.02.2009-11.5.2009 ve 16.6.2009 tarihli rapor ve krokilerinde C harfiyle gösterilen 36.800 m2 ve F harfi ile gösterilen 58.275,22 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümlerinin ifrazı ile bu kısımlar bakımından mera tespitinin iptaline ve açıklanan taşınmaz bölümlerinin davacı Paşa oğlu ... adına tapuya tesciline, kararın Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; İl Mera Komisyonu kararının iptaliyle, mera olarak tespit ve sınırlandırılan taşınmazın sınırlandırılmasının kısmen iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmişse de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde davayı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına yöneltmiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunuyla 4342 sayılı Mera Kanununda; Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının mera ve benzeri yerlerle ilgili uyuşmazlıklarda aktif ve pasif husumet ehliyetine sahip olacağı konusunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Meraların kuru mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı ise ait olduğu köy veya belde ya da belediye halkına aittir. Bu nedenle mera niteliğindeki taşınmazın bulunduğu yere göre dava da husumetin Hazine, köy veya ilgili belde ya da belediyeye yöneltilmesi gerekmektedir. TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca açılan tescil davalarında, yargılama sırasında husumetin yaygınlaştırılması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması mümkündür. Davalı ... ve Köy İşleri Bakanlığı, genel bütçeye dahil kurumlardan olup aynı zamanda Hazine vekilleri tarafından temsil edilme olanağı bulunmaktadır. Islah dilekçesiyle Hazine ve ilgili köy hasım gösterilmiştir. Başlangıçta davalı olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı gösterilmiş olması somut olayda temsilde hatanın bulunduğunun kabulü gerekir. Islah dilekçesiyle davalı ... hasım olarak gösterildiğine ve aynı zamanda Hazine vekili Tarım ve Köy İşleri Bakanlığını da temsil ettiğine göre, böylece temsilde hatanın giderildiğinin de kabulü gerekir. Yani pasif husumet davada böylece sağlanmış ve taraf teşkili konusunda bir eksikliğin bulunmadığı anlaşılmıştır. Daha açıkçası, davacının asıl dava etmek istediği kişinin “Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı” değil “Hazine” olduğu kabul edilmelidir (HGK.nun 14.07.2010 T. ve 2010/1-336 E., 2010/396 sayılı K.) .

Uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu Ilıkaynak Köyünde dava tarihi ve İl Mera Komisyonunun çalışmaya başladığı tarih itibariyle 766 sayılı Tapulama Kanunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca herhangi bir kadastro çalışmasının yapılmadığı belirlenmiştir. 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri uyarınca kurulan İl Mera Komisyonu ilk defa 21.08.2001 tarihinde Ilıkaynak Köyü’nde çalışmalarına başlamış, 30.12.2003 tarihinde de bu çalışmalarını tamamlamıştır. Belirtilen süre içinde dava konusu yer dosya arasında bulunan tarihsiz ancak, 4342 sayılı Mera Kanununun 9. maddesi gereğince düzenlenen mera, yaylak, kışlak, otlak ve çayır Tespit ve Tahdit Tutanağına göre, sıra no, 1 parsel no M2 olarak adlandırılmak suretiyle 87 hektar 4982 m2 olarak tespit ve tahdit edilmiştir. Sözü edilen tespit kararı 01.06.2004 ile 02.07.2004 tarihleri arasında 4342 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca askıya çıkartılmış, davacı ve pek çok kişinin bu süre içinde itirazda bulunduğu, ancak İl Mera Komisyonunun 10.12.2004 tarih 299 sayılı kararıyla davacı ve diğerlerinin itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Taşınmaza yapılan itirazlarının reddine karar verilmesinden sonra İl Mera Komisyonunca 24.02.2006 tarih ve 359 sayılı kararıyla 4342 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca, uyuşmazlık konusu yerin Ilıkaynak Köyü Tüzel Kişiliğine mera olarak tahsis edildiği saptanmıştır. Sözü edilen tahsis kararı 14.04.2006 tarihinde Valilik tarafından onaylanmıştır. Onaylanan tahsis kararı 15.05.2006 ila 15.06.2006 tarihleri arasında aynı Kanunun 13. maddesi uyarınca ilana çıkartılmıştır. Davacı tarafından 12.10.2005 tarihinde eldeki dava açılmıştır. Görüldüğü gibi eldeki dava tespit ve tahditin yapılmasından sonra mera tahsis kararı ile askı ilanından önce açılmış olup, İl Mera Komisyonunun tespit kararının iptaliyle tescil isteğinde bulunulduğuna ve tahsis kararından önce dava açıldığına göre açılan eldeki davanın tespite itiraz niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Taşınmazın bulunduğu Ilıkaynak Köyü’nde 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca 25.07.2005 tarihinde kadastro çalışma alanı bakımından gerekli genel ilanların yapıldığı ve ilk defa Temmuz 2006 yılında komşu taşınmazlar hakkında kadastro tutanaklarının düzenlendiği, ancak dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenmediği, sadece ada ve parsel numarasının (101 ada 300 parsel) verildiği saptanmıştır.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 28.09.2004 tarihli ve 1587 (2004/16 nolu) sayılı genelgelerinin 3. maddesinde; “4342 sayılı Kanunun 13.maddesine göre askı ilanına alınarak kesinleştirilen mera, yaylak ve kışlaklar ile umuma ait çayır ve otlakları için kadastro çalışması yapılamayacağından kadastro tutanağı düzenlenmeyecek ve askı ilanına da alınmayacaktır. Bu durumdaki yerlere sınırları içerisinde kaldığı adanın son parsel numarası verilecek ve özel sicilindeki kaydı ile fen klasörüne ada ve parsel numarası istenecektir” denilmektedir. Herhalde bu genelge gözönünde bulundurularak İl Mera Komisyonunun yaptığı işlemler henüz kesinleşmediği halde dava konusu taşınmaz hakkında tutanağın düzenlenmediği ve yalnızca ada ve parsel numarası verilmekle yetinildiği görülmektedir. Mer’a Komisyonunun yaptığı işlemlerin kesinleşmesi halinde ancak taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmez. Bu bakımdan hatalı işlemin yapıldığı açıktır. 4342 sayılı Mera Kanununun 13/6.fıkrasında; “Komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise, Kadastro Mahkemesine dava açılabilir” hükmüne yer verilmiştir. Az yukarıda da açıklandığı gibi, İl Mera Komisyonunun çalışmalarına başladığı tarihten önce taşınmazın bulunduğu köyde kadastro çalışmaları yapılmadığı gibi İl Mera Komisyonunun çalışmalarına başladığı sırada da herhangi bir kadastro çalışması söz konusu değildir. İl Mera Komisyonunca dava konusu taşınmaz hakkında tahdit ve tespit ile askı ilanı yapıldıktan sonra Temmuz 2006 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca Ilıkaynak Köyü’nde kadastro çalışmalarına fiilen başlanmıştır.

3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/D-son fıkrasında; “Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar” denilmiştir. Somut olayda ise, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemiştir. Hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen bir uyuşmazlık hakkında Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu söylenemez. Kadastrodan önce açılan eldeki davanın kadastro tespitlerine itiraz niteliğinde değil, İl Mera Komisyonunun yaptığı çalışmalara itiraz niteliğinde olduğunun da kabulü gerekmektedir. Saptanan bu olgu karşısında davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmasında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.İşin esasının incelenmesine gelince; davacı dava dilekçesine ekli tapu kaydı ve yargılama aşamasında açıklamaları ile uyuşmazlık konusu bir kısım taşınmaz bölümünün babası Paşa Öner adına kayıtlı tapu kaydı kapsamında bulunduğunu, babasının uzun yıllar önce haricen tapuya kayıtlı bölümü hibe ettiğini açıklayarak 1.12.1986 tarih ve 6 sıra sayılı tapu kaydına tutunarak mera tespitinin iptali isteğinde bulunmuş ise de, davasını ıslah ederek zilyetlik hukuki sebebine dayanmıştır. 101 ada 300 parsel ile belirlenen uyuşmazlık konusu yerin 4342 sayılı Kanunun 5/a bendi gereğince kadim meradan Ilıkaynak Köyü Tüzel Kişiliğine ihtiyaç nedeniyle mera olarak tahsis edildiği dosya arasında bulunan mera, yaylak, kışlak, otlak ve çayır tespit ve tahdit tutanağı ile sabittir. Yani dava konusu yerin öncesi de meradır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın çevresi kadim mera ile çevrili olup, böyle bir yerin meradan açıldığının kabulü gerekir. 101 ada 300 sayılı parsel 87 hektar 4982 m2 yüzölçümlü büyük bir yer olup, tamamının kadim mera olduğu anlaşılmaktadır. Meralar üzerindeki zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla ya da imar ve ihyayla edinilemezler. Dört tarafı merayla çevrili bulunan taşınmazın özel mülkiyete konu yapılması halinde mera bütünlüğünün bozulacağı da açıktır. Her ne kadar keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından davacının tescilini istediği yerin mera olmadığı, özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğu açıklanmış, uzman üç ziraat bilirkişisi tarafından verilen rapora göre de dava konusu yerin çayır ve biçenek niteliğinde bulunduğu bildirilmiş ise de, aynı zirai bilirkişiler taşınmazın çevresinde mera olduğunu da açıklamışlardır. Yukarıda saptanan durumlar ve davanın ıslah edilerek senetsizden tescil davası olarak sürdürülmesi göz önünde bulundurulduğunda, yerel bilirkişi ve tanıklar ile zirai bilirkişilerin raporunda yer alan aksi görüşlere değer verilemez. Biçenek niteliğindeki çayırların aynı zamanda yerine göre meranın içerisinde yer alan ve onunla bir bütünlük arz eden yerler olduğu açıktır. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında dava konusu ve tescili istenen yerin 101 ada 300 sayılı parselle birlikte bir bütünlük arz ettiği ve kadim mera niteliğinde bulunduğu anlaşıldığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.