Yargıtay - 1. Hukuk Dairesi

2021/10448 Esas 2022/1959 Karar
Karar Tarihi: 10.03.2022
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi         2021/10448 E.  ,  2022/1959 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası sonunda Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07/09/2021 tarihli 2019/23 Esas 2021/261 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’nin ölümü üzerine davalı ile birlikte mirasçı kaldıklarını, davalının tek erkek evlat olduğunu, mirasbırakan ...'nin, 642 parsel sayılı taşınmazını ve 685 parsel sayılı taşınmazdaki 100/483 payını, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğluna satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına tescile karar verilmesini istemişler; davacılardan ...’nin davanın seyri sırasında ölümü üzerine mirasçıları yargılamaya katılmışlardır.

II. CEVAP

Davalı, çekişme konusu taşınmaları bedelini ödeyerek satın aldığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/10/2016 tarihli, 2015/104 Esas - 2016/558 Karar sayılı kararıyla; tanık ve mahalli bilirkişi beyanları nazara alındığında mirasbırakanın paraya ihtiyacının bulunmadığı, hatta bankada bir miktar nakit parasının olduğu, dava konusu taşınmazları satma ihtiyacı içinde olmadığı, işlemlerin gerçek bir satış olmayıp, erkek çocuğu kayırmak amacıyla yapılan işlemler olduğu, iddianın ispatlandığı, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 24/01/2017 tarihli, 2017/29 Esas - 2017/35 Karar sayılı kararıyla; ...çekişme konusu taşınmazlarda davacıların 1/5’er miras payına isabet eden değerin dava tarihi itibarıyla 86.038,76 TL, davacıların toplam 4/5 miras payına isabet eden değerin 344.155,07 TL olarak keşfen saptandığı, bu değer üzerinden eksik peşin harcın tamamlanması gerektiği, bu hususta davacı tarafa önel verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek HMK’nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş; kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/03/2017 tarihli, 2017/26 Esas - 2017/74 Karar sayılı kararıyla; tanık ve mahalli bilirkişi beyanları nazara alındığında mirasbırakanın paraya ihtiyacının bulunmadığı, hatta bankada bir miktar nakit parasının olduğu, dava konusu taşınmazları satma ihtiyacı içinde olmadığı, işlemlerin gerçek bir satış olmayıp, erkek çocuğu kayırmak amacıyla yapılan işlemler olduğu, iddianın ispatlandığı, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen 16/03/2017 tarihli, 2017/26 Esas - 2017/74 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Nedenleri

Kararın hukuka aykırı olduğunu, mirasbırakanın köyde yalnız yaşadığını ve bir bacağının engelli olduğunu, davalının ise öğretmen olması nedeniyle uzun yıllardır Van ilinde yaşadığını, ancak yazdan yaza köye geldiğini, mirasbırakanın ihtiyaçlarını karşıladığını, mirasbırakanın her istediğinde yanına geldiğini, davacı kızların ise mirasbırakana bakmadıklarını, mirasbırakanın fındık geliri olduğunu ancak masrafların çok olduğunu, bacağından dolayı çalışamayan mirasbırakanın dönem dönem ekonomik sıkıntı yaşadığını, mirasbırakanın bir kısım taşınmazını satarak rahatlamak istediğini duyunca davalının, baba yeri taşınmazların başkasına gitmemesi için çekişmeli taşınmazları satın aldığını, mirasbırakanın mal kaçırma iradesi olsa idi tüm taşınmazlarını devretmesi gerektiğini, bankada parası olmaması gerektiğini, davacıların saklı paylarının ihlal edilmediğini, davacı tanık beyanlarının tahmine dayalı olduğunu, beyanına itibar edilen mahalli bilirkişi Filiz Karahasan’ın, davacı ...’ın kiracısı olduğunu, taraflı beyanda bulunduğunu, 642 parsel üzerine davalının küçük bir ev yaptırdığını, ancak mahali bilirkişilerin bu hususta gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, davacı tanığı olan damat ... ile mirasbırakanın arasının iyi olmadığını, taşınmazların değerinin yüksek hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01/06/2017 tarihli, 2017/503 Esas - 2017/508 Karar sayılı kararıyla; iddianın ispatlandığı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01/06/2017 tarihli, 2017/503 Esas - 2017/508 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davacıların saklı payının aşılıp aşılmadığının incelenmediğini, zira mirasbırakanın yaptığı tasarrufun saklı payları ihlal etmediğini, tasarruf nisabı içinde hareket ettiğini, yaşlı ve bir bacağı engelli olan mirasbırakanın hiçbir geliri bulunmadığını, satış bedelleriyle geçimini sağladığını, o para ile evinin çatısını onardığını, tadilat yaptığını, erkek çocuğun kayırılmasının söz konusu olmadığını, davalı ve eşinin öğretmen olup, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazları satmak istemesi üzerine yabancıya gitmemesi için davalının satın aldığını, sadece bir davacının eşinin tanıklığı ile eldeki davanın kabul edildiğini, saklı payların da hesaplattırılmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

3. Bozma Kararı

Dairenin 12/12/2018 tarihli 2017/4685 Esas - 2018/15447 Karar sayılı kararıyla; “...dinlenen tek davacı tanığının muvazaanın ispatına yarar beyan da bulunmadığı açıktır... Öte yandan; tanıklar mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında başka taşınmazlarının da bulunduğunu bildirdikleri halde mahkemece bu yönde inceleme yapılmamıştır. Bir başka husus ise, dava değeri harcı tamamlanan değerdir. Yargılama sırasında keşfen belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanmaması halinde ise davanın reddine değil açılmamış sayılmasına karar verileceği kuşkusuzdur...Somut olayda, dava 50.000 TL değer gösterilerek açılmış, davalı değere itiraz etmemiş, mahkemece dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden sonuca gidilmiş, ne var ki duruşmasız olarak yapılan istinaf incelemesinde HMK 353/1-a-4 maddesine göre ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş ve keşfen belirlenen 344.155,072 TL üzerinden harcın ikmali sağlanmıştır. Yine, kamu düzenini ilgilendirmeyen ve tanıkla ispatı gereken bir hususun mahalli bilirkişi beyanı ile kanıtlanması olanaksızdır...Ne var ki, mahkemece HMK 353. ve 25. maddesine aykırı işlemler yapıldığı gibi muvazaa konusunda mirasbırakanın iradesi saptanmadan sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca, mirasbırakan adına olan taşınmaz kayıtlarının getirilmesi, önceden dinlenen tanıkların yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca yeniden dinlenilmesi, mirasbırakanın davacılar ve davalı ile beşeri ilişkisinin belirlenmesi, mirasbırakanın gerçek amaç ve iradesinin açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, dava konusu taşınmazların kayıtları yenileme işlemi neticesinde kapandığına göre doğru sicil oluşturma ilkesine aykırı olacak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde kapanan kayıtlar üzerinden hüküm kurulması da isabetsizdir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

4. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2021 tarihli, 2019/23 Esas - 2021/1261 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın temlik dışı başkaca taşınmazları ve bankada bir miktar parasının bulunduğu, dava konusu taşınmazlardan 685 parsel sayılı taşınmazın yalnızca bir kısmının mirasbırakan tarafından davalıya temlik edilip, büyük bir kısmının ipkaen üzerinde bırakıldığı hususları nazara alındığında, mirasbırakanın mal kaçırma iradesinden söz edilemeyeceği, dinlenen tanık beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde muvazaa olgusunun ve mirasbırakanın mal kaçırma iradesinin somut olarak ortaya konulamadığı, iddianın ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

5. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar

Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2021 tarihli, 2019/23 Esas - 2021/1261 Karar kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

6. Temyiz Nedenleri

Bozma öncesi yapılan yargılamada davanın haklı görülüp kabulüne karar verildiğini, ancak bozma sonrası yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiğini, delillerin doğru taktir edilmediğini, yoruma dayalı karar verildiğini, dava konusu 685 parselin sadece bir kısmının davalıya devredilmiş olmasının muvazaayı ortadan kaldırmadığını, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalıya borç verdiklerini söyleyen davalı tanıklarının yazılı bir belge sunmadıklarını, temlik tarihlerinde davalının banka hesabından mirasbırakanın banka hesabına yapılan bir ödemeye de rastlanmadığını, davalı tanıklarının beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, mirasbırakanın banka hesabında 17.500 TL’si olmasının davanın reddine değil aslında kabulüne gerekçe yapılması gerektiğini, zira mirasbırakanın maddi durumunun iyi olup taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, davalının tek erkek çocuk olduğunu, mirasbırakanın kız çocuklardan mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, erkek evlada daha çok kazandırma yapmak istediğini, yörede erkek çocuklarına daha fazla pay verildiğinin mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve hatta davalı tanığının beyanıyla sabit olduğunu, sadece tanık beyanına değil banka kayıtlarına da delil olarak dayandıklarını, mahalli bilirkişi beyanlarına da itibar edilmesi gerektiğini, onların beyanlarının yok sayılamayacağını, bedeller arasında fark olduğunu, iddianın ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

7. Gerekçe

7.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

7.2. İlgili Hukuk

7.2.1. Uygulamada ve öğretide 'muris muvazaası' olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

7.2.2. Öte yandan, muris muvazaası hukusal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.

7.3. Değerlendirme

(V.3.) numaralı paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, (V.4.) numaralı paragrafında yazılı kararın verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacılardan alınmasına, 10/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.