Yargıtay - 9. Hukuk Dairesi

2022/5152 Esas 2022/5748 Karar
Karar Tarihi: 10.05.2022
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi         2022/5152 E.  ,  2022/5748 K.

'İçtihat Metni'

BÖLGE ADLİYE

MAHKEMESİ : ... 5. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Kurum bünyesinde destek elemanı olarak çalıştığını, işyerinde uygulanan Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) Teknik Şartnamesi'nin 8 inci maddesinde program kapsamında çalışanlara ihale tarihinde yürürlükte bulunan brüt asgari ücretin % 110 fazlası oranında aylık ücret ödeneceğinin belirtildiğini, davacının 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile mali ve sosyal hakları korunarak sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, aynı tarihte bağıtlanan toplu iş sözleşmesinde ücret miktarının açıkça belirtilmediğini ve 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesinde işçilerin kadroya geçirilmeden önceki haklarının korunacağını hükme bağlandığını, davalı işverence davacının ücreti belirlenirken kadroya geçişten önce imzalanan teknik şartnamede belirlenen ücretin dikkate alınması gerektiğini, 2019 yılının Ocak ayına kadar ücretin şartnameye uygun olarak hesaplanıp ödendiğini, ancak söz konusu tarihten sonra asgari ücretteki artış göz ardı edilerek toplu iş sözleşmesindeki %4 artış ile yetinildiğini, bu hatalı uygulama sebebiyle davacının ücretinin eksik ödendiğini iddia ederek ücret farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 02.04.2018 tarihinden itibaren sürekli işçi kadrosunda görev yaptığını, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca; geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin, anılan madde kapsamında yer alan idarelerce sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde esas alınacağının düzenlendiğini, kadroya geçen işçilerin geçiş öncesi almakta oldukları yevmiyelerinde hiçbir şekilde eksiltme yapılmadan Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak toplu iş sözleşmesinin ücret, mali ve sosyal haklara ilişkin hükümleri gereğince %4 oranında zam yapılarak yevmiyelerinin belirlendiğini, aynı şekilde 2019 ve 2020 yılları için ücret zammının uygulanmaya devam edildiğini, böylece davacının ücretinin eksik ödenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilave tediye alacağı talebinin tefrikine karar verilerek diğer alacaklar yönünden sürdürülen yargılama sonucunda, 01.04.2018 tarihinde davalı işverene ait işyerinde işe başlayan davacı ile işveren arasında bağıtlanan 01.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin ''ücret, mali ve sosyal haklar'' başlığını taşıyan 4 üncü maddesinin (a) bendinde, ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenen toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, iş sözleşmesinde asgari ücretin % 110 fazlasının ödeneceğine yönelik bir hüküm bulunmaması karşısında davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığı, davalı tarafça sunulan bordrolar incelendiğinde davacının 01.04.2018 tarihindeki ücretinin asgari ücretin % 110 fazlası olarak belirlendiği ve bu ücrete 31.12.2018 tarihine kadar %4 zam uygulandığı, 01.01.2019 tarihinden itibaren ise 31.12.2018 tarihindeki ücrete yalnızca toplu iş sözleşmesinde öngörülen % 4 zammın uygulandığının görüldüğü, Yargıtay 9 Hukuk Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 2020/5665 Esas, 2020/14048 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği gibi iş sözleşmesinde açıkça asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği öngörülmediğinden, işçinin ücretinin eksik ödendiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının fark alacak taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesince emsal olarak kabul edilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/5665 Esas, 2020/14048 Karar sayılı kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda incelemede olduğunu, ayrıca söz konusu kararın aksine birçok Yargıtay kararı da bulunduğunu, ret kararının gerekçesinin olmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, işverence 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 62 nci maddesine aykırı şekilde işçilerin ücretlerinde eksiltme yapıldığını, oysa hizmet alım sözleşmesinin eki olan teknik şartnamede ASDEP çalışanı işçilere ihale tarihinde yürürlükte bulunan brüt asgari ücretin %110 fazlası oranında aylık ücret ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, ancak 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacıya işe başladığı tarihte kararlaştırılandan daha az bir ücret verilerek bu ücrete %4 şeklinde artış yapıldığını, işverenin hatalı uygulamasının4857 sayılı Kanun'un 22 inci maddesine de aykırı olduğunu, ayrıca 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesinde işçilerin kadroya geçirilmeden önceki haklarının korunacağının hükme bağlandığını, buna göre işçiye kadroya geçirilmeden önce imzalanan teknik şartname ile belirlenen ücretin altında bir ücret ödenmesinin 696 sayılı KHK'ya ve 4857 sayılı Kanun'un 22 nci ve 62 nci maddelerine aykırı olacağını, 2019 yılı ücretinin, yeni asgari ücret üzerinden belirlenmesi gerekirken davacının 2018 yılındaki ücreti sabitlenmek suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesinin hak kaybına sebep olduğunu, ayrıca İlk Derece Mahkemesince emsal olarak kabul edilen Yargıtay kararına ilişkin yargılama sürecinin devam etmesi sebebiyle bu kararın sonucunun beklenmesi yönünde talepte bulunduklarını, bu taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, uyuşmazlık konusu olay ile ilgili emsal kararlar sunmalarına rağmen bu kararların da dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesinin kanuna ve içtihatlara aykırı kararının ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... benzer durumdaki işçilerin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 ve 24 üncü maddeleri uyarınca sürekli işçi kadrolarına geçirildikleri, hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışanların daha önce ücret ile diğer mali ve sosyal haklarını asgari ücretle irtibatlandıran uygulamanın da son bulduğunun kabulü gerektiği, davacının kadroya geçiş öncesi imzalanan 2017 yılına ilişkin teknik şartname ile ücretinin asgari ücretin %110 fazlası şeklinde belirlendiğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmasının yerinde olmadığı, davacının 01.01.2018 tarihi itibariyle aldığı ücretin asgari ücretin belli bir oranda fazlası olup sürekli işçi kadrosuna geçişte bu ücretin temel ücret olarak belirlendiğini ve toplu iş sözleşmesi uyarınca 2018 ve 2019 yıllarında gerekli zamların yapıldığını, sürekli işçi kadrosuna geçiş sırasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinde asgari ücretin belli oranda fazlasının ücret olarak ödeneceğine dair bir hüküm yer almadığını, 2018 yılında kadroya geçiş aşamasındaki işlemin temel ücretin belirlenmesine yönelik bir kıstas olup devam eden her yıl için davacı bakımından kazanılmış hak oluşturacağını düşünmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılarak davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, işçinin ücretinden hiçbir şekilde eksiltme yapılamayacağına ilişkin kanun hükümlerinin göz ardı edildiği, 696 sayılı KHK hükmünün hatalı yorumlandığı, lehe olan Yargıtay kararları sunulmasına rağmen bu kararların hiç dikkate alınmadığı gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş tarihi olan 01.04.2018 tarihinden sonraki ücretinin belirlenmesinde, hizmet alım sözleşmelerinin eki olan teknik şartnamedeki hükmün her asgari ücret artış dönemi için bağlayıcı kabul edilip edilmeyeceği ve buna bağlı olarak davacının fark ücret ile fark ikramiye alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

1.696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde.

2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 2020/5665 Esas, 2020/14048 Karar sayılı kararı.

3. Değerlendirme

1.Davacı, sürekli işçi kadrosuna geçirildiği tarihteki ücretinin, bu tarihten önce çalıştığı alt işverene ait işyerinde uygulanan hizmet alım sözleşmesinin eki teknik şartnamedeki hüküm doğrultusunda 01.01.2018 yılı asgari ücretinin %110 fazlası olarak belirlendiğini, aynı yöntemin 01.01.2019 tarihindeki ücretin belirlenmesinde de uygulanması gerektiğini; ancak davalı İdare tarafından yeni asgari ücret oranı dikkate alınmaksızın önceki ücretine %4 oranında zam uygulandığını, bu uygulamanın gerek 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi, 4857 sayılı Kanun'un 22 ve 62 nci maddeleri gerekse sundukları emsal kararlara aykırı olduğu ileri sürmüştür.

2. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında isabetli bir şekilde belirtildiği gibi, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 ve 24 üncü maddeler uyarınca işçinin sürekli işçi kadrosuna geçirildiği tarih itibarıyla, ücrete ilişkin önceki uygulamaların son bulduğunun kabulü gerekir. Davacı ile işveren arasında kadroya geçiş esnasında yeni bir iş sözleşmesi düzenlenmediği veya iş sözleşmesi düzenlenmekle birlikte söz konusu iş sözleşmesinde işçinin sürekli işçi kadrosuna geçiş tarihinden sonraki ücretlerinin ne şekilde belirleneceğine yönelik olarak ileriye etkili şekilde tarafları bağlayan bir hüküm bulunmadığı sürece, işverenin sonraki yıllar için işçiye asgari ücret (veya katları) üzerinden yeniden belirlenecek ücreti ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.03.2022 tarihli ve 2022/2917 Esas, 2022/4237 Karar sayılı kararı; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarihli ve 2022/3140 Esas, 2022/3748 Karar sayılı kararı).

3. Dosya kapsamına göre, davalı işverenin 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü maddeye göre işçinin kadroya geçiş esnasındaki ücret miktarını koruduğu ve sonraki dönemler için de toplu iş sözlemesinde öngörülen %4 oranındaki zammı uyguladığı açıktır. Davacının, kadroya geçiş öncesinde alt işverene ait işyerinde uygulanan teknik şartname hükmüne dayalı fark ücret talebi yerinde değildir. Davalı işveren tarafından kanuna uygun olarak belirlenen ücrete, toplu iş sözleşmesinde öngörülen 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin zamların uygulandığının ve sonuç olarak davacının ödenmeyen fark ücret ve ikramiye alacağı bulunmadığının anlaşılmasına göre, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve kararlarının gerekçelerinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.