Yargıtay - 18. Ceza Dairesi

2017/1227 Esas 2017/4075 Karar
Karar Tarihi: 11.04.2017
Yargıtay

18. Ceza Dairesi         2017/1227 E.  ,  2017/4075 K.

'İçtihat Metni'KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda sanığın erteli mahkumiyetine dair, Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11/03/2009 tarih ve 2008/1056 esas, 2009/308 sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 04.12.2012 tarih ve 2011/18006 E. - 2012/28733 K. sayılı kararıyla;

'1-Sanık müdafii 06.03.2009 tarihli dilekçesinde sanık hakkında verilecek hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini istediği halde, bu konuda bir karar verilmemesi,

2-Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle temel ceza alt sınırdan tayin edilmesine karşın, TCK'nın 51/3 maddesi gereğince denetim süresinin gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl olarak belirlenmesi,' gerekçesiyle oy birliğiyle bozulmasına karar verilmiştir.

I- YEREL MAHKEMENİN DİRENME KARARININ KAPSAMI

Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/12/2014 tarih ve 2013/675 E. - 2013/1012 K. sayılı kararında;

'Yargıtay 4. Ceza Dairesi önceki kararımızı hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini istediği halde bu konuda karar verilmemesi ve sanık hakkında temel ceza alt sınırdan tayin edilmesine karşılık TCK nın 51/3 maddesi gereğince denetim süresinin gerekçe gösterilmeksizin 2 yıl olarak belirlenmesi gerekçesiyle bozmuştur.

1- Sanık hakkında,TCK 51 maddesi uygulanarak,cezası ertelenmiştir.Bu erteleme süresi içinde sanık yeniden kasdi suç işlemeyerek hapse girme tehlikesini ortadan kaldırabilir ise de, cezanın paraya çevrilmesi halinde , günümüzün ekonomik koşullarında para cezasını ödeyemeyerek, başlangıçta para cezası hapse çevrilebilir.

TCK nın 50 ve 51.maddenin kriterleri birbirine çok yakındır. İkisi birlikte uygulanamamakta, birisi uygulanırken,diğerinin uygulanmama gerekçesi çelişmektedir. ''Sanığın para cezası talebi ile mahkeme bağlıdır'' da denemez.Kanun'da böyle bir zorunluluk,normlar önceliği yoktur. Bu nedenle mahkeme takdir hakkını kullanarak cezasının teciline karar vermiştir.

2- TCK 51/3 maddesi,'' Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. '' hükmünü taşımaktadır.

Kanun sadece alt had yönünden bir sınır koymuştur.Verilen ceza ile ilgili başkaca hiçbir sınır yoktur. Asıl cezanın alt hadden verilmesi halinde dahi, hakim sanığın infaz ve ıslah süresini gözeterek,1-3 yıl arası bir denetim süresi belirleyebilir. 1 ya da 2 yıl arasında bir denetim süresi belirlerken, bu süreler hakkında gerekçe gösterilmesi de mümkün değildir.'

Şeklindeki gerekçeyle, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 04.12.2012 tarih ve 2011/18006 E. - 2012/28733 K. sayılı kararına direnildiği görülmektedir.

II- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME

02.12.2016 tarihli 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 36.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ın 307. maddesi uyarınca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 14/12/2016 tarihli ve 2015/779 esas, 2016/1565 kararı ile dosya Dairemize gönderildiğinden, direnme kararı üzerine verilen hükmün Dairemizce incelenmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

'Erteleme' 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde;

“(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,

b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir.

(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverilir.

(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.

(4) Denetim süresi içinde;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,

Mahkemece karar verilebilir.

(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.

(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.'şeklinde düzenlenmiştir.

Buna göre, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olanlar bakımından ise bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, hükmolunan hapis cezası ertelenen kişi hakkında belirli bir denetim süresinin belirlenmesi zorunludur. Bu süre 1 yıldan az ve 3 yıldan fazla olamayacaktır. Yine belirlenecek sürenin alt sınırı mahkûm olunan ceza süresinden de az olmamalıdır.

Mahkemece denetim süresi içinde hükümlünün;

a) Bir meslek veya sanat sahibi değilse, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi ise, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Onsekiz yaşından küçükse, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,

Karar verilebilir.

Yine mahkeme gerek görürse denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişi de görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğüt verir ve eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur. Hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.

Hükümlü denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, cezası infaz edilmiş sayılır. Böylece hükümlü özgürlüğünden mahrum kalmadan hapis cezasını infaz etmiş olacaktır.

Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde ise ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/12-1519 E. - 2013/613 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere; Bu noktada, uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için erteleme ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi kurumlarının hukuki nitelikleri ve sonuçları üzerinde de durulmalıdır.

Erteleme, 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesinde düzenlenmiş, şartlı bir af olmaktan çıkarılıp, hürriyeti bağlayıcı cezanın bir infaz şekli hâline getirilmiştir. Cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkûm olunan ceza süresinden az olmamak kaydı ile bir yıl ila üç yıl arasında bir denetim süresi belirlenecektir. Mahkemece denetim süresi içinde; meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine, meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, on sekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine karar verilebilir. Cezası ertelenen hükümlü denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezasını infaz etmiş sayılacak, ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde, ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ise 5237 sayılı TCK’nun 50. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde ile, kısa süreli ya da uzun süreli olmakla birlikte taksirli suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olan kişilerin, belirlenecek bir miktar adli para cezasını ödemek suretiyle infaz kurumuna girmelerinin önlenmesine imkan tanınmıştır. Hapisten çevrilen adli para cezalarının infazı 5237 sayılı TCK'nun 50. maddesinin 6 ve 7. fıkraları uyarınca yapılmakta iken, 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nun 50. maddesinin 6. fıkrasında yer alan 'yaptırım' ibaresinin 'tedbir' olarak değiştirilmesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 4 ila 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının yürürlükten kaldırılması ile 5275 sayılı CGTİHK'nun 106. maddesindeki esaslara tabi kılınmıştır.

Erteleme de, hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirmesi de cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması, yani bireyselleştirilmesinin yollarından birisi olup mutlak olarak birinin diğerinden daha lehe olduğundan söz edilemeyecektir. Bu bağlamda ödeme gücü bulunmayan bir sanık için ertelemenin, ödeme gücü yerinde olan ve bu yönde talepte bulunan bir sanık için ise adli para cezasına çevirmenin daha lehe olduğunun kabulü mümkündür. Her somut olayda sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile kişiliğine göre bir belirleme yapmak gerekir.

Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 04.06.2013 gün ve 1526-286 ile 02.10.2007 gün ve 160-192 sayılı kararların da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Somut olayın incelenmesi sonucunda;

III- KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle,

a) Yerel Mahkemenin sanık hakkında alt sınırdan hapis cezası belirlemesine karşın, TCK'nın 51/3 maddesi gereğince denetim süresinin alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl olarak belirlenmesine dair kararında, TCK'nın 51/3 maddesinde düzenlenen süreler dahilinde, taktir hakkının kullanılmış olduğu anlaşılmakla, Yerel Mahkemenin direnme hükmünün bu itibarla yerinde olduğu,

b) Sanık müdafii tarafından 'lehe hükümlerin ve mahkemece mahkumiyete karar verilmesi halinde adli para cezasına çevrilmesini' talep etmesi karşısında, cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması yani bireyselleştirilmesi kapsamında bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş olması nedeniyle, Yerel Mahkemenin direnme hükmünün bu yönden yerinde bulunmadığı,

Anlaşılmakla,

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/10/2014 tarih ve 2013/22509 esas, 2014/29898 Karar sayılı bozma kararındaki gerekçeye göre, Yerel Mahkemece verilen, cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması yani bireyselleştirilmesi kapsamında bir değerlendirme yapılmaksızın hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi konusunda bir karar verilmemesi konusundaki, direnme kararı yerinde görülmediğinden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, 6763 sayılı Yasanın 36.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 307/3. maddesi hükmüne göre dosyanın Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 11/04/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.