Yargıtay - Hukuk Genel Kurulu

2014/1111 Esas 2016/605 Karar
Karar Tarihi: 11.05.2016
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu         2014/1111 E.  ,  2016/605 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14/06/2012 gün ve E:2010/239, K:2012/248 sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 01.04.2013 gün ve E:2012/17062, K:2013/4598 sayılı ilamı ile;

(...Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davalının kendi edimini yerine getirmediği, bu nedenle de çekişmeli 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların kendi adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, ortak muris Mustafa Sağlam'dan kalan 267, 268 ve 214 parsel sayılı taşınmazlar nedeniyle 21.09.2001 tarihinde noterde davalılarla birlikte mirastan feragat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme uyarınca davalılara 214 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını verdiğini, onların da 267 ve 268 parsellerdeki paylarını kendisine vermeleri gerekirken devri yapmadıklarını ve hileli davrandıklarını ileri sürerek, 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde ise 214 parselin aynen miras bırakan adına iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ortak muris Mustafa Sağlam'ın 07.09.1989 tarihinde ölümü ile geride oğulları davacı ... ile İbrahim ve torunları olan davalılar .... kaldıkları, İbrahim'in 06.02.2010 tarihinde öldüğü, ancak öncesinde miras bırakan Mustafa'nın tüm mirasçılarının 21.09.2001 tarihinde noterde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesini imzaladıkları, sözleşmede davalıların 267 ve 268 parsellerde tüm hak ve hisselerinden davacı amcaları İrfan lehine feragat ettikleri, diğer amcaları İbrahim'in ölümü halinde de kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerinden de yine davacı lehine feragat ettikleri, karşılığında ise davacı ... ile amcaları İbrahim'in 214 parseldeki paylarını aldıklarını, devraldıkları 214 parselin tahmini değerinin 500.000.000 TL olduğunun belirtildiği, 19.10.2001 tarihinde ise çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın tüm mirasçılar adına intikal ettirilip, aynı gün satış suretiyle dava dışı Hanife Sağlam'a 500.000.000 TL bedelle temlik edildiği, onun tarafından da 06.12.2005 tarihinde dava dışı ... satıldığı, taşınmazın halen bu kişi adına kayıtlı olduğu, çekişmeli diğer taşınmazlar olan 267 ve 268 parsellerin ise ortak miras bırakan Mustafa adına kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır.

Dava dışı Hanife'nin davalıların annesi olduğu dosyadaki nüfus kayıtları ile sabittir. Diğer iki parça taşınmaz ise halen muris Mustafa adına kayıtlıdır. Davacı, aralarındaki mirastan feragat sözleşmesi uyarınca ve davalıların isteği üzerine 214 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesine aktarıldığını ileri sürmüş olup, bu iddianın aksi kanıtlanamamıştır. Bu durumda davacının edimini yerine getirdiği açıktır.

Hal böyle olunca, dava konusu 267 ve 268 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir.

Kabule göre de; davalılar lehine hükmedilen avukatlık ücretinin harcı tamamlanan dava değeri üzerinden hesaplanması gerekirken, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden avukatlık ücret tayini isabetsizdir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Mahkemenin, davacının kendi edimini yerine getirmediği, bu nedenle de çekişmeli 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazları kendi adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen gerekçelerle bozulmuş; yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının edimini yerine getirip getirmediği; varılacak sonuca göre, 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının davacı adına tescilinin gerekip, gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, Düzce 3.Noterliğince 21 Eylül 2001 tarih ve 11616 sayılı 'Düzenleme Şeklinde Mirastan Feragat Sözleşmesi' isimli belge içeriğinde aynen;

'...İlgililerin kimliklerinin tetkiki ve şahitlerin şahadetleri ile kişilikleri hakkında kanı sahibi bu işi yapmaya ehil olduklarını gördüm, bunun üzerine ilgililerden feragat edenler hep birlikte şahitlerin huzurunda söze başlayarak dedi ki: Dedemiz Mustafa Sağlam'ın adına kayıtlı bulunan ve onunda ölümü ile intikalen hak sahibi bulunduğumuz Düzce İli, Merkez İlçesi, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde kain ve tapunun pafta no:1, parsel no:267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcamız İbrahim Sağlam öldüğü takdirde miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan bizlere intikal edecek olan miras hak ve hisselerimizden diğer amcamız ... lehine feragat ediyoruz. Çünki biz onlardan yani amcalarımız İrfan ile İbrahim Sağlam'dan Düzce İli, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan pafta no:1, Parsel no: 214 de kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerindeki hak ve hisselerini tapuda devir aldık onlar dedem Mustafa Sağlam'dan kendilerine kalan bu parsel üzerindeki miras hak ve hisselerini bizlere devir ettiler. Bu devir aldığımız gayrimenkulün tahmini değeri 500.000.000 TL (beş yüz milyon liradır) civarındadır. Bu nedenle Medeni Kanunun 475. maddesi gereğince ivazlı feragat ettiğimizi, böylece yukarıda belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederiz. Diyerek sözlerini bitirdiler.

Diğer taraftan lehine feragat edilen ... söz alarak dediki: bende yukarıda feragat edenlerin beyanlarını aynen anlaşarak kabul ettiğimi beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi.

Oturumda hazır bulunan İbrahim Sağlam söz alarak dediki: Bende yukarıda bahsi geçen sözleri aynen kabul ile ivazlı bu feragata aynen anlaşarak kabul ettiğimi, noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi. Feragat edenler ..., ..., ..., Saniye Toğru, .... Lehine Feragat Edilen: ...; Muvafakat Eden (muris): İbrahim Sağlam.” ifadeleri yer almaktadır.

Ayrıca duruşmada dinlenen davacı tanığı Mehmet Karaçayır yeminli beyanında aynen; “Ben taraflar arasında noterde yapılmış bulunan mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak bulundum. Noter sözleşmesinde yazılı hususlarda davacı ve davacının abisi İbrahim Sağlam benden anlaştıklarını söyleyerek tanık olmamı istediler. Bana söylediklerine göre İbrahim Sağlam’ın oturduğu evin olduğu yeri ...’a verdiklerini ayrıca bir çeşmenin başında olan bu evin biraz aşağısında olan bir arsayı Hanife Sağlam ve ...’a verdiklerini söylediler, sanırım bu bahsettiğim arsanın tapu kaydı 214 parseldi, ben bu anlaşma doğrultusunda tapuda işlem yapılıp yapılmadığını bilemiyorum.” şeklindedir.

Yukarıda düzenleme şeklindeki noter senedinin içeriği ve davacı tanığının beyanları bir bütün olarak incelenip, değerlendirildiğinde; muris İbrahim Sağlam ile davalılar arasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı TMK)'nun 528.maddesi (743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m.475) kapsamında mirastan feragat sözleşmesi, diğer taraftan da davacı ile davalılar arasında 4721 sayılı TMK. 677.maddesi (743 sayılı MK. m.612) kapsamında miras payının devrini öngören sözleşme bulunmaktadır. Davalıların yukarıda içeriğine aynen yer verilen noter senedinde yer alan “…belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı …beyan ve ikrar ederiz…” şeklindeki ifade de dikkate alındığında, davalıların uyuşmazlığa konu olan 267 ve 268 parsellerdeki taşınmazlardan hem kök muris Mustafa Sağlam’dan intikal eden hem de amcaları muris İbrahim Sağlam’dan intikal edecek miras haklarının tamamından davacı ... lehine feragat ettikleri anlaşılmaktadır.

Davacının kendi edimini yerine getirip getirmediği hususuna gelince; noter senedi içeriğinde davalıların, davacı ... ile amcaları İbrahim'in 214 parseldeki paylarını aldıklarını beyan ettikleri, devraldıkları 214 parselin tahmini değerinin 500 TL olduğunun belirtildiği, 19.10.2001 tarihinde ise çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın önce tüm mirasçılar adına intikal ettirilip, daha sonra aynı gün satış suretiyle dava dışı Hanife Sağlam'a 500 TL bedelle temlik edildiği, bu kişi tarafından da 06.12.2005 tarihinde dava dışı Mehmet Emin Toğru'ya 27.200 TL bedel ile satıldığı, taşınmazın halen bu kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Görüldüğü üzere, davalıların da katılımıyla 214 parsel sayılı taşınmazın noter senedinin düzenlendiği tarihten (21.09.2001) çok kısa bir süre sonra (19.10.2001 tarihinde) ve noter senedinde belirtilen bedelle (500 TL) dava dışı Hanife Sağlam’a (davalıların annesine) devrinin yapılması karşısında, davacının kendi edimini yerine getirdiğinin kabulü gerekir. Devrin tapuda “satış” olarak gösterilmesinin, varılan bu sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.

Şu halde; yerel mahkemece, dava konusu 267 ve 268 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında bir kısım üyelerce; uyuşmazlığa konu noter senedi içeriğine göre, davalıların sadece amcaları muris İbrahim Sağlam’dan intikal edecek miras haklarını davacı ...’a devretmeyi taahhüt ettikleri, ancak kök muris Mustafa Sağlam’dan intikal eden miras payının devrini de taahhüt ettiklerini gösterecek bir ibarenin bulunmadığı, dolayısıyla kök muris Mustafa’dan intikal eden miras payı bakımından yerel mahkemenin direnmesinin bu yönüyle kısmen yerinde olduğu, zira mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olabilmesi için murisin sağlığında ve onun katılımıyla yapılmasının zorunlu olduğu, kök muris Mustafa’nın noter senedi düzenlenmeden önce öldüğü, bu nedenle noter senedinin muris İbrahim’den intikal edecek miras hakkını kapsaması ve davacının kendi edimini yerine getirdiğinin anlaşılması karşısında davanın tamamen değil kısmen kabul edilmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de; Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen gerekçelerle bu görüş benimsenmemiştir.

Öte yandan, Özel Daire bozma ilamında 214 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesine devrine gerekçe olarak yazılan “…davalıların isteği üzerine…” ibaresinin sehve dayalı olarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Zira, bu ibareyi doğrulayacak bir bilgi veya belgeye dosyada rastlanamamıştır.

Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ilave gerekçeyle Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave gerekçe ve nedenden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 11.05.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davanın dayanağı davalılar ile amcaları İbrahim arasında Düzce 3.Noterliğinde resmi vasiyetname şeklinde düzenlenen 21.09.2001 tarihli 'mirastan feragat sözleşmesi' dir. Bu sözleşme ile; davalılar, dedeleri Mustafa Sağlam'dan intikal eden 267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde, diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcaları İbrahim Sağlam öldüğü takdirde, miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerinden aldıkları ivaz karşılığında diğer amcaları (davacı) İrfan lehine feragat etmişlerdir. Bu husus sözleşmenin içeriğinden açık bir şekilde anlaşılmaktadır. İbrahim Sağlam, 06.02.2010 tarihinde çocuksuz olarak ölmüş ve mirasçı olarak eşini ve davalılar ile davacı ...'ı bırakmıştır. 267 ve 268 parsel numaralı gayrimenkullerde davalılara, 1989 da ölen dedeleri Mustafa Sağlam'dan intikal eden miras hakları, sözleşmenin kapsamına dahil değildir. Dolayısıyla, bu parsellerde davalılara amcaları İbrahim'den intikal eden, İbrahim'in miras payıyla sınırlı olarak iptal ve tescil karar verilmesi gerekir. Aynı parsellerde davalılara dedeleri Mustafa Sağlam'dan intikal eden miras paylarıyla ilgili iptal ve tescil kararı verilemez. Bu bakımdan davanın reddine dair direnme kararı, davalılara dedeleri Mustafa'dan intikal eden miras payları bakımından sonucu itibarıyla doğrudur. Bu yöne ilişkin direnme kararının onanmasına, İbrahim'den intikal eden miras payları bakımından kabul kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmelidir. Bu itibarla sayın çoğunluğun, 'sözleşmenin kapsamına, dede Mustafa'dan davalılara intikal eden payların da dahil olduğunu, bu paylar bakımından sözleşmenin, miras payının temlikini de ihtiva ettiğini' kabul eden görüşüne iştirak etmiyorum.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.