Yargıtay - Hukuk Genel Kurulu

2019/524 Esas 2022/1272 Karar
Karar Tarihi: 11.10.2022
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu         2019/524 E.  ,  2022/1272 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Aile Mahkemesince verilen asıl ve karşı davanın kabulüne ilişkin karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı-Karşı Davalı İstemi:

4. Davacı-karşı davalı vekili 08.07.2013 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 23.07.1998 tarihinde evlendiklerini, ortak çocuklarının bulunmadığını, davalının sürekli olarak alkol aldığını, sarhoş olduğunda kendini kaybettiğini, alkolün etkisi ile evdeki eşyaları kırıp döktüğünü, müvekkiline psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığını, hakaret ve küfür ettiğini, eşine karşı iş ve sosyal ortamlarda küçük düşürücü davranışlar sergilediğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, taraflar arasında karı-koca ilişkisinin bulunmadığını, davalının bipolar hastası olduğu hâlde tedavisi için gerekli ilaçlarını düzgün kullanmadığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 10.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-Karşı Davacı İstemi:

5. Davalı-karşı davacı vekili 19.08.2013 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, kullandığı alkol miktarının boşanma nedeni sayılacak boyutta olmadığını, davacının aşırı kıskanç bir yapıya sahip olduğunu, geçimsiz davrandığını, evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediğini, eşine ilgisiz davrandığını, ameliyat olduğunda dahi yanında bulunmadığını, evliliği parasal kazanç kapısı olarak gördüğünü, asıl kadının eşine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 50.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme Kararı:

6. ... Aile Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2013/624 E., 2015/244 K. sayılı kararı ile; tarafların 23.07.1998 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklarının bulunmadığı, eşlerin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ve küfür ettikleri, erkeğin sözlerinin biraz daha ağır olduğu, davalı erkeğin sürekli alkol aldığı, evdeki eşyaları kırıp döktüğü, buna karşılık kadının da eşi ile geçinmek istemediği, boşanmak istediğini söylediği, hâl böyle olunca boşanmaya sebep olan olaylarda eşlerin eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına, eşit kusur nedeni ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.01.2017 tarihli ve 2015/21965 E., 2017/732 K. sayılı kararı ile;

“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı-karşı davalı kadının temyiz itirazlarının incelemesine gelince;

Mahkemece 'tarafların eşit kusurlu davranışlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, her ikisinin de dava açmakta haklı olduğu' kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı erkeğin, sürekli alkol kullanmak suretiyle tartışma çıkardığı, eşine birçok kez fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret edip, aşağıladığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği, davacı-karşı davalı kadının da, eşini aşağıladığı ve ona sürekli hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu, gerçekleşen bu kusurlu davranışların aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece tarafların eşit kusurlu kabulü ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat (TMK m. 174/2) talebinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir,…” gerekçesiyle karar, 2. bentte gösterilen sebeplerle bozulmuş, diğer yönlerden ise onanmıştır.

Direnme Kararı:

9. ... Aile Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2018/221 E., 2018/455 K. sayılı kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; boşanma kararı kesinleştikten sonra davalının vefat ettiği, mirasçı ... ve vekilinin davaya katılımının sağlanarak taraf teşkilinin gerçekleştirildiği, eşlerin önceki kararda yer alan kusurlu davranışları nedeni ile boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davacı-karşı davalı eş yararına TMK’nın 174/2. maddesinde yazılı manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.

13. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin 1 ve 2. fıkraları;

'Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır.

14. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.

15. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer’ileri ve boşanmanın malî sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine” karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir.

16. Diğer yandan, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve mali olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarındandır.

17. Türk Medeni Kanunu’nun “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 174/2. maddesinde “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.' hükmü düzenleme altına alınmıştır.

18. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlal edilen eşe “uygun bir tazminat” verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.

19. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; tarafların 23.07.1998 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklarının bulunmadığı, eldeki boşanma davalarının karşılıklı olarak 2013 yılında açıldığı, yapılan yargılamada kadın eş tarafından kardeşleri ... ve ..., önceki evliliğinden olan oğlu ..., arkadaşları ... ve ... ile ortak konutun görevlileri ... ve ...’nin; erkek eş tarafından ise eşlerin ...’ya taşınmasından yaklaşık yedi sekiz yıl öncesinde ortak hayata şahit olan ..., ... ve ..., kız kardeşi ..., bunun dışında eşlerin ortak görüştüğü ..., ..., ... ve ... ile ...’nun tanık olarak dinletildiği görülmüştür.

20. Mahkeme ve Özel Dairenin kabulünde olduğu üzere; erkek tanık beyanları ile kadına yüklenen eşine karşı hakaret etmesi, aşağılaması ve evliliği sürdürmek istememesinden kaynaklanan kusurlu davranışlar ispatlanmıştır. Ne var ki bu kusurlu davranışlara karşılık, kadının tüm tanık beyanlarından; erkeğin süreklilik arzeder şekilde sabahları dahi alkol aldığı, apartmanın merdiven boşluğunda düşerek başının kanlar içinde kalması ile sonuçlanacak şekilde yaralanmış hâlde site görevlileri ... ve ... tarafından bulunarak evine çıkarıldığı, ...’nın görgüye dayalı bilgisine göre davalının birlik görevlerini yerine getirmediği, sinirli bir yapıya sahip olduğu, konuşma esnasında yumruğu ile masaya vurup sehpayı kırdığı, ...’ın aynı şekilde görgüye dayalı bilgisine göre erkeğin eşine “sen benim ilk karımın tırnağı olamazsın, senden adam olmaz, sen de kadın mısın” gibi sözler söylediği, kahvaltı yaparken masaya yumruk vurup masayı dağıttığı, yine ...’ın beyanına göre davalının alkolün etkisi ile tartışma çıkardığı, bazı mutfak eşyalarını atıp kırdığı, ...’in beyanına göre alkolün etkisiyle sorumsuz davranışlar sergilediği ve hatta arabanın içinde sızmış hâlde uyuyakaldığı anlaşılmaktadır.

21. Hâl böyle olunca sürekli alkol kullanmak suretiyle tartışma çıkaran, böyle anlarda evdeki eşyaları kırıp döken, eşine hakaret edip aşağılayan, birlik görevlerini yerine getirmeyen erkek karşısında, eşine hakaret edip aşağılayan kadının kusur derecelerinin yoğunluğu kıyaslandığında, olayların oluş şekilleri, yer, zaman ve mekânları dikkate alındığında eşlerin boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarından söz etme imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Özel Daire ve Mahkemenin kabulünde olan tüm kusurlu davranışlar ve gerçekleşen olaylara göre, boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

22. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.10.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.