Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2012/1208 Esas 2012/1843 Karar
Karar Tarihi: 11.12.2012
Yargıtay

Ceza Genel Kurulu         2012/10-1208 E.  ,  2012/1843 K.

'İçtihat Metni'Tebliğname : 2011/408315

Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi

Mahkemesi : İZMİR 9. Ağır Ceza

Günü : 06.10.2011

Sayısı : 274-275

Uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık M. K.'nın 5237 sayılı TCK’nun 188/3, 62, 52, 53, 58 ve 63. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis ve 2.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ilişkin İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.11.2010 gün ve 159-293 sayılı hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 07.06.2011 gün ve 8227-4850 sayı ile;

“…Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; muhbirin soyut beyanı dışında diğer sanık Gökhan ile birlikte atılı suçu işlediğine ilişkin, sanığın savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına ve tutuklu sanığın tahliyesine karar verilmiştir.

İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi ise 06.10.2011 gün ve 274-275 sayı ile;

'Olaydan önce sanığın ve hakkında hüküm kesinleşen G.A.'ın isimleri devriye görevi yapan polis memurlarına bildirilmiş ve ihbarda bulunan kimliği saptanamayan şahıs sanığın ve G. A.'ın 5767 sokak üzerinde bulunan terk edilmiş kimsenin yaşamadığı, metruk gecekondu evin önünde esrar sattıklarını, sattıkları esrarları gecekondu içine sakladıkları, gelen kişilere para karşılığı verdikleri yönünde ihbarda bulunmuştur. Adres ve isim belirtilmek suretiyle sanığın ve hakkında hüküm kesinleşen G. A.'ın isimleri ihbarda belirtilmiş, ayrıca satıldığı iddia edilen uyuşturucuların saklandıkları yerde ihbarda açıkça ifade edilmiştir. Güvenlik görevlileri bu ihbarı değerlendirmişler, ihbarda belirtilen metruk binanın önünde sanık M. K.'yı görmüşler, hakkındaki hüküm kesinleşen G. A.'ı da metruk bina içinden çıkarken görüp yakalamışlardır. Yakalanmadan önce G.A. üzerinde bulunan satışa hazır hale getirilmiş meşe tabir edilen üç adet esrar olduğu saptanan maddeyi sanığın aracının altına doğru atmıştır. Metruk bina içerisinde bulunup el konulan maddelerde esrar olup satışa hazır hale getirilmiştir. İhbarın sanık ve hakkındaki hüküm kesinleşen G.A. hakkında adres ve uyuşturucuların saklandığı yer belirtilmek suretiyle yapıldığına, ihbarda belirtilen metruk bina içinde uyuşturucular satışa hazır halde yakalandığına, ayrıca her iki sanığın da metruk bina önünde yakalanmış oluşları birlikte değerlendirildiğinde ihbarın doğruluğu anlaşılmıştır. Hakkındaki hüküm kesinleşen G.A.'ın uyuşturucuların kendisine ait olduğunu söylemesi sanık M.K.'yı suçtan ve cezadan kurtarmaya dönük beyandan ibarettir' gerekçesiyle direnerek ilk hükmündeki gibi karar vermiştir.

Bu hükmün de o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının “bozma” istemli 27.06.2012 gün ve 408315 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa müsnet uyuşturucu madde ticareti suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

24.03.2010 tarihinde düzenlenen Yakalama, Üst Arama, Muhafaza Altına Alma Tutanağına göre, İzmir ili Karabağlar ilçesi 5760 sayılı sokakta devriye görevi yapan polis ekibinin saat 01.00 sıralarında yanına yaklaşan ve ismini vermek istemeyen bir kişinin, sanık ve hakkındaki uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen hüküm temyiz edilmeden kesinleşen G.A.’ın ... sokak üzerindeki ..nolu adresin karşısındaki metruk bir bina içinde sakladıkları uyuşturucu maddeyi bu binanın önünde sattıklarını ihbar ettiği, bunun üzerine belirtilen adrese giden kolluk görevlilerinin binanın önünde park halinde bekleyen ... plakalı aracın içinde duran sanık M.’ı ve binadan çıkmakta olan G.’ı gördükleri, kolluk görevlilerini fark eden G.'ın cebinden çıkardığı kağıt parçasına benzeyen bir şeyleri sanık M.’ın aracının altına doğru attığı, bu kâğıtlar kontrol edildiğinde ganyan kâğıtlarına sarılı vaziyette olan ve meşe tabir edilen esrar olduğunun belirlendiği, daha sonra metruk gecekondu binasının içinde yapılan aramada duvara asılı sünger yatak içinde hava geçirmez poşette yine ganyan kâğıtlarına sarılı 16 adet meşe tabir edilen esrarın ele geçtiği,

İzmir Kriminal Polis Laboratuarı raporuna göre; toplam 19 adet meşe tabir edilen şekilde sarılan bu maddenin 26 gram olduğu ve % 60 oranında olmak üzere net 15,6 gram esrar içerdiği,

Hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen G.'ın müdafii huzurunda kollukta, sorguda ve mahkemede özetle; sanık M.’ın kendisinde ele geçen esrar ile bir ilgisinin olmadığını, olay gecesi de ilerleyen bir saatte işyerinden çıktığında sanık M.’ı arabası ile geçerken gördüğünü ve durdurduğunu, kendisini eve bırakmasını istediğini, araca bineceği sırada gecekonduya giderek 3 paket meşe tabir edilen esrarı aldığını, evden çıktığında polisleri görünce bunları sanık M.'ın aracının altına attığını beyan etttiği,

Tutanak düzenleyicilerden tanık Y.B.'ün mahkemede; zaman zaman sanıklar hakkında uyuşturucu madde sattıkları yönünde duyum aldıklarını, olay günü de kimliğini vermek istemeyen bir şahsın sanıkların metruk bir binaya koydukları uyuşturucuyu sattıkları yönünde ihbarda bulunduğunu, sanıkların bulunduğu yere gittiklerinde sanık M.K.'nın çalışır vaziyetteki kendi aracının içinde oturduğunu, aracın lambalarının da yandığını, sanık G.A.ın ihbarda belirtilen metruk binanın içerisinden çıktığını, yaklaştıkları sırada sanık G.'ın belinden birşeyleri çıkararak sanık M.K.'nın çalışır vaziyetteki aracının altına doğru attığını, söylemeleri üzerine sanık M. K.nın aracını geriye çektiğini, yere atılan mallara baktıklarında uyuşturucu olduğunu gördüklerini, metruk binada yaptıkları aramada duvara asılı vaziyetteki sünger yatağının içerisinde hava geçirmez poşetler içinde uyuşturucu maddeyi bulup el koyduklarını, sanıkları da alıp karakola götürdüklerini, başlangıçta uyuşturucuları diğer sanıkta gördükleri için sanık M.K.'ya 'git' dediklerini, daha sonra sanık G. A.'ın uyuşturucuların kendisine ait olmayıp sanık M. K.'ya ait olduğunu söylediği için M.'ı da yakaladıklarını belirttiği,

Tutanak düzenleyicilerden tanık F. Y.'in mahkemede; olay öncesinde sanıkların isimlerini belirterek uyuşturucu sattıkları yönünde ihbarlar yapıldığını, bu ihbarlarda sanık M. K.'nın uyuşturucuyu aracıyla dağıttığının belirtildiğini, olay günü de sanıkların uyuşturucuyu metruk bir binaya sakladıkları yönünde ihbar geldiğini, kimliğini vermek istemeyen bir şahsın uyuşturucununn bulunduğu yeri bildirip sanıklar tarafından satıldığını söylediğini, kendilerinin de ihbarda belirtilen metruk binanın bulunduğu yere gittiklerinde sanık M.K.'nın aracının ihbarda belirtilen metruk binanın önünde çalışır vaziyette olduğunu, aracı kontrol etmek istedikleri sırada henüz kontrolünü yapamadan sanık G.A.'ın metruk binadan çıkarak araca binmek isterken kendilerini farkettiğini, ekipte görevli Y. B.'ün sanık G.'ın kemerinden bir şeyler çıkarıp yere doğru attığını söylemesi üzerine attığı yerden eşyaları alıp kontrol ettiklerinde meşe haline getirilmiş uyuşturucu olduğunu gördüklerini, metruk binaya girip aradıklarında bir yatağın içerisinde hava geçirmeyecek naylon poşetlere sarılmış yaklaşık 15-16 adet meşe tabir edilen uyuşturucuyu bulduklarını, konuyla ilgili tutanak düzenlediklerini, ilk etapta sanık G. A.'ı daha sonra da M.'ı yakaladıklarını, sanık M.'a 'hadi sen git' şeklinde herhangi bir şey söylemediklerini, tutanak içeriğinin doğru olduğunu ve altındaki imzanın kendisine ait olduğunu söylediği,

Tutanak düzenleyicilerden tanık C.Ç.'ın mahkemede; olay günü devriye görevini yaparken birisinin gelerek uyuşturucu ihbarında bulunduğunu, sanıkların adlarından bahsedip bahsetmediğini tam olarak hatırlamadığını, ekip şefinin ihbarda belirtilen şahısların uyuşturucu kayıtlarının olduğunu söylediğini, ihbarı değerlendirerek ulaştıkları sonuçlara ilişkin tutanak düzenlediklerini ifade ettiği,

Anlaşılmaktadır.

Sanık M. K. önceki beyanlarıyla uyumlu olarak mahkemede özetle; kimseye uyuşturucu satmadığını ve vermediğini, olay günü evine giderken mahalleden tanıdığı G.A. adlı diğer sanıkla karşılaştığını, G.'ın el işareti yaparak durmasını isteyerek 'beni eve kadar bırakır mısın?' dediğini, kendisinin kabul ettiğini, G.'ın 'bir dakika' diyerek kimsenin yaşamadığı boş bir binaya girdiğini ve kısa süre sonra çıktığını, araca bineceği sırada polis memurlarının yanlarına geldiğini, sanık G.'ın elinde bulunan bir maddeyi aracının altına attığını, polis memurlarının G.'ı yakalayarak ekip aracına bindirdiklerini, kendi aracını ve üzerini aradıklarını, daha sonrada G.'ın da üzerini aradıklarını, kendisinin kimliğini geri vererek 'gidebilirsin' dediklerini, aracına gaz alarak evine gitmek için yola çıktığında polis memurlarının kendisini durdurduklarını ve 'sen de geleceksin' dediklerini, kendi aracıyla polislerin eşliğinde karakola kadar gittiğini, uyuşturucu kullanmadığını, kimseye uyuşturucu satmadığını savunmuştur.

5237 sayılı TCK’nun “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti” başlıklı 188. maddesinin 3. fıkrası “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” biçiminde düzenlenmiştir.

Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince, “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Gerçekleşme şekli şüphede kalan ve tam olarak aydınlatılamayan olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada varsayıma dayalı olarak hüküm kurmak anlamına gelir ki, bu durum da yukarıda belirtilen ilkeye açık bir aykırılık oluşturur. O halde ceza muhakemesinde mahkûmiyet, kuvvetli ve zayıf bir ihtimale değil, her türlü şüpheden uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Uygulamada adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından yapılan ihbar dışında, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği yönünde mahkumiyetine yeterli kanıt bulunmamaktadır. Sanığın tüm aşamalarda uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını savunması, üzerinde veya aracında herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçmemesi, hakkındaki uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan mahkumiyet hükmü kesinleşen diğer sanık G.'ın bu savunmayı doğrulayacak şekilde aşamalarda istikrarlı olarak ele geçen uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu, sanık M.ile ilgisinin bulunmadığını ve kendisini eve bırakmasını istediği için aracıyla beklediğini beyan etmesi, tutanak düzenleyici tanıkların beyanlarının kısmen tutanak içeriğiyle örtüşmemesi gibi hususlar gözetildiğinde, sanığın müsnet uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği şüphe boyutunda kalmaktadır. Mahkumiyet hükmü kurulabilmesi için suçun şüpheden uzak ve sabit olması, aksi durumda, günümüzde kabul görmüş evrensel bir ilke olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca, sanığın beraatına hükmolunması gerekmektedir.

Bu itibarla, Özel Daire bozma kararı yerinde olup, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkumiyetine hükmeden yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.10.2011 gün ve 274-275 sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2012 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.