Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2016/195 Esas 2019/89 Karar
Karar Tarihi: 12.02.2019
Yargıtay a ilişkin olarak;

Ceza Genel Kurulu         2016/195 E.  ,  2019/89 K.

'İçtihat Metni'

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Sayısı : 2824-726

6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan sanık ...'ın aynı Kanun’un 13/3 ve TCK’nın 62/1, 50, 52 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 6.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve müsadereye ilişkin Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.12.2014 tarihli ve 2824-726 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 06.10.2015 tarih ve 3188-22180 sayı ile;

'Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:

Adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar mahkûmiyet niteliğinde bulunmadığından, sanık hakkında kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yetersiz gerekçeyle 'adli sicil kaydı dikkate alınarak bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından' bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 19.11.2015 tarih ve 33331 sayı ile;

'6136 sayılı Kanun'un 13/1 ve TCK'nın 62/2, 52/2 maddeleri gereğince yapılan uygulama sonunda mahkûmiyetine hükmedilen sanık hakkında CMK'nın 231/5. maddesinde yazılı ceza tür ve miktarına ilişkin koşulların bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak Yerel Mahkemece CMK'nın 231/6. maddesi gereğince yapılan değerlendirme sonucunda 'sanığın daha önce hakkında verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmasına rağmen, denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemek suretiyle sergilediği olumsuz kişiliği dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığından' denilerek, gerekçesi açıklanmak suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu uygulanmamıştır. Burada Yerel Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, sanığın kasıtlı bir suçtan sabıkalı olduğu gerekçesine değil fakat açıkça sanığın daha önce başka bir suçtan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği halde tekrar suç işlemekten çekinmeyen olumsuz kişilik özelliğine vurgu yapılarak, bu durumun, hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde tekrar suç işlemekten kaçınacağına dair olumlu bir kanaat oluşmasına engel olduğu hususunun belirtildiği, bu değerlendirmenin CMK'nın 231/6-a maddesine değil, CMK'nın 231/6-b maddesine temas eden bir değerlendirme olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Yerel Mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümlerin uygulanmamasına dair gerekçesinin yasal ve yeterli olduğu' düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 13.01.2016 tarih ve 15131-273 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Gaziosmanpaşa (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesince 11.03.2013 tarih ve 108 sayı ile; Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2013 tarihli ve 1203 sayılı talebi doğrultusunda sanık ...’ın İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi Karadeniz Mahallesi General Aldoğan Caddesi No: 127 D: 10 sayılı adresinde suç delillerinin elde edilmesi için 11.03.2013 tarihinden itibaren üç gün içerisinde gündüzleyin bir defaya mahsus olmak üzere arama yapılmasına karar verildiği,

12.03.2013 tarihli arama, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; arama işlemine başlanıldığı esnada sanık ...’ın kendi rızasıyla bir adet 9 mm çapında silah ile 22 adet MKE yapımı mermiyi kolluk görevlilerine teslim ettiği,

Gaziosmanpaşa (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesince 12.03.2013 tarih ve 126 sayı ile; sanık ...’dan elde edilen suça konu silah ve mermilere elkonulmasına karar verildiği,

Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının 15.03.2013 tarih ve BLS-2013/3261 sayılı ekspertiz raporuna göre; inceleme konusu tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliğini haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğu ancak suça konu tabancanın anılan Kanun’un 12/4. maddesinde belirtilen vahim silahlardan olmadığı,

Sanığın adli sicil kaydında yer alan kasten yaralama suçundan Gaziosmanpaşa (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince 08.05.2012 tarih ve 2798-1606 sayı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın itiraz edilmeksizin 16.05.2012 tarihinde kesinleştiği,

Yerel Mahkemece; “...sanığın daha önce hakkında verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmasına rağmen, denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemek suretiyle sergilediği olumsuz kişiliği dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığından...” şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Sanık kollukta ve mahkemede; tarihi eser bulunup bulunmadığını tespit etmek için 12.03.2013 tarihinde saat 06.30 sıralarında evine gelen polislere eskiden kalan silah ve mermiler olduğunu söyleyerek teslim ettiğini, söz konusu silahı hiç kullanmadığını, sadece evinde sakladığını ve ruhsatının da bulunmadığını savunmuştur.

5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen ve Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 346–25 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça belirtildiği üzere; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır.

Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna 'Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez' cümlesi, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına 'Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez' cümlesi eklenmiştir.

5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlar ile 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;

1) Suça ilişkin olarak;

a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,

b- Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,

2) Sanığa ilişkin olarak;

a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,

b-Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması,

c- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

d- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,

e- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,

Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Tüm bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve on sekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olduğu hâllerde, maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hâkim tarafından her olayda resen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkân verecek biçimde kararda gösterilmelidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından biri, suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada kastedilen maddi zarar olup manevi zarar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Objektif şartlardan diğeri, sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan cezalandırılmamış olmasıdır. Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmakla birlikte adli sicilden silinme şartları oluşmuş mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanuni engel oluşturmayacak, ancak bu durum, sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirmeye tabi tutulabilecektir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 962-16 sayılı, 28.02.2017 tarihli ve 896-111 sayılı kararlarında da, kasıtlı suçtan verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirlemek yönünden yargı makamlarınca değerlendirmeye tabi tutulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Öte yandan, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendindeki “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır. Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişmemesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine ilişkin düzenlemenin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle, sanığın adli sicil kaydında bulunan kasıtlı suçtan verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamaya konu suç tarihi itibarıyla sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yasal engel oluşturmasa da, bahse konu karar dikkate alındığında, sanığın suç işleme eğilimi ile bu bağlamda kişilik özelliklerinin değerlendirmeye tabi tutulduğu ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması nedeniyle hakkında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmadığı anlaşıldığından, Yerel Mahkemece “...sanığın daha önce hakkında verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmasına rağmen, denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemek suretiyle sergilediği olumsuz kişiliği dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığından...” şeklinde gösterilen gerekçenin dosya içeriğine uygun, denetime elverişli, yasal ve yeterli olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.10.2015 tarihli ve 3188-22180 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2824-726 sayılı hükmünün ONANMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 12.02.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.