Yargıtay - 6. Ceza Dairesi

2019/647 Esas 2020/522 Karar
Karar Tarihi: 12.02.2020
Yargıtay

6. Ceza Dairesi         2019/647 E.  ,  2020/522 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi [İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. maddesi ile görevli) 21/05/2012 gün ve 2008/82 E. 2012/103 K.]

SUÇLAR : Yağma, yağmaya kalkışma, silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, silahlı suç örgütüne üye olmak, özel belgede sahtecilik, tehdit

HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2018 gün, 2014/470 Esas, 2018/167 sayılı karar ile verilen hükümlere yönelik “Sanık ... hakkında silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, özel belgede sahtecilik, mağdurlar ..., ..., ...’a karşı yağma; mağdurlar ...ve ...’a karşı yağmaya kalkışma; mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a karşı tehdit”; sanık ... hakkında “Silahlı suç örgütüne üye olmak ve mağdur ...’a karşı yağma suçlarından” duruşmalı; sanık ... hakkında “Mağdur ...’a karşı yağma suçundan” duruşmasız; sanık ... savunmanının ise “İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2012 gün, 2008/82 esas, 2012/103 sayılı kararı ile sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nin 220/2-3 ve 62. maddeleri uyarınca verilen 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmüne” yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

I.a)Sanıklar ... hakkında suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, yağmaya kalkışma, tehdit ve özel belgede sahtecilik; sanık... hakkında bu örgüte üye olmak suçundan hükmolunan cezaların sürelerine göre, adı geçen sanıklar savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince;

b)Sanık ... savunmanının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2012 gün, 2008/82 esas, 2012/103 sayılı kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2008 gün, 2008/205 sayılı iddianamesi sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/82 Esasına kayıtlı olarak açılan kamu davasının yürütülen yargılaması sonucunda, sanık ... ve savunmanının hazır bulunmadığı 21.05.2012 günlü karar oturumunda adı geçen ve diğer sanıklar hakkında mahkumiyet karar verildiği, mahkumiyet hükmü alan diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ... ve ... ve savunmanları tarafından süresi içinde temyiz davaları açılması üzerine dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan incelemede; yokluğunda hükümlülüğüne karar verilen sanık ... ve savunmanına gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmadığının tespiti ile bu eksiliğin giderilmesi için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesi üzerine, yerel mahkeme tarafından 21.05.2012 gün ve 2012/82 Esas, 2012/103 karar sayılı gerekçeli kararın sanık ... savunmanı Av. ...’ye 10.06.2013 günü usulünce tebliğ olunduğu ve sanık ... savunmanının süresi içinde temyiz davası açmadığı, anılan karar bu hali kesinleştiği,

Yukarıda adı geçen diğer sanıklar ve savunmanları tarafından açılan temyiz davalarını inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 16.09.2014 gün, 2013/34880 Esas, 2014/15614 sayılı “1)...; 2)...; 3)Sanıklar ..., ..., ... ve...'ya yüklenen yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca hükmün açıklandığı 21.05.2012 günlü oturumda, aynı Yasanın 188/l.maddesi gereğince zorunlu olarak savunman bulundurulması gerektiği gözetilmeyerek savunmanın yokluğunda karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 4)...; 5)... ve 6) Örgüt kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak ve yardım etmek suçlarından cezalandırılan sanıklara CMK.nin 226.maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan anılan Yasanın 220/3. maddesinin uygulanması suretiyle cezalardan artırım yapılması...” şeklinde yazılarak bir kısım sanıklar yönünden hükmün usulden

bozulurken bu bozmanın sanık ...’e sirayetine de karar verilmediği, ancak ilk derece mahkemesinin diğer suçlar yönünden bozmaya uyma kararından sonra, adı geçen açısından cezayı etkileyen yeni bir durumu tespit etmesi halinde anılan sürece dahil edebileceği, bozma nedeni de dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin bozmadan sonra yürütülen yargılama sürecine sanık ...’in dahil edilmesi usule aykırı olup, bu bağlamda sanık ... hakkında verilen ikinci karar yok hükmünde olduğu gibi sanık ... savunmanı 21.05.2012 günlü hükmün gerekçeli kararı tebliğ edilmediğini ileri sürülerek 04.08.2015 günlü temyiz dilekçesi ile 21.05.2012 günlü hükme karşı temyiz davası açtığı dikkate alındığında;

10.06.2013 günü, sanık ... savunmanı tebliğ edilen karara karşı, 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde öngörülen yasal süresinden çok sonra 04.08.2015 gününde temyiz başvurusunda bulunan sanık savunmanın bu konudaki isteğinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince;

Yukarıda açıklanan ve I-(a ve b) bentlerinde gösterilen nedenlerle sanıklar savunmanlarının vaki taleplerinin REDDİNE;

II.Sanık ... hakkında; silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, mağdurlar ...ve ...’a karşı yağmaya kalkışma suçundan, sanık ... hakkında ise mağdur ...’a karşı yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;

Mağdur ...’a karşı yağma suçunu; birden fazla kişi ile birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla ve iş yerinde işleyen sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1. maddesinin (c-f-g) bentlerinin yanında (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri savunma doğrultusunda yapılan değerlendirmede;

Sanıklara yükletilen dava konusu eylemlerin yasada öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirildiği,

İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların sanıklar tarafından işlendiği,

Soruşturma aşamalarında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği,

Yasal ve takdiri arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,

Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca, cezaların doğru olarak belirlendiği,Anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz dilekçesinde ve sanık ... yönünden duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaların reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan, sanık ... yönünden duruşmalı, sanık ... yönünden duruşmasız temyiz incelemesi yapılan hükmün bu kısmı isteme uygun olarak ONANMASINA;

III. Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik; mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a karşı tehdit suçlarından; sanık ... hakkında ise örgüte üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;

Gerekçeli kararın 44. sayfasında ve hükmün 19. fıkrasında mağdur ...’nun yerine ...’ın yazılması yerinde düzeltilebilir maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1)Sanık ...’nin suç tarihinde cezaevinde bulunan oğlu ...’nin dayak yediğini ileri sürerek cezaevi görevlileri olan mağdurlar ..., ... ve ...’ı ayrı ayrı zaman dilimlerinde işlediği tehdit suçlarının örgüt faaliyeti kapsamında kalmayıp şahsi suç olarak işlendiği dikkate alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayıl TCK’nin 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması kanuna aykırı ise de; 5237 sayılı TCK’nin 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçunun,

2)Sanık ...’ye yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 207/1. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun,

3)Sanık ...’nin mağdurlar ..., ... ve ...’ya karşı tehdit suçlarından dolayı yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 106/2-c-d maddesinde düzenlenen tehdit suçunun,

4)Sanık ... ’ye yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 220/2-3. maddelerinde düzenlenen silahlı suç örgütüne üye olmak suçunun,

Gerektirdiği cezaların türleri ve üst sınırlarına göre; TCK'nin 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresinin, suç tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunmaları,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu kısmının açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkında tehdit ve özel belgede sahtecilik; sanık ... hakkında örgüte üyelik suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

IV.Sanık ... hakkında mağdurlar ..., ... ve ... karşı yağma; sanık ... hakkında mağdur ...’a karşı yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesine gelince;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) 09.07.2008 tarihli oturumda dinlenen ...’in bir zarar gideriminden bahsetmediği, mağdur ...’in ise kovuşturma aşamasında bir beyanın alınmadığı, sanıklar ... savunmanı tarafından yargılama sırasında sunulan 19.02.2018 günlü ve temyiz dilekçelerinde “Yağma suçuyla ilgili tüm mağdurların ilk hüküm verilmeden önce ya da sorgulama aşamasında mağduriyetleri giderilmiştir” şeklindeki iddiası karşısında; öncelikle bu husus araştırılıp, sonucuna göre sanık ... hakkında TCK'nin 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

2) Mağdur ...’ın olay tarihinden önce ...’tan 4500 dolar borç aldığı, bir süre sonra ...’ın vefat etmesi üzerine mağdur ..., ...’ın oğlu ...’a babasına 4.500 dolar borcu olduğunu söyleyip 2.000,00 dolarını ödediği, devam eden günlerde sanıklar mağdurun bu borcundan haberdar olduktan sonra sanık ... mağdur ...’ı arayarak “...’a 50.000 dolar borcun varmış getirmezsen seni ve çocuklarını öldürürüm” diyerek tehditte bulunduğu, mağdur ise bu görüşmeden sonra sanıkların ... evine gidip sanık ... ile görüştüğü, sanık ...’nin mağdura “Senin durumun iyi 10.000 dolar verirsen artık sana kimse telefonda açmayacak seni de kimse rahatsız etmeyecek” demesi üzerine, mağdurun ertesi gün 10.000 doları sanık ...’ye verdiği, devam eden günlerde mağdur ...’a hakaret ve tehdit içerikli sözler mesaj atmaya devam eden ölen sanık ...’nin diğer sanık ... ile birlikte mağdurun Gebze’deki iş yerine giderek mağdurdan zorla 500,00 TL aldıkları, daha sonraki günlerde sanıklar ... ve ...’nin mağduru tehdit etmeleri üzerine mağdurun 2.000,00 dolar daha verdiği ve mağdurun yargılamanın her aşamasında zararının giderilmediğini açıkça ifade etmesi dikkate alındığında, sanıkların olayların başından beri 50.000 dolar kadar bir parayı almaya yönelik aynı kasıt altında gelişen eylemlerinin bir bütün halinde tek yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3) Kabule göre de;

a) Mağdur ...’a karşı yağma suçunu; birden fazla kişi ile birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla ve iş yerinde işleyen sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nin 149/1. maddesinin (c-f-g) bentlerinin yanında (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

b) Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...’a karşı yağma eylemlerinden dolayı 5237 sayılı TCK'nin 1491/1-c-f-g, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası şeklinde verilen 21.05.2012 günlü hükmün sanıklar savunmanları tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından 16.09.2014 günlü kararı ile bozulduğunun anlaşılmasına karşın, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıklar ... ve... yönünden 12 yıl 6 ay hapis cezasını kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmemeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz itirazları, sanıklar ... savunmanının ise duruşmada ve temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... yönünden duruşmalı, sanık ... hakkında ise duruşmasız temyiz incelemesi yapılan hükmün kısmen tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozmanın (IV)-1 bendinin sanık ...’ya sirayetine ilişkin oybirliğiyle alınan karar 12.02.2020 gününde, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...’ın katıldığı oturumda, sanıklar ve savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.