Yargıtay - 18. Ceza Dairesi

2018/6736 Esas 2019/1186 Karar
Karar Tarihi: 14.01.2019
Yargıtay

18. Ceza Dairesi         2018/6736 E.  ,  2019/1186 K.

'İçtihat Metni'KARAR

Hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/04/2018 tarihli ve 2017/3192 soruşturma, 2018/580 esas, 2018/452 sayılı iddianamenin, sanık savunmasının alınmadığı ve uzlaştırma işlemlerinin yapılmadığı gerekçesiyle iadesine dair Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2018/265 sayılı iddianame değerlendirme kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 30/05/2018 tarihli ve 2018/808 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre;

1- Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 sayılı ilamında, '...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir...' şeklinde açıklandığı üzere,

Somut olayda Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın savunmasının alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğince 20/02/2018 tarihli kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında sanığın savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı dikkate alındığında,

2- Şüphelinin eyleminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu ve uzlaşma hükümleri uygulanmadan dava açıldığından bahisle Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiş ise de, her ne kadar şüphelinin üzerine atılı hakaret suçundan dolayı uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekmekte ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/6. maddesinde 'Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.' şeklindeki istisnai durum nazara alındığında hakkında yakalama kararı bulunan şüpheli bakımından uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi olanağının bulunmaması karşısında,

İtirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Denilmektedir.

I- Hukuksal Değerlendirme:

a) İddianamenin iadesi müessesesi açısından:

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de CMK'nın 160 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı, CMK'nın 170/2. maddesine göre “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin iddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.

CMK'nın tanımlar başlıklı 2. maddesinden; soruşturma aşamasının, Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, kovuşturma aşamasının ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsadığı anlaşılmaktadır. O halde iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesinden mahkemece iddianamenin kabulüne kadar geçen süre de soruşturma aşaması içerisinde kabul edilmelidir.

CMK'nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.

CMK'nın 174/2. maddesinde ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilemektedir. Ceza muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet savcısı gösterecek, ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü, CMK’nın 225/1. maddesine göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin, Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği CMK’nın 174/2. maddesinde hüküm altına alınmıştır.

CMK’nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir. CMK’nın 174/1-b maddesinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı getirilmiştir. Bu düzenlemeden hareket ederek şüpheli ifadesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delil olup olmadığı ve bu eksikliğin anılan bu madde kapsamında iade nedeni olup olmadığı hem uygulamada hem de doktrinde tartışma konusudur. Toplanması gereken mevcut bir delil, delil yasaklarıyla mahdut, hukukun izin verdiği sınır içerisinde, fiilen ele geçirilmesi de mümkün olan delil manasındadır. Cumhuriyet savcısının tüm çabalarına rağmen toplanamayan delilden dolayı iade de mümkün olmayacaktır.

b) Uzlaştırma müessesesi açısından:

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve devamı maddelerinde düzenlenen uzlaştırma müessesesinde 24/11/2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Yasa ile köklü değişiklikler yapılmıştır. 6763 sayılı Kanun 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.

6763 Sayılı Kanun ile değişiklik öncesi şikayete bağlı suçlar ile şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç olmak üzere TCK'nın 86.maddesi), taksirle yaralama (TCK'nın 89. maddesi), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK'nın 116. maddesi), çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK'nın 234. maddesi), ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (TCK'nın 234. maddesi, dördüncü madde hariç) ve özel kanunlarda uzlaşmaya tabi olduğu belirtilen suçlar uzlaşmaya tabi suçlar idi. Bu genel kuralın istisnası olarak da soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar uzlaşma kapsamında değildi. Ana kuralın bir diğer önemli istisnası da uzlaştırma kapsamına giren bir suçun uzlaşma kapsamına girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi durumu idi ki, bu durumda da uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı yaptırım altına alınmıştı.

6763 Sayılı Kanun ile TCK'nın 253. maddesinin başlığı “Uzlaştırma” olarak değiştirilmiş ve uzlaştırma kapsamında olan suçlarla ilgili ana kurala; tehdit (TCK'nın 106/1. maddesinin birinci fıkrası), hırsızlık (TCK'nın 141. maddesi), dolandırıcılık (TCK'nın 157. maddesi) suçları ile mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Öte yandan uzlaşma müessesesinde ana kurala önemli bir istisna teşkil eden soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlarda uzlaşma yoluna gidilmeyeceği kuralı kaldırılarak diğer şartları da taşıması koşuluyla etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar da uzlaştırma kapsamına alınmıştır.

TCK’nın 253/6. maddesinde: “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” hükmü yer almaktadır. Tüm soruşturma işlemlerine rağmen uzlaştırma işleminin taraflarından birisine ulaşılamaması durumunda, soruşturmanın akamete uğramaması amacıyla kanun koyucu bu düzenlemeyi ön görmüştür.

c) Somut olay açısından yapılan değerlendirme:

Somut olayda; şüpheli ... hakkında hakaret ithamı ile yürütülen soruşturma içerisinde kolluk tarafından düzenlenen fezlekede şüpheliye ulaşılamaması nedeni ile ifadesinin alınamadığının belirtildiği, soruşturma savcısının kolluktan tekrar şüphelinin ifadesinin alınmasını istediği, kolluk tarafından savcı emrine istinaden düzenlenen tutanakta şüphelinin adresinin tespiti yapılarak bu adresin yetki alanı dışarısında olması nedeni ile ifadesinin tekrar alınamadığının belirtildiği, kolluk tarafından tespit edilen adres itibariyle şüphelinin ifadesinin alınması amacıyla ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat yazıldığı, talimat cevabında; belirtilen adreste şüphelinin babasının ikamet ettiği, şüpheliye iki aydır ulaşılamadığı ve nerede olduğunun da bilinmediği bilgilerini içerir kolluk tutanağı ile cevap verildiği, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğince, şüpheli hakkında 20/02/2018 tarihinde, ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği, soruşturma savcısının yakalama kararının infazını yaklaşık iki aylık makul sayılabilecek bir süre bekledikten sonra soruşturmanın akamete uğramaması amacı ile iddianame tanzim ederek uyuşmazlığın yargı makamı önüne taşındığı, Mahkemenin ise düzenlenen iddianamenin uzlaştırma müessesesinin uygulanmaması ve şüphelinin ifadesinin alınmaması açısından iadesine karar verdiği, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianamenin iadesine ilişkin karara süresi içerisinde itiraz ettiği, vaki itirazın bu itirazı incelemekle yetkili ve görevli Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği,

Yukarıda yapılan açıklama ışığında; Cumhuriyet savcısının soruşturma dosyası içerisinde şüpheli ifadesinin temini için gerekli araştırma ve soruşturma faaliyetlerine başvurmasına rağmen şüpheli ifadesinin temin edilemediği, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda yakalama kararı aldığı ve bu kararın infazının da makul bir süre beklendiği buna rağmen şüphelinin yakalanamadığından dolayı ifadesinin alınamadığı, bu nedenle sonucu olarak da uzlaştırma işlemlerinin de yapılamadığı, bu nedenle iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın red kararının hukuka uygun olmadığı görülerek tebliğnamedeki talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

II- Sonuç ve Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30/05/2018 tarihli ve 2018/808 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 14/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.