Yargıtay - 9. Hukuk Dairesi

2022/6480 Esas 2022/7752 Karar
Karar Tarihi: 14.06.2022
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi         2022/6480 E.  ,  2022/7752 K.

'İçtihat Metni'

BÖLGE ADLİYE

MAHKEMESİ : ... 8. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

İLK DERECE

MAHKEMESİ : Merzifon 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Bakanlığa bağlı Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesinde çalıştığını, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, davalı Bakanlık bünyesine geçtikten sonra davacının ücretinin asgari ücretin %10 fazlası olarak belirlendiğini, ancak geçiş sonrası davacının ücretinin 01.01.2019 tarihinden itibaren asgari ücretin %10 fazlası şeklinde ödenmediğini, bu nedenle fark alacaklarının doğduğunu ileri sürerek ücret, prim ve ikramiye ile ilave tediye fark alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23 üncü maddesi uyarınca geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan Yüksek Hakem Kurulu tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin, idarelerce sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin ücret ve diğer mali haklarının düzenlenmesinde esas alınması gerektiğini, bu çerçevede 02.04.2018 tarihi itibarıyla %4 zam yapılarak 31.10.2020 tarihine kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yazısında belirtilen Yüksek Hakem Kurulu toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda işlem yapıldığını, davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 zam uygulanmasının söz konusu olmadığını, 31.12.2018 tarihindeki ücretine %4 zam yapılmış olduğunu, davacının ücret farkı alacağının bulunmadığını, istenen faiz oranına ve başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 05.07.2021 tarihli ve 2021/5626 Esas, 2020/11395 Karar sayılı ilâmında belirtilen gerekçeye dayanılarak davacının kadroya geçiş aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranda fazlasının ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda sözleşme hükmünün her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağı, 696 sayılı KHK ile 02.04.2018 tarihinde kadroya geçirilerek sözleşme imzalandığı, davacının aynı tarihte davalı İdare ile yapmış olduğu iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasına göre brüt asgari ücretin %50 fazlası aylık ücret alacağının kararlaştırıldığı, 19.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının alması gereken ücreti hesaplanırken iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak 2019 yılı için asgari ücretin %5 oranında fazlasının bulunduğu ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre %4 zam yapılmak suretiyle ödenmesi gereken ücretin belirlendiği belirtilerek davalı işveren tarafından ödenen miktarın mahsubu ile davacının fark ücret, ilave tediye ve ikramiye alacağının hüküm altına alınmasına, prim alacağına ise hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, dava tarihine göre davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, işçilerin ücret ve mali haklarının belirlenmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 375 sayılı KHK'nın geçici 23 üncü maddesi uyarınca idarelerce sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret, diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde esas alınacak toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna göre 02.04.2018 tarihinden geçerli olmak üzere bu kapsamdaki işçilerin günlük brüt ücretine %4 zam yapılacağını, takip eden dönemlerde de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yazısındaki zamların uygulanacağını, ancak kadroya geçmeden önce 01.01.2018 tarihinden itibaren alt işveren tarafından veya başka bir şekilde ücret artışı yapılması hâlinde bu artışın %4'ten mahsup edileceğinin belirtildiğini, davacının ücreti korunarak üzerine %4'lük zam yapıldığını, herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini, ücret düşümünün söz konusu olmadığını, faiz oranına ve faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, 100,00 TL tutarında prim alacağı reddedilmesine rağmen lehlerine 1,00 TL vekâlet ücretinin verilmesinin hatalı olduğunu ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun'da öngörülen ilave tediye alacağının toplu iş sözleşmesinde tekrar edilmiş olması durumunda, sözü edilen alacağın kanundan kaynaklandığı ve kanuni faiz yürütülmesi gerektiği, davacı vekilinin ilave tediye alacağını en yüksek banka mevduat faizi ile tahsilini talep etmesi nedeni ile ilave tediye alacağının davacı vekilinin talebini aşılmamak üzere bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere yasal faizi ile tahsili yerine, yanılgılı değerlendirme ile bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğu ve bu yönden davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu, davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise yukarıda belirtilen husus dışında İlk Derece Mahkemesinin karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesi ile davalı Bakanlığın istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin belirlenmesi ve bundan kaynaklı fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığına, prim alacağının ne kadar talep edildiği ve buna bağlı olarak vekâlet ücretinin miktarına ve hesaplanan alacakların hesaplanma dönemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü maddesi, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret İle Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22 nci maddesi hükmü.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 sayılı Kanun) 'Dava dilekçesinin içeriği' kenar başlıklı 119 uncu maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:

' (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

...

ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.

...

(2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması

hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. '

3. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 'Dava şartı olarak arabuluculuk' kenar başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ' Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesi dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.' hükmü, ikinci fıkrasında ise: 'Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.' hükmü yer almaktadır.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin aşağıdaki (4) ve (5) numaralı paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin kadroya geçişi aşamasında işverenle imzalanan 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 'Ücret esası ve ödeme şekli ' başlıklı 7 nci maddesindeki; 'iş bu sözleşme süresince işçiye her ay brüt asgari ücretin %10 fazlası üzerinden günlük olarak ödeme yapılır.' şeklindeki düzenleme ile davacıya temel ücret olarak asgari ücretin %10 fazlasının ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığı görülmektedir. Kadroya geçiş aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranda fazlasının ödeneceği kararlaştırılmışsa sözü edilen kural her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağından (Dairemizin 28.10.2020 tarihli ve 2020/5663 Esas, 2020/14046 Karar sayılı ilâmı), 01.01.2019 tarihinden itibaren anılan sözleşme hükmünün uygulanmamasından dolayı davacının fark ücret alacağının doğduğu anlaşıldığından dava konusu alacakların hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Mahkemece her ne kadar gerekçeli kararda davacının 02.04.2018 tarihli iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasına göre brüt asgari ücretin %50 fazlası aylık ücret alacağının kararlaştırıldığı, başka bir paragrafta ise %5 fazlası aylık ücret alacağının kararlaştırıldığından söz edilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya içerisinde yer alan iş sözleşmesinde belirlenen %10 oranı dikkate alınarak hesaplamaların yapıldığı ve bu miktarların da İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alındığı görüldüğünden, sonuç itibari ile kararın doğru oran esas alınarak düzenlenen rapora göre karar verildiği anlaşılmıştır.

4. Davacı prim ve ikramiye alacaklarının tamamını dava dilekçesinde; kısmen 100,00 TL olarak talep etmiş, ancak bu tutarın her bir alacak kalemine düşen kısmını açıklamamıştır. 6100 sayılı Kanun'nun 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca, dava dilekçesinde açık bir şekilde talep sonucu belirtilmelidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu hususun eksik olması hâlinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vermesi gerektiği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde ise davanın açılmamış sayılacağı hükmü düzenlenmiştir. Bu hâlde, Mahkemece, prim ve ikramiye alacakları için dava dilekçesinde talep edilen 100,00 TL’nin, ne kadarının prim ne kadarının ikramiye alacağına ilişkin olduğunu açıklaması için davacı vekiline bir haftalık ihtaratlı kesin süre verilmelidir. Mahkemece bu yönde bir işlem yapılmadan sonuca gidilerek hüküm kurulması hatalı olduğu gibi prim alacağının ne kadar talep edildiği belli olmadığından bu alacağın reddi sebebi ile davalı lehine 1,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır. Ayrıca ikramiye alacağının da dava dilekçesinde ne kadar talep edildiği belli olmadığından hüküm yerinde Mahkemece dava dilekçesinde 100,00 TL talep edilmiş gibi 100,00 TL'lik kısma dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de aynı gerekçelerle doğru bulunmamıştır.

5. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 12.08.2020 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek 15.09.2020 tarihinde somut dava açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda, dava konusu fark ücret alacağına ilişkin hesaplamaların dava tarihi 15.09.2020 olduğundan bu tarihe kadar muaccel olan alacakların hesaplandığı belirtilerek hesaplamalar (14.09.2020 dâhil) dava tarihine kadar yapılmıştır. Arabuluculuk faaliyeti ise tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra, ihtilaf konusu olan 12.08.2020 son tutanak tarihi ile dava tarihi arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında; bu dönem yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde değildir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.