Yargıtay - 12. Ceza Dairesi

2020/2692 Esas 2021/4871 Karar
Karar Tarihi: 15.06.2021
Yargıtay 2863 sayılı kanuna aykırılık 6136 sayılı kanuna aykırılık

12. Ceza Dairesi         2020/2692 E.  ,  2021/4871 K.

'İçtihat Metni'Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 6136 sayılı Kanuna aykırılık,

silahla tehdit

Hüküm : A- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; sanıklar Şefik

..., ..., ..., ...,

..., ... ve ... hakkında; beraat

B- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; Sanık ...

... hakkında; 6136 sayılı Kanunun 15/1, TCK’nın 62,

52/2-4, 53, 58, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet

C- Silahla tehdit suçundan; Sanıklar ..., ...

..., ... ve ... hakkında; TCK’nın

106/2-a-c, 43/1, 43/2, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ün beraatlerine, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ...’nın mahkumiyetine, silahla tehdit suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ...’un mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, katılan vekili, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve mağdur sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Şikayetçi olduğunu beyan etmesine rağmen katılma hakkı kendisine hatırlatılmayan mağdur sanık ...’nün, CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, silahla tehdit suçundan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan mağdur sanık ...’nün CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;

1- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ün beraatlerine, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ...’nın mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik sanık ...’nün temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Sanık ...’nün, 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından adı geçen sanıklar hakkında tesis edilen hükümleri temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE;

2- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ün beraatlerine ilişkin hükme yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:

Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 67/2. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, sanık ...’ün 28/06/2012 tarihli sorgusu olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının isteme uygun olarak DÜŞMESİNE;

3- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ...’nın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, adı geçen sanığın temyiz itarizlarının incelenmesinde ise:

Sanığa isnat edilen eylemin, 6136 sayılı Kanunun 15/1. maddesinde düzenlenen suça ilişkin olduğu ve temel ceza miktarının “altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresini, aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişiklerin ise derhal uygulanması gereklemekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasınına göre; “mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nn 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü yönünden'” yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;

Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca sair yönler incelenmeksizin isteme aykırı olarak BOZULMASINA,

4- Silahla tehdit suçundan, sanıklar ..., ... ve ...’un mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik, adı geçen sanıkların ve katılan sanık ...’nün temyiz itirazlarının incelenmesinde de:

Olay tarihinde ele geçirilen 12 adet eseri sanıklar ... ve ...’ya veren ve anılan suçtan gözaltına alınıp serbest bırakılan katılan sanık ...’nün elinde halen tarihi eser bulunduğunu düşünen sanıklar ..., ... ve ...’un, 18/12/2009 günü mağdur ...’yü cep telefonundan arayarak “...’ı bulun, yoksa biz onu bulur, kellesini poşete koyup getiririz” diyerek tehdit ettikleri, ertesi gün saat 02:00 - 03:00 sıralarında katılan sanık ... ile diğer mağdurlar ..., ... ve ...’nün birlikte ikamet ettikleri eve gelerek sanık ...’ı silahla tehdit ettekleri iddia edilen olaya ilişkin olarak katılan sanık ...’ın 19/12/2009 günü saat 07:00’da alınan kolluk beyanında, sanıklar ..., ... ve yanlarında bulunan 2-3 kişi ile aralarında tartışma olduğunu, sanık ... ve yanındakilerin kendisini darp ettiklerini beyan ettiği, katılan sanık ...’ın, aynı gün Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde, her ne kadar kolluk beyanında kendisini sanıklar ..., ... ve yanındaki kişilerin dövdüğünü söylemiş ise de, aslında kendisini Taşköprü’de ikamet eden ...isimli şahsın dövdüğünü söylediği, katılan sanık ...’ın 26/01/2010 tarihinde Kastamonu Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğündeki ifadesinde, sanıklar ..., ..., ... ve ...’in köydeki evlerine gelip oturduklarını, daha sonra ...’nin kendisini odadan dışarı çıkartarak “Ailenin yaşaması sana bağlı, en ufak bir hareketinde aileni öldürürüm. Bana elinde malın olduğunu babanın yanında sorduğumda söyleyeceksin. Yoksa tüm aileni yok ederim ve yarın bu malları bana getireceksin” dediğini beyan ettiği ancak katılan sanığın beyanında silahla tehdit edildiğine dair bir anlatımının bulunmadığı, katılan sanığın 10/02/2010 günü mağdur sıfatıyla kollukta verdiği beyanında, sanıklar ..., ..., ...ve ...’nin kendisiyle görüşmek üzere evine geldiklerini, evin ayrı bir odasında oturarak konuşmaya başladıklarını, konuşma sırasında sanıkların, “Tarihi eserlerden bir kaç tanesini bize vermezsen hem aileni hem de seni öldürürüz. Bu olayı jandarmaya veya polise bildirirsen seni yaşatmayız” dediklerini ve bellerinde bulunan tabancaları gösterdiklerini, sanıkların hepsinde tabanca olduğunu söylediği, katılan sanığın 16/02/2010 tarihinde kollukta alınan beyanında ise, sanıklar ..., ... ve yanındaki arkadaşları tarafından ölüm tehditleri aldığını ifade ettiği, mağdur sanık ...’ın 10/03/2010 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde, sanıklar ..., ..., ..., ve ...’nin kendisini dövdüklerini, tarihi eserlerden istediklerini, kendisini ve ailesini öldürmekle tehdit ettiklerini beyan ettiği, ancak bu beyanında da silahla tehdit edildiğine dair bir anlatımının bulunmadığı, katılan sanığın mahkemeye sunduğu 21/05/2013 tarihli yazılı savunmasında, sanıkların kendisini bir evin odasında darp ettiklerini, telefon ve kimliklerine el koyduklarını, olanları kolluk personeline anlatmamasını tembihleyerek ticari bir taksi ile kendisini evine bıraktıklarını, ertesi gün gelerek tarihi eserleri alacaklarını, eserleri hazır etmezse ailesini ve kendisini öldürebileceklerini söyleyip gittiklerini, daha sonra kendisini köyden alıp kendi evlerinde ve ...Tepesi denilen yerde darp edip ölümle tehdit ettiklerini beyan ettiği, mağdur ..., ... ve ...’nün aşamalardaki beyanlarında, olay tarihinde sanıklar ..., ..., ...ve ...’nin evlerine gelerek katılan sanık ...’ı silahla tehdit ettiklerine dair bir beyanlarının bulunmadığı, mağdur ...’nin, sanık ... ile oğlu ...’ın aralarında konuştuklarını ancak konuşulanları duymadığını, ne eşinin ne de kızının tehdit olayı ile ilgili kendisine bir şey söylemediklerini, tehdit olaylarına şahit olmadığını beyan ettiği, mağdur ...’ın 21/12/2009 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği beyanında, 19/12/2009 günü akşam saatlerinde sanık ... ve yanındaki 3 şahsın evlerine geldiklerini ancak sanıkların mağdur sanık ... ile görüşmesine izin vermediklerini, daha sonra sanıkların ev telefonundan arayarak “...’ı bulun, yoksa biz onu buluruz. Kellesini poşete koyup size getiririz.” diyerek tehdit ettiklerini ifade ettiği, mağdurun duruşmada alınan beyanının benzer mahiyette olduğu, katılan ...’nün 26/01/2010 tarihinde Kastamonu Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğündeki ifadesinde, olay tarihinde kendilerini Mardinli olarak tanıtan 4 kişinin yanına gelerek kendisini zorla bir araca bindirdiklerini, “Bize oğlunu bulacaksın, yoksa sana sıkıntı olacak” diye tehdit ettiklerini, mağdur sanık ...’ın evde olduğunu öğrenmeleri üzerine sanıklarla birlikte eve gittiklerini, eve gelen sanıklardan uzun boylu kel olan şahsın mağdur sanık ...’ı odanın dışına çıkardığını ve 20 dakika konuştuklarını, odaya geldiklerinde mağdur sanık ...’a hitaben, “Elinde bulunan malları getireceksin, getirmediğin takdirde sen biliyorsun ne olacağını” diyerek tehdit edip evden gittiklerini beyan ettiği, mağdur ...’in duruşmadaki beyanında, sanıkların kendisini eve getirdikten sonra mağdur sanık ...’ın evde olduğunu öğrenmelerine rağmen başkaca bir şey yapmadıklarına dair beyanları karşısında, olay nedeniyle alınan beyanların yöntemince irdelenerek aralarındaki çelişkilerin giderilmesi, hangi anlatıma, hangi gerekçe ile üstünlük tanındığı da karar yerinde tartışılıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak, olayın gelişimine ve ne şekilde kabul edildiğine dair anlatıma yer verilmeden Anayasanın 141/3. ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230, 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK'nın 308/7.) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması kanuna aykırı,

Kabule göre de;

T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanıkların ve mağdur sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA;

5- Silahla tehdit suçundan, sanık ...’un mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, adı geçen sanığın ve mağdur sanık ...’nün temyiz itirazlarının incelenmesinde:

UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...’un 27/05/2021 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 15/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.