Yargıtay - 18. Ceza Dairesi

2020/1169 Esas 2020/6092 Karar
Karar Tarihi: 16.03.2020
Yargıtay

18. Ceza Dairesi         2020/1169 E.  ,  2020/6092 K.

'İçtihat Metni'

KARAR

Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 18/02/2015 tarih ve 2014/229 esas, 2015/83 karar sayılı hükmün, O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine,

Dairemizin 13/01/2020 tarih ve 2018/7181 esas, 2020/149 karar sayılı kararıyla;

“Sanık ... hakkında hakaret suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle kesin nitelikte olan hüküm, suçun vasfına yönelik temyiz başvurusunda bulunulması nedeniyle incelenmiş ve suç vasfına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye aykırı olarak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddeleri uyarınca, O Yer Cumhuriyet Savcısı'nın TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 13/01/2020 tarihinde oy çokluğuyla” karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2020 tarih ve 18-2015/131159 sayılı yazısı ile;

“İtiraza konu uyuşmazlık sanığın katılan polis memuruna yönelik sarf ettiği ' sen kimsin seni koruma olarak tutan da hata, Kaymakamın kıçını yalıyorsun, ilçe dışına çık da görüşelim'şeklindeki sözlerinin görevliye hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.

5237 sayılı TCK’nın ‘Hakaret’ başlıklı 125. maddesinde; '(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.' hükmü yer almaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise nitelikli halleri düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde de 'Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır.' şeklinde açıklama yapılmıştır. Buna göre, suçun konusu kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, somut bir fiil veya olgu isnat etme ya da sövme suretiyle kişilerin onur, şeref ve saygınlığına saldırma eylemi hakaret suçunu oluşturacaktır.

Hakaret suçunda temel cezanın artırılmasını gerektiren nitelikle hâller TCK'nın 125. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında düzenlenmiştir. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı işlenmesi halinde verilecek cezanın artırılması için, eylemin kamu görevlisine karşı ve görevlerinden dolayı işlenmiş olması gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinde tanımlandığı şekilde, kamu görevlisi deyiminden, 'Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla yada herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi' anlaşılacaktır. Buradaki temel ölçüt işin kamusal faaliyet olmasıdır.

Bu suçun huzurda ya da gıyapta işlenmesinin bir önemi bulunmamaktadır. ancak gıyapta hakaret suçunun oluşması için ihtilat öğesinin gerçekleşmesi gerekmektedir.

TCK 125/1-3/a maddesinde yazılı “Görevinden dolayı” kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; yapılan kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Hakim, bu nedensellik bağının bulunup bulunmadığını saptayarak, eylemin, suçun basit haline mi yoksa nitelikli haline mi uyduğunu belirleyecektir. Bu saptama yapılırken, hakaret eylemlerine muhatap olan kamu görevlisinin faile karşı doğrudan veya dolaylı görev yapması koşulu aranmayacaktır. Zira, hakaret doğrudan görevle ilgili olabileceği gibi, görevin yerine getiriliş yöntemi ya da sonuçları ile ilgili de olabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/11/1992 gün ve 303-320 sayılı kararında da aynı esas kabul edilerek, hakaret suçunun görev dolayısıyla işlenmesinde aranacak hususun, hukuka uygun bir surette yapılan görevin hakaret nedeni oluşturmasının olduğu vurgulanmış, bir kamu görevine karşı duyulan düşmanlık nedeni ile görevi ifa eden veya etmiş olan görevliye yönelik bir hakarette de o görevle suç arasında nedensellik bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

Bu açıklamalar çerçevesinde; olay tarihinde, hükümet konağının bahçesinde Katılan ... ile ... ve ... ile birlikte sohbet ettikleri sırada, yanlarına gelen sanık ...'ın içeriğini anlaşılamadığı şekilde bir takım konuşmalarla yapılan sohbete müdahale ettiği ve Katılan ...'in de sanık ...'a 'biz burada bir şey konuşuyoruz demesi üzerine, sanık ...'ın katılan polis memuru Hamit'e hitaben' sen kimsin seni koruma olarak tutan da hata, Kaymakamın kıçını yalıyorsun, ilçe dışına çık da görüşelim' diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu şeklinde gerçekleşen eylemde, hakaret içeren sözler ile mağdur tarafından ifa edilen kamu görevi arasında nedensellik bağı bulunduğu açıktır. Sanık katılanın ifa ettiği polislik görevinin sıfat ve hizmetinden dolayı bu sözleri sarf etmiştir.

Bu itibarla; sanığın hakaret eylemini, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlendiğinin kabulü gerekmektedir. Sanığın eylemi, TCK'nın 125/3-a maddesinde yazılı suçu oluşturduğu nedenle, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 13/01/2020 gün ve 2018/7181esas, 2020/149 sayılı temyiz isteminin reddine yönelik kararın kaldırılarak hükmün bozulması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre;

1- İtirazımızın KABULÜNE,

2- Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 13/01/2020 gün ve 2018/7181 Esas, 2020/149 Karar sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin kararın KALDIRILMASINA,

3- Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesinin, 18/02/2015 tarih, 2014/229 E-2015/83 K sayılı ilamında yer alan hakaret suçunun, kamu görevlisine yönelik görevinden dolayı işlendiğinin kabulüyle, sanığın TCK'nın 125/3-a maddesince cezalandırılması gerektiği nedenle anılan hükmün BOZULMASINA,

4- İtirazımız kabul edilmediği takdirde dosyanın incelenmek üzere Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” denilerek, itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

II- İTİRAZIN KAPSAMI

İtiraz, sanığın polis memuru olan katılana yönelik: “Sen kimsin seni koruma olarak tutan da hata, Kaymakamın kıçını yalıyorsun.” şeklindeki sözleri ile hakaret suçunun basit halinden mi yoksa kamu görevlisine görevinden dolayı halinden mi sorumlu tutulması gerektiğine ilişkindir.

III- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde hakaret suçu düzenlenmiştir. Buna göre; hakaret suçunun oluşması için mağdurunun gerçek bir kişi olması, bu kişinin onur, şeref ve saygınlığına somut bir fiil veya olgu isnadı yahut sövme ile saldırı gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Ceza adalet sistemimizde, hakaret suçunun nitelikli hallerinin kişi ve inanç bazlı olarak düzenlendiği de aynı maddenin üçüncü fıkrasında görülecektir. Ağırlaştırıcı nedenlerden bir tanesi de hakaretin kamu görevlisine görevinden dolayı yapılması durumudur ki, bu durumda mağdurun sadece kamu görevlisi olmasının yetmediği aynı zamanda hakaretin görevden dolayı yapılması gerektiği cümledeki “ve” bağlacı ile vurgulanmıştır. Öte yandan yapılan kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.

Somut olayda, hakaret suçunun mağdurunun kamu görevlisi olduğu durumu mevcutsa da hakaret olarak kabul edilen: “kaymakamın kıçını yalıyorsun” ifadesinin, söylendiği yer, zaman ve bağlam, sanık ile katılan arasında evvele dayalı, görevi ilgilendirmeyen şahsi husumet bulunması ile birlikte değerlendirildiğinde; hakaretin mağdurun yerine getirdiği kamu görevi ile ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile nitelikli halin uygulanması için gerekli olan iki şarttan biri somut olayda olmadığı için hakaretin yalın halinden cezalandırılması yoluna giden Mahkeme kararı isabetli görülmüş, suçun vasfına yönelik temyiz isteği de yukarıda kararımızda açıklandığı üzere reddedilmiştir.

IV- KARAR

Dairemizin 13/01/2020 tarih ve 2018/7181 esas, 2020/149 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 16/03/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

Karşı Oy

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hakaret başlıklı 125. maddesi;

'1- Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

2- Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

3- Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklanmasından, değiştirilmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

4- Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılır.

5- Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.' şeklinde düzenlenmiştir.

TCK'nın 123/3-a maddesinde düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda 'kamu görevlisi' esası kabul edilmiş olup, yalnızca kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Görev sırasında görevinden dolayı olmayan hakaretler ise 125. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen basit hakaret suçunu oluşturacak ve soruşturulması ve kovuşturulması da mağdurun şikayetine bağlı olacaktır.

“Görevinden dolayı” kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; yapılan kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Hakim, bu nedensellik bağının bulunup bulunmadığını saptayarak, eylemin, suçun basit haline mi yoksa nitelikli haline mi uyduğunu belirleyecektir. Bu saptama yapılırken, hakaret eylemlerine muhatap olan kamu görevlisinin faile karşı doğrudan veya dolaylı görev yapması koşulu aranmayacaktır. Zira, hakaret doğrudan görevle ilgili olabileceği gibi, görevin yerine getiriliş yöntemi ya da sonuçları ile ilgili de olabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/11/1992 gün ve 303-320 sayılı kararında da aynı esas kabul edilerek, hakaret suçunun görev dolayısıyla işlenmesinde aranacak hususun, hukuka uygun bir surette yapılan görevin hakaret nedeni oluşturmasının olduğu vurgulanmış, bir kamu görevine karşı duyulan düşmanlık nedeni ile görevi ifa eden veya etmiş olan görevliye yönelik bir hakarette de o görevle suç arasında nedensellik bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Katılan polis memuru ...'in Hükümet Konağı'nda İlçe Kaymakamı'nın resmi koruması olarak kamu görevi ifa ettiği, olay günü katılanın Hükümet Konağı'nın bahçesinde bulunduğu sırada aralarında çıkan tartışma sonucunda sanığın katılana 'Seni bu kurumda tutanda kabahat, Kaymakamın kı.... yalayarak duruyorsun' şeklindeki sözlerini, müştekinin görevini yerine getiriliş şekline yönelik olarak söylediği ve hakaret içeren sözler ile mağdur tarafından ifa edilen kamu görevi arasında nedensellik bağı bulunduğu açıktır.

Bu itibarla sanığın hakaret eylemi, kamu görevlisinin yaptığı görevin yerine getiriliş biçimi ile ilgilidir ve mağdurun ifa ettiği görev nedeniyledir. Sanığın, kamu görevlisinin yaptığı görevin yerine getiriliş biçimine yönelik olan hakaretinin, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlendiğinin kabulü gerektiği ve sanığın TCK'nın 125/3-a maddesi uyarınca cezalandırılması düşüncesiyle itirazın kabulü yerine reddi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.