Yargıtay - 1. Hukuk Dairesi

2021/4561 Esas 2022/4922 Karar
Karar Tarihi: 16.06.2022
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi         2021/4561 E.  ,  2022/4922 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 117 ada 14 ve 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazların müvekkilinin babası ...’dan geldiğini ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hatalı olarak kardeşi ... adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların öncesinde müvekkilinin babası, daha sonra abisi ... tarafından kullanıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kaydının müvekkilinin miras payı oranında iptali ile müvekili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2. Davacı vekili 22/02/2013 tarihli dilekçeyle, dava konusu taşınmazların tapu kaydının yarı payı oranında iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini, davayı bu şekilde ıslah ettiklerini belirtmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ...’ün kardeşi olduğunu, dava konusu taşınmazların babalarından geldiğini ancak 30 yıl önce aralarında yaptıkları taksim sonucunda taşınmazların kendisine kaldığını, hatta tespit sırasında davacının da taşınmaz başında hazır bulunduğunu, tespite de itiraz etmediğini, abileri ...’nın dinlenmesi durumunda gerçeğin ortaya çıkacağını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEMESİ KARARI

... Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/05/2013 tarihli ve 2010/716 Esas, 2013/317 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların, tarafların müşterek murisi olan babaları ...’den geldiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, yargılama sırasında 10/03/2011 günlü celsede dinlenen tarafların abisi ...’nın, dava konusu taşınmazların babaları ...’dan geldiğini, babalarının ölümüyle geriye mirasçı olarak davacı ..., davalı ... ve kendisinin kaldığını, kardeşler arasında yapılan taksim sonucunda bu taşınmazların taraflara kaldığını, kendisine başka yerden taşınmaz verildiğini beyan ettiği, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanığının beyanları, tarafların abisi ...’nın beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazların yarı payının davacıya ait olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava konusu 117 ada 14 ve 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların eşit paylarla davacı ... ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı ... tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların babalarından geldiğini, kardeşler arasında yapılan taksim sonucunda bu taşınmazların kendisine kaldığını ve kendisi tarafından kullanıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

V. YARGITAY İLAMI

Karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13/11/2013 tarihli ve 2013/10285 Esas, 2013/10750 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece, dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ...'ten kaldığı, taksim sonucunda davacı ... ile davalı ...'ye düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, eldeki dava, davacı ... tarafından miras payına yönelik olarak açıldığı halde, Mahkemece talep aşılmak suretiyle, dava konusu taşınmazların yarı yarıya davacı ve davalı adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı, taraflar arasında dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan ...'dan kaldığı ve taksim edildiği noktasında uyuşmazlık bulunmadığı, diğer mirasçı ...'nın beyanından, taşınmazların davacı ve davalıya kaldığı anlaşılmakta ise de keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan, taksimin hangi tarihte yapıldığı, taksimden itibaren dava konusu taşınmazların kim ya da kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının sorulmadığı, taksim tarihinden sonra davacı yararına 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığı, hal böyle olunca, mahallinde, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılarak, taksimin hangi tarihte yapıldığı, taksimden itibaren dava konusu taşınmazların kim ya da kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının ayrıntılı şekilde sorularak saptanması, taksim tarihinden tespit tarihine kadar davacı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde davanın reddine, aksi halde davacının davasının talebi ile sınırlı olarak kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmek suretiyle bozulmuştur.

VI. MAHKEME KARARI

... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 20/02/2020 tarihli ve 2014/574 Esas, 2020/138 Karar sayılı kararla; mahallinde keşif yapılmadan önce ... mirasçıları arasında yapıldığı iddia olunan taksimin tarihini, taksimin ne şekilde yapıldığını bilebilecek yerel bilirkişi bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapıldığı ancak bu hususları bilebilecek yaşta yerel bilirkişi bulunamadığı, dosyanın sürüncemede kalmaması için yaşı yeterli olmasa da bulunabilen yerel bilirkişilerin katılımıyla keşif yapıldığı, keşifte dinlenen yerel bilirkişiler tarafından, dava konusu taşınmazların davalı tarafından kullanıldığının bildirildiği, bozma ilamında da dava konusu taşınmazlarda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine değinildiği ve taşınmazlarda davacının kullanımının olmadığı gözetildiğinde, davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahallinde dinlenen yerel bilirkişilerin beyanlarının yanlı olduğunu, duruşmada dinlenen ...’nın da beyanında, kendisinin babasından gelen hakkını aldığını ancak davacının hakkını almadığını belirttiğini ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Kadastro sonucunda Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 117 ada 14 parsel sayılı 4.964,74 metrekare ve 118 ada 1 parsel sayılı 7.987,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... kızı ... adına ayrı ayrı tespit ve tescil edilmiştir.

Dava; kadastro tespiti öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi şöyledir.

“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”

3.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi şöyledir.

“Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.

Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.”

3.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi şöyledir.

“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

3.2.4. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesi şöyledir.

“Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur.

Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir.

İştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde, iştirakçilerinden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir.

Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlarına göre tespiti yapılır.”

3.3. Değerlendirme

Mahkemece, kararın (VI) numaralı paragrafında yer alan gerekçe uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı ..., dava konusu taşınmazların babası ...’dan geldiğini, kendisinin de taşınmazlarda babasından gelen miras hakkının olduğunu ileri sürerek dava açmış, davalı... ise, taşınmazların babaları ...’dan geldiğini ancak murisin ölümünden sonra murisin terekesinin taksim edildiğini ve taşınmazların taksimen kendisine kaldığını, abileri ...’nın dinlenilmesi halinde haklılığın ortaya çıkacağını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Tarafların abisi ... 10/03/2011 günlü celsede dinlenilmiş, ... beyanında, dava konusu taşınmazların babaları ...’den geldiğini, üç kardeş olarak aralarında taksim yaptıklarını, kendisinin başka yerden tarla aldığını, dava konusu taşınmazların davacı ile davalıya kaldığını, taşınmazların taraflarca ne şekilde kullanıldığını bilmediğini belirtmiştir. ...’nın beyanı sonrası davacı vekili 22/02/2013 tarihli dilekçe ile davalarını ıslah ettiklerini, ıslah uyarınca dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların yarı payının müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Ne var ki anılan dilekçe harçlandırılmadığı için ıslahın yöntemine uygun şekilde yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Dava konusu taşınmazların öncesinde müşterek muris ...’e ait olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, dava konusu taşınmazların murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise kime isabet ettiği noktasında toplanmaktadır. Taksim olgusunu ispat külfeti, bu olguya dayanan tarafa aittir. Geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi için taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılmaları, katılmayan mirasçıların taksime muvafakat vermeleri, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin somut olarak ortaya konması gerekir. Bozma öncesi mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, dava konusu taşınmazların tarafların babasından geldiğini ancak murisin terekesinin taksim edilip edilmediğini bilmediklerini beyan etmişler; bozma sonrası yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ise, dava konusu taşınmazların tarafların babasından geldiğini, murisin terekesinin taksim edilip edilmediğini bilmediklerini ancak taşınmazları hep davalının kullandığını beyan etmişlerdir. Tarafların abisi ...’nın da taksimin ne zaman ve ne şekilde yapıldığına dair bilgisinin olmadığı gözetildiğinde, davalı ... tarafından taksim iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla, davalı ...’nin dava konusu taşınmazlardaki kullanımının ... terekesi adına olduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca; Mahkemece, davacının davasının miras payı oranında kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

Öte yandan, yargılama sırasında dava konusu taşınmazların bir bölümünden içme suyu hattının geçtiği, 117 ada 14 parsel sayılı taşınmazın ikiye ifraz olunarak 117 ada 47 ve 48 parsel; 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise yine ikiye ifraz olunarak 118 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 117 ada 48 ve 118 ada 13 parsel sayılı taşınmazların “içme suyu hattı vasfıyla” 09/12/2014 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Şu halde Mahkemece, 117 ada 48 ve 118 ada 13 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle kamulaştırma yapılıp yapılmadığı da araştırılarak, yapılmış ise buna ilişkin evrak ve haritalar ilgili kurumdan getirtilerek dosya arasına alınmalı, taşınmazların kamulaştırıldığının anlaşılması halinde ise, davacının bu taşınmazlardaki mülkiyetinin, miras payı oranında tespitine karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir.

VIII. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (dosya adli yardım taleplidir.) kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/06/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.