Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2017/1161 Esas 2020/180 Karar
Karar Tarihi: 17.03.2020
Yargıtay

Ceza Genel Kurulu         2017/1161 E.  ,  2020/180 K.

'İçtihat Metni'

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 16. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Ceza Dairesi

Sayısı : 25-31

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan sanıklar ... ve ...’ın TCK’nın 302/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 21 yıl hapis; sanıklar ... ve ...’ın TCK’nın 302/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 22 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve tüm sanıklar hakkında TCK’nın 63. maddesi uyarınca mahsuba ilişkin Midyat Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.09.2016 tarihli ve 84-198 sayılı hükümlere yönelik sanıklar müdafileri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 02.11.2016 tarih ve 25-31 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bu hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince 17.04.2017 tarih ve 332-3734 sayı ile;

'...

PKK terör örgütünün 2012 yılında başlayan çözüm sürecini istismar ederek 6-8 Ekim olayları sonrası ciddi miktarda silah, mühimmat, patlayıcı stokladığı, örgütün il ve ilçe merkezlerine gönderdiği kırsal kadroları ve şehir yapılanmaları vasıtasıyla Suriye'nin Ayn-El Arap (Kobane) bölgesindeki taktikleri uygulamaya çalıştığı bu kapsamda örgütün barınma, toplanma karargâh ve mühimmat deposu gibi yoğun faaliyet gösterdiği şehir merkezlerinde bu yerlere ulaşımı sağlayan cadde ve sokakların güvenlik güçlerinin müdahalesine engel olacak şekilde hendek ve barikatlarla kapatılarak yüksek miktarda patlayıcı, silah, roket vb. kullanılarak güvenlik çemberi oluşturmaya çalışıldığı, bu kapsamda Dargeçit ilçesinde 11.12.2015-29.12.2015 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildiği suça sürüklenen çocukların, yasak devam ederken 26.12.2015 tarihinde 155 hattına yapılan ihbar üzerine müşteki ...'e ait evin içerisinde kaçmaya çalışırlarken yakalandıkları olayda, suça sürüklenen çocukların, 11.12.2015 tarihinde patlama seslerinin geldiği Safa Mahallesine merak üzerine gittikleri, orada yüzü kapalı kişilerce silah doğrultarak barikat kurmaya ve nöbet tutmaya zorlandıkları, korktukları için denilenleri yaptıkları, sokağa çıkma yasağı olduğu için teslim olmaktan korktukları ve silahlı kişiler geri çekilince, kendilerinin de kaçarak zorla müştekinin evine girdiklerini, silah kullanmadıklarını savunmaları karşısında: terör örgütünün hiyerarşik yapısı altında yer aldıklarında kuşku bulunmayan suça sürüklenen çocuklar hakkında suç vasfının belirlenmesinde, en küçük şüpheye yer verilmeksizin kabule varabilmek için suç tarihinde Dargeçit ilçesinde meydana gelen olayların ne şekilde gerçekleştiği ve sonuçlandığı, olaylar nedeniyle gerçekleşen eylemlerin yer aldığı tutanakların dosyaya eksiksiz yansıtılması bakımından,

a) Dargeçit ilçesinde gerçekleşen eylemlere ilişkin düzenlenen tüm tutanakların dosyaya getirtilmesi,

b) Terör örgütü mensuplarının ilçe genelinde başlattığı sözde öz savunma eylemi kapsamında barikat kurma, çukur kazma, emniyet ve askeri güçlere silahlı, roketli, bombalı saldırı eylemlerine suça sürüklenen çocukların fail ya da yardım eden sıfatı ile katılıp katılmadığının ve yakalandığı yerlerde vahim nitelikte bir eylemin (silahlı çatışma, yağma gibi) gerçekleşip gerçekleşmediğinin ilgili kolluk birimlerinden sorulması, gerçekleşmiş ise bu olaylarla ilgili başka soruşturma veya kovuşturmalar kapsamında savunma ya da ifadelerine başvurulan şahısların dava konusu suça sürüklenen çocuklarla ilgili beyanları varsa tespiti ile ifade tutanaklarının onaylı suretlerinin dosya içine temini,

c) Suça sürüklenen çocukların silah kullanıp kullanmadığı hususunda varsa ilgililer ile soruşturma aşamasındaki beyanları karara esas alınan ... ve ...'in yasal olarak imkân bulunduğu takdirde tanık olarak dinlenilmesi, aksi hâlde aşamalardaki ifade örneklerinin dosya içine konulması,

d) Suça sürüklenen çocuklar 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan beraat etmiş iseler de silahlı çatışmaya katılıp katılmadıklarının tespiti bakımından olayların gerçekleştiği bölgede ele geçen silah ve mühimmatların bu olayda veya başka eylemlerde kullanılıp kullanılmadığı, atışa elverişliliği teknik olarak ya da fiili bakımdan tespit edilebilen silah veya patlayıcıları suça sürüklenen çocukların bulundurma ya da kullanma eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin araştırılması,

Toplanacak bu delillerle birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirilip sonucuna göre, suça sürüklenen çocukların güvenlik güçleri ile silahlı çatışmalara girdiğinin anlaşılması hâlinde TCK’nın 302. maddesi uyarınca, aksi hâlde örgüte katıldıkları anlaşıldığından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılacaklarının,

Vahim eylem nedeniyle amaç suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde 5237 sayılı TCK'nın 314. maddesinde tanımlanan suç, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup, amaç suç işlendiğinde, fail geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılacak, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmaktan ceza verilmeyecek olmasına karşın somut olayda; Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak vehamet arz eden suçları işlediği kabul edilen suça sürüklenen çocukların TCK’nın 302/1. maddesi ile mahkûmiyetlerine karar verilmiş olması karşısında; ayrıca TCK'nın 314/2. maddesinde tanımlanan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılamayacağının gözetilmemesi,' isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.07.2017 tarih ve 393328 sayı ile;

'...

Dosyaya yansıyan anlatımlardan olaylar sırasında bir kısım örgüt mensuplarının sanık gibi hendek kazımında ve bu hendeklerin başında nöbet tutulmasında, bir kısmının hendek ve barikatların el yapımı patlayıcılarla tuzaklanmasında, bir kısmının lüzumu hâlinde bu patlayıcıların ateşlenmesinde, başka bir kısmının ise ateşli silah ve roketatarlarla operasyona yapan güvenlik güçlerine karşı koymakta görevlendirildikleri, tam bir iş bölümü içinde herkesin kendisine verilen görevi yerine getirdiği, bu iş bölümü çerçevesinde gerçekleştirilen eylemlerin birbirine eklenerek bir bütün hâline varan ve ülkenin belli bir bölümünde alan hakimiyetinin sağlanması, bu bölgeye girmek isteyenlere de buradan çıkmak isteyenlere de izin verilmemesi şeklinde gelişen eylemlerin kül hâlinde vahim bir nitelik taşıdığı, olayların bu bölgelerde yaşayıp terör örgütüne destek vermeyen halk kesimi için dehşet verici ve hayatı çekilmez hâle getiren, bu bölgeler dışında ülkemizin diğer bölgelerinde yaşayan toplum kesimini ise endişeye ve infiale sevk eden vahim nitelikteki olaylardan olduğu, artık sanıkların uygulamada vahim nitelikte olduğu kabul edilen öldürme, öldürmeye teşebbüs, yağma vb. eylemleri bizzat gerçekleştirmesinin ya da bu suçlara fail sıfatı ile iştirak etmesinin gerekli olmadığı, bu yönde araştırma yapılmak üzere kovuşturmanın genişletilmesine de gerek olmadığı, sanıkların ilçede 11-29 Aralık 2015 günleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine neden olan kül hâlinde vahamet arz eden tuzaklana patlayıcıların patlatılması, güvenlik güçlerine roketatarlı saldırı, yaralanma, öldürme olayları ile diğer olaylarının bütününe, barikat yapımında çalışmak suretiyle, bu fiillerin işlenmesinin kolaylaştırarak, en azından yardım eden sıfatıyla katıldığının kabulünde zorunluluk olduğu, hatta bir bütün olarak eş zamanlı bir şekilde bölgenin bütününde gerçekleşen diğer olayların da amaç suç bakımından göz önüne alınması gerektiği düşünülmüştür. Kaldı ki CGK'nın 25/05/1999 tarihli ve 136 sayılı kararına göre TCK'nın 302. maddesindeki suçun oluşması için ayrıca vahim nitelikte bir araç suçun oluşmasının gerekmediği açıktır.

Buna göre;

Örgüt mensubu olduklarında şüphe bulunmayan sanıkların olaylara etkin bir şekilde katıldıklarının sabit olması karşısında, kovuşturmanın genişletilmesine gerek olmadığı, sübut bulan eylemlerinin vasıflandırılması yönünden başkaca bir araştırmaya gerek olmadığı düşünülmekle, Anayasa'nın 141/son maddesi de gözetildiğinde mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf talebinin esastan reddine dair kararın onanması gerektiği...' görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince 27.09.2017 tarih ve 1847-4974 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri bu kararlara yönelik istinaf başvurularının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince esastan reddine karar verilmesi suretiyle kesinleşmiş, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince bozulmasına karar verilmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma suçundan eksik araştırmayla mahkûmiyet hükmü kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından,

Amacı Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri ile Suriye, Irak ve İran'ın belirli bölgelerini de içine alan Marksist-Leninist ilkelere dayalı bağımsız bir Kürt Devleti kurmak olan PKK silahlı terör örgütünün, özerklik hedefine ulaşmak için devrimci halk savaşı başlatmayı ve terör örgütüne müzahir kimseleri kent isyanları olarak nitelendirdiği bir direnişe hazırlamayı planladığı, 2012 yılında başlayan çözüm sürecini istismar ederek 6-8 Ekim olayları sonrası ciddi miktarda silah, mühimmat, patlayıcı stokladığı, örgütün il ve ilçe merkezlerine gönderdiği kırsal kadroları ve şehir yapılanmaları vasıtasıyla Suriye Ayn-El Arap’da (Kobane) uygulanan taktikleri uygulamaya çalıştığı, örgütün barınma, toplanma karargâh ve mühimmat deposu gibi yoğun faaliyet gösterdiği şehir merkezlerinde bu yerlere ulaşımı sağlayan cadde ve sokakların güvenlik güçlerinin müdahalesine engel olacak şekilde hendek ve barikatlarla kapatılarak yüksek miktarda patlayıcı, silah, roket vb. kullanılarak güvenlik çemberi oluşturmaya çalışıldığı, bu kapsamda Mardin ilinin, Dargeçit ilçesinde de terör örgütünün başlattığı sözde öz savunma faaliyetine güvenlik güçlerince müdahalede bulunulması amacıyla 11.12.2015 ile 29.12.2015 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildiği,

26.12.2015 tarihli olay, yakalama ve arama tutanağına göre; 26.12.2015 tarihinde saat 15.58 sıralarında 155 Polis imdat telefonunu arayan ve sesinden bayan olduğu anlaşılan şahsın “Ben Muradekine meydanında bulunan ekibinize bir ihbarda bulundum. Acar Sokak yakınında iki katlı, yeşil tonlarda boyalı, yanında 13 ve 15 nolu evler olan muhtemelen 12 nolu evde 4 örgüt mensubu var, yasak bitmeden çıkmayacaklar, karanlık çöktüğünde çıkabilirler” şeklindeki ihbarı üzerine bahse konu adrese saat 18.45’te gelinerek kapısının usulüne uygun çalındığı, megafonla içerde olabilecek kişilere kapıyı açmaları ve dışarıya çıkmaları yönünde çağrıda bulunulduğu, içeriden koşuşturma sesi gelmesi ve kapının açılmaması nedeniyle bahçe kapısı kırılarak içeri girildiği, kapıyı müşteki ...’ün açtığı, müşteki ve çocukları evden tahliye edildikten sonra aramaya başlanıldığı, buzdolabının arkasında bulunan küçük demir kapılı odadan kapı açılarak çıkışa doğru kaçmak için koşan sanıklar ..., ..., ... ve ...’ın gösterdikleri mukavemet oranında güç kullanılarak etkisiz hâle getirildikleri,

Mardin ili Dargeçit ilçesinde meydana gelen olaylara ilişkin dosya kapsamına alınan;

1- 28.12.2015 tarihli olay ve muhafaza altına alma tutanağına göre; seri numaraları '158TLYX171' ve '158TIYX177' olan Motorola marka telsiz ve bunlara ait bataryalar, üzerinde 'VİVAUSİ' ibaresi bulanan küçük siyah renkte akü, 4 adet Duracell marka ince kalem pil, 1 adet cep telefonu bataryası, 1 adet telsiz anteni, bir adet telsiz klipsi, 3 adet 9,7 mm çapında mermi kovanı, 20 adet 7,62 mm çapında uzun namlulu silaha ait mermi kovanı, ... numaralı ikametin bahçesinden, '11-46-81-58-13-37' ibareli, üzerinde hiçbir ifade bulunmayan roket atar sevk fişeği olduğu değerlendirilen materyaller ve birbirine bağlanmış vaziyette Duracell marka pil, Motorola marka siyah renk adaptörü üzerinde takılı vaziyette bulunan şarj cihazı, Ilısu Caddesi üzerinde 213 sayılı ikametin önünde 20 adet Kanas marka silaha ait olduğu değerlendirilen boş kovan, 6 adet AK 47 marka silaha ait olduğu değerlendirilen boş kovan, Ilısu Caddesi 213 sayılı ikametin açık bahçe kapısının arkasında 2 adet hazır vaziyette piknik tüpüne hazırlanmış bomba bulunduğu,

2- 26.12.2015 tarihli olay ve muhafaza altına alma tutanağına göre; Safa Mahallesi, Güneş Sokak, 17 numaralı ikamet bahçesinde ve ahırlarında, içerisine amonyum nitrat konulmuş mavi piknik tüpü, içerisine amonyum nitrat konulmuş üzerinde “Black İce” yazılı sarı beyaz renkli voleybol topu, çok sayıda kalem pil, siyah renkli poşet içerisinde yüz kapamada kullanılan kar maskesi, 2 adet siyah bere, 5 adet roketatar sevk fişeği kutusu bulunduğu,

3- 28.12.2015 tarihli olay ve muhafaza altına alma tutanağına göre; Safa Mahallesi, Yıldız Sokak, 24 numaralı adresin bodrum katında, '981LS2788' seri numaralı seyyar dipçikli AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, 'C39892' seri numaralı dipçiksiz AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, 'EU4039' seri numaralı seyyar dipçikli AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, '1987RV9930' seri numaralı sabit dipçikli AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, '197441602' seri numaralı sabit dipçikli AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, '1986R02582' seri numaralı seyyar dipçikli AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, dış kısmı deforme olmuş seri numarası okunamayan seyyar dipçikli AK-47 Kaleşnikof marka tüfek, bir adet şarjöre basılı 25 adet AK-47 Kaleşnikof marka tüfek mermisinin ele geçirildiği,

4- 28.12.2015 tarihli olay ve muhafaza altına alma tutanağına göre; Safa Mahallesi, Şeyh İbrahim Sokak, 21 numaralı ikametin camlarının ve kapısının kırık olduğu, gerekli güvenlik önlemleri alınarak içeriye girildiği, yapılan aramalar neticesinde halıların arasına gizlenmiş vaziyette 1 adet 'P 49353' seri numaralı, dipçiği kırık vaziyette, AK 47 marka uzun namlulu silah, 1 adet Düzce Grup Magnum ibareli '18519' seri numaralı tüfek, 1 adet üzerinde tetik korkuluğu kırık tüfek ve çöp tenekesinin içerisine atılmış vaziyette bulunan 1 adet siyah renkte kar maskesi bulunduğu,

Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 11.01.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre; sanık ...'den alınan svapların tamamında ve sanık ...'dan alınan sağ el avuç içi svabında atış artıklarında bulunan antimon (SB) elementinin tespit edildiği, diğer svaplar ile sanıklar ... ve ...'dan alınan svaplarda ise atış artıklarına rastlanmadığının bildirildiği,

Anlaşılmaktadır.

İnceleme dışı davanın mağduru ... 26.12.2015 tarihinde Kollukta; olay tarihinde sabah erken saatlerinde dış kapıdan ses gelmesi üzerine uyandığını, kapıyı açtığında, sanıkların kendisine “Bizi içeriye al” demeleri üzerine “Yapmayın çocuklarım var, küçüktür çocuklarıma acıyın girmeyin evime” dediğini, kapıyı kapatacağı esnada sanıkların kapıyı tuttuklarını, 'Gireceğiz çekil ordan' dediklerini ve kendisini itekleyerek “Bizi içeriye almazsan sana zarar veririz seni öldürürüz” diyerek içeriye zorla girdiklerini, sanıklara “Neden geldiniz, ne istiyorsunuz” dediğini, bunun üzerine sanıkların “Sizin evinizde kalacağız birşey yok” diyerek aç olduklarını söylediklerini, bunun üzerine korktuğundan dolayı onlara kahvaltı tarzında bir şeyler hazırladığını, akşama kadar evde durduklarını, akşam üzeri polislerin geldiğini ve “Evi boşaltın içeridekilerin zarar görmemesi için evi boşaltın” diye defalarca anons ettiklerini, korktuğu için dışarıya çıkamadığını, sanıkların sesleri duyunca “Saklanmamız lazım, yerimizi söyleme” dediklerini ve odasının içinde bulunan ve demir kapı ile açılan depo olarak kullandığı alana saklandıklarını, kendisinin de hemen dışarı çıkarak kapıyı açtığını, polislerin kendisine 'Arama yapacağız' dediklerini, içeriye girerek sanıkları yakaladıklarını, sanıkları daha önceden tanımadığını, hiçbiriyle akrabalık bağı veya yakınlığının olmadığını, evine neden geldiklerini bilmediği, kendisine hiçbir şey söylemediklerini, daha önce böyle bir olayın başına gelmediğini, evine zorla giren sanıklardan davacı ve şikâyetçi olduğunu,

Mahkemede; önceki ifadesini tekrar ettiğini sanıkların zorla evine girdiğini, sanıklardan şikâyetçi olmadığını,

Başka dava dosyasında yargılanmakta olan ve şüpheli sıfatıyla beyanı alınan ... Kollukta; sokağa çıkma yasağının başlayacağı gün saat 16.30 sıralarında Kılavuz Caddesinde çalıştığı Bereket Ekmek Fabrikası'ndan eve gideceği esnada yüzleri kapalı, üzerlerinde normal sivil kıyafet olan ve ellerinde tabanca bulunan 2 erkek şahsın kolundan çekerek kendisini zorla götürdüklerini ve gözlerini kapattıklarını, gözlerini açtıklarında kendisiyle birlikte yaklaşık 4 kişinin olduğunu, hepsinin yüzünün kapalı olduğunu, Dargeçit’te meydana gelen hendek ve barikat olaylarına katılan herkeste Kaleşnikof marka silahın olduğunu,

Başka dava dosyasında yargılanmakta olan ve şüpheli sıfatıyla beyanı alınan ... Kollukta; hendek olaylarına katıldığını, kimsenin kendisini katılması için zorlamadığını, zaten kimseyi de zorladıklarını görmediğini, silah zoruyla veya başka türlü zorlama ile gelme diye bir şeyin olmadığını, oraya gelen istisnasız herkesin kendi isteğiyle sevinerek geldiğini,

İfade etmişlerdir.

Sanık ... aşamalarda; sokağa çıkma yasağı ilan edildiği gün sabah saatlerinde patlama sesleri duyması üzerine merak edip Safa Mahallesine gittiğini, oraya vardığında zaten hendeklerin kazılı, barikatların kurulu olduğunu, yüzü kapalı eli silahlı şahısların bulunduğunu, yüzü kapalı silahlı kişilerin kendisine “Bir yere gitmeyeceksin, sen de bu barikatlara yardım edeceksin, bize yardımcı olacaksın” dediklerini, bu şahıslardan korktuğu için ne söyledilerse yaptığını, sokağa çıkma yasağının o günün akşamı ilan edildiğini, bu sebeple bu alandan ayrılıp evine gidemediğini, yaklaşık 2 hafta boyunca operasyonların olduğu bölgelerde kaldığını, evlerin duvarlarına delik açılarak evden eve geçiş yapıldığını, hendeklerin kazılıp barikatların kurulduğunu, bu hendeklerin kazılmasına ve barikatların kurulmasına yardım ettiğini, bazı insanların evlerini bırakıp gittiklerini, bu evlerin içinde kaldıklarını, buradaki yiyecekleri yediğini, örgüt üyesi olan kişilerin hiçbirinin yüzünü görmediğini, yüzü kapalı şahısların 'Argeç', 'Rojhat' gibi kod isimlerinin olduğunu, kendisi gibi orada bulunan ve yardım eden kişilerin yüzlerinin açık olduğunu ancak tanıdığı kimsenin olmadığını, zaman zaman yüzünü kendisinin de kapattığını, örgüt üyesi olanların diğerleriyle yemek yemediğini, kendi aralarında yemek yediklerini, kendisini de barikatların hendeklerin başlarında gözcü olarak kullandıklarını, kendisine “Sen burada bekleyeceksin, polis gelirse bize haber edeceksin” dediklerini, barikatların ve hendeklerin başında bu şekilde nöbet tuttuğunu, ancak eline hiç bir zaman, silah, bomba ve roket almadığını, polise karşı herhangi bir saldırıda bulunmadığını, bu şahıslara da kendi isteği ve rızasıyla yardımcı olmadığını, örgüt üyesi olan kişilerin burada yaşayan sivil insanları ''Biz burada tiyatro mu oynuyoruz, her evden her aileden bir kişi gelip bize yardımcı olacak'' diye tehdit ettiklerini, kendisine de “Sen bize yardımcı olmazsan senin evini yıkarız” dediklerini, yakalandığı gün örgüt üyelerinin 'Biz geri çekileceğiz, siz kaçın gidin evinize” diye söylediklerini, bu sebeple arkadaşları olan sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte yakalandığı eve geldiğini, ev sahibinin kendilerini görünce 'Evimden gidin' dediğini, kendilerinin ise “Teyze Allah rızası için gidecek yerimiz yok, biz burada kalalım ertesi gün gideceğiz” diye söyleyip evine girdiklerini, 'Aç kapıyı' diye söyleyip birlikte bu eve girdiklerini, gece polisler tarafından yakalandıklarını, yaptığı bu eylemlerden dolayı pişman olduğunu, pişmanlık yasasından da faydalanmak istediğini, olay sırasında hiç kimseye zarar vermediğini, sadece örgüt mensuplarından korktuğu için onlara anlattığı şekilde yardımcı olduğunu, arkadaşları olan sanıklar İbrahim, Kadri ve Ferhat’ın da kendisiyle birlikte olduğu zamanlarda bildiği kadarı ile silah, bomba veya roket kullanmadıklarını, ancak onların da kendisi gibi barikat kurup gözcülük yaptıklarını, bu şekilde yardımcı olduklarını, kendi rızaları ile mi yaptılar onu bilemediğini, örgüt üyelerinin kendilerine hitaben “Siz küçüksünüz, silahsızsınız, polis sizi görürse size ateş etmez, sokağa çıkma yasağı ilan etmez” diye söylediklerini, olayların anlattığı şekilde gerçekleştiğini,

Sanık ... aşamalarda; sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün sabah namazını kıldıktan sonra bomba seslerini duyduğu için Safa Mezarlığı civarına gittiğinde orada yüzü kapalı, elinde silah olan kişilerin bulunduğunu, barikatların kurulu, hendeklerin kazılı olduğunu, kendisine hitaben “Sen de bize yardım edeceksin, barikat kuracaksınız, siz çocuk olduğunuz için polisler size bir şey yapmaz” dediklerini ancak bu şahıslara yardımcı olmadığını, oradan kaçtığını, o bölgede mağaralar ve ahırların bulunduğunu, iki gün mağarada kaldığını, daha sonra akli olarak biraz özürlü olan bir kişinin evinde kaldığını, bu eve zorla girmediğini, 10 gün sonra arkadaşı olan sanık ... ile karşılaştığını, sanık ... ile karşılaşana kadar kesinlikle hiçbir olaya karışmadığını, eline silah, roket veya bomba almadığını, hendek barikat kazmadığını ancak sokağa çıkma yasağı olduğu için evine de gidemediğini, daha sonra sanık ... ile karşılaşınca sanığın kendisine “Teyzemin evine gidelim oradan kaçarız” dediğini, diğer sanıklarla birlikte sanık ...’in teyzesinin evine gittiklerini, kendilerinden şikâyetçi olan ...’ün sanık ...’in öz teyzesi olduğunu, ifadesinde belki Mehmet Halil'in ismini vermek istemediği için tanımadığı dört erkek şahıs demiş olabileceğini, müştekinin kendilerini evine almak istemediğini ancak kendileri müştekinin evine zorla girdiklerini, akşam polislerin kendilerini yakaladığını, pişman olduğunu, pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini, arkadaşları olan sanıklar ..., ..., ...’ın da silah, bomba veya roket kullanmadığını,

Sanık ... aşamalarda; sokağa çıkma yasağı ilan edildiği cuma günü sabah uyandığında bomba sesleri duyduğunu, o gün okula gitmediğini, merak ettiği için seslerin geldiği Safa Mahallesine gittiğinde yüzleri kapalı 7-8 kişiyi gördüğünü, bu kişilerin kendisine 'Barikat kur, bize yardım et, barikat kurduktan sonra sizi göndereceğiz' diye söylediklerini, korktuğu için ne dedilerse yaptığını, barikat kurduğunu, daha sonra o gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, bu sebeple barikatların kurulduğu alandan ayrılamadığını, eline hiçbir zaman silah, bomba veya roket almadığını, yüzü kapalı şahısların elinde silah olduğunu ancak yüzlerini görmediğini, bir süre barikatların kurulu olduğu alanda evlerde, ahırlarda saklandığını, daha sonra arkadaşları olan sanıklar ..., ... ve ... ile bir araya geldiklerini, bu arkadaşlarının da ellerine silah, bomba veya roket almadığını, onların da kendisi gibi bu alanda mahsur kalıp buradan ayrılamadığını, arkadaşları ve kendisine örgüt üyelerinin zorla barikat kurdurduklarını, daha sonra silah sesleri gelince herkesin bir tarafa kaçışmaya başladığını, kendilerinin de Safa Mahallesinden uzaklaştıklarını ve merkeze doğru sanık ...'in teyzesinin evine gittiklerini, buranın sanığın teyzesinin evi olduğunu bilmediklerini, içeriye girdiklerinde sanığın teyzesinin kendilerini evine almak istemediğini, korktuğunu, kendilerine 'Gidin' dediğini, eve zorla girdiklerini, o gün akşam da polislerin kendilerini bu evde yakaladığını, bilerek ve isteyerek suç işlemediği için herhangi bir pişmanlığının olmadığını,

Sanık ... aşamalarda; sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün tüm ailesi ile evden ayrıldığını, ablasının evine gittiklerini, evlerinin Safa Mahallesinde olduğunu, olayların yoğun olarak kendi mahallesi civarında yaşandığını, hayvanların yemini, suyunu verip ablasının evine gideceği gün evde yalnız olduğunu, akşam saat 17.00 sıralarında eli silahlı iki kişinin geldiğini, yüzlerinin açık olduğunu ancak bu şahısları tanımadığını, daha önce de Dargeçit'te hiç görmediğini, 'Barikat kuracaksın, bütün herkes barikat kuruyor, sen de barikat kuracaksın' diyerek kendisini zorladıklarını, korktuğu için ne söyledilerse yaptığını, barikat kurduğunu, yaklaşık 2 hafta boyunca kendi evinde kaldığını, bir yere ayrılamadığını, örgüt üyelerinin bazen kendi evlerinin etrafına geldiğini, ancak bu şahısları da tanımadığını, çoğu zaman da yüzlerinin kapalı olduğunu, kesinlikle hiçbir zaman bomba, roket, silah alıp polise veya askere saldırıda bulunmadığını ancak bir seferinde eline birkaç tane silah verdiklerini, 'Bunu al şuraya götür' dediklerini, 2-3 tane silahı götürüp teslim ettiğini, daha sonra örgüt mensuplarının geriye doğru çekildiklerini etrafın biraz sakinleştiğini, bu sırada sanıklar ..., ... ve ... isimli arkadaşlarını gördüğünü, bu arkadaşlarının da eline silah alıp almadıklarını bilmediğini, daha sonra sanıklarla birlikte bu alandan ayrılmak amacı ile sanık ...'in teyzesinin evine gittiklerini, 'Buraya gidelim' diye sanık ...’in söylediğini, “Sokağa çıkma yasağı bitene kadar gidelim teyzemin evinde kalırız” dediğini, sanığın teyzesinin evine gittiklerini, adının Sadiye olduğunu, bu eve zorla girmediklerini, sanığının teyzesinin Mehmet Halil’i görünce zaten tanıyıp evine aldığını, akşam da polislerin kendilerini bu evde yakaladıklarını, bu olaylar sebebi ile kimseden şikâyetinin olmadığını, pişman olduğunu, kendisine kalsa kesinlikle barikat kurmayacağını ancak örgüt üyelerinin zorlaması nedeniyle için barikat kurduğunu ve verdikleri silahları bir yerden bir yere taşıdığını,

Savunmuşlardır.

Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için Devletin Birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna değinmekte yarar bulunmaktadır.

Devletin varlığı ya da bütünlüğü öncelikle Anayasa'da teminat altına alınan değerdir. Anayasa'nın 3. maddesinde, Türk Devleti'nin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu ifade edilmiş, 14. maddesinde, Anayasa'da yer alan hak ve özgürlüklerin, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanılamayacağı, üçüncü fıkrasında ise, bu amaca aykırı faaliyetlerin yaptırımlarının yasa ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu ise 5237 sayılı TCK'nın 302. maddesinde;

“(1) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiş olup,

Maddesinin gerekçesi;

“Madde, Devletin ülkesine, egemenliğine ve birliğine karşı cürümlerden en ağırını cezalandırmaktadır; korunan hukukî yarar Devletin ülkesinin bütünlüğü ve egemenliğidir. Söz konusu suç, serbest hareketli bir suçtur.

Bu suçun oluşabilmesi için belli amaca yönelik fiillerin işlenmesi gerekir.

Bu amaç, madde metninde,

1.Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak,

2.Devletin birliğini bozmak,

3.Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak,

4.Devletin bağımsızlığını zayıflatmak, olarak belirlenmiştir.

Söz konusu suçun oluşabilmesi için, işlenen fiilin bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu bakımdan, fiillerin söz konusu neticeleri yaratabilecek nitelikte bulunması, suçun oluşması için şarttır. Devletin birliğini bozmak, topraklarının bir kısmını veya tamamını başka bir devletin egemenliği altına koymak, topraklarından bir kısmını Devlet egemenliğinden ayırmak, Devletin bağımsızlığını azaltmak sonuçlarını doğurması mümkün bulunmayan bir fiil suçun maddî unsurunu oluşturmayacaktır. Fiilin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ise olayların özelliğine göre takdir edilecektir.

Bu fiillerin, cebrî nitelikli olması gerekir. Maddede ayrıca ‘yönelik cebrî fiiller’ denilmesi gereksiz (lüzumsuz, zait) sayılmıştır; zira maddede belirtilen maksatlar çerçevesinde, fiillerin kendisinin nitelikleri gereği cebrî olması icap ettiği aşikârdır.

Suçun oluşabilmesi için, maddede yazılı hedeflerin gerçekleşmiş bulunmasına ihtiyaç yoktur. Belirtilen amaçlara yönelik fiillerin işlenmiş bulunması yeterlidir.

Bu suçun işlenmesi sırasında örneğin kişiler öldürülmüş, kasten yaralanmış ya da kişilerin veya kamu mallarına zarar verilmiş olabilir. Maddenin ikinci fıkrasında, bu suçlardan dolayı da ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkrada yer alan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır.” şeklinde olup, 01.06.2005 tarihinden önce bu maddenin karşılığını oluşturan 765 sayılı TCK’nın 125. maddesinden farklı olarak, suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan da cezaya hükmolunması gerekeceği belirtilmiştir. Böylelikle, TCK'nın 302. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan amaç suçun işlenmesi sırasında işlenen araç suçlardan dolayı TCK'nın 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.

Her devlet siyasal fonksiyonu kapsamında, ülke, egemenlik ve millet/ulus unsurlarını, anayasal düzenini ve bu düzenin işleyişini koruma altına alır. Anayasa'ya göre, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisi Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini korumak devletin/siyasal iktidarın temel amaç ve görevlerindendir. 5237 sayılı TCK'nın 302. maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu, bu temel görevin hukuki zeminini oluşturmaktadır.

Suçta korunan hukuki yarar; Devletin birliği, ülke ve ulus bütünlüğü ile egemenliği, suçun konusu; Devletin ülkesi, egemenliği ve milli birliği, suçun faili; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsun ya da olmasın, yöneten veya yönetilen herkes, suçun mağduru; Devletin millet/ulus unsurunu oluşturan her bir bireydir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için, işlenen fiilin cebri nitelikte olması ve bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli bulunması gerekirse de, maddede yazılı hedeflerin gerçekleşmesine ihtiyaç yoktur. Fiilin cebri niteliğinden, maddi cebrin anlaşılması gerekmektedir. Cezalandırılan hareket devletin hayatını tehlikeye koyan icra hareketleridir.

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu bir kalkışma suçu olarak, peşinen tamamlandığı kabul edilen suçlardandır. Kalkışma suçlarında öngörülen zarar neticelerinin gerçekleşmesine yönelik elverişli, uygun hareketlerin yapılmasıyla oluşmaktadır. Kanun koyucu, çok önemli gördüğü bazı hukuksal değerlerin zarar görmesini önlemek için bu değerlere zarar tehlikesi meydana getirilmesini dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırmaktadır. Suçun oluşması için zarar neticesinin gerçekleşmesi aranmamakta, suçun oluşması için failin hareketinin söz konusu neticenin gerçekleşmesine yönelik olması ve hareketinin o neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olması yeterli olacaktır (Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu konulu makale, Doç Dr. Vesile Sonay Evik, s.1733.).

Araç fiilin işlenmesine yönelik icra hareketinin, hem zarar ya da tehlike suçu niteliğindeki araç suçun (TCK 302/2. maddesi) hem de tehlike suçu niteliğindeki amaç suçun (TCK 302/1. maddesi) “fiil” unsurunu teşkil ettiği görülmektedir. Buna göre elverişli/vahim eylemin diğer tabirle araç suçun, hazırlık hareketi aşamasından icra hareketi safhasına geçmesi, en azından teşebbüs boyutuna ulaşması amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi gerekmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.02.2010 tarihli ve 103-22 sayılı kararı). Fiilin elverişli/vahim niteliği taşıyıp taşımadığı ise her olayın özelliğine göre; örgütün amacı, faaliyet alanı, ülke genelindeki organik bütünlüğü, fiilin niteliği, işleniş biçimi, işlenme zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı, gibi ölçütler değerlendirilerek takdir edilecektir. Toplumda kaos ve tedirginlik oluşturacak, devlet otoritesine olan güveni sarsacak, kamu düzenini, toplum barışını bozarak amaç suçun gerçekleşmesi için elverişli tehlike ortamını hazırlayacak vahim eylemler bu suçun oluşmasında kriter olarak dikkate alınmaktadır.

Suç tamamlandığında eylemlerin cezalandırılamayacak olması ve teşebbüsün oluşumu için minimum gerekenlerin zaten suçun tamamlanması için yeterli olmasından dolayı kalkışma suçlarından olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna teşebbüs mümkün değildir. (Antolisei, 633; Fiandaca-Musco, 12; Lattanzi-Lupo, 20; Dolcini-Marinucci, 1834 den alıntı Erem Faruk-Toroslu Nevzat, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Savaş Yayınevi, Ankara, 1983, s 74.).

Öte yandan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

PKK silahlı terör örgütünün hedefine ulaşmak için devrimci halk savaşı başlatmayı ve terör örgütüne müzahir kimselerin kent isyanları olarak nitelendirdiği bir direnişe hazırlamayı planladığı, 2012 yılında başlayan çözüm sürecini istismar ederek 6-8 Ekim olayları sonrası ciddi miktarda silah, mühimmat ve patlayıcı stokladığı, örgütün il ve ilçe merkezlerine gönderdiği kırsal kadroları ve şehir yapılanmaları vasıtasıyla Suriye Ayn-El Arap’da (Kobane) uygulanan taktikleri uygulamaya çalıştığı ve bu kapsamda eş zamanlı olarak 09.08.2015 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesinde, 10.08.2015 tarihinde Şırnak il merkezinde, 12.08.2015 tarihinde Hakkari ilinin, Yüksekova ilçesinde, 13.08.2015 tarihinde Muş ilinin, Bulanık ilçesinde, 14.08.2015 tarihinde Hakkari il merkezinde, 14.08.2015 tarihinde Van ili, Merkez İpekyolu ve Edremit ilçelerinde, 15.08.2015 tarihinde Batman il merkezinde, 15.08.2015 tarihinde Diyarbakır ili, Sur ilçesinde, 16.08.2015 tarihinde Diyarbakır ili, Silvan ilçesinde, 17.08.2015 tarihinde Şırnak ili, Cizre ilçesinde, 18.08.2015 tarihinde Diyarbakır ili, Lice ilçesinde, 18.08.2015 tarihinde Ağrı ili, Doğubeyazıt ilçesinde, 19.08.2015 tarihinde Bitlis ili, Hizan ilçesinde, 28.08.2015 tarihinde Adana ili, Seyhan ilçesi, Fırat Mahallesinde, 08.09.2015 tarihinde Adana ili, Seyhan ilçesi, Gülbahçe Mahallesinde, 16.09.2015 tarihinde Adana ili, Seyhan ilçesi, İsmet Paşa Mahallesinde, 08.10.2015 tarihinde Ağrı il merkezinde, 12.10.2015 tarihinde Van ili, Erciş ilçesinde PKK/KCK terör örgütü üyeleri tarafından öz yönetim ilanında bulunulduğu, Mardin ilinin Dargeçit ilçesinde de terör örgütünün başlattığı sözde öz savunma faaliyetine güvenlik güçlerince müdahalede bulunulması amacıyla 11.12.2015 ile 29.12.2015 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, bu süre zarfında, terör örgütünün 32 üyesinin etkisiz hâle getirildiği, 4 üyesinin ölü, 3 üyesinin yaralı olarak ele geçirildiği,

26.12.2015 tarihinde “Ben Muradekine Meydanında bulunan ekibinize bir ihbarda bulundum Acar Sokak yakınında iki katlı yeşil tonlarda boyalı yanında 13 ve 15 nolu evler olan muhtemelen 12 nolu evde 4 örgüt mensubu var, yasak bitmeden çıkmayacaklar, karanlık çöktüğünde çıkabilirler” şeklindeki ihbar üzerine kolluk görevlilerince bahse konu adrese gidildiği ve mağdur ...’e ait evde sanıkların yakalandıkları, mağdurun istikrarlı beyanlarında sanıkların zorla evine girdiklerini, kendisini tehdit ettiklerini ifade ettiği, sanık ... sokağa çıkma yasağı ihlal edildiği gün kendi isteğiyle olay yerine gittiğini, örgüt üyelerinin kendisini tehdit etmesi nedeniyle barikatların kurulmasına hendeklerin kazılmasına yardım ettiğini, zaman zaman yüzünü kapattığını, barikatların ve hendeklerin başında bu şekilde nöbet tuttuğunu; sanık ... sokağa çıkma yasağı ilan edildiği gün bomba seslerini duyduğu için Safa Mezarlığı civarına gittiğini, orada yüzü kapalı elinde silah olan örgüt mensuplarının bulunduğunu, barikatların kurulu, hendeklerin kazılı olduğunu, kendisine hitaben “Sen de bize yardım edeceksin, barikat kuracaksınız, siz çocuk olduğunuz için polisler size birşey yapmaz” dediklerini ancak bu şahıslara yardımcı olmadığını, oradan kaçtığını, mağdurun evine zorla girdiklerini; sanık ... sokağa çıkma yasağı ilan edildiği gün bomba sesleri duyduğunu merak ettiği için seslerin geldiği Safa Mahallesine gittiğini, yüzleri kapalı 7-8 kişiyi gördüğünü, bu kişilerin kendisine “Barikat kur bize yardım et, barikat kurduktan sonra sizi göndereceğiz' diye söylediklerini, korktuğu için ne dedilerse yaptığını, barikat kurduğunu, daha sonra o gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, mağdurun evine zorla girdiklerini; sanık ... evde yalnız oturduğu bir gün akşam saat 17.00 sıralarında eli silahlı iki kişinin evlerine geldiğini, “Barikat kuracaksın, bütün herkes barikat kuruyor, sen de barikat kuracaksın” diye kendisini zorladıklarını, korktuğu için ne söyledilerse yaptığını, barikat kurduğunu, bir seferinde eline birkaç tane silah vererek, 'Bunu al şuraya götür' dediklerini, 2 - 3 tane silahı götürüp teslim ettiğini ifade ettikleri, Mardin ili Dargeçit ilçesinde meydana gelen olaylara ilişkin dosya kapsamına alınan olay ve muhafaza altına alma tutanaklarına ve Mardin Valiliğinin açıklamasına göre; sokağa çıkma yasağı süresince 2 bin kilogram patlatılmaya hazır bidon içinde el yapımı patlayıcı, 7 adet AK47 marka silah, 2 adet M16 keskin nişancı tüfeği, biksi makineli tüfek, 5 adet av tüfeği olmak üzere toplam 26 adet uzun namlulu silah, tabanca, 3 adet roketatar, 30 adet el bombası, 60 adet roketatar mühimmatı, 3 tane telsiz, 22 adet voleybol topu içerine hazırlanmış el yapımı bomba, 9 adet el yapımı patlayıcı ele geçirildiği, terör örgütü mensuplarınca güvenlik güçlerine yönelik 41 adet roketatarlı saldırının düzenlendiği, 7 adet zırhlı aracın zarar gördüğü, 4 polis memurunun yaralandığı, yaralanan 8 vatandaştan ikisinin hayatını kaybettiği, 25 barikatın kaldırıldığı, 8 bomba düzeneğinin imha edildiği, 6 tane perde branda ile barikat olarak kullanılan römork ve minibüsün kaldırıldıklarının tespit edildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporuna göre; sanık ...'den alınan svapların tamamında atış artıklarında bulunan antimon (SB) elementinin, sanık ...'dan alınan sağ el avuç içi svabında atış artıklarında bulunan antimon (SB) elementinin tespit edildiği, başka dava dosyasında yargılanmakta olan ve şüpheli sıfatıyla kollukta beyanı alınan ... ve ...’in anlatımlarından olaylar sırasında bir kısım örgüt mensuplarının sanıklar gibi hendek kazımında ve bu hendeklerin başında nöbet tutulmasında, bir kısmının hendek ve barikatların el yapımı patlayıcılarla tuzaklanmasında, bir kısmının lüzumu hâlinde bu patlayıcıların ateşlenmesinde, başka bir kısmının ise ateşli silah ve roketatarlarla operasyonu yapan güvenlik güçlerine karşı koymakta görevlendirildikleri anlaşılmıştır.

Dosya kapsamının incelenmesinde Mardin ilinin Dargeçit ilçesinde meydana gelen olaylara ilişkin bir kısım tutanakların celp edildiği, beyanları hükme esas alınan başka dava dosyasında yargılanmakta olan ... ve ...’in olayların geneline ve görevlendirmelere ilişkin beyanda bulundukları, sanıkların el svapları ve parmak izlerinin incelendiği; Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı da dikkate alındığında maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplandığı ve ulaşılma imkânı bulunan bütün deliller ele alınarak değerlendirildiği anlaşılmış olduğundan sanıklar hakkında eksik araştırmaya dayalı karar verilmediği kabul edilmelidir.

Öte yandan amacı Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri ile Suriye, Irak ve İran'ın belirli bölgelerini de içine alan Marksist-Leninist ilkelere dayalı bağımsız bir Kürt Devleti kurma olan PKK silahlı terör örgütünün 2012 yılında başlayan çözüm sürecini istismar ederek 6-8 Ekim olayları sonrası ciddi miktarda silah, mühimmat ve patlayıcı stokladığı, örgütün il ve ilçe merkezlerine gönderdiği kırsal kadroları ve şehir yapılanmaları vasıtasıyla Suriye'nin Ayn-El Arap (Kobane)'de uygulanan taktikleri uygulamaya çalıştığı bu kapsamda Mardin ilini Dargeçit ilçesinde de terör örgütünün başlattığı sözde öz savunma faaliyetleri kapsamında barikat ve hendeklerin kazıldığı 4 polis memurunun yaralandığı, yaralanan 8 vatandaştan ikisinin hayatını kaybettiği, sokağa çıkma yasağının ilan edildiği dönemlerde sanıkların barikatların kurulması ve hendeklerin kazılması faaliyetlerinde bulundukları, sanık ...'den alınan svapların tamamında, sanık ...'ın ise sağ el avuç içinde atış artıklarına rastlanıldığı, sanık ...’ın barikat ve hendeklerde bulunan kişilere silah taşıdığı, sanık ...’nin olaylar sırasında kendisine söylenenlerin hepsini yaptığı gözetildiğinde, bir görev hiyerarşisi içinde gerçekleştirildiği anlaşılan olaylarda barikatların kurulması ve hendeklerin kazılmasında görev alan, bunların başında gözcülük yapan sanıkların sokağa çıkma yasağı ilan edilen meskun mahal içerisinde ve sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 11.12.2015 tarihinden sokağa çıkma yasağı devam ederken yakalandıkları 26.12.2015 tarihine kadar etrafı hendek ve barikatlarla çevrili alan içerisinde bir görev paylaşımı içinde hareket ettikleri anlaşılmakla, zarar neticesinin gerçekleşmesi aranmayan ve failin hareketinin söz konusu neticenin gerçekleşmesine yönelik ve o neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden sanıkların hukuki durumlarının Özel Dairece değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurul Üyesi; sanıklara atılı suçun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin bozma kararını kaldırılmasına, sanıkların hukuki durumlarının tespiti amacıyla dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.04.2017 tarihli ve 332-3734 sayılı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,

3- Sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi için dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 17.03.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.