Yargıtay - 10. Ceza Dairesi

2021/7449 Esas 2021/11930 Karar
Karar Tarihi: 17.11.2021
Yargıtay

10. Ceza Dairesi         2021/7449 E.  ,  2021/11930 K.

'İçtihat Metni' Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanıklar ... ve ... haklarındaki Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/03/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

A- Konuyla İlgili Bilgiler:

1- Sanıklar ... ve ... haklarında, 06/02/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 20/02/2014 tarihli, 2014/2646 soruşturma, 2014/1226 esas ve 2014/515 sayılı iddianamesi ile Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

2- Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/05/2014 tarihli ve 2014/185 esas, 2014/275 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ...’ın TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmalarına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra infazı için Elazığ Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

3- Elazığ Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan tebligata rağmen sanıkların müdürlüğe başvurmamaları nedeniyle infaz kayıtlarının kapatıldığı,

4- Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu, 07/01/2015 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı kararı ile sanıkların TCK’nın 191/1. maddesi gereğince 1’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/261 esas ve 2010/313 sayılı kararı tekerrüre esas alınarak TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, sanık ... hakkında, Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/261 esas ve 2010/313 sayılı kararı tekerrüre esas alınarak TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

B- Kanun Yararına Bozma İstemi:

Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında,

“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanıklar ... ve ... haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/05/2014 tarihli ve 2014/185 esas 2014/275 sayılı kararını müteakip, sanıkların çağrı kağıdının tebliği üzerine müracaatta bulunmamaları sebebiyle denetim yükümlülüğünü ihlâl ettiklerinden bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve haklarındaki cezanın anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

1- Sanık ... hakkında verilen karar yönünden yapılan incelemede;

a) Sanık ...'nın 06/02/2014 tarihli eylemi sebebiyle cezalandırılmasına ve sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de; tekerrüre esas alınan Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/261 esas, 2010/313 karar sayılı ilâmının sanık hakkında olmaması sebebiyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesinde,

b) Sanık hakkında verilen Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/05/2014 tarihli kararının infazı aşamasında Elazığ Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen denetimli serbestlik çağrı yazısının sanığın doğrudan mernis adresine tebliğ edilmesi sonrasında, yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, mahkemesince sanığın mahkumiyetine dair yazılı şekilde karar verilmiş ise de;

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir usul benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanunun 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, söz konusu çağrı yazısının belirtilen usullere aykırı olarak, doğrudan mernis adresine gönderildiği, öncelikle 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesine uyarınca tebligat yapılarak, yapılan tebligatın iade edilmesi halinde, bu sefer anılan Kanunun 21/2. maddesine gereğince sanığın mernis adresine tebliğ edilmesi yerine, 24/07/2014 ve 19/08/2014 tarihlerinde doğrudan 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebliğ işlemlerinin geçerli sayılamayacağı, ayrıca 24/07/2014 tebliğ evrakında imzadan imtina eden sanığın annesi Güler Kaya'nın haberdar edildiği yazılmış ise de sanığın nüfus kaydına göre anne isminin Melek olması sebebiyle tebligatın bu yönü ile de usule aykırı olduğu, bu hâlde sanığın usulüne uygun davet edilmesinden bahsedilemeyeceği cihetle, kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiğinin nazara alınmamasında,

2- Sanık ... hakkında verilen karar yönünden yapılan incelemede;

Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli kararını müteakip, sanık ... hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 10/04/2017 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı ek kararının, kesinleşmiş kararın esasına yönelik olması sebebiyle hukuken yok hükmünde olduğu gözetilerek yapılan incelemede,

Sanık ...'ın sabıka kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/261 esas, 2010/313 sayılı kararına ilişkin suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olduğu, dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/5. maddesinde yer alan “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme gereğince söz konusu kararın tekerrüre esas alınamayacağı, dosyada mevcut olan sanığa ait adli sicil kaydının incelenmesinde de tekerrüre esas alınabilecek herhangi bir Mahkeme kararı olmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir.” denilerek, Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmiştir.

C- Konunun Değerlendirilmesi:

Sanıklar ... ve ... haklarında 06/02/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/05/2014 tarihli ve 2014/185 esas 2014/275 sayılı kararını takiben, sanıkların çağrı kağıdının tebliği üzerine müdürlüğe başvuruda bulunmamaları nedeniyle denetim yükümlülüğünü ihlâl ettikleri gerekçesiyle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı kararı ile sanıkların 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca 1’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve haklarındaki cezanın TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

1- Sanık ... hakkında verilen karar yönünden yapılan incelemede;

a) Sanık ... Avcının 06/02/2014 tarihli eylemi nedeniyle cezalandırılmasına ve sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de; tekerrüre esas alınan Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/261 esas, 2010/313 karar sayılı ilâmının sanık hakkında olmaması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,

b) Sanık hakkında verilen Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/05/2014 tarihli kararının infazı aşamasında Elazığ Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen denetimli serbestlik çağrı yazısının sanığın doğrudan MERNİS adresine tebliğ edilmesi sonrasında, yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, mahkemesince sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;

7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir usul benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanunun 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, çağrı yazısının belirtilen usullere aykırı olarak, doğrudan MERNİS adresine gönderildiği, öncelikle 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesine uyarınca tebligat yapılarak, yapılan tebligatın iade edilmesi halinde, bu sefer anılan Kanunun 21/2. maddesine gereğince sanığın MERNİS adresine tebliğ edilmesi yerine, 23/07/2014 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebliğ işlemlerinin geçerli sayılamayacağı, ayrıca 23/07/2014 tarihli tebliğ evrakında imzadan imtina eden sanığın annesi Güler Kaya'nın haberdar edildiği yazılmış ise de sanığın nüfus kaydına göre anne isminin Melek olması sebebiyle tebligatın bu yönü ile de usule aykırı olduğu, bu hâlde kamu davası hakkında durma kararı verilerek,

hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırıdır.

2- Sanık ... hakkında verilen karar yönünden yapılan incelemede;

Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli kararını takiben, sanık ... hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 10/04/2017 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı ek kararının, kesinleşmiş kararın esasına yönelik olması sebebiyle hukuken yok hükmünde olduğu gözetilerek yapılan incelemede,

Sanık ...'ın sabıka kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/261 esas, 2010/313 sayılı kararına ilişkin suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olduğu, dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/5. maddesinde yer alan “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince fail; tekerrüre esas alınacak hükme konu suçu onsekiz yaşından önce işlemiş ise tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığa ait adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas alınabilecek herhangi bir Mahkeme kararı olmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi, kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

D- Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/01/2015 tarihli ve 2014/1387 esas, 2015/25 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.