Yargıtay - İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

2018/133 Esas 2021/232 Karar
Karar Tarihi: 18.05.2021
Yargıtay

T.C.

İSTANBUL

17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO : 2018/133 Esas

KARAR NO : 2021/232

DAVA : Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 12/04/2018

KARAR TARİHİ : 18/05/2021

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ... sayılı Ticari Paket Poliçesi ile sigortalı olan ... ne, davalıya ait ... isimli geminin 01/11/2010 tarihinde çarpması sonucunda maddi hasar meydana geldiğini, bu nedenle müvekkili şirketçe ...'ne 40.071,00.TL hasar tazminatı ödemesi yaptıklarını, TTK 1301 maddesine göre kusur tespitine göre işbu davaya açma haklarının bulunduğunu beyanla müvekkili şirketçe ödenen 10.071,00.TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dosyanın görevli İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı sigorta şirketinin sigorta kapsamına girmeyen bir konuda ödeme yaptığını, bu nedenle rücu haklarının doğmadığını, olay günü 28/10/20210 tarihinden geminin ... nce kiralanmış olmasından dolayı ... sinin gemi işletme müteahhidi olarak olaydan sorumlu olduğunu, bu nedenle davanın ... ne açılması gerektiğini, dava konusu olayın davacının sigortalısının denize doğru kaçak tesis inşa etmesinden ve deniz trafiğini etkilemesinden dolayı gerçekleştiğini, davanın gemi kaptanı ... ve ... gemisinin sigortalı olduğu ... A.Ş.ye ihbarı gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizde açılan işbu davanın, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2012 tarih, 2011/ ... Esas, 2012/... Karar sayılı görevsizlik kararıyla geldiği anlaşılmıştır.

Dava; davacı sigortalısına ait tesise davalıya ait geminin çarpması sonucu davacı tarafça sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsiline yönelik alacak davası olup; uyuşmazlığın, tarafların husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, çarpma nedeniyle davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, müşterek bir kusurun bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranlarının tespiti, oluşan hasar nedeniyle ödenen hasar tazminatının kadri maruf olup olmadığı ve buna göre varsa davacı alacak miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce celple incelenen ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, Sanık ... aleyhine Trafik Güvenliğini Taksirle Tehlikeye Sokma suçundan yapılan yargılanması sonucunda, Mahkemenin 05/07/2011 tarih, 2010/... Esas, 2011/... Karar sayılı kararı ile TCK 180/1 maddesi kapsamında kalan suçtan kusurunun bulunmadığı anlaşıldığında, CMK 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın 09/09/2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... , ... ve ... tarafından tanzim edilen 08/02/2021 tarihli raporda, davacı sigortacının dosyaya sunulan İbraname ile dava dışı sigortalının olay sebebiyle davalıya karşı sahip olduğu tazminat talep hakkını devraldığı, dava konusu ... gemisinin dava dışı sigortalı ... Klübü’ne ait binaya çarpmasında gemiyi sevk ve idare eden kaptanın herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, kaptanın kusuru bulunmadığından davalı donatanın TTK m 1062 gereğince sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, çarpmanın sebebi hava şartları olarak tespit edilip söz konusu hava şartlarında gemi adamı kaptanın kazayı engellemek için alınması gereken tedbirlerde de bir kusurunun tespit edilmemiş olduğu, çarpmanın sebebi hava şartları olduğundan ve geminin elverişliliği dosyaya sunulan belgelerle ispatlanmış olduğundan davalı donatanın TBK m. 66 uyarınca zararlardan sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığına ilişkin görüş ve tespitlerine yer vermişlerdir.

Davaya konu ... isimli ... tipi yük gemisinin, ... Belediyesi kirasında, ... ile ... arasında araç taşımacılığı yaparken, 28/10/2010 tarihinde ...’ya yanaşacağı esnada dümen kilitlenme sorunu yaşadığı, demirini atıp arızayı giderdikten sonra hareket etmek üzere demirini aldığı saatlerde deniz ve rüzgarın şiddetini arttırarak kuzey yönlerden fırtına kuvvetinde esmesi nedeniyle geminin demirini taramak suretiyle ... binasına yaslandığı, gemiyi kurtarmak üzere geri manevra yapmaya çalıştıkları ancak zincirin pervaneye dolanma riski nedeniyle geri manevra yapamadıkları, sonrasında demir zincirini kesmek suretiyle kurtuldukları ve davaya konu hadisenini meydana geldiği anlaşılmıştır.

Dosyaya celp edilen ... Asliye Ceza Mahkemesi 2010/... esas sayılı dosyasına, ...’nden celp edilen 21/01/2011 tarihli yazıda; 28/10/2010 günü ... ’da saat 16:00 civarında hava ve deniz durumu: Hava çok bulutlu etkili sağanak yağışlı, rüzgar kuzey-kuzeydoğudan 7-9 bofor (fırtına), tahmini dalga yüksekliği 2,0-4,0 metre olduğu bildirilmiştir.

Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, öncelikle davacının TTK 1472 maddesi uyarınca halef sıfatını kazanıp kazanmadığı değerlendirilmelidir. Davacı sigorta şirketinin halef sıfatını kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemişolması ve zarardan sorumlu üçüncü bir kişinin bulunması gereklidir. Dosya içeriğinde yer alan Ticari Paket Sigorta Poliçesi (Yenileme) başlıklı poliçede ... Klübü’nün sigortalı olduğu ve riziko adresinin ... olduğu kayıtlıdır. Poliçe ile teminat sağlanan rizikolar bina, demirbaş, terör, deprem, sel/su basması, kar ağırlığı, hırsızlık, cam kırılması, komşuluk mali sorumluluk, kiracı mali sorumluluk ve işyeri yardım teminatlarıdır. Poliçenin ikinci sayfasında “Ek Teminatlar” başlığı altında dahili su, fırtına, hava ve kara taşıtları çarpması, duman, yer kayması, enkaz kaldırma masrafları, iş durması, alternatif işyeri masrafları sayılmıştır. Poliçede bina teminatı “yangın” rizikosuna karşı tanınmış ve ek teminatlar arasında deniz aracı çarpması sayılmamıştır. Ancak dosyaya sunulan İbraname incelendiğinde dava dışı sigortalı ... ’nün dava konusu olaydan kaynaklanan zararlara ilişkin tüm talep haklarını davacıya devrettiği anlaşılmaktadır. Bir olayda TTK sigorta hukuku hükümlerince halefiyet gerçeklememiş sayılsa dahi sigortacı tarafından düzenlenen ve sigortalı tarafından imzalanan ibraname alacağın temliki hükmünde sayılabiliyorsa sigortacının alacak hakkını devraldığı kabul edilmekle dosyaya sunulan İbraname ile davacı sigortacının dava dışı sigortalı ... ’nün üçüncü kişilere karşı sahip olduğu alacak hakkını devraldığı ve bu hali ile aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir. Buna göre dava konusu olayın gerçekleşmesinde kusuru bulunduğu iddia olunan davalıya karşı dava dışı sigortalının bir tazminat talep hakkına sahip olması halinde bu hak davacı tarafından ileri sürülebilecektir.

Dosyaya sunulan Yangın Sigortası Hasar Ekspertiz Raporu’nda hasar tutarı belirlenmiş ve eksik sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği tespit edilerek buna göre sigortacının ödemesi gereken tazminat hesaplanmıştır. Davacı sigortacının da bu hesaba göre ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu talep davalı donatanın gemi adamının fiili sebebiyle sorumlu tutulmasına ilişkindir. Olayın gerçekleşme tarihi 28/10/2010 olduğundan Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 2/1 (b) bendi ve 3/1 maddeleri gereğince 6762 ve 6102 Sayılı TTK hükümlerine göre değerlendirmeler yapılacaktır. Donatanın geminin işletilmesinin sebep olduğu zararlardan kaynaklanan sorumluluğu gemi adamlarının fiillerinden sorumluluk kapsamında TTK 1062 maddesi(eTTK m. 947) ve adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde TBK m. 66 (eTBK m. 55)’ya tabi tutulabilir. Aşağıda bu iki hüküm bakımından davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı değerlendirilmiştir.

TTK 1062/1 (eTTK m. 947) maddesi gereğince gemi adamları kendilerine verilen görevi ifa etmeleri sırasında kusuruyla üçüncü kişinin zarara uğramasına sebep olmuşsa donatan bu zararlardan sorumlu tutulur. Hükümde donatanın gemi adamının kusuruna bağlı olarak zararlardan sorumlu tutulması öngörüldüğünden bu sorumluluk ek sorumluluk olarak nitelendirilmektedir. TTK 1062 (eTTK m. 947)’ye göre donatan ancak gemi adamının kusuru varsa, bu kusur gemideki görevini ifa sırasında işlenmişse ve üçüncü kişi bir zarara uğramışsa sorumlu tutulabilir. Gemi adamının kusurunun bulunmaması halinde donatanın da zarardan sorumlu tutulması mümkün olmayacaktır.

Dava konusu uyuşmazlıkta ... Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan 20/06/2011 tarihli Bilirkişi Raporu’nda; olay tarihinde geminin yola, yüke ve denize elverişli olduğu, temas olayının hava muhalefeti sebebiyle meydana geldiği, gemiyi sevk eden Kaptan ...’ün kusurunun bulunmadığı kanaatlerine varılmış mahkemece de bu doğrultuda TCK 180/1 maddesi kapsamında kalan suçtan kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle CMK 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, karar 09/09/2011 tarihinde kesinleşmiştir. Şu halde geminin sevk ve idaresi görevini ifa eden kaptanın sevk ve idarede kusuru bulunmadığından davalı donatanın TTK 1062 (eTTK m. 947) maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir.

Dosya kapsamında olay sırasında geminin maliki dışında bir üçüncü kişi tarafından işletilmekte olduğuna dair bir delil de bulunmadığından değerlendirmeler donatanın sorumluluğu hükümlerine göre yapılacaktır. (Olay sırasında gemi bir üçüncü kişi tarafından işletilmekte ise TTK m 1061/2 (eTTK m. 946) gereğince söz konusu kişi sorumluluk şartları mevcut ise işleten sıfatıyla sorumlu tutulabilecektir.) Donatanın gemi adamlarının eylemlerinden sorumlu tutabileceği diğer bir hüküm TBK 66 (eTBK m. 55) maddesidir. TTK m. 1062 ile TBK m. 66 arasında özel-genel hüküm ilişkisi bulunmadığından her iki hükme başvurarak donatanın sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hükümde görüldüğü üzere adam çalıştıran durumundaki donatanın gemi adamının eyleminden sorumlu tutulması için gemi adamının eyleminde kusurlu olması aranmaz. Bu sorumluluk özen yükümlülüğünün ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluktur. Donatanın söz konusu sorumluluktan kurtulması hükmün devam eden fıkralarındaki kurtuluş beyyinelerini ortaya koymasına bağlıdır. TBK 66/2 maddesine göre, adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Üçüncü fıkraya göre ise bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Her iki fıkraya göre donatanın gemi adamının fiilinden kaynaklanan sorumluluktan kurtulması için geminin yapısı, teknik donanımı, gerekli sayıda ve yeterlilikte gemi adamı istihdam etmesi, seyir güvenliğine ilişkin milli ve uluslararası mevzuat hükümlerine riayet etmiş olması ile gemi adamını seçmede, ona talimat vermede, denetim ve gözetimde gereken özeni göstermiş olması halinde ve geminin çalışma düzeninin de zararın doğmasını önlemeye elverişli olması halinde ortaya çıkan zararlardan sorumlu tutulmaz.

Dosyaya sunulan 20/06/2011 tarihli Bilirkişi Raporu’nda geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğu kanaatine varıldığından donatanın ilk kurtuluş beyyinesini ortaya koyduğu kabul edilmelidir. İkinci kurtuluş beyyinesi bakımından ise yine Bilirkişi Raporu’nda kazanın sebebinin hava şartları olarak belirlenmiş olması gemideki çalışma düzeninin kazada etkisi olmadığını ortaya koyduğundan ikinci kurtuluş beyyinesinin de ortaya konulduğu mahkemece kabul olunmuştur. Bu nedenle dosyaya sunulan teknik değerlendirmeler de dikkate alındığında kazanın meydana gelme sebebi hava şartları olarak tespit edildiğinden davalı donatanın gerek TTK 1062 maddesi gerekse TBK 66 maddesi uyarınca kaza sonucunda meydana gelen zararlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:

1-Davanın REDDİNE,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 595,05TL den karar harcı olan 59,30TL nin mahsubu ile fazla alınan 535,75TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya İADESİNE,

3-Davalı vekili için takdir edilen 6.009,23TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,

Dair, davalı vekilinin yüzene karşı davacı tarafın yokluğunda , kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 18/05/2021

Katip ...

Hakim ...

¸e-imzalıdır


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.