Yargıtay - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

2019/761 Esas 2021/2140 Karar
Karar Tarihi: 18.11.2021
Yargıtay

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No.....

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

....

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

.....

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 18/12/2018

NUMARASI .....

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 18/11/2021

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 14/12/2021

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 05.08.2012 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın sürücüsü ...’nın idaresinde bulunduğu sırada araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve felç kaldığını ceza mahkemesi dosyasının devam ettiğini, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maluliyet tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep etmiş, yargılama aşamasında talebinin 225.000,00 TL iş göremezlik, 225.000,00 TL bakıcı gideri olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, poliçe teminat limitinin 250.000,00 TL olduğunu, kazanın iş trafik kazası olduğunu ve iş mahkemesinin görevli olduğunu; sürücünün kusuru oranının belirlenmesi gerektiğini, bakıcı giderinin teminat dışında olduğunu temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; Divriği Asliye Ceza Mahkemesi'nin ..... sayılı kararında sanık ... hakkındaki davada şikayet yokluğundan, kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, davacı ...'ın kaza sırasında araç dışında bulunduğu, ...'nın aracın sağ koltuğunda sıkışmış olduğu, davacıdaki tıbbî bulguların kendisinin araç sürücüsü olduğuna delalet etmediği ve dolayısıyla araç sürücüsünün kim olduğu hususunun sübut bulmayarak şüpheli kaldığının belirlendiği, trafik kusur uzmanı iş güvenliği uzmanı ve adlî tıp uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda..... plakalı araç sürücüsünün olayda %100 oranında kusurlu olduğunu, aracın sürücüsünün kim olduğunun tespitinin tıbben mümkün olmadığının belirtildiği, 6102 sayılı TTK.'nun 1409. maddesi hükmüne göre davalı sigorta şirketinin rizikonun farklı şekilde gerçekleştiğini yasal delille ispat edemediği,...... İhtisas Kurulu'nun maluliyet raporuna göre davacı ...'ın, trafik kazasına bağlı olarak %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğunun ve başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporunda davacının sürekli işgöremezlik tazminatının 470.958,89 TL ve bakıcı gideri tazminatının brüt asgari ücret üzerinden hesaplanarak 613.068,74 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile davanın, ıslah da dikkate alınarak kabulü ile, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000,00 TL bakıcı giderinin 20.08.2015 dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece dava konusu olayda ceza yargılaması sonunda ... hakkındaki davada dava şartı yokluğundan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, davacı ...’ın kaza sırasında araç dışında bulunduğu ve ...’nın aracın sağ koltuğunda sıkışmış olduğu, davacıdaki tıbbi bulguların kendisinin araç sürücüsü olduğuna delalet etmediği ve dolayısıyla araç sürücüsünün kim olduğu hususunun sübut bulmayarak şüpheli kaldığını, 6102 Sayılı TTK’nun 1409. maddesi hükmüne göre de, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfetinin sigortacıda olduğunun belirtildiğini, ... sanık olarak yargılandığı Divriği Asliye Ceza Mahkemesi’nin...... sayılı dosyasında verilen kararda, her ne kadar sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama neticesinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, soyut mağdur beyanı dışında, sanığın mahkûmiyetine yeter derecede her türlü şüpheden uzak, somut, yasal, anlaşılır ve açıklanabilir dosya kapsamı ile örtüşür, denetime açık kesin, açık bir delil olmadığı gibi suçun sübutu konusunda tam bir kanaat oluşmadığından sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verildiğini, dolayısıyla ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda, sanık ...’nın sürücü olduğuna dair bir tespit ve değerlendirme yapılamadığını, davacı ...’ın beyanlarının soyut olduğu ve olayda ...’nın sürücü olduğuna dair bir delilin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini, sanık ...’nın alınan ifadesinde, kaza anında aracı kullananın ... olduğunu, kaza sırasında aracın sağ ön koltuğunda sıkışmış durumda olduğunu, bu duruma ...’in tanık olduğunu, bu kişinin dosya kapsamında ifadesinin bulunduğunu, tekrar ifadesinin alınması gerektiğini, ayrıca davacı ...’ın kazadan sonra kazayı üstüne alması için işyeri sahibi ...’ın yanında teklifte bulunduğunu, tanık ...’in 31.12.2014 günlü ifadesinde ise, olaydan yaklaşık yarım saat sonra olay yerine şantiye görevlileri olan arkadaşlarıyla birlikte gittiklerini, ...’ın ambulansla hastaneye götürüldüğünü, ...’nın ise aracın içinde sağ ön koltukta sıkışmış vaziyette olduğunu, olay mahallinde bulunan askerler, sağlık elemanları ile şantiye görevlileri ile birlikte ...’yı araç içinden çıkardıklarını belirttiği, trafik kazası tespit tutanağında da davacı ...’ın sürücü olarak yazıldığı, davacı ...’ın olayla ilgili ifadelerinin de çelişki içerdiğini, takipsizlik kararına itiraz dilekçesinde davacının, kaza esnasında aracı ...’nın kullandığını, kendisinin araçta yolcu olarak bulunduğunu ifade ettiği, ceza mahkemesindeki beyanlarında ise, kazaya dair hiçbir şey hatırlamadığını, aracı kimin kullandığını bilmediğini, ancak daha sonra kazaya dair fotoğrafları inceleyince aracı kullanmadığına kanaat getirdiğini belirttiğini, davacı ...’ın dava konusu kazada sürücü olduğu ve bu sebeple tazminat hakkının doğmayacağının kanıtlandığını, bu durumda TTK 1409. ve devamı hükümlerine göre, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiği ve bu hususun teminat dışında kaldığının somut delillerle ispatlanmış olduğunu, ..., ... ve ...’ın tanık olarak dinlenmelerini talep ettiklerini, bilirkişi raporunda, meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsünün kim olduğunun tespitinin tıbben mümkün olmadığı belirtilmişse de, bu konuda yeniden İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan da rapor alınmasını talep ettiklerini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Davalı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;

Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, sürücü ... idaresinde bulunan aracın neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek iş göremezlik ve bakıcı gideri talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu kaza sırasında davacı ...’ın sigortalı araç sürücüsü olup olmadığı ve araç sürücüsü olması halinde kendi kusuru nedeniyle davalı sigorta şirketinden tazminat talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir.

Dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında ...... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu ve direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın devrildiği, araçta yolcu olarak bulunan ...’nın yaralandığı belirtilmiştir.

Dava konusu olay nedeniyle Divriği Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma dosyasında sanık ... hakkında şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, ... vekili tarafından karara itiraz edilerek kazada ...’ın ağır yaralandığını ve yoğun bakımda olduğunu, kaza sırasında araçtan fırladığını ve araç dışında bulunduğunu, ...’nın ise araçta sıkıştığını, bu duruma göre sürücünün direksiyona tutunarak araçtan fırlamayacağını, yolcunun ise araçtan dışarı fırlamasının daha büyük ihtimal olduğunu, kaza nedeniyle ifadesinin alınmadığını, kaza sırasında aracı ...’nın kullandığını ve şikayetçi olduklarını belirterek itiraz etmiş, Tokat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ... hakkında verilen takipsizlik kararı kaldırılarak sürücünün kim olduğunun belirlenmesi gerektiği belirtilmiş, savcılık tarafından yapılan soruşturma sonunda ... hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçu nedeniyle dava açılmış, Divriği Asliye Ceza Mahkemesi'nin...... sayılı dosyasında tanıklar dinlenmiş ancak sürücünün sanık ... olduğunun kesin olarak belirlenemediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.03.2017 tarih ve......sayılı kararı ile katılanın 6 aylık şikâyet süresinden sonra şikayetçi olduğu dava şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile kamu davasının düşürülmesine kesin olarak karar verilmiştir.

Mahkemece sürücünün davacı ... olup olmadığının belirlenmesi için trafik kusur ve makina mühendisi, iş güvenliği uzmanı ve adli tıp uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulan heyetten rapor alınmış, raporda; çarpma şeklinde meydana gelen kazalarda aracın ön kısmında oturan yolcularda, sürücünün önünde bulunan araç kısımlarının oluşturduğu yaralarla sürücüde oluşan yaralarla benzer olduğu, ancak, öndeki yolcuda oluşan hasarların genelde daha ağır olduğu, sürücünün direksiyona tutunduğu için camdan fırlama veya ön kısımlara çarpma riskinin daha az olduğu, dikkati yolda olan sürücünün refleks olarak korunma hareketini yaparken yolcunun genellikle hazırlıksız yakalandığı, travma lokalizasyonları, yaralananların araç içindeki konumlarını saptamak açısından çok değerli bir veri olmakla birlikte, tek başına yeterli olmadığı, araç içi konumun travma lokalizasyon ve ağırlığını belirleyen birçok etkenden yalnızca biri olduğu, araç içindeki konumun belirlenebilmesi için diğer etkenlerin (çarpmanın şiddeti ve yönünden kişinin gösterdiği reaksiyona kadar uzanan boyutlarda) de bilinmesi ve olay yeri incelemesinin ayrıntılı olarak yapılması ve belgelenmesi gerektiği, tıbbi açıdan sürücünün tespiti için bazı özel lezyonların oluşması gerektiği, direksiyonun çarpmasına bağlı olarak göğüste buna uygun şekilli bir ekimozun oluşması, ayak tabanında fren pedalının izinin çıkması veya emniyet kemerinin şekilli ekimoz oluşturması durumunda, lezyonlara bakılarak sürücünün kim olduğu saptanabileceği, kafanın ön cama çarptığı durumlarda buradan alınacak kan örneklerinin analizi ile de sürücünün tespit edilebilmesi mümkün olduğu, direksiyon ve vites kolundaki parmak izlerinden de faydalanılabileceği, aracın takla attığı durumlarda kural olarak herkesin her yerde olabileceği ve vücudunda her türlü yaralanma bulunabileceği, ... ve ... adına düzenlenmiş adli muayene raporlarında ve ilk muayene bulgularına göre, vücutlarında sürücü olabileceklerini düşündürebilecek nitelikte şekilli lezyon tarif edilmediği, kazada, aracın takla attığı, ...’ın araçtan 5-10 m uzakta bulunduğu dikkate alındığında, ...'ın vücudunda meydana gelen arazın, araç içerinde iken aracın takla atması sırasında meydana gelebileceği gibi araçtan dışarıya fırlaması sırasında bir yere çarpması sonucunda da meydana gelebileceği dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler neticesinde aracın sürücüsünün kim olduğunun, tespitinin tıbben mümkün olmadığı, olayın ve delillerin hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş, mahkemece TTK.nın 1409. maddesi gereğince ispat yükünün davalı sigorta şirketinde olduğu, sürücünün kimliğinin ispat edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davalı tarafça süresi içerisinde tanık deliline dayanılmamış olması ve HMK. 357. maddesi gereğince yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususlar istinaf sebebi yapılamayacağına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı sigorta şirketi vekilinin İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 30.739,50 TL. istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 7.684,87 TL.nın mahsubu ile kalan 23.054,63 TL. harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,

3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere 18.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

....

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.