Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2017/1250 Esas 2018/599 Karar
Karar Tarihi: 19.02.2018
Yargıtay

1. Ceza Dairesi         2017/1250 E.  ,  2018/599 K.

'İçtihat Metni'Kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 81/1, 35/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/01/2013 tarihli ve 2011/220 esas, 2013/7 karar sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12/01/2016 tarihli ve 2014/1401 esas, 2016/29 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakiben sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen aynı Mahkemenin 23/12/2016 tarihli ve 2011/220 esas, 2013/7 sayılı ek kararı ile istemin reddine dair karara yönelik itirazı değerlendiren Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/02/2017 tarihli ve 2017/130 değişik iş sayılı kararı ile itirazı yerinde bulmayarak reddine karar verildiği belirtilerek;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için 'yeni' olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın 'yeni' olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da 'yeni' sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de 'yeni' sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,

Somut olayda, sanığın, ... ve ... isimli kardeşleri ile birlikte ... isimli şahsın arazisinde ölçüm yaptıkları sırada mağdur ...’in, ölçüm yapılan yere geldiği ve taraflar arasında yaşanan tartışma sırasında sanık ...'nin, mağdur İsmet'i haksız tahrik altında delici ve kesici niteliğiyle öldürmeye elverişli olan bıçak ile öldürücü bölge olan göğüs bölgesine batına nafiz birden çok darbe vurmak suretiyle yaraladığından bahisle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanık müdafii tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesinde özetle, kardeş olan sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ölçüm yaptıkları sırada saldırıya uğradıklarına dair savunmada bulunduğu ve dilekçe ekinde ... isimli şahsa ait ses kaydı sunulduğu, ses kaydı içeriği ile sanıkların savunmalarının birbirini doğruladıkları, bu hali ile yargılama aşamasında dinlenmeyen ve tanık olarak belirtilen ...'nin ifadesi ile olayın aydınlığa kavuşabileceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmedi vurgusuyla; Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.04.2017 gün ve 94660652-105-44-2240-2017-Kyb sayılı istemlerine dayanılarak, anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2017 tarihli ve 2017/27044 sayılı tebliğnamesine bağlı dosya Dairemize gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

1-)Dosya kapsamına göre;

Kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 81/1, 35/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2013 tarihli ve 2011/220 esas, 2013/7 karar sayılı kararına karşı sanık müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz yoluna müracaat ettikleri, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, mağdur İsmet'in, bıçakla Yunus'u başından yaraladığını, sanığın, mağdurun elinde bulunan bıçağı almak istediği sırada yaşanan boğuşma sırasında mağdurun yaralandığını, sanık ve kardeşlerine mağdur ve yanında bulunanların taş, sopa ve bıçakla saldırdıklarını, bu saldırıdan kendilerini ve yanlarında bulunan aletlerini korumak isterken yaralanma olayının olduğunu, sanığın suç işleme kastı bulunmadığını, lehe hükümlerin uygulanmadığını belirterek kararın bozulmasını istediği, Cumhuriyet savcısının ise sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan değil, kasten silahla yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasını istediği,

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12/01/2016 tarihli ve 2014/1401 esas, 2016/29 karar sayılı ilamı ile ileri sürülen bu temyiz itirazları yerinde görülmeyerek mahkemece verilen kararın onandığı;

Hükümlü müdafiinin, onama kararına karşı itiraz kanun yoluna gidilmesi talebinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca reddedildiği,

Hükümlü ... müdafiinin 21.12.2016 tarihli yargılamanın yenilenmesi istemini içeren dilekçesinde; ...'nin tanık sıfatıyla dinlenmesi gerektiğini, bu tanığın beyanlarına göre müvekkili hakkında daha az bir cezaya hükmedilebileceğini, jandarmanın tahkikatı yaparken yanlı davrandığını, ...'nın bıçakla yaralandığına dair rapor dosyada bulunmasına rağmen mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, mahkemede tanık sıfatıyla dinlenen İhsan İlhan hakkında yalan tanıklık suçundan açılan davada verilen beraat kararının gerekçesi dikkate alındığında yargılamanın yenilenmesi gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini talep ettiği;

Hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2016 tarihli ve 2011/220 esas, 2013/7 sayılı ek kararı ile; “...tanık beyanlarının tek başına hükme esas alınmadığı, dosyadaki diğer tüm somut deliller belirtilerek hangi sebeple hangi sonuca ulaşıldığının açıkça kararda belirtildiği, eylemin meşru müdafaa kapsamında olup olmadığı, haksız tahrikin derecesi ile ilgili yeterli ve gerekli tartışmanın yapıldığı, gerçekleşen olayda sanık ...'nin kastının neye yönelik olduğunun, olayda meşru müdafaa veya haksız tahrik hallerinin bulunup bulunmadığı açısından var olduğu belirlilen ses kayıtlarında adı geçen kişilerin dinlenmesinin durumu değiştirmeyeceği, bu hususların dosyadaki somut deliller çerçevesinde mahkemenin belirmesi ile sabit olduğu, sanık tarafın araç ile kendilerine çarpıldığını yargılama sırasında da belirttikleri, gerekli araştırma ve tartışmanın daha önce mahkemece yapıldığı, savunmaların inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, hakkında yalan tanıklık suçundan dava açılan ve kasıt olmadığı için hakkında ceza verilmeyen bu dosya tanığı ...'ın beyanının hükme esas alınmadığı. Turgay Güler'in beyanlarının da tek başına hükme esas alınmamış olması sebebiyle olayı doğru anlatmadığı iddiasının da sonucu değiştirmeyeceği yargılamanın yenilenmesi koşullarının gerçekleşmediği” gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebin reddine karar verdiği,

Hükümlü müdafiinin bu karar karşı 01/02/2017 tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazın Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/02/2017 tarihli ve 2017/130 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği,

Bu karara karşı hükümlü müdafiinin kanun yararına bozma yoluna gidilmesini istediği; Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24/04/2017 gün ve 94660652-105-44-2240-2017-Kyb sayılı yazısı ile; “....... isimli şahsa ait ses kaydı sunulduğu, ses kaydı içeriği ile sanıkların savunmalarının birbirini doğruladıkları, bu hali ile yargılama aşamasında dinlenmeyen ve tanık olarak belirtilen ...'nin ifadesi ile olayın aydınlığa kavuşabileceği, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği vurgusuyla anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozmaya konu edildiği, anlaşılmıştır.

2-)Hukuksal Değerlendirme;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde “...yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte...” olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür.

Yeni olaylar veya delillerin hükmün verildiği anda mahkemece bilinmemesi gerekir. Yargılama aşamasında bilinen olayları veya tanıkları “yeni delil veya yeni olaylar” türünden saymak olanaksızdır. Yeni olaylar veya yeni deliller” söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına ve yasanın özüne uygun düşmeyecektir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli, 2012/3-909 esas ve 2014/121 karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi “....Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için 'yeni' olması gerekmektedir.

Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular 'yeni' değildir.

Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda 'önemli' de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.

Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir.

Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırt şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.

Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nun 318/3. maddesi uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.”

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hükümlü ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanığın savunması, mağdurların beyanı, tanık ifadeleri ve maddi deliller birlikte değerlendirilip, sanığın eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği, meşru savunma koşullarının bulunmadığı kabul edilerek, gerekçesi de dosya içeriğine uygun ve denetime imkan verecek şekilde gösterilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 81/1, 35, 29, 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu hüküm temyizden geçerek kesinleşmiştir.

Hükümlü ve müdafilerinin gerek yargılama evresinde (bozma öncesi ve sonrası) gerekse hüküm kesinleştikten sonra ileri sürdüğü hususlar yargılama aşamasında değerlendirilmiştir.

Mahkeme hükme varmak için topladığı delilleri yeterli görüp, takdir ederek kararını vermiştir.

Hükümlünün, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte, ciddiyette yeni deliller ileri sürmediği anlaşılmaktadır.

Bütün bu saptamaların ışığında; hükümlünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1-e madde fıkrasında belirtilen “yeni olaylar veya yeni kanıtlar” ortaya koyamadığı anlaşıldığından, “Kanun Yararına Bozma” (CMK 309/1) cihetine gidilmemiştir.

Sonuç ve karar;

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2016 tarihli ve 2011/220 esas, 2013/7 sayılı ek kararına karşı yapılan itiraz üzerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine dair verilen 08/02/2017 tarihli ve 2017/130 değişik iş sayılı karar usul ve yasaya uygun olduğundan, haklı nedenlere dayanmayan “KANUN YARARINA BOZMA” isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19/02/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.