Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2015/73 Esas 2019/116 Karar
Karar Tarihi: 19.02.2019
Yargıtay

Ceza Genel Kurulu         2015/73 E.  ,  2019/116 K.

'İçtihat Metni'

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Sayısı : 207-83

6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan sanık ...'ın aynı Kanun’un 13/2 ve TCK’nın 62, 52/2-4, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 8.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve hükmün 8.320 TL adli para cezasına ilişkin kısmının CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Hakkari Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.03.2009 tarihli ve 207-83 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.09.2012 tarih ve 3784-28211 sayı ile; sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü bir bütün ise de hapis cezası ile birlikte tayin olunan adli para cezasının hükümden ayrılarak CMK’nın 231. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar aynı maddenin onikinci fıkrası uyarınca itiraza tabi bulunduğundan temyiz isteminin reddiyle gereğinin mahallinde takdirine, hükmün hapis cezasına ilişkin kısmının ise TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin ret kararı doğrultusunda itiraz mercisi olan Hakkari Ağır Ceza Mahkemesince 01.04.2013 tarih ve 26 sayı ile sanık müdafisinin itirazının kabulüne karar verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, hükmün hapis cezasına ilişkin kısmının daha önce Özel Dairece düzeltilerek onanmasına karar verilmesi suretiyle kesinleştiği de belirtilerek 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan sanığın aynı Kanun’un 13/2 ve TCK’nın 62 ve 52/2-4 maddeleri uyarınca 8.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Hakkari Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.09.2013 tarihli ve 187-304 sayılı hüküm sanık müdafisi tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 01.04.2014 tarih ve 369953 sayı ile;

'Dosyanın incelenmesinde Yüksek 8. Ceza Dairesinin kararının yerinde olmadığı görülmüştür. Zira mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın 4 yıl 2 ay hapis ve 8.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin bu şekilde bir bütün olan hükmü bölerek karar vermesi yerinde değildir. Yüksek Dairece de bu durumdan dolayı bozma yapılması gerekiyordu ancak bu husus bozma nedeni yapılmayarak para cezası için mahallinde karar verilmesi gerektiğinden bu durum inceleme dışı bırakılmıştır. Mahallinde yeniden yapılan itirazlar ve incelemeler sonucunda verilen 19.09.2013 tarihli para cezası verilmesine ilişkin kararda yerinde değildir. Yüksek Dairece bu karar yok sayılıp 19.03.2009 tarihli hükme yönelik inceleme yapılarak hükmün karıştırılmış olması ve bölünemeyeceği gerekçeleri ile bozulmalıdır.' görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.04.2014 tarih ve 11427-10398 sayı ile Yerel Mahkemenin 19.09.2013 tarihli ve 187-304 sayılı kararına ilişkin tebliğname düzenlenmesi gerektiği düşüncesiyle dosyanın iade edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.07.2014 tarih ve 369953 sayı ile “onama” istekli tebliğname düzenlenmiştir.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 10.12.2014 tarih ve 23249-30681 sayı ile Yerel Mahkemenin 19.09.2013 tarihli ve 187-304 sayılı kararına ilişkin temyiz incelemesi yapılmaksızın itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hapis cezası ile birlikte adli para cezasını gerektiren suçtan dolayı 4 yıl 2 ay hapis ve 8.320 TL adli para cezası ile cezalandırılan sanık hakkında, tayin olunan cezalar bölünmek suretiyle adli para cezası yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Olay, yakalama ve elkoyma tutanağına göre; sanık ...’ın ruhsatsız silah bulundurduğu ihbarı üzerine ikametinde yapılan aramada ruhsatsız bir adet tabanca, bir adet uzun namlulu tüfek ile toplam 110 adet merminin ele geçirildiği,

Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvarı tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda; inceleme konusu tüfek, tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğu ayrıca söz konusu tüfeğin aynı Kanun’un 12. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen vahim nitelikteki ateşli silahlardan olduğu bilgilerine yer verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Sanık aşamalarda; ikametinde ele geçirilen tüfeğin babasından kaldığını, suça konu silahı ise bir yıl kadar önce tanımadığı bir şahıstan satın aldığını savunmuştur.

TCK’nın “Cezalar” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrası;

“Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suç karşılığı kanunda ceza olarak hapis cezası öngörülebileceği gibi, hapis cezası adli para cezası ile seçenek olarak veya bu cezaların her ikisi birlikte de öngörülebilir.

6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ise;

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silâh veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenerek vahim nitelikte olan ateşli silahları satın alan, taşıyan veya bulunduranlar hakkında hapis cezası ile birlikte adli para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir.

CMK’nın “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223. maddesinin birinci fıkrasının; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.”,

1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan “Temyizi Kabil Olan ve Olmayan Hükümler” başlıklı 305. maddesinin ise; “Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re'sen tetkik olunur.

1- İkimilyar liraya kadar (İkimilyar dâhil) para cezalarına dair olan hükümler,

2- Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,

3- Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler,

Temyiz olunamaz.

Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtaya başvurulabilir.” şeklinde hüküm altına alınması karşısında karar tarihi itibarıyla CMUK’nın 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında CMK’nın 223. maddesinin birinci fıkrasında sayılan hükümlerin temyize tabi oldukları anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu ile ilgili bazı temel bilgilerin de verilmesi gerekmektedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır.

Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna 'sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez' cümlesi, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına 'Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez' cümlesi eklenmiştir.

5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlar ile 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;

1) Suça ilişkin olarak;

a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,

b- Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,

2) Sanığa ilişkin olarak;

a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,

b- Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması,

c- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

d- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,

e- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,

Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Tüm bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve on sekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suç için hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülmüştür. Hapis cezası ile birlikte adli para cezasına hükmolunduğu durumlarda ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinde hapis cezasının esas alınması gerekmekte olup somut olayda sanık hakkında adli para cezası ile birlikte 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmesi karşısında karar tarihi itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için aranan ve CMK’nın 231. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen “yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası” olması şartının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu anlamda hapis cezası ile birlikte verilen adli para cezasına ilişkin hükmün bir bütün olarak temyiz kanun yoluna tabi olduğu ve bölünemeyeceği gözetildiğinde, Yerel Mahkemece hükmün bölünerek adli para cezasına ilişkin kısmının açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal olmadığı, sanık hakkında kurulan hükmün adli para cezasına ilişkin kısmını inceleme dışı bırakarak hapis cezasına ilişkin kısmını inceleyen Özel Dairenin verdiği düzeltilerek onama kararında isabet bulunmadığı ve bu karardan sonra yapılan işlemlerin hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Daire düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına ve Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2009 tarihli ve 207-83 sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.09.2012 tarihli ve 3784-28211 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,

3- Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2009 tarihli ve 207-83 sayılı hükmünün, iki yıldan fazla hapis cezası ile birlikte verilen adli para cezasına ilişkin hükmün bir bütün olduğu gözetilmeden hükmün bölünerek adli para cezasına ilişkin kısmının açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 19.02.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.