Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2003/3003 Esas 2004/3 Karar
Karar Tarihi: 20.01.2004
Yargıtay ta kasit

Ceza Genel Kurulu 2003/6-3003 E., 2004/3 K.

Ceza Genel Kurulu 2003/6-3003 E., 2004/3 K.

KASTIN SAİKİ

SUÇTA KASIT

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 40 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 491 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 492 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 493 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 494 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 522 ]

765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 523 ]

"İçtihat Metni"

Hırsızlık suçundan sanık E...... Ç........'nın TCY.nın 493/1-son, 522 ve 523. maddeleri uya-rınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında 40. maddenin uygulanmasına ve tu-tukluluk halinin devamına ilişkin Zeytinburnu 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2002 gün ve 544-639 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ce-za Dairesince 29.9.2003 gün ve 4932-6048 sayı ile;

'1- Sanığın kastının çalınan otomobilin mülkiyetine yönelik olduğuna ilişkin kesin inandırıcı de-lillerin nelerden oluştuğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan yazılı biçimde uygulama yapıl-ması,

2- Koşulları oluşmadığı halde TCK'nun 523. maddesiyle cezanın indirilmesi,' isabet-sizliğinden ceza süresi yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla bozulmuştur.

Yargıtay C.Başsavcılığınca 15.12.2003 gün ve 29280 sayı ile; 'Suça konu olayda; sanık arkadaş-ları ile birlikte alkol aldıktan sonra C......'in ayrıldığını, kendisi ve Hüseyin'in eve gitmek üzere yaya olarak yürüdüklerini, 20 dakika sonra C......'in cep telefonundan kendisini arayarak 'ema-net bir araba aldığını, sizi eve bırakayım, otonun benzini yok' demesi üzerine C......'in yanına gittiklerini, aracı itekleyerek benzin istasyonuna götürüp benzin almalarına karşın aracı çalıştı-ramadıklarını, bu sırada olay yerine gelen emniyet görevlilerinin kendisini yakaladığını, diğer iki sanığın kaçtığını beyan etmiş olup, Sulh Ceza Mahkemesinde aynı ifadeyi tekrarlamış, yargılama sırasında otonun gezmek amacıyla alındığını savunmuştur.

Sanığın eyleminin mülkiyete yönelik olup olmadığı konusunun çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için TCK.nun 494/1. maddesinde düzenlenen suç öğeleri üzerinde durmak gerekmiştir.

TCK.nun 494/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için;

a-) Hırsızlığın özel bir ulaşım aracı hakkında işlenmesi,

b-) Sahiplenme amacı olmadan çalınan aracın kısa bir süre kullanılması,

c-) Aracın zilyedine geri verilmesi veya kolaylıkla bulunabileceği bir yere bırakılması, henüz bı-rakılmamış ise iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşılması gerekir. Kullanma hırsızlığı su-çunun manevi unsuru geçici olarak yararlanma kastıdır. Fail, mal edinmek kastıyla değil aracı kullandıktan sonra iade etmek amacıyla hareket etmiş olmalıdır. Araç alınırken iade etmek maksadı olmayıp mal edinmek için alınmışsa kısa bir süre sonra iade edilmiş olsa bile kullanma hırsızlığından söz edilemez.

Çalınan araç kısa bir süre içinde iade edildiğinde yada zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakıldığında kullanma kastı mevcuttur. Ancak fail, suç teşebbüs aşamasında iken veya olayı-mızda olduğu gibi suç işlendikten sonra henüz iade edilmeden yakalanmışsa, suç kastı dosya içe-riğine göre olaysal olarak belirlenmelidir.

Madde metnine göre özel kastın varlığı için aracın iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşıl-ması gerekmektedir. Kastın iadeye yönelik olduğu somut olayın gelişimi içinde normal yaşam gözlemlerine göre tereddüde yer bırakmayacak bir şekilde kendini göstermelidir. Bir başka de-yişle ilk bakışta aracın geri iade edilmek üzere alındığı anlaşılmalıdır.

Somut olayda ise olay günü gece saat 01.30 dan sonra sanığın, dosyası tefrik edilen sanıklarla birlikte müştekinin evinin önünde park halindeki aracın sol ön kapısını bir aletle kanırtarak açıp düz kontak yaptırarak çalıştırmak istedikleri, bunda başarılı olunamayınca yokuş aşağı itilerek çalıştırılmak istenirken direksiyon kilidinin kırıldığı, benzin istasyonuna kadar götürülüp benzin alınmasına karşın aracın çalıştırılmadığı, bu sırada ihbar üzerine olay yerine gelen emniyete gö-revlileri tarafından kovalamaca sonucu saat 05.00 de yakalanan sanık kolluk ifadesi ve Sulh Ce-za Mahkemesindeki savunmasında suç arkadaşının kendisini eve bırakacağını söylemesi üzerine olaya katıldığını savunmuştur. Dosyası ayrılan sanık C...... Koçak ile müşteki aynı mahallede, sanıkta aynı muhitte başka bir mahallede oturmaktadır. Sanığın otomobil ile evine gitmesi için dosyaya yansıyan acil bir durumu yoktur. Bu konuda sanığın bir beyanı da bulunmamaktadır. Sanığın savunmalarında dahi aynı muhitte alkol aldıkları mahalden ayrıldıktan sonra yürüyerek sanık C......'in evinin bulunduğu mahalleye gelen ve C…

…..'in ayrılmasından sonra İzmir'den ge-len misafiri dosyası ayrılan sanık H…

…… ile birlikte evine doğru 20 dakika yürüdükten sonra sa-nığın, C......'in çağrısı üzerine otonun benzini olmadığını da bildiği halde tekrar geri dönüp eve gitmek üzere otomobilin geçici bir süre kullanılması için bir sebep ve gereksinimi de bulunma-maktadır. Yargılama sırasında sanık bu sefer otoyu gezmek amacıyla aldığını savunmuştur. Sa-nığın otomobili geri iade edeceğine dair bir beyanı da yoktur. Esasen dosya kapsamı ve suçun oluşum şekline göre sanığın savunmasının suçtan kurtulmak ve cezayı hafifletmeye yönelik ol-duğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle olayda 'otomobilin geçici olarak bir süre kullanılması' koşulu gerçekleşmemiştir. Sanığın aracı iade amacıyla aldığını gösteren 'açıkça anlaşılma kıstasına uygun dış aleme yansı-yan bir belirti de bulunmadığından suçun işlendiği yer ve saat ile oluşum şekli, sanığın araç ça-lıştırılmayınca bırakıp gitmek yerine kolluk gelince terketmek zorunda kalması, sanığın hırsızlık suçundan birden fazla sabıkasının bulunması, dosyası ayrılan sanıkların aynı suçtan sabıka ve emniyette suç kayıtlarının bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde kastın mülkiyete yö-nelik olduğunun kabulü gerekmektedir.

Olayımızda TCK.nun 494/1.maddesinin uygulanma şartları mevcut değildir. Bu durumda sanık hakkında mülkiyete yönelik olarak TCK.nun 493/1-son, 522. maddelerini uygulayan mahkeme-nin kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.' gerekçesi ile itiraz yasayoluna başvurularak, Özel Daire bozma kararının kaldırılıp eleştiri dışında yasaya uygun bulunan Yerel Mahkeme hükmü-nün onanması isteminde bulunulmuştur.

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup dü-şünüldü.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın hırsızlık suçundan TCY'nın 493/1-son, 522 ve 523. maddeleri uyarınca cezalandırılma-sına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın kastının çalınan aracın mülkiyetine yönelik olup olmadığının, dolayısıyle TCY.sının 522 nci maddesinin uygulanması bakımından suça konu aracın değerinin mi yoksa yakıt, yağ ve yıpran-ma bedelinin mi esas alınacağının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için konuya ilişkin yasal dü-zenlemelerin ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

TCY.sının 522 nci maddesiyle, aynı Yasanın onuncu babında yazılı, mal aleyhine işlenen cürüm-lerin işlenmesinde, cürmün konusu olan şeyin veya husule getirilen zararın değeri nazara alına-rak belirli bir ölçüt dahilinde temel yaptırımlarda artırım veya belirli istisnalar dışında eksiltmeye gidilmesi kuralı getirilmiştir.

Anılan maddede cürmün konusu ile zararın değerinin belirlenmesi bakımlarından ise bir ölçüt getirilmemiş bu hususlar mahkemenin değerlendirilmesine bırakılmıştır. Görüldüğü gibi TCY.sının onuncu babında yer verilen hırsızlık suçlarında da mahkemeler cürmün konusunu sa-nık veya sanıkların kastına, somut olayın özelliklerine göre belirleyip uygulamalarını buna göre yapacaklardır.

Öte yandan TCY.sının 494 ncü maddesi 6.6.1991 gün ve 3756 sayılı Yasa ile değiştiril-miş, bi-rinci fıkrasında, geçici olarak kısa bir süre kullanılıp zilyedine iade edilen veya zilyedin kolaylık-la bulabileceği bir yere bırakılan veya iade edilmek üzere alındığı açıkça anlaşılan ancak ücret karşılığı yük ve yolcu taşımacılığına tahsis edilmiş bulunmayan ulaşım araçlarının çalınma-sında şikayete bağlı ve yaptırım süresi az olan yeni bir düzenleme getirilmiştir.

Görüldüğü üzere, Türk Ceza Yasasının 494/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için yukarıda sayılan üç koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bu üç koşulun bir arada gerçekleşmesi halinde, failin TCY'nın 494/1. maddesi uyarınca cezalandırılacağı ve TCY'nın 522. maddesi uy-gulanırken de, aracın harcadığı yakıt, yağ ve yıpranma bedelinin esas alınacağında herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak, bu üç koşulun bir arada bulunmaması halinde, fail hakkında TCY'nın 494/1. maddesi uygulanamayacak, eylem TCY'nın 491, 492 ve 493. maddelerinde ön-görülen suç tiplerinden hangisine uyuyorsa fail o hüküm uyarınca cezalandırılacak, TCY'nın 522. maddesinin uygulanmasında ise failin kastına bakılarak, geçici bir yararlanma ve iade kas-tıyla hareket ettiğinin belirlenmesi durumunda, aracın yakıt, yağ ve yıpranma bedeli esas alına-cak, failin kastının aracın mülkiyetine yönelik olduğunun saptanması halinde ise aracın suç tari-hindeki bedeli dikkate alınacaktır.

Sanığın kastı ise süreklilik gösteren yargısal kararlarda da belirtildiği gibi olay öncesi, olay sıra-sı ve olay sonrasındaki tutum ve davranışları ile olayın özellikleri nazara alınarak belirlenecektir.

İnceleme konusu somut olayda; haber merkezine saat 4.30'da, Turan Güneş caddesi, Adnan Şenses petrol ofisi önünde şüpheli bir otonun iteklenerek götürüldüğü ve çalıntı olacağının anons edilmesi üzerine, olay yerine gidildiği, açık kimlikleri daha sonra saptanan C...... Koçak, Hüseyin Şahbaz ve sanığın kaçmaya başladıkları, sanık Ekrem Çetinkaya'nın ayağının takılıp düşmesi üzerine yakalandığı, diğer sanıkların ise yakalanamadıkları, araç üzerinde yapılan incelemede, sol ön kapısının dışarıya yamultulmuş ve direksiyon muhafaza kafasının kırık olduğu, düz kon-tak yapıldığı saptanmış, değeri 7,5 milyar lira olan 1999 model Ford Escord marka oto, şirket yetkilisine aynı gün teslim edilmiştir.

Sanık her ne kadar savunmalarında, saat 1.30 sıralarında ayrıldığı arkadaşlarından C......'in 20 dakika sonra kendisini telefonla arayıp emanet araba buldum, sizi eve bırakayım demesi üzerine olay yerine gittiğini, otoyu çalıştıramayınca, benzinin olmadığı düşüncesi ile otoyu iteleyerek benzinciye götürüp benzin aldıklarını, ancak yine çalışmaması üzerine C......'in otoya bindiğini, kendilerinin de aracı itmeye başladıklarını, polislerin gelmesi ve C......'in kaçın demesi üzerine konuyu bilmeden kaçmaya başladığını savunmuş ise de, bu savunma dosyadaki diğer kanıtlarla doğrulanmamaktadır, şöyle ki, sanığın yakalandığı süre ile kendisine telefon edilen saat arasında 3 saatlik bir zaman bulunmaktadır. Ayrıca aracın sol ön kapısı yamultularak açılmış ve direksi-yon muhafaza kafası kırılarak düz kontak yapılmıştır. Sanığın yakalanış biçimi, yakalandığı saat, araç üzerindeki tespitler, suç sicili ve emniyete geliş kayıtları dikkate alındığında, emanet alınan araçla gezmek için çağrılması üzerine olay yerine gittiği yönündeki savunmasına itibar etme ola-nağı bulunmamaktadır. Sanığın yakalanış şekli ve yukarıdaki tespitler nazara alındığında, taşıtın iade edilmek üzere alındığını açıkça gösteren ve kastın bu şekilde olduğunu oraya koyan herhan-gi bir kanıt bulunmadığından, olayda TCY.nın 494/1. maddesini uygulanması olanağı bulunma-makta, olayın ceryan şekli de hırsızlığın aracın mülkiyetine yönelik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin suç vasfının belirlenmesinde ve TCY'nın 522. maddesinin pek fahiş değere ilişkin hükmünün uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişkin Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

Öte yandan, iradi bir iade sözkonusu olmadığı halde sanık lehine TCY.nın 523. maddesi ile uy-gulama yapılması isabetsiz ise de bu husus aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayıl-mayıp, ancak eleştiri konusu yapılabileceğinden, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri, somut olayda sanığın aşamalardaki sa-vunmaları nazara alındığında kastının aracın mülkiyetine yönelik olmadığını dolayısıyle Özel Daire bozma ilamının haklı nedenlere dayandığını belirterek itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29.9.2003 gün ve 4932-6048 sayılı bozma kararının KALDIRIL-MASINA, eleştiri konusu yapılan husus dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan Yerel Mahke-me hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Baş-savcılığına tevdiine, 20.1.2004 günü oyçokluğu ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.