Yargıtay - 10. Daire

2019/6714 Esas 2021/2421 Karar
Karar Tarihi: 20.05.2021
Yargıtay

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6714 E.  ,  2021/2421 K.

'İçtihat Metni' T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2019/6714

Karar No : 2021/2421

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA

VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER

(DAVALI YANINDA) : 1- …

VEKİLİ : Av. …

2- …

VEKİLLERİ : Av. …

Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : … kendi adına asaleten … adına velayeten

VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare ve müdahiller tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılardan …'un eşi, …'un annesi …'un vefatında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zarar karşılığı olarak dava dilekçesi ile 1.000,00 TL miktar arttırımı ile 70.536,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … Asliye Ceza Mahkemesi'nce alınan Yüksek Sağlık Şurasının … tarih ve … karar sayılı kararı ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu 10/11/2005 tarihli raporu hükme esas alınarak, 9 aylık hamile …'un 01/08/2001 tarihinde mide bulantısı ve baş ağrısı şikayetiyle acil servise müracaat ettiği, … tarafından hastanın doğumhaneye yönlendirildiği ifade edilmekle birlikte kayıtlarda bu hususun belirtilmediği, dolayısıyla bu şekilde bir yönlendirme yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, şikayet nedenine ilişkin kesin tanı/teşhis konulmadan nöbetçi doktorun talimatıyla hastaya mide bulantısı için iğne yapıldığı, hasta iyi değerlendirilmiş olsaydı hastanın preeklampsi ön tanısıyla eklampsi krizine girmesinin önlenebileceği, yine hastanın ikinci müracaatı üzerine doğumhanede görevli ebenin eklampsiden şüphelendiği, eklampsi nöbeti tanısı konmuş bir hastada yapılacak gerekli müdahalenin doğumun acilen gerçekleştirilmesi olmasına, durumun aciliyeti nedeniyle sezaryen ameliyatı sonrası koşulların ikincil olarak düşünülmesi gerekmesine rağmen nöbetçi doktor tarafından hastanın başka bir hastaneye sevkinin sağlandığı, aynı gece iki kez hastaneye müracaat eden hastanın tedavisinin görevli her iki doktor tarafından geciktirildiği birlikte değerlendirildiğinde; 9 aylık hamile …’un 01/08/2001 tarihinde acil servise müracaatı sonrasında teşhis ve tedavi sürecinde gecikmeye sebebiyet verildiği, sağlık hizmetinin yürütülmesinde davalı idarenin kusurlu olduğu, teşhis ve tedavi sürecinin kötü yönetilmesi sebebiyle hastanın vefat ettiği kanaatine ulaşıldığı, atanan hesap bilirkişisi raporu neticesinde …'un vefatı nedeniyle davacı …'un uğradığı 3.495,79 TL, …'un uğradığı 67.040,87 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... İş Mahkemesindeki davanın açılış tarihi olan 14/11/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, harçtan muaf olunduğu yargılama giderleri içerisinde yer alan başvuru harcı, vekalet harcı, nisbi karar harcından sorumlu tutulamayacağı, acil serviste yeterli imkan olmadığından gelişebilecek olası durumlara karşı ileri tedavi için sevk kararı alındığı, olayda hizmet kusuru bulunmadığı ileri sürülmektedir. Müdahil … tarafından, hakkında açılan ceza davasından beraat ettiği, Adli Tıp Genel Kurulu raporu ve 2013 tarihli Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ile kusur atfedilmediği, sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. … tarafından, Adli Tıp Genel Kurulu raporu ve 2013 tarihli Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ile kusur atfedilmediğinden bu raporlar hükme esas alınması akabinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Davacıların eşi ve annesi olan 1970 doğumlu müteveffa … 2000 yılı Kasım ayında hamile kalması akabinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr…. tarafından hem özel muayenehanesinde hem de Devlet hastanesinde takip edildiği, hamileliğin 4. ayında vücudunda şişmeler başladığı, sağlık ocağı lohusa takip formunda 27/04/2001 5. ayda tansiyon 120/80 ödem yok, 24/05/2001 6. ayda 125/80 tansiyon, ödem az, 21/06/2001 7. ayda tansiyon stabil, ödem artmış, 26/07/2001 8. ayda ödem fazla doktorla görüşülmesi albümin baktırılması , tuzsuz yeme istirahat önerisi, tansiyon 130/80 açıklamalarının yer aldığı, bu tarihten sonra sağlık ocağı kaydı olmadığı, 01/08/2001'de saat 02.30 civarı mide bulantısı baş ağrısı şikayeti ile SSK Samsun Bölge Hastanesi aciline başvurulduğu, acil hekimi Dr. … tarafından muayene yapıldığı, tansiyonu yüksek çıkmasına rağmen bulantı için iğne yapılarak eve gönderildikleri, (hekim tarafından kadın doğum hastalarının direkt doğumhaneye yönlendirildikleri eve gönderme olmadığını beyan ettiği) sabaha karşı saat 06.00 civarı yeniden başvurulduğu, kadın doğum uzmanı Dr…. icapçı nöbeti tutmasına rağmen gelmediği, yoğun bakım yeri ve kan ünite merkezi eksikliğinden acil müdahale gerekirse yapılamayacağı düşüncesi ile ambulans ile ebeler eşliğinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk kararı verdiği, …'un sezaryenla dünyaya geldiği, 07/08/2001'de annenin vefat ettiği, gebenin 01/08/2001'de iki kez 02.30 ve 06.00'da gelmesine rağmen acil servis protokol defterine hastanın kimliği geliş tarihi saati dışında hangi teşhisin konulduğu, tansiyon ölçüm sonucu dahil nasıl tedavi tarzının uygulandığına ilişkin hiçbir kayda yer verilmediği, ilk gelişinde acil müşahade odasına yatırıldığına nöbetçi ebe tarafından görülmesi için doğumhaneye gönderildiğine, icapçı kadın doğum uzmanının acil hekimince çağrıldığına ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı, tanı koymaya ilişkin tam idrar tahlili tam kan sayımı total protein, ast total direkt bilirubin gibi tetkik ve tahlillerin yaptırıldığına dair kaydın olmadığının idare tarafından yapılan soruşturma raporunda yer aldığı, ayrıca olay anında on kadın doğum uzmanının yer aldığı, yeterli sayıda uzmanı bulunan branşlarda servis nöbeti ihdas edilebileceği, icap nöbeti tutulmasının eksiklik olduğu, her ne kadar ihdas edilebilir takdir yetkisine dayalı olsa da SSK Sağlık Teşkilatı Yönetmeliği 'Yataklı Sağlık Kuruluşlarında Tabip Nöbetleri' başlıklı 67/f maddesinde icap nöbetinde hastayı görmeden yeterli tedavi verilmemesi, müdahaleye geç kalınması, uzman hekimin davete icap etmemesi gibi sonuçların çıkacağı hususlarına da değinildiği, tüm bu süreçte gebedeki durumu erken dönemde fark etmeyen hekimlerin kusuru bulunduğundan bahisle Sağlık Bakanlığı ve hekimlere karşı 19/11/2001 tarihinde E:… esasına kayden açılan tazminat davasının … İş Mahkemesinin 10/10/2013 tarihli kararı ile husumet yönünden reddi yolunda verilen kararın onamasına ilişkin Yargıtay kararının 14/01/2014 tarihinde tebliğ akabinde 13/02/2014 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle 'bilirkişi' konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

6100 sayılı Kanun'un 'Bilirkişi raporunun verilmesi' başlıklı 280. maddesinde; bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, 'Bilirkişi raporuna itiraz' başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda aktarılan düzenlemeler uyarınca, Mahkemelerce esas hakkında karar verilmeden önce, bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edilmesi ve bilirkişi raporuna tarafların itiraz edebilmelerine olanak tanınması, uygulanması zorunlu bir usul kuralıdır.

Dava dosyanın incelenmesinden; davaya konu olay nedeniyle kadın doğum uzmanları hakkında 'Taksirle Ölüme Neden Olma' suçundan … Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:… esasına kayden ceza davası açıldığı, Yüksek Sağlık Şurasının … tarih ve … sayılı kararında, ' ...hasta iyi değerlendirilmiş olsaydı preeklampsi ön tanısıyla eklampsi krizine girmesinin önlenebileceği, bu nedenle doktor …'nın 3/8 oranında kusurlu olduğu, olay günü nöbetçi olan ve iki kez getirilen hastayı görmeden hastanın sevk edilmesi şeklinde hastane görevlilerini yönlendiren doktor …'ın 4/8 oranında kusurlu olduğu, geri kalan kusur oranının da tıbbi hizmetin işleyişi dışındaki diğer faktörlere bağlı olduğu' hususuna yer verildiği, bu rapor ile yetinilmeyip alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 11/03/2005 tarihli raporunda: '..eklaampsi tablosu bildirilen tabloya gelip görerek sevk etmesi gerektiği ancak kişiyi muayene etmesi durumunda bulunulan hastane koşullarına göre yapılacak bir şey olmadığı bu yaklaşımın ölüme katkısı olmadığı, kadın doğum uzmanına kusur atfedilemeyeceği, sevk işlemi öncesi muayene edememesinin icap nöbeti sisteminden kaynaklandığı, yeterli hekim olan hastanede servis nöbeti yerine icap nöbeti tutturan hastane yönetiminin sorumluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, acil hekime de kusur atfedilemeyeceği' görüşüne yer verildiği, iki rapor arası çelişkinin giderilmesi için alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 10/11/2005 tarihli raporunda, '......'un ölümünün eklampsi hastalığı ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiği, hastanın saat 02.30'da başvurduğunda tanı ya da yapılan işlem ile ilgili bir kayıt olmadığı, ancak ifadelerden bulantı için metpamid yapıldığı, doktor ve görevli memurun ifadelerinden kendisine doğumhaneye gitmesinin söylendiği, davacı ifadelerine göre ise kişinin eve gitmesinin söylendiği ve evine gittiğinin belirtildiği, doğumhaneye gönderilmiş olduğunun kabulü halinde Dr. …'ya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, aynı gün saat 06.10'da nöbet geçirme şikayetiyle tekrar acil servise başvurduğunda doğumhanede nöbetçi ebe tarafından görüldüğü, icapçı doktor … ile telefonla görüşüldüğü, hastanın ebe, hemşire ve anestezi teknisyeni eşliğinde Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, buradaki muayenesinde bilincin kapalı olduğu, entübe edildiği, sezaryenle canlı erkek bebek doğrultulduğu, yoğun bakım takiplerinde hastanın genel durumunun kötü seyrettiği, gelişen komplikasyonlara bağlı olarak 07/08/2001'de öldüğü dikkate alındığında; eklampsi nöbeti tanısı konmuş bir hastada yapılacak gerekli müdahalenin doğumun acilen gerçekleştirilmesi olduğu, durumun aciliyeti nedeniyle sezaryen ameliyatı sonrası koşulların ikincil olarak düşünülmesi gerektiği, hastanenin yoğun bakım koşulları olmaması nedeniyle telefon talimatıyla hastanın sevkini sağlayan nöbetçi icapçı doktorun 2/8 oranında kusurlu olduğu' yönünde görüş verilmesi akabinde söz konusu raporlar hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bu durumda, Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmeden ve taraflara raporlara itiraz hakkı tanınmadan, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine ve adil yargılanma hakkına uygunluk görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın kabulü yönündeki İdare Mahkemesi kararında belirtilen yönlerden hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idare ve müdahillerin temyiz istemlerinin kabulüne,

2. Davanın kabulüne ilişkin temyize konu …. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.