Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2022/5788 Esas 2022/5320 Karar
Karar Tarihi: 20.06.2022
Yargıtay

1. Ceza Dairesi         2022/5788 E.  ,  2022/5320 K.

'İçtihat Metni'İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2013/600 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2013/600 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2020/7944 Esas, 2020/11643 Karar sayılı ilâmıyla;

'1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

Kabule göre de;

2) Sanığın eylemi neticesinde mağdurun vücudunda hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkiler mahiyette kemik kırığı meydana geldiği ve mağdurun aynı zamanda hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda, yargılama konusu eylemini birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olacak şekilde gerçekleştiren sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, birden fazla nitelikli halin ihlali, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak, TCK'nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK'nin 3. maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,

3) Mağdur hakkında düzenlenen adli muayene raporuna göre, sanığın eylemi nedeniyle mağdurun, hayati tehlike geçirecek ve hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığı olayda, fikri içtima kuralları gereğince en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 87/1-d, 87/1-son maddeleri uyarınca cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken, hatalı uygulama ile mağdurda kemik kırığı meydana geldiğinden bahisle, ayrıca anılan Kanun'un 87/3. maddesi gereğince (1/6) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,

4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,'

Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

3. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2020/405 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;

1. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine,

3. Vesaire,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. Mağdur ile sanık arasında belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktığı, bunun üzerine sanığın, temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ile birlikte, mağdura tekme atarak yere düşürdüğü, mağdurun kafasını beton zemine çarpması neticesinde hayat fonksiyonlarına etkisi orta (3) derecede olan kemik kırığı meydana geldiği ve bu nedenle beyin kanaması geçiren mağdurun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı belirlenmiştir.

2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.

3. Mağdurun her aşamadaki anlatımları istikrarlı olup tanık K.Ç.'nin anlatımlarının mağdur beyanı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.

4. Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak; ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adlî Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen, 16.12.2013 tarihli; 'Temporal kemik superior kesimde lineer fraktür hatları komşuluğunda subdural milimetrik hava değerleri, temporal kemikte mastoid kanalı dış duvar ve oradan sfenoid sinüs sağ lateral duvarına uzanan fraktür, SAK ve epidural kanamaya neden olmakla, basit bir tıbbî müdahale ile giderilemez, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi ORTA (3) derecededir, hayati tehlikeye neden olur.'

Görüşünü içerir adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE

A. Beraat Kararı Yönünden

Mağdurun istikrarlı anlatımları ile tanık K.Ç.'nin 18.11.2013 tarihli kolluk beyanı ve mağdur hakkında tanzim olunan adlî muayene raporu karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden

5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının ilgili bölümünde; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise ...” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının '2 yıl 6 ay' hapis cezası olması karşısında bu cezaya ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesaire Yönünden

1. Mahkemece 21.01.2021 tarihli duruşmada, Hukukî Süreç başlığı altında bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve mezkûr ilâmda, aynı suçun birden fazla nitelikli hâlini ihlâl ederek suçu işleyen sanık hakkında hüküm kurulurken, temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi hususunun bozma nedeni yapıldığı ve 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunmasına dikkat çekildiği anlaşılmıştır. Bozma ilâmına uyulmasına karar veren Mahkemece yeniden kurulan hükümde ise sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre temel cezanın tayini sırasında sanığın kazanılmış hakkının bulunduğu gerekçesiyle temel ceza yine alt sınırdan takdir edilmiş ve 1 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Bu nedenle aleyhe bozma yasağı ve ceza miktarı yönünden kazanılmış hak kavramlarına kısaca değinmekte fayda bulunmaktadır.

Aleyhe bozma yasağı; temyiz davasının yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açılması durumunda hükümde, yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir deyişle, aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın, sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması şeklinde tanımlanmaktadır.

Latince “reformatio in pejus” olarak adlandırılan bu ilkenin amacı, hükmün aleyhine de bozulabileceğini düşünen sanığın, bazı davalarda kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır.

Bu kural, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasında; “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklindeki düzenleme ile kanunî gavenceye kavuşturulmuştur. Ceza muhakeme hukukunda bu madde dışında yaptırım ve cezayı aleyhe değiştirme yasağını düzenleyen başka bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre ceza hukukunda genel anlamda kazanılmış hak kavramından bahsedilemeyeceği, yalnızca 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek bir “cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi” veya “aleyhe düzeltme yasağı”nın söz konusu olduğunun kabulü gerekmektedir.

Kanun’un açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere yaptırım ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza ve yaptırım miktarı ile sınırlıdır. Kanun koyucu suçun niteliği veya adı, kanunî ya da takdirî nedenlere dayanan indirim oranları yönünden sanık yararına kazanılmış bir hak tanımamıştır.

Ceza miktarı yönünden kazanılmış hak ise sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, lehe bozma üzerine yeniden kurulan hükümle belirlenen cezanın ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olmamasıdır.

O hâlde, Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar veren Mahkemece yapılması gereken, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen temel cezanın sonuç cezaya etkili olacak şekilde teşdiden tespiti, bu şekilde belirlenen ceza miktarı üzerinden diğer artırım ve indirim maddelerinin tatbiki suretiyle belirlenen netice ceza miktarının, bozma ilâmına konu Mahkeme hükmü ile belirlenen netice ceza miktarının üzerinde olması durumunda, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunması suretiyle ilk hükümle belirlenen ceza miktarına hükmetmek olmalıyken temel ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın bulunduğu gerekçesiyle, bozma ilâmında uygun bulunmadığı ifade edilen temel ceza miktarının alt sınırdan tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2020/405 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.06.2022 tarihinde karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.