Yargıtay - İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

2021/142 Esas 2021/528 Karar
Karar Tarihi: 22.06.2021
Yargıtay

T.C.

İSTANBUL

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/142 Esas

KARAR NO : 2021/528

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 24/09/2021

KARAR TARİHİ : 22/06/2021

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı davalı ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın çarpması sonucu ...'ın vefat ettiğini, vefat edenin ... ve ...'ın kızı diğer davacının ise kardeşi olduğunu, olduğunu, kazaya sebebiyet veren davalının kaza esnasında alkollü olduğunu beyan ile davacı ... ve ... için 500 er TL maddi 75.000 er TL manevi tazminat ve davacı ... için 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 1.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacılar vekili 31/05/2017 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş ve talebini davacı anne için 37.481,54 TL ve davacı baba için 40.266,37 TL maddi tazminata yükseltmiştir.

Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesi ile müvekkilinin aracın sevk ve idaresini olumsuz etkileyecek düzeyde alkollü olmadığını, kazanın müvekkilinin aşırı yokuş ve yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda freninin boşalması sonucu takla atarak 7 metrelik boşluğa yuvarlanması sonucu gerçekleştiğini,belediye tarafından yapılan kazı çalışmaları sebebi ile sokağın hafriyat ve mucur ile kaplı olduğunu ,kaza sonrası belediyenin apar topar sokağı temizleyip asfalt döktüğünü, davacıların tazminat talepleri ile zenginleşme amacı güttüklerini izah edilen nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır

Davalı ... Sigorta vekili verdiği cevap dilekçesi ile müvekkil şirkete kaza ve hasar ihbarında bulunulmadığını, müvekkil şirketin temerrüte düşürülmediğini , kazaya karışan aracın müvekkil şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, poliçeye göre teminatlarının ölüm kişi başı 225.000,00 TL olduğunu, olaydan belediyenin sorumlu olduğunu izah edilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile kazaya karışan aracı davalı ...'e fiilen satışını yaptığını ve teslim ettiğini ancak trafik kaydında devir işlemlerini gerçekleştiremediğini, bu hususta müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini izah edilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Dava, trafik kazasında ölüm nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Dava dosyasının, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ...Karar sayılı 11/03/2014 tarihli yetksizlik kararı gereği mahkememize gönderildiği görülmüştür.

Dava açılış aşamasında, davanın dosyamız davalılarından başka ... Belediye Başkanlığı'na da yöneltildiği, daha sonra bu davalı yönünden davanın tefriki ile hakkında görevsizlik kararı verilerek, davanın idare mahkemesinde görülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosyadaki mirasçılık belgesinden, davacıların ölenin mirasçıları olduğu, tarafik poliçesinden kaza tarihini kapsar sigorta poliçesinin mevcut olduğu görülmüştür.

Dava konusu kayaza ilişkin, ... 3. Ağır Ceza Mahkmesinin...Esas sayılı dosyası ile ceza yargılaması yapıldığı anlaşılmış, dosyanın tetkikinde, kazaya sebebiyet veren davalı sürücü ...'in 16/09/2012 tarihinde 01:54 saatinde % 2,18 bromil alkollu olduğunun ... Hastanesi'nce rapor edilmiş olduğu, ...'in Asayiş Büro Amirliği'nin 16/09/2012 tarihli şüpheli ifade tutanağında ifadesinin alındığı, alkol aldıktan sonra araca bindiğini tutanakta beyan ettiği, Trafik Bilirkişisinden alınan raporda, trafik kazasının meydana gelmesinde ...'in 1. Derecede ve tam kusurlu olduğunun, kazanın bilinçli taksir şeklinde gerçekleştiğinin tespit ile beyan edildiği, ayrıca dosyanın kusur oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kuruluna sevk edildiği, ATK nun da ...'in asli ve tam kusurlu olduğunu 25/09/2013 tarihinde rapor ettiği, ayrıca ..., ... ve ...'ın kusursuz olduklarına ilişkin tespitin raporda yer aldığı, yapılan yargılama neticesinde 23/12/2013 tarihinde sanık ...'in 4 yıl 5 ay 10 gün hasip cezasi ile cezalandırılmasına karar verildiği, mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi neticesinde onandığı görülmüştür.

Dosyamız tüm dosya kapsamı üzerinrde, davacıların talep edebilecekleri tazminat miktarının hesabı bakımından Sigorta Hukukçusu ... ile Aktüer Bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti; ...'ın nihai ve gerçek zararının 46.170,37 TL ve davacı ...'ın nihai ve gerçek zararının 43.768,54 TL olduğunu, 23/03/2016 tarihinde rapor etmişlerdir.

Alınan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itiraza uğramış olmakla, bilirkişi heyeti 07/12/2016 tarihli ek raporlarında ... için 38.522,37 TL, ... için 35.624,54 TL tazminat talep etme haklarının olduğunu rapor etmişlerdir.

Davacılar vekili, trafik kazasında ölüm nedeni ile vefat edenin anne ve babasının uğradıkları destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi zararının, ayrıca yine anne ve baba ile kardeşin uğradıkları manevi kayba ilişkin tazminatın, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü ile araç sahibi ve sigortacısından tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi olayda belediyenin sorumlu olduğunu, müvekkilinin ise sorumluluğunun bulunmadığını; davalı ... vekili aracın fiilen ...'e devredildiğini, ancak trafik kayıtlarına bu hususun henüz işlenmediğinden bahisle müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini; davalı ... vekili ise kazaya belediyenin kusurlu yol çalışmalarının sebebiyet verdiğini, davacıların taleplerinin haksız zenginleşme teşkil ettiğini beyan etmiş ve her bir davalı davanın reddini talep etmiştir.

Kazada vefat eden ... 15/09/2004 doğumlu olup, kaza 15/09/2012 tarihinde meydana gelmiştir. Müteveffa kaza tarihinde 8 yaşında olup, mahkememizce konusunda uzman aktüer bilirkişi vasıtası ile yasa ve yerleşik yargıtay içtihatlarına uygun olarak P.M.F. 1931 işaretli yaşama tablosuna göre hesaplama yaptırılmıştır. Anılan hesaplama sistemine göre, mütevefaanın 64 yaşına kadar yaşayacağı, bakiye ömrünün 56 yıl olduğu, 18 yaşında çalışmaya başlamasının kabul halinde aktif yaşam süresinin 42 yıl olduğu, pasif devrenin ise 4 yıla tekabül ettiği, bu durumda, yaşam sürelerine ve tabloya göre davacı babanın 26 yıl, davacı annenin ise 24 yıl kızlarının desteğinden yoksun kaldıkları tespit ve rapor edilmiştir.

Davacı ... ile ...'ın destekten yoksun kaldıkları süre hesap ettirilmiş olup, tazminat hesabı bakımından yasal asgari ücret esas alınmış, artış ve yasal iskontolar da göz önünde bulundurulmuş, ayrıca müteveffa ...'ın evlenmesi ve çocuk sahibi olması durumunda annesi ve babasına olan maddi desteğinin azalacağı hususlarıda dikkate alınarak ve ayrıca bakım ve yetiştirme giderleri de tenzil edilerek, davacı baba ...'ın nihai ve gerçek maddi zararının 38.522,37 TL, davacı anne ...'ın nihai ve gerçek maddi zararının 35.624,54 TL olduğu hesap ve rapor edilmiştir.

Davanın 24/09/2012 tarihinde ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince açıldığı, ... Esas ... Karar sayılı 11/03/2014 tarihli görevsizlik kararı gereği dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizce 2014/1139 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde 2017/140 Karar sayısı ile 07/03/2017 tarihinde, 'davacı baba ... için 38.522,37 TL, davacı anne ... için 35.624,54 TL olduğu maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve ayrıca ...ve ... kızlarının vefatı nedeni ile, davacı ...'ın da kardeşinin vefatı nedeniyle telafisi mümkün olmayan, derin bir acı ve elem yaşadığının kabulü ile davacıların manevi tazminat taleplerinin de yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davacı ... ve ... bakımından 75.000 er TL ve davalı ... bakımından 50.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacılara verilmesine' karar verilmiş olduğu, mahkememizin anılan hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4060 Esas 2020/5761 Karar sayılı 15/10/2020 tarihli ilamı ile ' kaza tarihi dikkate alındığında, davacılar için takdir olunan manevi tazminatın bir miktar fazla olduğununu görüldüğü ve hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği' gerekçesi ile bozulmuştur.

Dava dosyası mahkememiz esas defterinin 2021/142 Esas sırasına kaydedilmekle yargılamaya devam olunmuştur.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Davanın trafik kazasında vefat nedeniyle uğranılan destekten yoksun kalma zararının ve manevi zararın kazaya kusuru ile sebebiyet verdiği iddia olunun araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısından tazmini istemine ilişkin olduğu, davacıların maddi tazminat talepleri yönünden mahkememize verilen 07/03/2017 tarihli kararın kesinleşmiş olduğu, dava konusu kazanın 15/09/2012 tarihinde davalılardan ...'e ait, davalı ...'in sevk ve idaresindeki, diğer davalıya sigortalı ... pkalı aracın devrilerek kaza yapması sonucu davacılar ... ve ... kızı, davacı ...'ın kardeşi ...'ın vefat etmesi sonucu şeklinde meydana geldiği, dava konusu ile ilgili yapılan ceza yargılamasında yapılan incelemede kazanın alkollü sürücü ...'in asli ve tam kusuru ile meydana geldiğinin tespit edilmiş olduğu ve ...'in hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüş, davalı sürücünün kusuru oranında araç işleteninde davacıların uğradığı manevi zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılmakla,

Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesine göre, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesini amaç edinen manevi tazminat belirlenirken, olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlar gibi her olaya ilişkin özel haller dikkate alınarak, miktarının amacına göre belirleneceği, husumet konusunun manevi etkilerini bertaraf etmek adına hükmedilebileceği, takdir hakkı kullanılırken objektif ölçüler göz önünde bulundurularak uğranılan manevi zararın tespiti ile manevi tazminat miktarının takdir edilmesi gerektiği, ayrıca, verilecek manevi tazminatın, zarar görenlerin zenginleşmesine ve zarar sorumlularının da fakirleşmesine yol açmaması gerektiği, manevi tazminatın ceza niteliğinde olmadığı, davacıların desteklerini yitirmekten ötürü oluşan manevi zararının giderilmesi bakımından davacı ...için 50.000 TL , ... için 50.000 TL, ... için 25.000 TL nın 15/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davaları ...ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar vermek gerektiği kanatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, ... için 50.000 TL , ... için 50.000 TL, ... için 25.000 TL nın 15/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ...ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,

Fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Davalı ... Sigorta A.Ş hakkında ve maddi tazminat yönünden mahkemesizce verilmiş olan 2014/1139 Esas 2017/140 Karar sayılı hüküm kesinleşmiş olduğundan, bu konuda hüküm oluşturulmasına, yer olmadığına,

2-Mahkememizce verilen 07/03/2017 tarihli karar gereği Harçlar Yasası uyarınca hesap edilen bakiye 17.864,33 TL harcın davalılardan tahsili bakımından 08/05/2017 tarihinde Yeditepe veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğüne talimat yazıldığı anlaşılmakla, harç hususunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

3-Davacılarca Yargıtay bozması sonrası yapıldığı anlaşılan 17,53 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,

5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 15.825,00 TL vekalet ücretinindavalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara verilmesine,

6-Davalı ... duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden; AÜTT gereği davacıların davasının reddedilen kısmı itibariyle tayin ve takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsil edilerek bu davalıya verilmesine,

7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,

dair davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 22/06/2021

Katip Hakim

e-imzalıdır e-imzalıdır

'Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır.'


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.