Yargıtay - 7. Hukuk Dairesi

2021/8606 Esas 2022/1335 Karar
Karar Tarihi: 23.02.2022
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi         2021/8606 E.  ,  2022/1335 K.

'İçtihat Metni'7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

...

Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 27.09.2021 gün ve 2021/1146 Esas - 2021/1113 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; davalı ...'nın Beyoğlu 6. Noterliğine ait 04.05.1972 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 936 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin tamamını diğer davalı ...'ya satışını vadettiği, davalı ...'nın da vadedilen bu hisseden 356/60000'lik kısmını Üsküdar 2. Noterliğine ait 03.04.1996 tarihli düzenleme şeklinde temlikname ile davacıya temlik ettiğini, taşınmazın davacıya teslim edildiğini, bedelin ...'ya nakden ödendiğini belirterek davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; davaya itirazı olmadığını, ...'dan satış vaadi sözleşmesi ile aldığı payı davacıya temlikname ile sattığını, taşınmazı teslim ettiğini, satış bedelinin tamamının ödendiğini dile getirmiştir.

Davalı ... mirasçıları vekili; satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, taşınmazın satış vaadi sözleşmesi yapıldığı tarihte belirlenebilir olmadığını, sözleşme uyarınca belirlenen bedelin ödenmediğini, zilyetliğin davacıya teslim edilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesi 25.08.1998 tarihli 1997/484 Esas ve 1998/848 sayılı Kararı ile '..davalı ...'ya ait 3500/60000 hisseden 356/60000 hissenin iptali ile davacı ... adına tesciline' karar vermiş, hüküm temyiz edilmediğinden 19.10.1998 tarihinde kesinleşmiştir.

Davalı ... mirasçıları, 17.06.2013 tarihli temyiz dilekçesinde; '..davanın ...'nın gıyabında görüldüğünü, davalıların haricen davayı öğrendiğini, dava dilekçesi tebliğ tarihinde davalı ...'ün yurt dışında olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını' belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesi 18.06.2013 tarihli ek karar ile '..gerekçeli kararın ...'nın eşine usulüne uygun tebliğ edildiği' gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar vermiştir.

Ek karar, davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Ek kararın temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 06.03.2014 tarihli 2013/15827 Esas ve 2014/2939 Karar sayılı ilamı ile '...Mahkemece, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların gösterecekleri kanıtların toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan davanın esastan sonuçlandırılmasının doğru görülmediği...' gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

Hükmün bozulması üzerine İstanbul Anadolu 10.Sulh Hukuk Mahkemesi, '..dava konusu taşınmazın dava tarihi olan 06.06.1997 tarihindeki harca esas değerinin 3.017,40 TL (3.017.396.000,00 ETL) olduğu, 06.06.1997 tarihinde görev sınırı olan 100 TL'yi aştığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin Nöbetçi İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna' karar vermiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Görevsizlik kararı üzerine İstanbul Anadolu 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli 2019/77 Esas ve 2019/482 sayılı Kararı ile '...'nın 3500/60000 oranındaki hissesinin tamamını diğer davalı ...'ya satttığı, ... tarafından 356/60000 payın davacıya satılmış olduğu ve bu devir ile birlikte taşınmazların zilyetliğinin de ilgililere teslim edilmiş olduğu, davalılardan ...'nın taşınmaz satış bedelini nakden aldığı gerekçesiyle davanın kabulüne; ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan 3500/60000 paydan 356/60000 payın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline' karar verilmiştir.

Hükmü, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili temyiz etmiştir.

Dairemizin 27.09.2021 tarihli 2021/1146 Esas ve 2021/1113 sayılı Kararı ile '...Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davalıların murisi ...'dan davalılara intikal eden payın iptali ile davacı adına tesciline hükmedilmiş ise de; 936 ada 1 parsel sayılı taşınmazın incelenen güncel tapu kaydında muris ... ve mirasçılarının payı bulunmadığından, kurulan hükmün infaza elverişli olmadığı' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin bozma ilamı üzerine davacı vekili, Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesine ait karar ile davacı adına 356/60000 hissenin tapuya tescil edildiğini, hükmün infaz kabiliyetinin olmadığına dair gerekçenin doğru olmadığını, hükmün emsal dosyalarda olduğu gibi onanması gerektiğini belirterek karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Somut olaya gelince; davalı ..., diğer davalı ...'ün taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca kendisine satışını vadettiği 936 ada 1 parseldeki 240/1200 hisseden 356/60000'lik kısmını düzenleme şeklinde temlikname ile davacıya devretmiş, davacı tarafından açılan tapu iptali ve tescili istemli davanın Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesince kabulüne, davalı ... adına olan 356/60000 hissenin davacı adına tesciline karar verilmiş, tedavüllü tapu kayıtları üzerinden yapılan incelemede; hükmün kesinleşmesi üzerine kararın infaz edildiği, 03.11.1998 tarihinde ... adına bu hissenin tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. Hükmün kesinleşmesinin üzerinden 15 yıla yakın bir süre geçtikten sonra ... mirasçıları davadan haberdar olmadıklarını belirterek hükmün temyizini talep etmiş ve Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin bozma ilamı üzerine 09.05.2013 tarihinde ölen ... mirasçıları davaya dahil edilerek yargılama yapılmış ve 24.12.2019 tarihinde davanın yeniden kabulüne karar verilmiştir. Ancak bozma ilamı üzerine verilen bu karardan evvel Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.08.1998 tarihli kabul kararı üzerine 03.11.1998 tarihinde davacı ... adına 356/60000 hisse tescil edilmiş, bu hisse üzerine ihtiyati tedbir kararı şerh edilmediğinden, ... hissesinin tamamını 19.03.2013 tarihinde ...'a devretmiş, ... da aldığı hissenin tamamını 20.11.2015 tarihinde ...'ın oğlu ... 'a devretmiştir. Her ne kadar güncel tapuda davalı ... ve ...'ya ait hisse bulunmamakta ise de; daha önce davacı adına açılan dava kabul edilip tescil yapıldığından hükmün infazında tereddüt olmadığı anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca; dosya kapsamı itibariyle toplanan delillere göre tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi doğru ise de; davacı adına tescil edilen hissenin mülkiyeti üçüncü kişilere geçtiğinden yeniden aynı hissenin davacı adına tesciline dair hüküm kurulması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece 'davanın kabulü ile 356/60000 hisse davacı ... adına 03.11.1998 tarihinde tescil gördüğünden yeniden tescil hususunda karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde '356/60000 hissenin iptali ile davacı ... adına tesciline' dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle düzeltilerek onanması gerekirken maddi hata sonucu ...'nın tapu kayıtlarında hissedar olmaması nedeniyle infaz kabiliyeti olmadığından bahisle bozulduğu, bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 27.09.2021 tarihli 2021/1146 Esas ve 2021/1113 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 27.09.2021 tarihli 2021/1146 Esas ve 2021/1113 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, hükmün 'İstanbul ili' ile başlayan fıkrasının tamamen hükümden çıkarılmasına; yerine '... ada 1 parselde davalı ... adına olan 356/60000 payın ... adına tesciline karar verildiğinden ve bu hisse 03.11.1998 tarihinde davacı adına tapuda tescil edildiğinden yeniden tescil konusunda karar verilmesine yer olmadığına' cümlesinin eklenmesine, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 23.02.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

KARŞI OY

İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2019 tarih, 2019/77 Esas - 2019/482 Karar sayılı ilamı ile Dairemizin 27/09/2021 tarih, 2021/1146 Esas - 2021/1113 sayılı Kararı ile bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından kabul edilmiş, bozma kararı kaldırılarak kararın onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin bozma kararında, davalı ... mirasçılarının taşınmazda payları bulunmadığından, kurulan hükmün infaza elverişli bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir.

Davacı vekili 17/11/2021 tarihli karar düzeltme dilekçesinde; davanın 06/06/1997 tarihinde Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 1997/484 Esas numarası ile görülmeye başlandığını, mahkemenin 25/08/1998 tarih, 1998/848 Esas Karar ile davanın kabulüne karar verildiğini; davacının bu kararı 03/11/1998 tarih 6338 yevmiye numarası ile tapuya tescil ettiğini ve tapusunu aldığını, davalı ...'ın kesinleşen kararı temyiz ettiğini, kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 06/03/2014 tarih, 2013/15827 Esas - 2014/2939 Karar sayılı ile tebligat eksikliği sebebiyle bozulduğunu, bozma sonrası davaya İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde devam edildiğini, mahkemece görevsizlik kararı verilerek davanın İstanbul Anadolu 10. Hukuk Mahkemesi'ne taşındığını, İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, davacının Üsküdar Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 25/08/1998 tarih, 1997/484 Esas 1998/848 sayılı Kararına istanaden tapusunu aldığını, bu nedenle kurulan hükmün infaza elverişsiz olmasının söz konusu olmadığını, temyiz incelemesi sırasında Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 25/08/1998 tarih, 1997/484 Esas, 1998/484 sayılı Kararı gereğince tapusunu almış olduğunun gözden kaçırıldığını ileri sürerek; bozma kararının düzeltilerek kaldırılmasını ve kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dairemizin çoğunluk görüşü ile, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne, İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2009 tarih, 2019/77 Esas, 2019/482 sayılı Kararının onanmasına karar verilmiştir. Ancak, karar düzeltme talebi kabul edilerek verilen düzelterek onama kararı yanlıştır. Şöyle ki;

1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2019 tarih, 2019/77 Esas, 2019/482 sayılı Kararı gerçekte infaza elverişli bir hüküm değildir. Zira; dava konusu taşınmaz da hem davalı muris ...'nın, hem de O'nun mirasçısı olan diğer davalıların payları bulunmamaktadır. Bunun dışında, karar düzeltme talebinde bulunan davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği üzere; davacı, taşınmazdaki davaya konu hissesini dava dışı ...'a O'da davacının oğlu ...'a satmıştır ve dava konusu pay tapuda ... adına kayıtlıdır. Dolayısı ile; taşınmazda hissesi bulunmayan davacının ne temyiz ne de karar düzeltme taleplerinde aktif dava ehliyeti kalmamıştır. Dairemizce verilen bozma kararı itibari ile doğrudur. Bozma sonrası dava, HMK'nun 125. maddesi hükümleri dikkate alınmak suretiyle sonuçlandırılmalıdır.

2-Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 25/08/1998 tarih, 1997/484 Esas 1998/848 sayılı Kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 30/11/2012 tarih, 2012/12744 Esas sayılı kararı ile; davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesi ile hükmün bozulmasına, 'bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına...' karar vermiş temyiz incelemesine konu İstanbu Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2019 tarih, 2019/77 Esas, 2019/482 sayılı kararının incelendiği Dairemizin 27/09/2021 tarih, 2021/1146 Esas 2021/1113 Karar sayılı ilamında; '(....) incelenen güncel tapu kaydında muris ... ve mirasçılarının payı bulunmadığından kurulan hüküm infiza elverişli değildir. Hükmün, bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir....' denildikten sonra, '(...) bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına...' karar verilmiştir. Davacı vekilinin karar düzeltme talebi kabul edilerek temyize konu İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2019 tarih, 2019/77 Esas, 2019/482 sayılı Kararının onanmasına karar verilmesi halinde, davalılar vekilinin temyiz itirazları hiçbir aşamada incelenmeksizin hükmün onanmasına karar verilmiş olacaktır. Bu durumun, hukuki dinlenme hakkının ihlalini oluşturacağı ise, izahtan varestedir.

Belirttiğimiz nedenlerden dolayı davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.