Yargıtay - 16. Ceza Dairesi

2019/5423 Esas 2019/5501 Karar
Karar Tarihi: 23.09.2019
Yargıtay anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs türkiye

16. Ceza Dairesi         2019/5423 E.  ,  2019/5501 K.

'İçtihat Metni'Mahkemesi :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi :... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2017 tarihli ve.... sayılı kararı

3-..., 4-...,

5-..., 6-...,

7-..., 8-..., 9-...

Katılanlar : 1-...,

2-T.C. ... (Cumhurbaşkanlığı),

3-...

Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye

Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan aldırmaya

teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma, Nitelikli

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Hüküm : A-)Sanık ... hakkında;

TCK’nın 309/2 maddesi yollaması ve 37/1 maddesi delaletiyle, 109/1, 109/3-a, b, c, d, 3713 sayılı Kanunun

5/1, TCK’nın 53, 58/9. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

B-)Sanık ... hakkında;

TCK’nın 309/2 maddesi yollaması ve 37/1 maddesi delaletiyle, 109/1, 109/3-a, b, c, d, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

C-)Sanık ... hakkında;

1-)TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi,

2-)TCK’nın 309/2 maddesi yollaması ve 37/1 maddesi delaletiyle, 109/1, 109/3-a, b, c, d, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

D-)Sanık ... hakkında;

1-)TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun

düzeltilerek esastan reddi,

2-)TCK’nın 309/2 maddesi yollaması ve 37/1 maddesi delaletiyle, 109/1, 109/3-a, b, c, d, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

E-)... hakkında;

1-)TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi,

2-)TCK’nın 309/2 maddesi yollaması ve 37/1 maddesi delaletiyle, 109/1, 109/3-a, b, c, d, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

F-)Sanık ... hakkında;

1-)TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi,

2-)Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

G-)Sanık ... hakkında;

1-)TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi,

2-)Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,

H-)Sanıklar ... ve ... hakkında; Tüm suçlardan ayrı ayrı beraat hükümlerine yönelik

istinaf başvurusunun esastan reddi

Temyiz edenler : Katılan T.C. ... (Cumhurbaşkanlığı) vekili, sanıklar ..., ... ... ile sanıklar ..., ...,... ..., ..., ...

ve ... müdafileri

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; temyiz edenin sıfatı bakımından 477 sayılı Kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ... Kurumuna yapılacak tüm atıfların Cumhurbaşkanlığı Kurumuna yapılacağı göz önünde bulundurularak, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre takdiren duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda:

Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmediğinden ve bu nedenle de davaya bu suçlar yönünden katılma hakkı bulunmadığından, Cumhurbaşkanlığı vekilinin davaya katılmasına ilişkin karar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden bu suç yönünden temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Bir kısım sanıklar ve müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, sanıkların savunmaları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

15 Temmuz 2016 günü işlenen somut darbe teşebbüsü ve somut olay değerlendirildiğinde;

Ayrıntıları Dairenin 14.07.2017 tarih.... sayılı kararında açıklandığı üzere; 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askerî personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250 'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.

15 Temmuz 2016 günü işlenen somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulunduğu mahal ve konumuna uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai (ya da garantör olunan hallerde ihmali) harekette bulunarak bu suça iştirakin her halinin mümkün olduğunun kabulü gerekir.

TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.

5237 sayılı TCK'nın 309/1. maddesinde tanımlanan anayasal düzene karşı suçta, tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Görüldüğü üzere, cebir ve şiddet bu suçun unsurunu oluşturmaktadır. Bu nedenle Anayasal düzenin değiştirilmesine yönelik teşebbüsün ancak cebir ve şiddet kullanılarak, yani bireylerin iradeleri zorlanmak suretiyle ifsat edilerek gerçekleştirilmesi gerekir. Kanunun aradığı cebrilikten maksadın fiziki/maddi cebir olduğu açıktır.

Bu açıklamalar ışığında yerel mahkemece kabul edilen somut olay değerlendirildiğinde; Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs suçunun icrası kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında görevli sanıklar ..., ..., ...,... ve ... ile Cumhurbaşkanlığı Başyaverliğinde görevli sanıklar ... ve ...’ın, Eğitim ve Doktrin Komutanlığı görevini üstlenen Orgeneral ...’nun ikametgahından cebir şiddet kullanılarak kaçırılıp, hürriyetinin sınırlandırılması eyleminin gerçekleştirilmesi için FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatı doğrultusunda önceden alınan karar ve yapılan iş bölümü çerçevesinde, 15 Temmuz 2016 günü saat 22:00’den itibaren eylemi gerçekleştirdikleri, darbe teşebbüsünün başarısız olması nedeniyle mağdurun hapsedildiği yerden kurtulduğu anlaşılan olayda;

Sanıklardan ... ve ...’ın hürriyetten yoksun bırakma suçunu icrai davranışlarına iştirak etmedikleri, bu suçun icrasına başladıktan sonra sanıklardan... ve ...’nın olay yerinden ayrılmış olmalarının, müşterek fail olarak katıldıkları fiillerden gönüllü olarak vazgeçmelerinin koşullarını oluşturmadığı;

Sanıkların mensup oldukları örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek konusu suç teşkil ettiği açıkça anlaşılan emirler doğrultusunda ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştiren, sanıklar ...,..., ..., ..., ...’ın suçun icrasında üstlendikleri rolleri, her birinin suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesinden mahkumiyetlerine dair verilen hükümlerde;

Sanıklar ..., ..., ...,..., ...’nın müşterek fail sıfatıyla hürriyetten yoksun bırakma suçunu icra ettiklerine ilişkin kararda;

Bir isabetsizlik bulunmadığından;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, suçlarının sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan; sanıklar ... ve ...’a yüklenen Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının, suç tarihinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında er olarak zorunlu askerlik hizmetlerini yapmakta iken, darbeye iştirak eden üstleri tarafından, tatbikat yapılacağı gerekçesiyle EDOK Komutanının hürriyetinin tahdit edilmesi eyleminde ambulans şoförlüğü yapmak ve yanında refakat etmekten ibaret fiillerinde, yaşları, mesleki bilgileri, olayın gerçekleştiği yer ve zaman itibariyle, verilen emirleri hizmete mütalik olmadığını ve bir suç işleme amacıyla verildiğini bilebilecek durumda olmadıklarına ilişkin savunmalarının aksinin ispat edilmediği gibi, suçun manevi unsurunun gerçekleştiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunamadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan T.C. ... (Cumhurbaşkanlığı) vekili ile sanıklar ..., ..., ... ve bir kısım sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle, beraate ve mahkumiyete ilişkin hükümlerin ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın... 17. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.