Yargıtay - 1. Hukuk Dairesi

2021/1805 Esas 2022/1495 Karar
Karar Tarihi: 24.02.2022
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi         2021/1805 E.  ,  2022/1495 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - BEDEL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-bedel istekli dava sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 28/12/2020 tarihli 2020/1597 Esas 2020/1689 Karar sayılı karar ile 28/01/2021 tarihli tavzih kararı yasal süre içerisinde davalılardan ...-..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., İsa, ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 26.01.2022 Çarşamba günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar ... v.d. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer tüm davalılar gelmediler. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacılar, kök mirasbırakan ... ...'ün maliki olduğu 181, 415, 547 ve 550 parsel sayılı taşınmazların tamamını 1972 yılında aynı gün tapuda oğulları ... ve ...'e satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, ... ve ...'ün de aleyhlerine dava açılıp muvazaalı iş bu devirlerin bozulacağı korkusuyla taşınmazları 3. kişilere satış görüntüsü altında geçici süreyle tapuda devrettiklerini ve bu 3. kişilerden taşınmazları ... ve ...'in mirasçıları olan davalıların yine satış görüntüsü ile geri aldıklarını, asıl gayenin mirasçılardan mal kaçırma hadisesinin gizlenmesi olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişler, aşamada davalarını bedele hasretmişler, birleştirilen davada davacılar, aynı sebepleri ileri sürerek, aynı taşınmazlara ilişkin olarak açtıkları davada tazminat isteminde bulunmuşlardır.

II. CEVAP

Asıl davada, davalılardan ...... ..., ... ve ..., dava konusu taşınmazlardaki devir işlemlerinin iradeleri dışında gerçekleştiğini, davacıların iyiniyetli olmadıklarını, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ..., muris ... ...'ün 15/09/1987 tarihinde ölmeden önce mirasçıları ..., ..., ..., ......'nın Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/8 Esas sayılı dosyasında murise zorla imza attırıldığı ve bedel ödenmediği gerekçesiyle muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil için aynı parsellere yönelik açılan davanın esastan reddine karar verildiğini, satış akdinin geçerli olduğunun bu şekilde hükme bağlandığını, bu ilamın kesin hüküm niteliğinde olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, birleştirilen davada davalılar, satış akdinin geçerli olduğunu belirterek asıl ve birleştirilen davaların reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2014/186 E. - 2018/87 K. sayılı kararıyla; kök murisin 1972 yılında ekonomik durumunun, paraya ihtiyacı olup olmadığının belirlenemediği, kök murisin vefatından yaklaşık 15 yıl önce taşınmazları devrettiği, Mahkemenin 1993/8 Esas sayılı dosyasının dava tarihinin devir tarihine daha yakın olması nedeniyle 1972 yılında taşınmazların değerinin tespitine yönelik değerlendirmenin daha sağlıklı sonuç vereceği ve bu değerlendirmede taşınmazların gerçek değeri ile satış bedelinin birbirine uygun olduğunun belirtildiği, 1993/8 Esas 1998/102 Karar sayılı dosyasında dava sebebi farklı olduğundan kesin hüküm teşkil etmeyeceği, toplanan delillere ve açıklamalara göre kök muris ile davalıların murisinin akrabalık bağı dışında muvazaa iddiasını destekleyecek bir delil bulunmadığı ve bu durumun da tek başına sübut için yeterli olmayacağı anlaşılmakla sübut bulmayan davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar:

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Nedenleri

Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan tespitlerin somut olayla örtüşmediğini, kök murisin ölüm tarihinin 27.03.1973 taşınmazları devrettiği tarihin ise 27.03.1972 olduğunu yani ölümünden 15 sene evvel değil, tam 1 yıl önce tüm taşınmazlarını iki oğluna satış görüntüsüyle devrettiğini, kök murisin 1972 yılında ekonomik durumunun iyi olduğunun tanık beyanlarıyla belirlendiğini, alıcıların da alım gücünün olmadığını, ...... ......’ın ... ...’den bedelsiz devraldığı taşınmazları bir müddet sonra yine ... ...’ün çocuklarına iade ettiğini, ölümünden 1 yıl önce tüm malını tapuda aynı gün iki oğluna satması buna rağmen satış bedelinin ortada olmamasının mümkün olmadığını, davalıların sadece annelerinin taşınmazlarını değil babalarının taşınmazlarını da aynı gün ve yevmiye ile muvazaa yaparak kaçırdıklarını, buna dair 2013 yılında açılan Gölbaşı AHM’nin 2013/340 Esas sayılı dosyasının sulh sonucu feragat ile sonuçlandığını belirterek asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesini beyanla istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

3. Gerekçe ve Sonuç:

Bölge Adliye Mahkemesinin 28/12/2020 tarihli ve 2020/1597 E.- 2020/1689 K. sayılı kararıyla; murisin çekişme konusu taşınmazlardaki payını oğulları davalıların murislerine devrinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, mahkemece ıslah dilekçesinde davacıların taleplerini bedele hasretmeleri gözetilerek, istenen bedelin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin doğru olmadığı gerekçeleri ile davacıların istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiş, 28/01/2021 tarihli tavzih kararı ile, davacının tavzih talebinin kabulü ile dosya kapsamı bakımından davacıların dava tarihinden itibaren yasal faiz talebi bulunduğu görüldüğünden asıl ve birleştirilen davada belirlenen ecrimisil bedelinden sonra gelmek üzere hüküm kısmına dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte ibaresinin eklenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar:

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ......-..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ......-... ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Temyiz Nedenleri:

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris ... ...'ün ölümünden sonra kızları ..., ...... ve murisin kendinden evvel ölen Kızı ...'dan olma torunları...... tarafından Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/8 E. sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açıldığını, ancak dava konusu edilen taşınmazların dava tarihinden evvel üçüncü kişilere temlik edildiği, bu kişilerin ise MK 931 ve TMK nun 1023 Maddesi gereğince iyi niyetli oldukları gerekçesi ile talebin tazminata çevrildiğini, söz konusu davanın reddedildiğini ve kararın 14/9/1995 tarihinde kesinleştiğini, bahse konu mahkeme kararının kesinleşmesinden 15 yıl sonra eldeki davanın kötüniyetli olarak açıldığını, müvekkillerinin dava konusu taşınmazlarla dava tarihinde ilişkisi bulunmadığı halde keşif tarihi olan 25/07/2017 tarihi esas alınarak taktir edilen bedel üzerinden tazminata hükmedilmesinin hiçbir yasal dayanağının olmadığını, eğer bir tazminata hükmedilecek ise tazminat değerinin 1993 temlik tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davalılardan ...’ün kök muris ...’in mirasçısı olmadığını, sadece muris ... ...’ün gelini olup üçüncü kişi konumunda olduğunu, bu nedenle ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davacıların mahalli mahkemede açtıkları dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadıklarını, ancak ıslah talebi için verdikleri 15/12/2017 havale tarihli dilekçelerinde faiz talebinde bulunduklarını ve istinaf mahkemesinin de verdiği kararında ödemenin faizsiz olarak kabul etmesine rağmen, daha sonra verdiği kararını tavzih ederek dava tarihine çevirdiğini, halbuki ıslah talebinde yatırılan harcın cinsinin ikmal harcı değil ıslah harcı olduğunu, bu durumda Yasa ve Yargıtay Kararlarına göre faizin başlangıcının talep tarihi olan 2017 tarihinden başlaması gerekli iken istinaf mahkemesinin daha evvel faizsiz olarak vermiş bulunduğu kararını daha sonra tavzih ederek dava tarihine çevirmiş olmasının yasalara uygun olmadığını belirterek kararın ve tavzih kararının bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil - bedel istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk:

3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

3.2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 305/2.maddesinde ; “ Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” düzenlemesine yer verilmiştir.

3.3. Değerlendirme

3.3.1. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 1911 doğumlu mirasbırakan ...... ile dava dışı kızı ve torunlarının kaldığı, murisin adına kayıtlı çekişme konusu 181- 415- 547 ve 550 parsel sayılı taşınmazlarını 27/03/1972 tarihinde satış yolu ile oğulları ... ve ...’e temlik ettiği, söz konusu taşınmazlar ½ şer paylı olarak ... ve ... adlarına kayıtlı iken çeşitli tarihlerde dava dışı şahıslara satıldığı, davacıların tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemli olarak açtıklarını davalarını aşamada sundukları 15/12/2017 ıslah dilekçesi ile bedele hasrettikleri anlaşılmaktadır.

3.3.2. Hemen belirtmek gerekir ki, tüm dosya içeriği ve toplanan deliller itibariyle, mirasbırakan ... tarafından davalı oğlu ... ile diğer davalıların murisi olan oğlu ...’a yapılan temliklerin mirastan ve kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun tespit edilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların işin esasına yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.

3.3.3. Ne var ki, dava konusu taşınmazların keşfen saptanan toplam değerinin 5.678.697,85 TL olduğu, asıl davada davacılar ...’nın payları toplamı olan 2040/8640 paya düşen miktarın ise 1.340.803,63 TL olduğu gözetilmeksizin 1.537.890,67 TL olarak fazla tazminat miktarına hükmedilmiş olması doğru olmadığı gibi, kararın (3.2.2) paragrafından yer verilen HMK 305/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde asıl kararda faize hükmedilmemiş olmasına rağmen, tavzih kararı ile faize hükmedilmesi de doğru değildir.

3.3.4. Hal böyle olunca, asıl davada davacıların toplam paylarına düşen miktar olan 1.340.803,63 TL tazminata hükmedilmesi ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların haksız fiil niteliğinde olduğu ve taşınmazların değerinin dava tarihi itibariyle belirlenmiş olduğu gözetilmek suretiyle, ıslah dilekçesi dikkate alınarak dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 371. maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi esas kararının BOZULMASINA, 28/01/2021 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına, peşin alınan harcın yatıranlara iadesine, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına 24/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.