Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2011/4796 Esas 2011/6233 Karar
Karar Tarihi: 25.10.2011
Yargıtay yakın akrabayı öldürme

1. Ceza Dairesi         2011/4796 E.  ,  2011/6233 K.

'İçtihat Metni'TEBLİĞNAME : 1-B/2011/115520

MAHKEMESİ :(MALATYA) Birinci Ağır Ceza Mahkemesi

TARİHİ VE NO :14.10.2010 - 178/275

SUÇ :Yakın akrabayı öldürme

Kardeşi F.. K..'ı öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık M.. K..'ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (MALATYA) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.10.2010 gün ve 178/275 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

İncelenen dosya içeriğinden;

Sanık Mesut’un ablası olan maktule Feray’ın, 1991 tarihinde İ. G.adlı kişiyle evlendiği, Malatya Aile Mahkemesi’nin 21.12.2004 tarih ve 2004/230 esas,2004/475 sayılı kararıyla tarafların boşanmalarına karar verildiği ve bu hükmün 16.03.2005 tarihinde kesinleştiği,

Yazıhan İlçe Jandarma Komutanlığı yetkililerinin köylerin etrafında terör faaliyeti veya her hangi bir suç emaresi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla kontrol edilmesi yönündeki talimatları üzerine, M. İli Y. İlçesi B. köyünde köy korucusu olarak görev yapan tanıklar A. A. ve İ. A. B. Köyü Dımdım mağarası olarak bilinen yerde yaptıkları araştırmada mağara içinde bir çukura atılmış cesede ait kafatası görmeleri üzerine olayı jandarma yetkililerine bildirdikleri,

Mağara içerisinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.04.2006 tarihli suç yeri inceleme raporunda; mağara girişinden 12,60 metre içeride bir çukurun ilerisinde iskelet halinde ceset ve yanında yarı yanmış şekilde otlar ile saç kılları bulunduğu, cesedin bir bayana ait olup üzerinde bluz parçası sütyen ve kot pantolon parçası, ayaklarında sandalet türü ayakkabı olduğu, gömleğin alt kısmı ile pantolonun diz üstü ve altında yanık izleri tespit edildiği, maktulenin iki kaşının arasında mermi giriş deliği, ense üstünde kafa arkasında çıkış deliği, sağ kulak üst kısımda iki adet yaklaşık 2 cm. aralıklı üst üste mermi giriş ve çıkış delikleri olduğu, mağara önündeki açık alanda yapılan aramada her hangi bir boş kovana rastlanmadığının belirtildiği,maktulenin cesedi üzerinde yapılan ölü muayenesi ve otopsi sonucunda ve bilirkişi raporunda; burun üst kısmında bir adet delik ve bunun karşısında oksipital kemikte bir adet delik bulunduğu, tempral delikte bir adet delik ve bunun yaklaşık 2,3 cm. üzerinde frontal ve tempral kemiğin birleştiği kısımda bir adet delik bulunduğu, zehirlenme bulgusunun tespit edilemediği, ölümün ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin harabiyeti sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, cesetten 2 adet muhtemelen 7,65 mm. çaplı mermi çekirdeğinin ele geçirildiği,

Cesedin kimliğinin tespitine yönelik çalışmalar devam ederken, Malatya İl Jandarma Komutanlığının Nisan 2006 gün ve İSTH.3590-653-06/2256 sayılı yazısına dayanılarak, Yazıhan İlçe Jandarma Komutanlığı’nın 18.05.2006 tarih ve 2476 sayılı yazısı ile; haber elemanınca verilen bilgiye göre cesedin F.. K..’a ait olduğu, maktulenin para karşılığında erkeklerle birlikte olmasının ailesi tarafından hoş karşılanmadığı, kardeşi Mesut tarafından tabanca ile ateş edilerek maktulenin öldürüldüğü, haber elemanının kimliğinin açıklanmasını istemediği ve resmi olarak ifade vermeyeceğini söylediğinin belirtildiği,

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 20.05.2008 tarih ve 28348/853 sayılı raporu ile; maktulenin DNA profili ile anne ve babasının DNA profillerinin karşılaştırılması sonucu %99,99 ihtimalle İbrahim ve H.. K..’ın biyolojik olarak müşterek çocukları olabileceğinin belirtildiği,

Maktulenin kaybolmadan önceki tarihlerde kullandığı cep telefonu hattının incelenmesinde; en son görüşmesini 20.08.2003 tarihinde saat 22.29 itibariyle İ. K.adlı kişiyle yaptığı, bu şahıstan önce aynı gün 21.27, 21.53 ve 21.55 saatlerinde ise Müzbah Eğrik adına kayıtlı cep telefonu hattıyla görüşmeler yaptığı, Müzbah adlı kişinin 2006 yılı içerisinde öldüğü, İlhami adlı kişinin tanık sıfatıyla alınan beyanlarında ise maktuleyi bir arkadaşı vasıtasıyla tanıdığını, birkaç defa telefonla görüştüğünü, 2003 yılından sonra kendisiyle görüşmediğini, daha sonra da evlenerek İzmir’e gittiğini duyduğunu belirttiği,

28.07.2008 tarihli 156 Jandarma İmdat İhbar Kayıt Formunun incelenmesinde; S. K. adını veren kişinin, Y.-B.mağaralarında cesedi bulunan F.. K..’ı, eşi Mesut’un öldürdüğünü, bu olayı bildiği için eşinin kendisini öldürmek maksadıyla kendisini aradığını, bu yüzden Malatya’dan kaçarak bir yıldır İstanbul’da yaşadığını, eşinin gözaltına alınması durumunda ifade verebileceğini söylediğinin belirtildiği,

Sanık Mesut’la bir süre gayrı resmi birlikte yaşayan tanık S.. A.. 17.10.2008 tarihinde Polis merkezindeki ifadesinde; jandarmaya ihbarı kendisinin yapmadığını, Mesut’u 2003 yılında İstanbul’da tanıdığını, yaklaşık 2 yıl birlikte yaşadıklarını, kendisinden bir oğlu olduğunu, istemediği halde kendisini Malatya’ya götürdüğünü, bir süre sonra kaçarak Sivas İli Zara İlçesi’nde bulunan ailesinin yanına sığındığını, İstanbul’da bulundukları süre içerisinde bir gün Mesut’un sarhoş halde iken, ablasının kadın sattığı ve evine erkekleri aldığını öğrenmesi üzerine bunu gururuna yediremeyerek iki kurşun dizlerine, iki kurşun kollarına ve son kurşunu da alnının ortasına olmak üzere beş kurşunla ablasını öldürdüğünü söylediğini ve kendisini de tehdit ettiğini belirttiği, yargılama aşamasında talimatla alınan ifadesinde de benzer anlatımlarda bulunduğu; 2007 yılı içerisinde, şikayetçisi S.. A.. ve sanığı M.. K.., konusu Tehdit, Hakaret, Kötü Muamele ve İntihara Yönlendirme olan birçok soruşturma evrakının bulunduğu, bir kısmıyla ilgili kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirken, Tehdit suçundan M.. K.. hakkında kamu davası açıldığı,

05.08.2008 tarihinde gizli tanık olarak Cumhuriyet Savcısına ifade veren “T.. D..”; 2006 yılı Ocak ayı içerisinde X adlı kişiyle görüşmesinde, H.. Y..’la içki sofrasında konuştuklarını, Hüsnü’nün M.. K.. hakkında, onun delikanlı adam olduğunu ve fuhuştan hapis yatan kardeşi Feray’ı tabancayla öldürdüğünü söylediğini, Mesut’a bu durumu sorduğunda ise fuhuş yapmaktan vazgeçmeyen kardeşi Feray’ı ailece ödürme kararı aldıklarını, 3 yıl kadar önce öldürdüğünü söylediğini, ceset bulunduktan sonra jandarmaya durumu anlattığını belirttiği,

06.08.2008 tarihinde gizli tanık olarak Cumhuriyet Savcısına ifade veren “T.. B..”; 2-2,5 yıl önce Hüsnü ile birlikte alkol aldıkları bir sırada Hüsnü’nün, Mesut’un delikanlı ve gaddar biri olduğunu, kardeşi Feray’ı tabancayla öldürdüğünü söylediğini, askeri sevdiği için Hüsnü’nün anlattıklarını jandarmaya giderek anlattığını, çevrede Feray’ın fuhuş yaptığı konusunda söylentiler olduğunu belirttiği;

Sanık Mesut aşamalardaki benzer savunmalarında; üzerine yüklenen suçu kabul etmediğini belirterek, ablası Feray’ın önce Hikmet adlı kişiyle evlendiğini, bundan boşandıktan sonra İ. G. evlendiğini, evliliği devam ederken Ömer adlı kişiyle ilişki yaşadığını, 2002 yılında bu nedenle ablasıyla tartışıp bacağından bıçakladığını, bundan dolayı hakkında dava açıldığını, S.K. diye birini tanımadığını ancak S.. A..’la 6-7 yıl önce bir süre birlikte yaşadığını, 2005 yılında S.. A..’la görüşmesinde kendisinden bir çocuğunun olduğunu öğrendiğini, kendisinin olay nedeniyle arandığını ve ablasının cesedinin bulunduğunu İzmir’de başka bir olay nedeniyle karakola gittiğinde öğrendiğini, gizli tanıklardan Buzluk’un C.Ö.Dımdım’ın ise K.Y.olduğunu, Kasım Yıldırım’ın kendisi ve H.. Y.. hakkında uyuşturucu kullandıkları iddiasıyla ihbar ettiğini, C. Ö. ise ablası Feray hakkındaki konuşmaları yüzünden kendisini darp etmesi nedeniyle adı geçen tanıklarla arasında husumet bulunduğunu, S.. A..’ın ise çocuğu kendisine vermemek için iftira attığını, 2007 yılı Mart ayı içerisinde S. İli Z. İlçesinde silah yakalattığını, bu tarih öncesinde başkaca silahı bulunmadığını belirttiği,

Tanık C. Ö.24.12.2009 tarihli celsede anlatımında, konuyla ilgili bilgisi bulunmadığını söylediği; tanık Kasım Yıldırım ise aynı celsedeki anlatımında, 2006 yılı başlarında Malatya’ya döndüğünü, Feray’ın kardeşi Mesut tarafından öldürülerek cesedinin gömüldüğü yönünde söylentiler duyduğunu, ceset bulunduktan sonra sorduğunda Mesut’un kendisine fuhuş yapması nedeniyle kardeşini kendisinin öldürdüğünü söylediğini, jandarmayı arayarak cesedin F.. K..’a ait olduğunu kendisinin ihbar ettiğini söylediği, 18.02.2010 tarihli celsede ise tanık Kasım Yıldırım, önceki ifadesinin söylentilerden ibaret olduğunu, görgüye dayalı bilgisi bulunmadığını ve önceki anlatımını kabul etmediğini ifade ettiği,

C. Ö.yakını olan tanık A.S.Ö.24.12.2009 tarihli celsede, yeğeni C. Ö.Mesut’un 5-6 ay önce kendisini darp ettiğini, burnunu kırdığını, bu yüzden hakkında dilekçe verdiğini söylediğini belirttiği,

Cesetten elde edilen iki adet 7,65 mm. çaplı mermi çekirdeğinin, sanık Mesut’un daha önce yakalattığı tabancadan atılmadığının belirlendiği anlaşılmakla;

Her ne kadar maktulenin kullandığı cep telefonu hattı ile en son görüşmesinin 20.08.2003 tarihinde yaptığından hareketle suç tarihinin 20.08.2003 olduğu kabul edilmiş, tanıklar Sultan, Kasım ve C.Ö. anlatımları, olay yeri tespit tutanağı ve otopsi raporu içeriğine göre, sanık Mesut’un kardeşi Feray’ı fuhuş yaptığı gerekçesiyle ele geçirilemeyen ruhsatsız tabancayla ateş ederek öldürdüğü ve daha sonra cesedi mağaraya attığı kabul edilerek adı geçen sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;

Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkûmiyetinin yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması ve bu ispatın hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği, ceza yargılamasında mahkûmiyet hükmünün büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği, adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolunun da bulunmadığı gözetilerek;

20.08.2003 tarihi öncesi veya sonrasında maktulenin başka telefon hatları kullanma ihtimalinin bulunması, tanıklar Sultan, Kasım ve Cumali ile sanık arasında husumet bulunduğuna ilişkin savunmanın aksinin kanıtlanamaması, sanığın yüklenen suçu işlediğine ilişkin sanıkla irtibat kurulmasını sağlayacak her hangi bir maddi bulgunun tespit edilememesi, sanığın savunmasının aksine cezalandırılmasına yeterli her türlü şüphede uzak kesin ve inandırıcı kanıtların bulunmaması karşısında sanığın beraati yerine, dosya kapsamına uygun düşmeyen soyut gerekçeyle yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,

Kabule göre de; 765 sayılı TCK. lehe kabul edilerek uygulama yapıldığına göre; suç eşyalarının aynı yasanın 36. maddesi yerine 5237 sayılı TCK.nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine, tutuklulukta geçirilen sürenin ise 765 sayılı TCK.nun 40. maddesi yerine 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca mahsubuna karar verilerek karma uygulama yapılması,

Yasaya aykırı olup, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, resen de temyize tabi hükmün değişik gerekçeyle tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sanığın tahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal

tahliyesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına 25.10.2011 gününde Sayın Üye Eyüp Karataş'ın sanığın üzerine yüklenen öldürme suçunun sübut bulduğu yönündeki karşı görüşü ve oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY:

Sanık M.. K..’ın, ablası maktule Feray’ı başka erkeklerle para karşılığı fuhuş yaptığı gerekçesi ile 2002 yılında bıçakla bacağından yaraladığı, maktule Feray’ın yaşadığı bu hayatı terk etmemesi üzerine sanığın 20/08/2003 tarihinde elde edilemeyen silah ile ateş ederek öldürdüğü, maktulenin cesedinin 20/04/2006 tarihinde M. ili, Y. İlçesi, B. Köyü, Dımdım Mağarasında bulunduğu, sanığın bir müddet birlikte yaşadığı çocuğunun annesi tanık E.A. ile gizli tanıkların beyanları, sanığın ablası maktuleyi 2002 yılında yaşadığı hayat nedeni ile bıçakla bacağından yaraladığına dair beyanı ve dosya kapsamı ile anlaşıldığından, sanığın mahkumiyetine karar veren yerel mahkemenin kararı yerinde olduğundan, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

25.10.2011 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık M.. K.. müdafii Avukat ... yokluğunda 27.10.2011 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.