Yargıtay - İdare Dava Daireleri Kurulu

2021/783 Esas 2021/2028 Karar
Karar Tarihi: 25.10.2021
Yargıtay

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/783 E.  ,  2021/2028 K.

'İçtihat Metni' T.C.

D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No : 2021/783

Karar No : 2021/2028

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... (Mülga ... )

VEKİLİ : ...

2- ... Bakanlığı

VEKİLİ : ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 18/11/2020 tarih ve E:2018/3251, K:2020/5058 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacının Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 18/11/2020 tarih ve E:2018/3251, K:2020/5058 sayılı kararıyla;

Dairelerinin 29/11/2012 tarih ve E:2012/6224, K:2012/6192 sayılı davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/10/2017 tarih ve E:2015/2124, K:2017/3151 sayılı kararı ile, davacının manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine, bozma kararına uyularak;

Manevi tazminatın, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle hükmedilen bir tatmin aracı niteliğinde olduğu, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği açık olmakla birlikte, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olması gerektiği,

Bu bağlamda, davacının halen Almanya'ya dönemediği, herhangi bir ikametgahı bulunmadığı ve sokakta yaşadığı, Baro tarafından görevlendirilen bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettiği dikkate alındığında, yurda dönmüş olmasına ve ardından tutuklanmasına rağmen yurda dönmediği gerekçesiyle vatandaşlığının kaybettirilmesi ile başlayan olayların ve sonuçlarının davanın açıldığı tarihte de devam ettiğinin anlaşıldığı,

Bu durumda, davalı idarelerin davacının zarara uğramasına neden olan eylemlerinin ağır hizmet kusuru niteliğinde olduğu ve davacının zararının bugüne kadar artarak devam ettiği gözetildiğinde, 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin tamamının kabulü gerektiği sonucuna varılmakla birlikte; anılan tazminat tutarının davacı lehine hükmedilen 50.000,00 TL'lik kısmı kesinleştiğinden, arta kalan kısım olan 50.000,00 TL yönünden de ayrıca tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu,

Öte yandan, Dairelerinin 29/11/2012 tarih ve E: 2012/6224, K:2012/6192 sayılı kararının 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/10/2017 tarih ve E:2015/2124, K:2017/3151 sayılı kararıyla bozulması nedeniyle, anılan Daire kararının, reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden idareler lehine hükmedilen toplam 11.500,00 TL vekalet ücretinden manevi tazminatın kısmen reddi dolayısıyla hükmedilen 5.750,00 TL'lik kısmının da davadaki haklılık oranı değiştiğinden taraflar yönünden haklılık oranına göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yeniden hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle,

Davacının 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne ve bu miktarın dava tarihi olan 16/03/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, hükmedilen manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.300,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere ödenmesine, netice itibarıyla bakılan dava 50.000,00 TL maddi tazminat istemi yönünden ret, 100.000,00 TL manevi tazminat istemi yönünden ise kabul ile sonuçlandığından, toplam 453,30 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1/3'ü olan 151,10 TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, toplam miktarın 2/3'ü tutarındaki kalan 302,20 TL'nin davalı idareler üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, zararın oluşumunda davacının kusurlu davranışının etkisi olduğu, usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, zararın oluşumunda davacının kusurlu davranışının etkisi olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, manevi tazminata faiz yürütülemeyeceği, Daire kararının aleyhlerine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının daha önce onanarak kesinleşmesi nedeniyle bozulan kısım olan 50.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat istemi yönünden yeniden yapılan yargılamada, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden yeniden avukatlık ücreti hesaplanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden İçişleri Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Dava, davacının Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesinin 29/11/2012 tarih ve E: 2012/6224, K:2012/6192 sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat isteminin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile manevi tazminatın dava tarihi olan 16/03/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce yarı yarıya davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, hükmedilen manevi tazminat üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.750,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden yarı yarıya alınarak davacıya verilmesine, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi ve manevi tazminat üzerinden hesaplanan toplam 11.500,00 TL (maddi tazminat için 5.750,00 TL + manevi tazminat için 5.750,00 TL) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak yarı yarıya davalı idarelere verilmesine hükmedilmiştir.

Daha sonra, Kurulumuzun 18/10/2017 tarih ve E:2015/2124, K:2017/3151 sayılı kararı ile, anılan Daire kararının manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmının bozulması, maddi tazminat isteminin reddi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davacıya ödenmesine ilişkin kısmının onanması üzerine, bozma kararına uyularak bozulan kısım yönünden yeniden yapılan yargılama sonucunda temyize konu karar ile, davacının 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.300,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere ödenmesine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun'un 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;

'a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması' sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, 'Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır.' hükmüne yer verilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/10/2017 tarih ve E:2015/2124, K:2017/3151 sayılı kararında belirtilen bozma gerekçesi göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.

Ancak, 29/11/2012 tarih ve E:2012/6224, K:2012/6192 sayılı Daire kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının Kurulumuzun 18/10/2017 tarih ve E:2015/2124, K:2017/3151 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi nedeniyle bu kısım nedeniyle hükmedilen vekalet ücretinin de kesinleştiği, kararın bozulan kısmı yönünden yeniden yapılacak yargılamada kesinleşen kısma ilişkin olan vekalet ücretinin yeniden incelenemeyeceği, vekalet ücreti yönünden, sonuç itibarıyla reddedilen maddi tazminat üzerinden ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesi, hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat üzerinden ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.750,00 TL ve yine temyize konu karar ile hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.300,00 TL olmak üzere toplam 13.050,00 TL (mükerrer ödeme yapılmamak şartıyla) avukatlık ücretinin davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Bu durumda, söz konusu maddi hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu Daire kararının 3 numaralı hüküm fıkrasındaki, 'Reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere ödenmesine,' ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kaldırılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.Yukarıda özetlenen gerekçeyle davacının 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne ve bu miktarın dava tarihi olan 16/03/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, hükmedilen manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 7.300,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere ödenmesine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 18/11/2020 tarih ve E:2018/3251, K:2020/5058 sayılı kararının, 'Reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere ödenmesine,' ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması suretiyle düzeltilerek ONANMASINA,

2. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2021 tarihinde esası yönünden oybirliği, vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-Olayda, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanarak davalı idareler lehine hükmedilen vekalet ücretinin kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden bu hususta hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar' başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine yönelik uyuşmazlığın, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, 'yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık' kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmadığı, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren 'hukuka aykırılık' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Onuncu Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenle, davalı idarelerin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Daire kararının davalı lehine vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.