Yargıtay - 14. Ceza Dairesi

2015/6962 Esas 2015/10989 Karar
Karar Tarihi: 25.11.2015
Yargıtay

14. Ceza Dairesi         2015/6962 E.  ,  2015/10989 K.

'İçtihat Metni'Tebliğname No : 14 - 2014/166301

MAHKEMESİ : Kozan Ağır Ceza Mahkemesi

TARİHİ : 14.03.2014

NUMARASI : 2011/226 Esas, 2014/102 Karar

SUÇ : Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, (sanık H... A...); çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanık E...); özel hayatın gizliliğini ihlal, cinsel taciz (sanık F... C... ile suça sürüklenen çocuk S...); cinsel taciz, şantaj (suça sürüklenen çocuk K... E...); çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal (suça sürüklenen çocuk H...); çocuğun nitelikli cinsel istismarı (suça sürüklenen çocuk A...)

İlk derece mahkemesince verilip kısmen re' sen de temyize tabi hükümlerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi ve sanık H... A... ile suça sürüklenen çocuk A... müdafilerince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 18.11.2015 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık H... A... ve suça sürüklenen çocuk A... müdafilerine çağrı kağıdı gönderilmişti.

Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından B... E... hazır olduğu halde oturum açıldı.

Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnamelere dayanarak sanık A.. A.. adına gelen Av. H.. Ö.. ve sanık H.. A.. adına gelen Av. S... B... ile Av. O.. T.. huzura alınarak duruşmaya başlandı.

Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanıklar A.. A.. ve H.. A.. haklarında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.

Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.

Sanıklar müdafileri temyiz layihalarını açıklayarak savunmalarda bulunup müvekkilleri haklarındaki hükümlerin BOZULMASINI istediler.

Sanık H.. A.. müdafii Av. S... B... 5 sayfalık yazılı savunma dilekçesi ile ekinde Yargıtay 14. Ceza Dairesine ait bir kısım kararlar sundu. Alındı, okundu, dosyasına konuldu.

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.

Son sözleri sorulan sanıklar müdafileri savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 02.12.2015 Çarşamba günü saat 13:30'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.

Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.

28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilerek dosya incelendi.

Suça sürüklenen çocuk H... müdafiin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme istemi ile sanık E... müdafiin hükmolunan ceza miktarı itibariyle yerinde görülmeyen duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince reddiyle adı geçenler yönünden incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Suça sürüklenen çocuklar A...,H... ile K... E... haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve suça sürüklenen çocuk K... E... hakkında ayrıca 12.08.2011 günü tanık M...'in evinde bulunduğu sırada sanık H... A... ile suça sürüklenen çocuklar A... ve H...'in suç tarihinde ondört yaşı içerisinde bulunan mağdureye basit ve nitelikli cinsel istismarda bulunmalarını cep telefonu ile kaydetmesi eyleminden dolayı TCK'nın 226/3-c.1 maddesi gereğince zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılması mümkün görülmüş ve suça sürüklenen çocuk H...'le ilgili olarak aynı tarihte mağdurenin H... A... ile A... tarafından cinsel istismara maruz bırakılmasına ait görüntüleri cep telefonuyla kaydetmesinden dolayı kamu davası açılmış ise de mahkemece bu hususta hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, zamanaşımı süresi içerisinde H... hakkında eylemine uyan TCK'nın 226/3-c.1, 31/3. maddeleri gereğince hüküm kurulabileceği kabul edilmiştir.

Sanık E... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suça sürüklenen çocuk S... ile sanık F... C... haklarında cinsel taciz suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile suça sürüklenen çocuk K... E... hakkında cinsel taciz suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile şantaj suçundan verilen beraat kararının incelenmesinde;

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, beraati ve sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık E... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı; sanık H... A... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, suça sürüklenen çocuk Ahmet hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve suça sürüklenen çocuk H... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve şantaj suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık H... A...'in 2010 yılı aralık ayında tanışıp arkadaş olduğu ondört yaşındaki mağdure ile ay sonunda bir gün gittikleri evde cebir tehdit veya hile olmaksızın cinsel ilişkiye girmesinin ardından izleyen zaman içinde gerek telefonla gerekse facebook üzerinden mağdureyle görüşmeyi sürdürdüğü ve 2011 yılı mayıs veya haziran ayında bir gün mağdure ile tanık M...'in evinin dışındaki tuvalette bir araya gelen sanığın en son 12.08.2011 günü de kuzenleri olan suça sürüklenen çocuklar A..., H..., K... E...'le birlikte aynı evde buluştuğu mağdure ile tekrar cinsel ilişkiye girdiği tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, mevcut haliyle bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde mağdureye karşı birden ziyade nitelikli cinsel istismarda bulunan H... A...'in eylemlerine uyan TCK'nın 103/2-6, 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, anılan eylemler arasında fiili kesinti olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde 2010 yılı aralık ayı ile 12.08.2011 tarihindeki nitelikli cinsel istismar eylemlerinden dolayı sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması,

Sanık E...'ın 2011 yılı başlarında işyerinde cinsel maksatla alıkoyduğu mağdureyle cinsel ilişkiye girmesi olayı ile ilgili olarak mağdure hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 27.05.2013 günlü, 2036 sayılı raporda sanıklar E... ile H... A...'in değişik tarihlerde gerçekleştirdikleri nitelikli cinsel istismar eylemlerinden dolayı mağdurenin ruh sağlığının ayrı ayrı bozulduğunun bildirilmesi karşısında, E... hakkında TCK'nın 103/2. maddesi ile belirlenen temel cezanın koşulları oluştuğu halde aynı Kanunun 103/6. maddesi arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması neticesinde eksik ceza tayini,

Hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü,29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma ile dosya içerisinde bulunup heyetçe izlenen cd görüntü kayıtlarına göre sanık H... A... ile suça sürüklenen çocuklar H..., A... ve K... E...'ün 12.08.2011 günü tanık M...'in boş evinde mağdureyle bir araya gelmesinin ardından grup halinde cinsel ilişkiye girme teklifini kabul eden mağdurenin bir yandan H... A...'le vajinal yoldan ilişkiye girerken diğer yandan başında duran A...'in ereksiyon halindeki cinsel organını tutarak oynadığı sırada K... E...'le H...'in cep telefonlarıyla görüntü kaydı yaptıkları ve H... A...'in ilişki sonrası yana geçmesinin ardından onun yerini alan H...'in mağdureyle vajinal yoldan ilişkiye girdiği sırada yan tarafta oturan H...'in mastürbasyon yaptığı ve K... E...'ün de cep telefonuyla bu ilişkiyi kaydetmesinden sonra H...'in başka bir tarihte yolda karşılaştığı mağdureye kendisiyle tekrar ilişkiye girmediği takdirde elindeki görüntü kaydını internete vereceğini söyleyerek şantaj yaptığı tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, mağdureye karşı cebir tehdit veya hile kullanılmaksızın H... A..., H... ile A...'in ayrı ayrı basit ve nitelikli cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdikleri sabit olduğundan, mevcut haliyle suça sürüklenen çocuk A...'in mağdure ile organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiğine dair cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle çocuğun basit cinsel istismarı suçundan eylemine uyan TCK'nın 103/1, 31/3. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı TCK'nın 103/2-3, 31/3.maddeleri ile hüküm kurulması,

Sanık H... A... ile suça sürüklenen çocuk H... haklarında TCK'nın 103/2. maddesinden tayin edilen temel cezaların koşulları oluşmadığı halde aynı Kanunun 103/3. maddesi ile arttırılması sonucunda fazla ceza belirlenmesi,

Suça sürüklenen çocuk H... hakkında şantaj suçundan dolayı TCK'nın 107/1. maddesi gereğince ceza tayin edilirken anılan maddede hapis cezasının yanında adli para cezası da bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde sadece hapis cezasına hükmedilmesi neticesinde eksik ceza tayini,

Sanık F... C... ile suça sürüklenen çocuklar H... ve S... haklarında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ve sanık H... A... hakkında cinsel taciz suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma ile dosyada bulunup heyetçe izlenen görüntü kayıtları incelendiğinde, sanık F... C... ile suça sürüklenen çocuk S...'ın 12.08.2011 günü M...'in evinde H... A..., H..., A..., K... E... ve mağdureyle birlikte aynı ortamda bulunup ellerindeki cep telefonlarıyla cinsel ilişkileri kaydetmek suretiyle üzerlerine atılı suçları işledikleri hususunda soyut iddia dışında cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, F... C... ile S...'ın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,

Suça sürüklenen çocuk H...'in 12.08.2011 tarihinde M...'in evinde mağdure ile cinsel ilişkiye girmeden önce cep telefonuyla sanık H... A... ile suça sürüklenen çocuk A...'in mağdureye nitelikli ve basit cinsel istismarda bulunmalarını kaydetmesinin ardından başka bir tarihte kendisiyle tekrar cinsel ilişkiye girmediği takdirde elinde bulunan görüntü kayıtlarını internete vereceğini söyleyerek şantaj yaptığı mağdurenin olumsuz yanıt vermesi üzerine eylül ayında anılan görüntüleri internete vermek suretiyle yayımladığı anlaşıldığından, söz konusu kaydı internete yükleme eyleminden dolayı TCK'nın 226/5,31/3. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek TCK'nın 134/2. maddesinden hüküm kurulması,

Sanık H... A... hakkında cinsel taciz suçundan kurulan hükümle ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararında vurgulandığı gibi 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesi gereğince bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesinin o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, buna karşılık sanık hakkında düzenlenen 20.10.2011 tarihli iddianamede H... A...'in 2011 yılı ocak veya şubat ayında bir gün diğer sanık E...'ın işyerinde alıkoyup zorla cinsel ilişkiye girdiği mağdureye karşı ayrıca cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunmak suretiyle cinsel tacizde bulunduğu hususunda açıklamada bulunulmaması karşısında hakkında cinsel taciz suçundan açılmış ayrı bir kamu davası bulunmadığı gözetilmeden ayrıca bu suçtan da mahkûmiyetine hükmedilmesi,

Kanuna aykırı, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları ile sanık H... A... ve suça sürüklenen çocuk A... müdafilerinin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

25.11.2015 tarihinde verilen işbu karar 02.12.2015 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından K... M... hazır olduğu halde sanık H.. A.. müdafii Av. S... B...'ün yüzüne karşı tefhim olundu.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.