Yargıtay - 12. Ceza Dairesi

2020/12126 Esas 2022/3374 Karar
Karar Tarihi: 26.04.2022
Yargıtay taksirle öldürme

12. Ceza Dairesi         2020/12126 E.  ,  2022/3374 K.

'İçtihat Metni'Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle öldürme

Hüküm : TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafileri ve mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafilerinin oluşa, kusura, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına ve sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, mahalli Cumhuriyet savcısının olası kast unsurlarının bulunduğuna ilişkin temyiz itirazının kabulü ile;

Olay tarihinde, Ardeşen ilçesi Gündoğan köyündeki bir akrabasının kına gecesine katılan sanık ...'in, aşamalardaki beyanları ile sabit olduğu üzere, yanında Sig Sauger marka P 226 model tabancasının bulunduğu kına merasimi süresince zaman zaman silah ile ateş ettiği, tanık beyanlarına göre tören bitimine müteakip köyün erkeklerinin son bir horon oynamak için çay alım yeri olarak tabir edilen törenin yapıldığı açık hava kısımda toplandıkları, söz konusu bu alanda konuklar için sandalyelerin dizili olduğu, bir ara horona kalkan ...'nun horon bitiminden önce yerine geçtiği, horon bitiminde, sanığın ve tanıkların aşamalardaki beyanlarına göre, sanık ...'in ölenin yakınında bulunduğu sırada havaya ateş etmesi sonrası ...'nun vurulduğu, tanık ...'in aracı ile hastaneye kaldırılırken yolda vefat ettiği ve Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 27/08/2010 tarihli otopsi raporunda 'kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ ile büyük damar harabiyetinden gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu'nun bildirildiği olayda;

Tanıklar ..., ... ve ...'in soruşturma aşamasında alınan beyanlarında, horon bittikten sonra sanığın havaya beş altı el ateş ettiğini belirttikleri, tanıklar Hüseyin ve ...'in beş altı el silah sesi sonrası bir el daha silah sesi duyduklarını ve bu sesin peşi sıra ölen ...'nun eşinin abiniz vuruldu diye bağırmaya başladığını duyduklarını beyan ettikleri ve tanık ... ile ...'in sanığın 'ben vurabildim' şeklinde söylendiğini beyan ettikleri, tanıklardan Hüseyin'in ayrıca sanığın silahının tutukluk yaptığını çevredekilerden duyduğunu beyan etmesinin tanıkların ayrı ayrı verdikleri beyanlarındaki beş altı el silah sesi akabinde duyulan bir el silah sesi ile uyumlu olduğu, sanığın aşamalardaki beyanlarında horonun bitiminde havaya ateş ettiğini kabul ettiği, 08/08/2010 tarihli jandarma tarafından düzenlenen istihbari çalışma tutanağında kayıt altına alınan bilgilerde sanığın olay öncesi ölenin sağında oturduğu beş altı el ateş ettiği silahının tutukluk yapması üzerine şarjörünü çıkardığı esnada silahın patladığının belirtildiği, tanıklardan ...'in soruşturma aşamasındaki beyanlarında ...'in olayı kendisine aktarırken Hamit Kadıoğlun'u vuranın ... olduğunu, olay sonrası ben vurabildim, ben vurdum şeklinde sözler söylediği esnada Ahmet'in sanığın ağzını kapattığını, suçun üstlenilmesinin kendilerinden talep edileceğinin konuşulduğu bilgisini verdiğini beyan ettiği anlaşılmakla,

Olay yerinden alınan boş kovanlar ve çekirdekler ile şüpheliden elde edilen 9 mm çapında Sig Sauer marka P 226 model tabanca üzerinde yaptırılan kriminal incelemede, Ankara Jandarma Genel Komutanlığının 16/09/2010 tarihli raporu ile olay yerinden alınan 6 adet deforme mermi çekirdeğinin şüpheliden temin edilen silahtan atıldığının ve 06/09/2010 tarihli uzmanlık raporunda ise ölenin üzerinden çıkan kıyafetler üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucu hazırlanan raporda, gömlek üzerinde bulunan delinme bölgesi etrafında atış artıklarına rastlanmadığının bu sebeple yapılan atışın uzak atış olduğunun belirtildiği, Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 27/08/2010 tarihli otopsi raporunda kişinin vücudunda öldürücü nitelikte 1 adet ateşli silah giriş yarası mevcut olduğunun, ateşli silah ürününün vücut içersinde yaklaşık aynı seviyede sağdan sola, önden arkaya seyir izlediğinin tespit edildiği,

Bozma üzerine dosyanın tevdii ile düzenlenen 21/09/2015 tarihli üçlü heyetten oluşan bilirkişi raporunda keşif esnasında hazır edilen görgü tanıklarının anlatımları sonucu hazırlanan, sanığın ve ölenin oturma yerlerini gösterir krokilerden anlaşıldığı üzere tanıkların beyanlarının birbirlerine yakın olduğu ve sanığın ölenin çaprazına denk düşecek şekilde oturduğu, 29/02/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda ise, sanığın beyanları ile de sabit olduğu üzere, atış esnasında ayakta olduğunun, ayakta ateş ettiği bu halde de oturduğu sandalye ile arasında 10-20 cm boşluk bulunacağı ve yine sanığın ölenin çaprazına denk geleceğinin, sanık ile ölenin en ufak vücut hareketlerinin dahi atış açısının değişmesine sebebiyet vereceğinin ancak traje izinden hareketle sanık kolunun havaya ateş eder şekilde olması durumunda ...'nu vurma ihtimalinin olmadığının fakat silahı tutukluk yapan birinin veya silahının şarjörünü çıkarmak için uğraşan birinin silahının ateş edebileceğini bundan dolayı ...'nu ve olay yerindeki başkaca şahısları da yaralama ihtimalinin bulunduğunun belirtildiği dikkate alınarak,

Olası kast TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında; “Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâli” biçiminde tanımlanmış, fıkra gerekçesinde ise; “Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.” şeklinde, olası kastın uygulanma şartları belirtilmiştir. Öğretide de, olası kastın suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceği, ciddi bir şekilde mümkün görülmesine rağmen, fiilin işlenmesi suretiyle tipikliğin gerçekleşmesi şeklinde tanımlanmıştır. (Koca/Üzülmez; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler; 4. Baskı; sh. 152.)

Fail, hareketinden doğacak sonuçları bilerek ve isteyerek hareket etmişse kast gerçekleşmiştir. Buna karşılık, fail belli bir sonucu gerçekleştirmek üzere hareket ederken, bunun yanında başka sonuçların meydana gelmesini de göze almış ve bu sonuçlar da gerçekleşmişse, failin bu sonuçlar açısından da kasten hareket ettiği kabul olunur. Çünkü fail, asıl kastettiğinden başka, hareketinden doğacak diğer sonuçları tahmin ettiği veya öngördüğü halde hareketini devam ettirmiştir. Dolaylı kast olarak adlandırılan bu kast türüne, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı veya dolus eventualis de denilmektedir. (Nur Centel, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 2.Bası, s.349, Artuk-Gökcen -Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, s.597 vd.), (Ayhan Önder, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt.2, s. 293 vd, Uğur Alacakaptan, Suçun Unsurları, s.139 vd., Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.312 vd.)

İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmanın, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.

Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,

a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

b) Hareketin iradiliği,

c) Neticenin iradi olmaması,

d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,

e)Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi şeklinde belirtilmiştir.

Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 8.1.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza ... arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur. Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir.

Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.

Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir. Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir.

Yasada, taksirin bir türü olarak düzenlenmiş bulunan bilinçli taksir esas itibariyle olası kastın sınırlarını daraltıcı bir işlev görmektedir. Bu nedenle, olası kastın anlamı ve sınırları belirlenmeden, bilinçli taksirin kapsamının tayini mümkün değildir. Olası kast ve bilinçli taksir öngörme unsuru itibariye örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılmaktadır. Olası kastı bilinçli taksirden ayıran özellik, mümkün yada muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi, failin öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket etmesidir. Başka bir anlatımla, fail öyle yada böyle herhalde hareketi gerçekleştirirdim diyorsa olası kast, neticenin gerçekleşeceğini bilseydim hareketi gerçekleştirmezdim, diyorsa bilinçli taksir söz konusudur.

Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin hali ile bir tutulamayacağından, neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.

Buna göre, yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleyen somut olayda, sanık ...'in kına töreni esnasında kendisine ait 0752117 seri numaralı sig sauer marka 9 mm mermi atan tabancası ile tanık beyanları ile sabit olduğu üzere beş altı el ateş ettiği akabinde silahının tutukluk yapması ile silahının patladığı ve ...'nu vurduğu kabul edildiğinde, sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de; sanığın ateşlediği mermilerin civarda bulunan kişilere hatta havaya yükselen mermi çekirdeğinin yorgun mermi olarak düştüğü sırada herhangi bir kimseye isabet etme ihtimalinin bulunduğu, kına gecesinde rastgele ateş eden sanığın göze aldığı, kabullendiği ve kayıtsız kaldığı netice, ateşlediği mermi çekirdeğinin civarda bulunan herhangi birisine isabet etmesi, bu kişinin de ölmesi veya yaralanması olup, sanığın sorumluluğu meydana gelen muhtemel neticenin ağırlığına göre, yani bir kişinin ölümü neticesine göre belirlenmesi gerektiğinden; buna göre, kına merasimi esnasında, kına gecesi kalabalığı dağılmaya başlamış olsa dahi tanık anlatımları ile sabit olduğu üzere horon bitimine müteakip horon dağılırken meydana gelen olayda, sanığın elindeki elverişli tabancayla ve tabancanın etki alanı içerisinde çok sayıda insan bulunan merasim alanında rastgele ateşlediği mermilerden birinin, çevrede bulunan kişilerden birisine de isabet edebileceğini, bu durumda muhtemel bazı neticelerin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen, neticeyi önlemek adına herhangi bir çaba sarf etmediğinin ve bu suretle muhtemel neticeyi kabullenerek fiili gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemini olası kast ile öldürme suçunu işlediği ve olası kast hükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek, bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafileri ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.