Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2020/4968 Esas 2021/9134 Karar
Karar Tarihi: 26.05.2021
Yargıtay kasten öldürmeye teşebbüs kasten yaralama

1. Ceza Dairesi         2020/4968 E.  ,  2021/9134 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Kasten Yaralama,

Hakaret, Tehdit

HÜKÜMER : 1) Sanık ... hakkında;

a) Mağdur ...’e karşı, “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 81/1, 35/2, 29, 62, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile mahkumiyet ve tekerrür,

b) Mağdur ...’e karşı, “kasten yaralama” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 62, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile mahkumiyet ve tekerrür,

2) Sanık ... hakkında;

a) Mağdur ...’e karşı, “kasten yaralama” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 62, 52/4. maddeleri uyarınca doğrudan verilen 3.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet,

b) Mağdur ...’e karşı, “tehdit” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümle, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet,

c) Mağdur ...’e karşı, “hakaret” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 125/1, 125/4, 62, 52/4. maddeleri uyarınca doğrudan verilen 1.750,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;

Gereği görüşülüp düşünüldü;

... Cumhuriyet Başsavcısığınca tanzim olunan, 14/10/2015 tarih, 2015/5873 Soruşturma, 2015/2022 Esas ve 2015/199 İddianame numaralı iddianame ile sanık ... hakkında, mağdur ...’e karşı “hakaret” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 125/1, 125/4. maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı; resmi nüfus kaydına göre 13/12/1993 tarih doğumlu olup, suç tarihinde medeni hakları kullanmaya tam ehliyetli olan mağdur ...’in, 01/03/2016 tarihli celsede kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiği; 5237 sayılı TCK’nin 131/1. maddesinde “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.” şeklindeki düzenlemeye yer verildiği gözetildiğinde, sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 73. maddesinde belirtilen usul izlenerek bir karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla, 5237 sayılı TCK’nin 125/1, 125/4, 62, 52. maddelerinin tatbiki ile;

Yine sanık ... hakkında mağdur ...’e karşı “basit kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e. 35. maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, oluş ve dosya kapsamına göre adı geçen sanığın, tanık beyanlarına göre 15 cm büyüklüğünde olduğu anlaşılan tuğla parçasını mağdur ...'e doğru attığı, mağdurun sakınması nedeniyle sonucun gerçekleşmediği, bu haliyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, esas hakkındaki mütalaa ile de adı geçen sanığın bu eylemi yönünden TCK’nin 86/2, 86/3-e. 35, 53. maddeleri gereği cezalandırılmasının talep olunduğu gözetilerek, sanığa iddianamede belirtilen “5237 sayılı TCK’nin 35. maddesinin tatbik olunmaması” ihtimaline binaen, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı da tanınmaksızın, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 62, 52/4. maddelerinin tatbiki ile hüküm tesisi yoluna gidilerek;

Her iki suç yönünden, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olup karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereği temyiz kanun yoluna tabi olmayan adli para cezaları ile mahkumiyetlere ilişkin hükümler tesis edilmiş ise de bu hususlarda olağanüstü kanun yoluna başvurularak bahse konu hukuka aykırılıkların giderilmesi mümkün görülmüştür.

1) Sanık ... hakkında, mağdur ...’e karşı “hakaret” ve “kasten yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarları itibariyle, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,

2) Sanık ... hakkında mağdur ...’e karşı “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Sanığın eylemi neticesinde mağdur ...’te meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu ... Şube Müdürlüğünce tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 16.09.2015 tarihli adli muayene raporunda, bahse konu yaralanmanın, göğüs ve batın boşluklarına nafiz olup, diyafram ve karaciğer onarımlarına neden olduğunun belirtilmesi karşısında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 35/2. maddesinde “9 yıldan 15 yıla kadar” şeklinde belirtilen oranlar arasında makul ve hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından;

Sanık hakkında kurulan hükümde, ilk haksız hareket hareketin kimden geldiğinin belirlenemediğinden bahisle sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığının belirtilmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihi, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK'nin 3. maddesinde belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” de nazara alınarak, asgari oranda (¼) indirim uygulanması gerekirken; yazılı şekilde (½) oranında indirim uygulanmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından;

Mağdur ...’in, 01/03/2016 tarihli celsede kimseden şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, müşteki sıfatının bulunmadığı gözetilmeyerek, gerekçeli karar başlığında “müşteki” sıfatıyla yer verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin CMK'nin 232/2-b. maddesine muhalefet edilmesi, mahallinde telafisi mümkün yazım hatası olarak kabul edildiğinden;

Bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayininde, suçun sübutunun kabulünde, takdiri indirim sebeplerine dayalı cezayı azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecelerinin takdiriyle ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, meşru müdafaaya ve suç vasfına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/7. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasında, 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilen paragraftan sonra gelmek üzere “5237 sayılı TCK'nin 58/7. maddesi uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” şeklindeki paragrafın hükme eklenmesi ve takip eden paragrafların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle hükmün, isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3) Sanık ... hakkında, mağdur ...’e karşı “kasten yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayininde, suçun sübutunun kabulünde, takdiri indirim sebeplerine dayalı cezayı azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecelerinin takdiriyle ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

a) Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin gerekçede, “Olayın hangi tarafın haksız eylemi ile başladığının tespit edilememesi durumunda sanıklar lehine değerlendirilmesinin gerekli olduğu anlaşılmakla;” şeklindeki açıklamaya yer verilerek sanık hakkında tesis olunan hükümde 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinin uygulanacağına ilişkin kanaat açıklandığı halde, hüküm fıkrasında 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e ve 62. maddeleri gereği belirlenen ceza miktarı üzerinden haksız tahrik hükümlerinin uygulamasına yer verilemeyerek hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye yol açılması,

Kabule ve uygulamaya göre de;

b) Mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/7. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

c) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni neticesi olarak uygulanmasına karar verilen, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde yer alan hak yoksunlukları yönünden, hükümden sonra, 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin eklenmiş olması gözetilerek, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,

4) Sanık ... hakkında, mağdur ...’e karşı “tehdit” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, yargılama konusu suç sebebiyle hükmolunan hapis cezası yönünden 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmeyerek, kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nin 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi suretiyle sonuç ceza adli para cezası olduğundan tekerrür hükümlerinin uygulanamamasına yol açılmış olması, aleyhe temyiz blunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayininde, suçun sübutunun kabulünde, takdiri indirim sebeplerine dayalı cezayı azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecelerinin takdiriyle ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın, beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

a) Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin gerekçede, “Olayın hangi tarafın haksız eylemi ile başladığının tespit edilememesi durumunda sanıklar lehine değerlendirilmesinin gerekli olduğu anlaşılmakla;” şeklindeki açıklamaya yer verilerek sanık hakkında tesis olunan hükümde 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinin uygulanacağına ilişkin kanaat açıklandığı halde, hüküm fıkrasında 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümle ve 62. maddeleri gereği belirlenen ceza miktarı üzerinden haksız tahrik hükümlerinin uygulamasına yer verilemeyerek hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye yol açılması,

Kabule ve uygulamaya göre de;

b) 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.