Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2017/816 Esas 2021/183 Karar
Karar Tarihi: 29.04.2021
Yargıtay

Ceza Genel Kurulu         2017/816 E.  ,  2021/183 K.

'İçtihat Metni'

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 13. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Sayısı : 893-240

Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...'in TCK'nın 38. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 142/1-a, 143, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 08.10.2013 tarihli ve 71-597 sayılı hükmün, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesince 21.10.2015 tarih ve 29428-16145 sayı ile;

'Yaşının küçük olması nedeniyle ayrı soruşturma yürütülen ... hakkındaki dosya ile bu dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması ve ilgili dosyaların birlikte incelenmesinde zorunluluk bulunduğunun anlaşılması karşısında, Oğuzhan Öztürk hakkındaki dosya derdest ise dosyaların birleştirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi; karara çıkmış ise ilgili dosyadaki delillerin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde bu dosya içerisine konulmasından sonra, tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 29.03.2016 tarih ve 893-240 sayı ile; 'Sanık...'ün hâlen Ankara 3. Çocuk Mahkemesinin 2012/686 esasında kayıtlı dava dosyasında yargılanmakta olduğu, yaşının suç tarihi itibarıyla küçük olması nedeniyle soruşturma aşamasında evrakın tefrik edildiği, soruşturmanın bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından Çocuk Koruma Kanunu hükümleri doğrultusunda yapıldığı, yaşının küçüklüğü nedeniyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26/4. maddesi uyarınca soruşturmanın ve kovuşturmanın özel hükümlere göre çocuk mahkemesinde yapılmasının gerekli olduğu ve yine büyüklerle birlikte genel hükümlere göre yargılama yapılamayacağı, dava dosyalarının birleştirilerek duruşmaların birlikte yapılmasında ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde fayda düşünülse bile bunun zorunlu olmadığı, kaldı ki, ...'ün hâkim huzurunda alınmış ifadesinin bulunduğu, yine dosyadaki diğer belge örneklerinin de çıkartılıp bu dosya içerisine alındığı anlaşıldığından mahkememizde yargılanmakta olan sanık açısından dosyaya intikal etmiş, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde esasa ilişkin olarak başka bir dosya ile birleştirme yapılmadan da karar verilmesi mümkün olduğundan dava dosyalarının birleştirilmesi cihetine gidilmediği,' şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2016 tarihli ve 336409 sayılı “onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 1366-2064 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca, Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 23.05.2017 tarih ve 314-5916 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık hakkında kamu malına zarar verme, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı hırsızlık suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Mağdur ...’in, 15.10.2012 tarihinde saat 20.30 sıralarında görevli olduğu polis noktasının penceresinin zorlanarak içeriden silahı, bu silaha ait mermi ve şarjör ile 260 TL’sinin çalındığı yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı,

Olay yeri inceleme raporunda; hırsızlık olayının binanın giriş katında bulunan polis noktasının yanındaki odada meydana geldiği, odanın giriş kapısının iç kısım kilit göbeği karşılığında zorlama izleri bulunduğu, bahçe tarafına bakan ahşap pencere kanadının açık olup pencere üzerinde zorlama ve alet izleri olduğunun görüldüğü bilgilerine yer verilerek, AFİS sisteminde yapılan sorgulamada, oda içindeki kanepe üzerinde bulunan nüfus cüzdanı yüzeyinde elde edilen parmak izinin, ...'ün sol el baş parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiği,

Yakalama tutanağında; yaş küçüklüğü nedeniyle soruşturması ayrı yürütülen ...’ün yakalanması amacıyla yapılan araştırmada adı geçen şahsın Altındağ Caddesi üzerinde bulunan Aile Sağlık Otelinde kaldığının tespit edildiği, bahse konu adrese intikal edildiğinde otel kayıtlarından yanında ... isimli şahıs ile birlikte 22 numaralı odada kaldığının anlaşıldığı, kapıyı Oğuzhan’ın açtığı, konu izah edildiğinde olayı doğrulayarak hırsızlık eylemini kendisinin gerçekleştirdiğini, çalmış olduğu silahı yan taraftaki boş olan 20 numaralı odaya sakladığını, hırsızlık olayında kullandığı tornavidayı rızasıyla teslim edeceğini beyan ettiği, 20 numaralı odada yapılan arama neticesinde, yatağın altında bir adet MP 5 otomatik silah, silaha ait şarjör ve fişeklerin bulunarak el konulduğu bilgilerine yer verildiği,

Ekspertiz raporunda; suça konu A3 1934 seri numaralı MP 5 marka otomatik silahın 6136 sayılı Kanun’a göre vahim nitelik taşıdığı ve taşınması veya bulundurulmasının ruhsata tabi olduğunun bildirildiği,

Anlaşılmıştır.

Mağdur ... aşamalarda; Hassas Bölgeler Koruma Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak çalıştığını, olay tarihinde saat 20.25 sıralarında görevli olduğu polis noktasının giriş kapısını kilitleyerek aynı bahçe içinde bulunan asıl binaya tuvalet ihtiyacı için gittiğini, binanın giriş katında bulunan ve soyunma odası olarak kullandıkları yere silahını ve montunu bıraktığını, birkaç dakika sonra geri döndüğünde soyunma odasının penceresinin açık olduğunu fark ettiğini, kontrol ettiğinde kanepenin altına koyduğu tabancası ve şarjörünün yerinde olmadığını, askılıkta bulunan montunun cebindeki cüzdanın da karıştırılarak 260 TL’sinin çalınmış olduğunu anladığını,

Yaş küçüklüğü nedeniyle soruşturması ayrı yürütülen... Cumhuriyet savcılığında verdiği 17.10.2012 tarihli ifadesinde; olay tarihinden 5-6 gün kadar önce cezaevinden çıktığını, kendisini mahalleden tanıdığı sanıkla dolaştıkları sırada sanığın bir binayı göstererek “Buraya gireceksin, yoksa seni kötü döverim.” deyip tehdit ettiğini, kendisinin de korktuğu için binanın bahçesinde bulunan kulübenin camını itekleyerek içeriye girdiğini, sanığın bu esnada dışarıda camın önünde beklediğini, poşet içinde MP 5 marka bir silah gördüğünü, sanığın al demesi üzerine poşetiyle birlikte silahı ve şarjörünü aldığını, daha sonra sanıkla birlikte oradan ayrılarak bir otele gittiklerini, sanığın bu silahı kaldıkları odanın yanında bulunan boş odadaki yatağın altına sakladığını, ertesi gün polislerin geldiğini, kendisinin silahın yerini gösterdiğini, sanığın kendisini zorlaması nedeniyle hırsızlık yaptığını,

Ankara 3. Çocuk Mahkemesinin 2012/686 esas sayılı davası kapsamında kovuşturma aşamasında dinlenmesinde; ...’in, kendisine zorla uyuşturucu vererek suç işlettiğini, olay tarihinde de söz konusu binayı gösterip buraya girmesini istediğini, pencereyi zorlayarak içeri girdiğini, silah ve mermileri gördüğünü ancak bunları almadığını, Sinan’ın silahı da alması konusunda kendisini zorlaması üzerine silahı ve cüzdandaki parayı alarak oradan ayrıldığını, daha sonra birlikte kaldıkları otele gittiklerini, Sinan’ın silahı yan taraftaki odaya sakladığını, ertesi gün polislerin kaldıkları otele geldiğini, kendisinin silahın yerini gösterdiğini, korktuğu için Sinan’ın yanından ayrılamadığını,

Tanık Akkuş Düğer soruşturma aşamasında; ... ve Oğuzhan Öztürk isimli şahısların 22 numaralı odada birlikte kaldıklarını, 15.10.2012 tarihinde saat 02.30 sıralarında otele birlikte geldiklerini, Sinan’ın, Oğuzhan’ı yeğeni olarak tanıttığını, 20 numaralı odada ise Abuzer Çubuk isimli bir şahsın kaldığını, bu şahsın devamlı bu odayı kullandığını, sabah gidip akşam döndüğünü, odalar gündüz temizlendiği için kapılarının açık tutulduğunu, otelde güvenlik kamerası bulunmadığını,

Beyan etmişlerdir.

Sanık ... aşamalarda; 15.10.2012 tarihinde saat 23.00 sıralarında dışarıda yemek yediği sırada Oğuzhan Öztürk'ün bir taksiden inerek yanına geldiğini, elinde siyah renkli bir poşet bulunduğunu, kalacak yeri olmadığı için bir önceki gün de kendisiyle birlikte Aile Sağlık Otelinde kaldığını, o gece de evine gitmeyeceğini söyleyince beraber otele geçtiklerini, poşetin içinde ne olduğunu Oğuzhan’a sormadığını, ertesi gün saat 12.00 civarında odaya polislerin geldiğini, Oğuzhan’ın hırsızlık yaptığını ve çaldığı silahı yan tarafta bulunan odaya sakladığını kabul ettiğini, silahı ve mermileri daha önceden görmediğini, hırsızlık olayı ile kendisinin bir ilgisinin bulunmadığını, Oğuzhan’ı suç işlemeye azmettirmediğini savunmuştur.

Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektedir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanık ...’in, yaşı nedeniyle davası ayrı görülen ...’ü azmettirmek suretiyle, 15.10.2012 tarihinde geceleyin, polis olan mağdurun görev yaptığı yerde bulunan ve dinlenme odası olarak kullanılan yerin penceresini zorlayarak içeriye girip mağdura ait tabanca, şarjör ve 260 TL’yi çaldığının iddia ve kabul edildiği olayda;

Olay yerinden elde edilen parmak izinin yaşı nedeniyle soruşturması ayrı yürütülen Oğuzhan Öztürk’e ait olduğunun tespit edilmesi üzerine yapılan araştırma sonucunda, sanık ve Oğuzhan'ın, birlikte kaldıklarının tespit edildiği Aile Sağlık Otelinde 16.10.2012 tarihinde yakalanmaları, Oğuzhan Öztürk'ün, hırsızlık eylemini kendisinin gerçekleştirdiğini söyleyerek kaldıkları odanın yan tarafında bulunan boş odaya sakladığı suça konu tabanca ve şarjörü emniyet görevlilerine teslim etmesi, sonradan bu beyanından dönerek kendisi hakkında yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, sanık ...’in azmettirmesi nedeniyle atılı suçları işlediğini söylemesi, sanığın ise tüm aşamalarda hırsızlık olayı ile bir ilgisinin bulunmadığını, Oğuzhan'ın gidecek bir yerinin olmaması nedeniyle aynı otelde birlikte kaldıklarını savunması karşısında,

Suça sürüklenen çocuklar ile yaşı büyük sanıklara ait dava dosyalarının birleştirilmeleri zorunlu olmamakla birlikte, olay anına ilişkin kamera kaydı, tanık beyanı gibi herhangi delil bulunmaması, olayın tek delilinin, aynı eylem nedeniyle yargılaması ayrı yürütülen yaşı küçük Oğuzhan Öztürk’ün beyanı olması hususları da dikkate alınarak, her ne kadar incelemeye konu dosya içine, Ankara 3. Çocuk Mahkemesinin 2012/686 esas sayılı dosyasına ait bir kısım belge ve tutanak suretleri getirtilmiş ise de, bu aşamada bahse konu dava dosyasının henüz karara bağlanmamış olması ve UYAP sisteminde yapılan sorgulamada da bu dosya bilgilerine ulaşılamaması nedeniyle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm delillerin toplanması ve tartışılmasının zorunlu olduğu cihetle, yaşı küçük Oğuzhan Öztürk’e ait dava dosyasının getirtilip mümkünse dosyaların birleştirilmesi, aksi hâlde, onaylı örneklerinin incelemeye konu dosya içine alınması ile elde edilen tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 893-240 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı suçun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 29.04.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.