Yargıtay - 8. Ceza Dairesi

2021/15443 Esas 2022/7970 Karar
Karar Tarihi: 30.05.2022
Yargıtay cinsel istismar kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

8. Ceza Dairesi         2021/15443 E.  ,  2022/7970 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇLAR : Cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, sanığın beraatine hükmedilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine

TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan mağdure vekili

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Sanık hakkında cinsel istismar suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz talebinin incelemesinde,

5271 sayılı CMK.nın 286/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği, hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK.nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az süreli hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, ayrıca 286/2-b maddesi uyarınca 7188 sayılı Yasa ile değişik CMK.nın 286/3. maddesi kapsamında bulunmadığından sanık müdafinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK.nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,

2-Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,

a-Sanık müdafinin vekalet ücreti ile sınırlı temyiz istemine hasren yapılan incelemede;

Aynı davada yargılandığı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat, cinsel istismar suçundan ise mahkumiyet kararı verilmiş sanık hakkında, avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafinin, vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle 5271 sayılı CMK.nın 302/1. maddesi uyarınca TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE,

./..

S/2

b-Katılan mağdure vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;

Tüm dosya kapsamına göre olay günü, katılan mağdurenin sanığın işlettiği büfeye ekmek almak için girdikten hemen sonra sanığın kapıyı kapattığı, katılan mağdure işi bittikten sonra büfeden çıkmak istediği esnada sanığın katılanın kolundan tutarak onu cinsel istismar amaçlı olarak içeri çektiği, bir eliyle kapıyı tutup diğer eliyle katılana çikolata vermek istediği sırada dışarıda büfenin yanından başka bir kimsenin geçmesi nedeniyle sanığın kapıyı bırakmasını fırsat bilen katılanın büfeden ayrıldığı olayda, sanığın hürriyeti tahdit eylemini tamamlayamadan katılanın onun hakimiyet alanından çıktığı, bu yönü ile eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 5327 sayılı TCK.nın 109/2, 3-f, 5 ve 35. maddeleri uyarınca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi hükmünün, 5271 sayılı CMK.nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'ne kararın bir örneğinin bilgi ve gereği için Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 30.05.2022 gününde duruşma açılmaksızın delil tartışması yapılarak mahkumiyet hükmünün beraate çevrilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu düşüncesi ile esas yönünden oybirliğiyle, usul yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

(K.D.)

KARŞI DÜŞÜNCE

Karşı oyun konusu:

CMK.nın 280/1. fıkrası (a) 2. cümlesinin atıf yaptığı CMK. 303/1-a bendi kapsamında verilecek beraat kararlarının kapsamının ne olduğu ve delil tartışmasını gerektiren durumlarda duruşma açılmadan verilip verilemeyeceği hususundadır.

CMK.nın 280. maddesinin '1-2' fıkralarında Bölge Adliye Mahkemesince inceleme ve kovuşturmanın ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir.

Yine CMK.nın 280/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde de Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilebilecek hallere yer verilmiştir. CMK.nın 280/1-(g) fıkrasında ise diğer hallerde duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği belirtilmiştir.

./..

S/3

Bölge Adliye Mahkemesinde yapılacak inceleme ve kovuşturma başlıklı CMK.nın 280. maddesinde beraat kararı verilmesi gereken halle ilgili bir düzenleme yapılmamış, bu konuda Yargıtay ile ilgili CMK.nın 303. maddesinin 1-(a) bendine atıf yapılmış, 303/1- (a) bendinde de beraat kararı verilebilecek hal düzenlenmiştir.

CMK.nın 303/1-a bendindeki beraate ilişkin düzenlemenin iyi anlaşılabilmesi için, CMK.nın 280/1-(a) fıkrasının ve atıf yaptığı CMK.nın 303/1. maddesindeki düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. CMK.nın 280/1-a- birinci cümlesine bakıldığında davanın esasında bir değişiklik yapılmayarak başvurunun esastan reddine karar verilebilecek halin düzenlendiği görülmektedir. Burada Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ilk derece mahkemesi kararı ile aynı yönde olduğundan mahkeme kararları arasında çelişki oluşmamaktadır. Yani Bölge Adliyenin esastan red kararında ilk derecenin verdiği hükmün zat ve mahiyetinde bir değişiklik yapılmadığından duruşma açılmadan verilmesi tartışma yaratmayacaktır. Yine CMK.nın 280/1. maddesinin (a). Fıkrası dışındaki bentlerdeki değişikliklerinde somut delillere dayalı olarak yapılabileceği ve hukuka (kanuna) aykırılıkların düzeltilmesine ilişkin olduğu için çelişki ve tartışma oluşturacak nitelikte değildir. Ancak CMK.nın 280/1-a maddesinin atıf yaptığı 303/1-a bendindeki beraat kararı verilebilmesi hususu gerek CMK.nın 280/1. maddesindeki düzenlemelerden gerekse CMK.nın 303. maddesinin (1-a) bendi dışındaki diğer bentlerdeki farklılık arzetmektedir.

Çünkü; burada beraat kararı verilirken delil değerlendirmesi ve tartışması yapılarak ilk derece mahkemesinin aynı deliller üzerinden verdiği mahkumiyet kararının zat ve mahiyetinde değişiklik yapılarak beraat kararına çevrilmesi söz konusudur.

Gerçektende; Yargıtay'ca 'davanın esasına hükmedilecek haller ve hukuka aykırılığın düzeltilmesi' başlığını taşıyan CMK.nın 303. maddesinin 1-a bendindeki beraat kararı verilebilecek hal dışında kalan kararlar ile diğer bentler dikkatlice incelendiğinde hiç birinde yorum ve takdir gerektiren bir durumun olmadığı aksine ilk bakışta anlaşılan somut deliller üzerinden düşme maddi hataların düzeltilmesi veya takdir gerektirmeden ceza uygulaması yapılabilecek kanuna ve hukuka aykırılıkların düzeltilmesi kararları olduğu açıkça görülmektedir.

Nitekim, CMK.nın 303/1-a bendindeki beraat kararı verilebilecek hal ile birlikte düzenlenen 'davanın düşmesine karar verilebilmesinde şikayetten vazgeçme, zamanaşımı veya diğer düşme sebepleri gibi somut sebeplerin varlığı halinde davanın düşürülmesine karar verilmesinin tartışmayı gerektirmediği açıktır. Yine alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilme durumu da aynı şekilde somut veriler üzerinden verilen kararlardır. Görüldüğü üzere beraat kararı dışındaki değerlendirmeler delil tartışması yapılarak kararlar verilmesi şeklinde değil somut delillerin olaya uygulanması şeklindedir.

Bilindiği üzere CMK.ya göre Yargıtay'da temyiz incelemesi ve kararlar esas olarak duruşmasız verilmektedir. Bunun istisnası CMK.nın 299/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede 10 yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerin incelenmesinin Yargıtay'ın uygun görmesi halinde duruşma açılarakda yapılabileceği ./..

S/4

belirtilmiştir. Yargıtay'da yapılacak incelemeye ilişkin bu düzenlemenin aksine Bölge Adliye Mahkemelerinde yapılacak incelemelerde CMK.nın 280/1-(g)'ye göre esas itibari ile duruşma açılması gerektiği vurgulanmaktadır. O nedenle ilk derece mahkemesi kararlarında esaslı değişiklik yapılması gereken durumlarda kararlarını duruşmalı olarak vermesi gerektiği kabul edilmelidir. Çünkü Yargıtay'da dahi belirli bir miktarın üzerindeki cezaların incelenmesinin duruşmalı yapılması gerektiği (takdire bağlı olsa bile) kabul edilmiş iken Bölge Adliye Mahkemelerinin bundan muaf tutulduğunun kabulü doğru olmayacaktır. Basit müsadere kararlarının bile duruşma açılarak verilmesi gerektiğini düzenleyen CMK.nın 256/1. maddesi ve buna ilişkin yerleşik Yargıtay kararları nazara alındığında adli yargı sisteminin en ağır cezalarının beraate çevrilmesinin duruşma açılmadan verilmesi yargıya ve hukuka olan güvenin sarsılmasına sebebiyet vereceği açıktır.

Bu aşamada CMK.nın 280/1-a bendinin atıf yaptığı CMK.nın 303/1-a bendindeki 'olayın daha fazla aydınlanması gerekmeden beraate hükmolunması' ifadesinin nasıl anlaşılması gerektiği hususunda yorum kurallarına da bakmak gerekir.

Hukuk güvenliğinin ve bireyler arasında uygulama eşitliğinin sağlanabilmesi için gerekli fikri bir faaliyet olan yorum faaliyetinin bir takım kural ve yöntemlere bağlı kalınarak yapılması gerekir. Aksi takdirde yanlış yorum sonucu uygulayanın tecrübesine ve anlayışına göre benzer olaylarda bile farklı uygulama ve sonuçların ortaya çıkmasına sebep olunabilir. Hukuk düzeninde kurallar alelade bir şekilde bir araya getirilmezler, kurallar belirli kriterlere göre oluşturulan bir bütünün parçalarıdır. Bu nedenle kurallar, kanunda düzenlendikleri yer dikkate alınarak anlamlandırılmalıdırlar.

Ayrıca yorum yapılırken hukukun genel ilkelerinden de ayrılınmamalıdır. Konunun ayrıntıları bu yön verici fikre uygun veya en azından aykırı düşmeyecek biçimde yorumlanmalıdır. Yani adalet, eşitlik, adil yargılanma, hukuka güven gibi ilkelerin yorumda yol gösterici olacağı da kuşkusuzdur.

Öte yandan yorumunda değişik yöntemleri bulunmaktadır. Bu olayda kapsamına göre yorumdan hareket edilmesinin sorunun çözümüne daha çok katkı yapabileceği kabul edilmelidir. Kapsamına göre yorumda daraltıcı ve genişletici yorum olarak iki türlüdür.

Daraltıcı yorum, yasada kullanılan sözcüklerin yasa koyucunun amacını aştığı hallerde söz konusu olur. Daraltıcı yorumda yasa koyucunun söylediği sözcükten, daha azının anlaşılması gerektiren durumlarda, normun anlamının bu amaca indirgenmesi yani daraltılması söz konusu olmaktadır. Örneğin CMK.nın belli ağırlıktaki durumlarda hükümlerin otomatik temyizini şart koşmuştur. Yine yasaya göre sadece lehe temyiz halinde aleyhe bozma yasağı mevcuttur. Otomatik temyiz halinde hükmün sanığın lehine mi aleyhine mi temyiz edildiği belli değildir. Öte yandan otomatik temyiz sanığın lehine getirilmiştir. O nedenle otomatik temyizin sadece lehe temyiz incelemesini sağladığı kabul edilmektedir. Bu örnekte görüldüğü üzere yasada söylenenden daha azı kabul edilmekte yani daraltıcı yorum yapılmaktadır.

./..

S/5

Genişletici yorum ise Yasada kullanılan sözcüklerin yasa koyucunun amacını açıklayamadığı düşünülen durumlarda yani hukuk kuralının sözleri anlamına göre dar kaldığında sözlerinin olduğundan daha geniş anlamı içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmesidir.

Yukarıda belirtildiği üzere CMK.nda sistem ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinde yargılamaların duruşma açılarak yapılması ve delillerin duruşmada tartışılarak değerlendirilmesi esası üzerine kuruludur. Bu nedenle mahkumiyet kararlarının beraate çevrilmesi gibi hükmün zat ve mahiyetinde taban tabana zıt değişiklik yapan kararlar ile ilgili yorum yapılırken bu husus göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu açıklamalardan sonra tekrar CMK.nın 280/1-a ile atıf yapılan CMK.nın 303/1-a ve devam eden bentlerindeki düzenlemelere dikkatli bakıldığında beraat kararları ile ilgili düzenlemenin Yargıtayla ilgili CMK.nın 303. maddesinde Yargıtay'ın davanın esasına hükmedilebileceği haller ve hukuka aykırılıkların düzeltilmesi başlığı altında yapıldığı görülmektedir. CMK.nın 303. maddesindeki bu düzenlemede Yargıtay'ca yapılan incelemede davanın esasına hükmedilebilecek hallerin delil takdirini ve tartışmasını gerektirmeyecek, somut delil üzerinden ve uygulama hataları ile sınırlı olduğu görülmektedir. Beraat kararı verilebilecek hal de bu madde kapsamında düzenlendiğine göre beraat kararlarınında delil tartışmasını gerektirmeyen somut olaylarla sınırlı olarak yorumlanması gerekir. Yani kısaca Yargıtay için yapılan CMK.nın 303/1-a'daki beraat verilebilecek halin eski tabirle derhal beraat kararı verilebilecek hallerle sınırlı olarak dar yorumlanması gerekir. CMK.nın 280/1(a- 2) cümledeki atıf nedeni ile Bölge Adliye Mahkemesince de beraat kararlarının bu kapsamda ve dar yorumlanması Yargıtay için yapılan düzenlenmenin amacına uygun olacaktır. Aksi düşünce duruşma açarak karar vermek esas görevi olan Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan beraat kararı vermesine ilişkin takdir yetkisinin sınırlarının ucu açık bir biçimde genişletilmesine neden olur. Ayrıca bu durum mağdur haklarının gözardı edilmesine neden olacak ve mahkumiyetin duruşma açılmadan beraate çevrilmesi mağdurda kendi hakkının çevrilmesi mağdurda kendi hakkının korunmadığı gibi bir algı da oluşturacaktır. Çağdaş yargının bir görevinin de mağdur haklarının korunması olduğu unutulmamalıdır. Beraat kararlarının nasılsa temyiz incelemesine tabi olduğu bu süreçte mağdurun hakkının korunacağı düşüncesi mağdurdaki bu algıyı değiştirmeyecektir.

Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı CMK.nın 280/1-(a) bendinin atıf yaptığı CMK.nın 303/1-(a)'daki beraat kararı verilebileceği ifadesinin dosyadaki somut maddi delillerden isnat edilen eylemin suç oluşturmadığı veya açılan davanın ve verilen kararın açıkça kanuna ve hukuka aykırı olduğu anlaşılan hallerle yani derhal beraat halleri ile sınırlı olacak şekilde yorumlanması gerekir.

./..

S/6

Aksi takdirde duruşma açılmadan beraat kararı verilmesinin tartışmalara bunun da yargıya ve hukuka olan güvenin sarsılmasına sebep olacağı düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmadığımı saygı ile arz ederim. 30.05.2022

...

Muhalif Üye


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.