Yargıtay - 14. Hukuk Dairesi

2019/2668 Esas 2020/4231 Karar
Karar Tarihi: 30.06.2020
Yargıtay

14. Hukuk Dairesi         2019/2668 E.  ,  2020/4231 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki önalım hakkında dayalı tapu iptali ve tescil davasında yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12/03/2019 gün ve 2019/240 Esas, 2019/2209 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... Tic. ve San. İşl. AŞ vekili, davalı ... Müh. ve İnş. San. Ltd Şti tarafından ... ili, ... ilçesi, 130988 parselde kayıtlı 1 ve 2. bodrum kat 26 numaralı bağımsız bölüme yönelik mahkemenin 2007/289 Esas-2007/113 Karar sayılı dosyası ile 19.09.2007 tarihinde önalım davası açıldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili lehine 06.07.2007 tarihinde 457.800,00TL bedelli 1. dereceden ipotek tesis edildiğini ancak mahkemenin 2007/289 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin önalım bedeli üzerine kaydırılarak terkinine karar verildiğini, kararın 23.06.2008 tarihinde usulsüz olarak kesinleştiğini, ipoteğin terkin edildiğini Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/1214 Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasının yargılaması sırasında 12.04.2011 tarihinde yapılan duruşmada öğrendiğini belirterek, bu kararın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 446. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yolu ile ortadan kaldırılarak önalım davasının reddini, bu mümkün olmadığı takdirde yeniden yargılama yapılarak taşınmazın gerçek değeri üzerinden karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Müh. ve İnş. San. Ltd. Şti. vekili, yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığını, davacının yargılamanın iadesini önalım davası kesinleştikten üç yıl sonra kötü niyetli olarak istediğini, yargılamanın iadesi yoluna sadece davanın taraflarının başvurabileceğini, hüküm aleyhine olan dava dışı kişilerin ise ancak hükmün taraflarından hüküm aleyhine olan tarafın alacaklılarına veya haleflerine zarar vermek için anlaşarak hile ile o taraf aleyhine hüküm verilmesinin sağlanmış olması gerektiğini beyan ederek istemin reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, önalım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmeden karar verildiğini beyan ederek yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, lehine karar verilen davacı tarafın hükmün oluşturulmasında karşı tarafla anlaşarak hile yaptığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, bu bağlamda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 376’ncı maddesinde öngörülen hükmün iptalini gerektirir koşulların gerçekleşmediği, ayrıca menfaati ihlal edilen ipotek alacaklısının yasal sürede hükmü temyiz etmesi ve ipoteğin yeniden tesisi için yasal yollara başvurmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine, Dairemizin 11.11.2014 tarih, 2014/5220 Esas-2014/12667 Karar sayılı ilamı ile, “Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasındaki önalım davasının yargılaması sonucunda 56/113 pay üzerinde davacı şirketin 457.800 TL bedelli ipoteği mevcut iken önalım davasının davacısı tarafından ipotek şerhinin kaldırılması istenmiş ne var ki ipotek alacaklısı davacı şirketin davaya katılması sağlanmadan mahkemece bu istem kabul edilmiş, temyiz edilmeksizin kesinleşen karar sonrasında 28.07.2008 tarihinde ipoteğin sicilden terkin edildiği görülmüştür. Türk Medeni Kanununun 1020. maddesi gereğince tapu sicili herkese açık olup, kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Ayrıca, ipotek lehtarı davaya katılmadan ipoteğin terkinine karar verilmesi halinde ipotek lehtarının hak kaybına uğrayacağı da açıktır. İpotek bedelinin önalım bedelinin çok üzerinde olması yani önalım bedelinin ipotek bedelini karşılamaması da nazara alınarak ipotek lehtarının yokluğunda ve hak kaybına yol açacak şekilde ipoteğin terkini suretiyle aleyhine hüküm kurulmuş olması nedenleriyle HUMK'nın 446. maddesi hükmü gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle oy çokluğu ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin bozma kararına karşı, davalı ... Müh. ve İnş. San. Ltd. Şti. tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş, davalının karar düzeltme istemi Dairemizin 05.10.2015 tarih, 2015/8538 E-8443 K sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

Mahkemece, 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 446. maddesindeki şartların gerçekleşmediği, mağduriyetin yargılamanın iadesi nedeni olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafın ipotek alacaklısı olarak aleyhine kurulan hükme karşı öğrenme tarihinden itibaren temyiz süresi içinde temyiz hakkını kullanması gerektiği hâlde bu hakkını kullanmayıp olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesini talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararının davacı ... Tic. ve San. İşl. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 30.03.2017 tarih, 2017/92 Esas-2017/2526 Karar sayılı ilamı ile dosyanın, bozma kararının kanuna, usule ve dosya kapsamına uygun olduğu, mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca inceleme yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2018 tarih, 2017/14-2219 Esas-2018/1590 Karar sayılı ilamı ile, “Bu hâlde, bahsi geçen karara karşı hukuki hakları zarar gören kişilerin temyiz yoluna başvurabileceğinin kabulü gerekeceğinden ipotek lehtarı olan ... Tic. ve San. İşl. Ltd. Şti’nin yargılamanın yenilenmesi talebi olarak adlandırdığı talebinin usul ekonomisi ilkesinin gereği olarak mahkemenin, 2007/289 Esas, 2008/113 sayılı Kararının temyiz istemi olarak kabul edilerek değerlendirilmesi ve bu çerçevede inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. Hâl böyle olunca, Özel dairenin 11.11.2014 tarihli ve 2014/5220 Esas, 2014/12667 Karar sayılı bozma kararı ve yerel mahkemenin 20.01.2016 tarihli ve 2015/480 Esas, 2016/18 Karar sayılı direnme kararı kaldırılarak, mahkemenin 2007/289 Esas, 2008/113 sayılı Kararına yönelik olan ve ipotek lehtarı ... Tic. ve San. İşl. Ltd Şti’ye usulünce yapılmış karar tebliği bulunmadığından, süresinde yapıldığının kabulü gereken temyiz isteminin öncelikle incelenerek karar verilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.” gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2018 tarih, 2017/14-2219 Esas-2018/1590 Karar sayılı, yerel mahkemenin 01.05.2008 tarih, 2007/289 Esas-2008/113 sayılı Kararının temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesine dair karar çıktısı dosyada bulunmadığından ve Dairemizin 30.03.2017 tarih, 2017/92 Esas-2526 Karar sayılı, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine yönelik kararı sehven gözardı edildiğinden, bu kez Dairemizin 12.03.2019 tarih, 2019/240 Esas-2019/2209 Karar sayılı ilamı ile, yerel mahkemenin direnme kararı oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir.

Dairemizin 12.03.2019 tarih, 2019/240 Esas-2019/2209 Karar sayılı onama ilamına karşı, davacı ... Tic. ve San. İşl. AŞ vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1-Davacı ... Tic. ve San. İşl. AŞ vekilinin karar düzeltme istemi yönünden yapılan incelemede;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2018 tarih, 2017/14-2219 Esas-2018/1590 Karar sayılı ilamı gereği, davacı ... Tic. ve San. İşl. AŞ vekilinin yargılamanın iadesi talebinin mahkemenin, 2007/289 Esas, 2008/113 sayılı Kararının temyizi istemi olarak kabul edilerek değerlendirilmesi ve bu çerçevede inceleme yapılması gerekirken, Dairemizin 12.03.2019 tarih, 2019/240 Esas, 2019/2209 Karar sayılı ilamı ile, dosya yerel mahkemeden temyiz incelemesi yapılmak üzere gelmiş gibi değerlendirilerek, mahkemenin direnme kararının onanmasına karar verilmesinin doğru olmadığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzelteme isteminin kabulü ile, Dairemizin 12.03.2019 tarih, 2019/240 Esas-2019/2209 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2018 tarih, 2017/14-2219 Esas-2018/1590 Karar sayılı ilamı gereği, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.05.2008 tarih, 2007/289 Esas-2008/113 Karar sayılı ilamına yönelik davacı ... Tic. ve San. İşl. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil ile ipotek şerhinin terkini istemlerine ilişkindir.

Davacı ... Müh. ve San. İşl. A.Ş vekili, dava konusu 13098 parselde kayıtlı 1. ve 2. bodrum kat 26 numaralı bağımsız bölümde 07.06.2007 tarihinde davalı ... tarafından satın alınan hissenin önalım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; 31.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de, dava konusu hisse üzerinde ... ... Tic. ve San. İşl. A.Ş. lehine konulan ipoteğin terkini ile ipoteğin önalım bedeli üzerine kaydırılmasını ve dava konusu hissenin takyidatlardan arındırılarak müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne davacı tarafından depo edilen 77.350,00 YTL önalım bedelinin taşınmazda ... Tic. ve San. İşl. AŞ lehine konulan ipoteğe yansıtılmasına ve bu şekilde dava konusu hissenin iptali ile takyidatlar kaldırılarak davacı adına tesciline karar verilmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanununun;

1- 'Bilinen Adreste Tebligat' kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 'Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.

Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.',

2-'Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti' kenar başlıklı 35. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 'Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.

Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir.

Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için öncelikle, mahkemece aynı adrese usulüne uygun olarak en azından bir kere tebliğ yapılabilmiş olması gerekir. Bu şarta ilave olarak, muhatabın adres kayıt sisteminde herhangi bir adresinin de bulunmaması gerekir.

Öte yandan, tapu kaydındaki şerhlerin kaldırılmasına ilişkin davalarda husumetin kural olarak tapudaki şerhin lehtarına yöneltilmesi gerekir.

Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur.

Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, dava konusu hisse üzerinde ... Tic. ve San. İşl. A.Ş lehine, 457.800 YTL değerinde ipotek şerhi bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça ipotek şerhinin terkini istenmesine rağmen ipotek lehtarının davaya dahil edilmeden dava konusu hissenin takyidattan ari olarak davacı adına tesciline karar verildiği görülmüştür.

Öte yandan; dosyada bulunan tebligatların incelenmesinde ise, davalı ...’a dava dilekçesi tebliğinin 7201 sayılı Kanunun 10 ve 21. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak tebliğ yapılmayan adresine, aynı Kanunun 35. maddesine göre tebliğ edildiği ve tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.

O halde mahkemece, ipotek lehtarı ... ... Tic. ve San. İşl. A.Ş’nin davada taraf kılınması sağlanarak ve davalı ...’a 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip, savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan adı geçenlerin savunma ve hukuki dinlenilme hakları ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... Tic. ve San. İşl. A.Ş vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 12.03.2019 tarih, 2019/240 Esas-2019/2209 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... Tic. ve San. İşl. A.Ş vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.05.2008 tarih, 2007/289 Esas-2008/113 Karar sayılı hükmünün BOZULMASINA, karar düzeltme harcının yatırana iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.