Yargıtay - 1. Ceza Dairesi

2013/4703 Esas 2014/432 Karar
Karar Tarihi: 04.02.2014
Yargıtay

1. Ceza Dairesi         2013/4703 E.  ,  2014/432 K.

'İçtihat Metni'(KANUN YARARINA BOZMA)

Kasten öldürme suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda akıl hastalığı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 46. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 1 yıldan az olmamak üzere şifası tebeyyün edinceye kadar muhafaza ve tedavi altına alınmasına dair Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.1992 gün ve 1989/92 esas, 1992/84 karar sayılı kararın infazı sırasında, sanığın tüm aramalara rağmen bulunamadığı ve infaz işlemleri yapılamadığından yerine getirme zamanaşımının dolup dolmadığı konusunda karar verilmesi talebi üzerine, zamanaşımının dolmadığına ve infazın aynen devamına ilişkin aynı Mahkemenin 30.05.2013 gün ve 2013/462 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2013 gün ve 2013/584 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi;

Dosya kapsamına göre, her ne kadar 765 sayılı TCK.nun 46. maddesinde yer alan muhafaza ve tedavi altına alınma kararı bakımından yerine getirme zamanaşımına ilişkin kanuni bir düzenleme mevcut değilse de sanığın özgürlüğünü kısıtlayıcı sonuç doğuran muhafaza ve tedavi altına alınma kararı bakımından da zamanaşımının işleyeceğinin kabulü gerektiği gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK.nun 309. maddesi uyarınca Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2013 gün ve 2013/584 değişik iş sayılı kararının bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.08.2013 gün ve 94660652-105-06-6439-2013/12700/50110 sayılı yazılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2013 tarihli ve 2013/267011 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderilmekle, okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I- Hükümlünün 23.07.1987 tarihinde işlediği kasten öldürme suçundan dolayı hakkında dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.1992 tarihli, 1989/92 esas, 1992/84 karar sayılı kararı ile, sanığın suç tarihinde paranoid sendrom denilen akıl hastalığına düçar olduğu ve müsnet suçun bu hastalığın etkisi altında işlendiği Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nun 27.02.1992 tarihli ve 10 sayılı raporlarından anlaşılmakla, sanık hakkında

765 sayılı TCK.nun 46. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK.nun 46/2-3 maddesi gereğince bir seneden az olmamak üzere şifası tebeyyün edinceye kadar Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde muhafaza ve tedavi altına alınmasına, muhafaza ve tedavinin icra kılındığı bu hastanenin sıhhi heyetince şifasının tebeyyün ettiğine dair rapor verildiği takdirde sanığın serbest bırakılmasına karar verildiği, verilen bu kararın 05.07.1992 tarihinde kesinleştiği,

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2013 tarihli ve 2011/1-4018 sayılı yazı ile hükümlünün kesinleşme tarihinden bugüne kadar tedavi ve muhafaza tedbiri için adresi meçhul olduğundan tebliğ edilemediği gibi yakalama emride bulunamadığı için yerine getirilemediğinden 765 sayılı TCK.nun 112 ve 5237 sayılı TCK.nun 68. maddesi uyarınca ceza zamanaşımının dolup dolmadığı konusunda karar verilmesinin talep edildiği,

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2013 tarihli, 2013/462 sayılı karar ile 765 sayılı TCK.nun 112 ve 5237 sayılı TCK.nun 68.maddeleri gereğince ceza zamanaşımı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığından ceza zamanaşımının dolmadığına, infazının aynen devamına karar verildiği,

Bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2013 tarihli ve 2011/1-4018 sayılı yazı ile, akıl hastalığı nedeniyle muhafaza ve tedavi altına alınmasına dair verilen karar tedbir niteliğinde olup 765 sayılı TCK.nun 112/4 maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle itiraz ettiği,

İtiraz mercii olarak inceleme yapan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2013 tarihli ve 2013/584 değişik iş sayılı karar ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verdiği,

Dosya kapsamından belirlenmiştir.

II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

765 Sayılı TCK.nun 46. maddesinde yer alan muhafaza ve tedavi altına alınma kararı bakımından yerine getirme zamanaşımı süresinin ne olduğuna ilişkindir.

III-Hukuksal Değerlendirme:

765 sayılı TCK.nu Madde 46 - Fiili işlediği zaman şuurunun veya harekatının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl hastalığına duçar olan kimseye ceza verilemez.

Ancak bu şahsın muhafaza ve tedavi altına alınmasına hazırlık tahkikatında Sulh Hakimi, ilk tahkikatta Sorgu Hakimi ve son tahkikatta vazifeli mahkeme tarafından karar verilir.

Muhafaza ve tedavi altında bulundurma müddeti şifaya kadar devam eder. Yalnız maznuna isnadolunan suç, ağır hapis cezasını müstelzim ise bu müddet bir seneden az olamaz.

Muhafaza ve tedavi altına alınan şahıs; muhafaza ve tedavinin icra kılındığı

.../...

müessesesinin sıhhi heyetince, şifası tebeyyün ettiğine dair verilecek rapor üzerine aynı kazai mercice serbest bırakılır.

Bu husustaki rapor ve kararda, hastalığın ve isnadolunan suçun mahiyeti gözönünde tutularak, içtimai emniyet bakımından şahsın tıbbi kontrola ve muayeneye tabi tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa müddet ve fasılası da gösterilir.

Tıbbi kontrol ve muayene; Cumhuriyet Müddeiumumilerince, kararda gösterilen müddet ve fasılalarda bu şahısların bulundukları mahalde yoksa en yakın salahiyetli mütehassısı olan hastane sıhhi heyetlerine sevk edilmeleri suretiyle temin olunur.

Bu tıbbi kontrol ve muayenede nüks arazı gösterenler hakim veya mahkeme kararıyla yine muhafaza ve tedavi altına alınıp aynı muamelelere tabi tutulurlar.

765 sayılı TCK.nun 112. maddesinde ceza zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup buna göre;

Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin müruriyle ortadan kalkar:

1- Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene,

2- Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene,

3- Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene,

4- Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidematı ammeden memnuniyet cezalarıyla ağır cezayı nakdi hükümleri on sene,

5- Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdi hükümleri dört sene,

6- Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar.

Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar.

Cezanın müruru zaman ile ortadan kalkmasından sonra Emniyeti Umumiye Nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmaz.

5237 sayılı TCK.nu Madde 32 - (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.

(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla, birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl

hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

5237 sayılı TCK.nu Madde 57 - (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.

(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.

(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbî kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.

(4) Tıbbî kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet Savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.

(5) Tıbbî kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.

(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.

5237 sayılı TCK.nun 68.maddesinde ceza zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup, buna göre;

(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez:

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.

b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.

c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.

d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl.

e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.

(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez.

(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.

(4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.

(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.

Şeklindeki yasal mevzuata göre somut olay değerlendirildiğinde;

765 sayılı TCK.nun 46.maddesi uyarınca hakkında muhafaza ve tedavi altına alınma kararı verilen yada 5237 sayılı TCK.nun 32. maddesi uyarınca hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri uygulanmasına karar verilen akıl hastaları hakkındaki bu kararların ne zaman zamanaşımına uğrayacağı konusunda gerek 765 sayılı TCK.nun 112 gerekse 5237 sayılı TCK.nun 68. maddesinde açık bir düzenleme bulunmadığı ancak 765 sayılı TCK’nu uyarınca akıl hastalığı nedeniyle işlediği kasten öldürme suçundan hakkında ceza verilmesi mümkün olmayan sanık hakkında verilen muhafaza ve tedavi altına alınma süresinin 765 sayılı TCK.nun 46. maddesinin 3. fıkrası uyarınca şifaya kadar devam edeceğinin öngörülmesi karşısında, muhafaza ve tedavi altına alınma kararının azami yerine getirme süresinin kasten öldürme suçu için 765 sayılı TCK.nun 448.maddesinde öngörülen ceza miktarına göre bu suç için aynı kanunun 112/2.maddesine göre belirlenen ceza zamanaşımı süresinden daha fazla olamayacağının kabul edilmesi gerektiği, akıl hastalığı nedeniyle ... hakkında verilen muhafaza ve tedavi altına alınma karar tarihi dikkate alındığında Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2013 tarihli, 2013/462 sayılı kararına karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine itiraz mercii olarak inceleme yapan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2013 tarihli ve 2013/584 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin bu gerekçelerle reddine karar vermek gerekmiştir.

IV- SONUÇ VE KARAR:

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında;

1- Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2013 tarihli ve 2013/584 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma istemi yerinde

görülmediğinden, Yüksek Adalet Bakanlığı’nm kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,

2) Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03/02/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.