Yargıtay - Hukuk Genel Kurulu

2017/1779 Esas 2021/738 Karar
Karar Tarihi: 10.06.2021
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu         2017/1779 E.  ,  2021/738 K.

'İçtihat Metni'MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 6. İş Mahkemesince verilen davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29.09.2009 tarihinden iş sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği 03.05.2011 tarihine kadar davalıya ait taş ocağında vagon direkçi ve dinamit ateşçisi olarak üç öğün yemek ve işçi koğuşundan yararlanmak suretiyle aylık net 1.970TL ücretle hafta tatili ve yıllık izin kullandırılmaksızın haftanın 7 günü 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı şirket usulüne uygun davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiş ancak davalı şirket vekili yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçesi ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemenin İlk Kararı:

6. ... 6. İş Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 2012/1 E., 2013/732 K. sayılı kararı ile; iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, işçilik alacaklarına da hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:

7. ... 6. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 13.05.2015 tarihli ve 2014/5197 E., 2015/17632 K. sayılı kararı ile; (1) numaralı bendinde tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra '2-Dosyaya sunulan yıllık izin talep formunun aslı getirtilerek davacıya gösterilip, yıllık izni kullanıp kullanmadığı ve imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulup, kullandığının anlaşılması halinde sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin İkinci Kararı:

9. ... 6. İş Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli ve 2015/371 E., 2015/492 K. sayılı kararı ile; bozmaya uyulmasına karar verilerek, taraf vekilleri arasında 22.07.2014 tarihinde İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/4405 Esas sayılı icra takibine konu toplam 19.185TL borcun üç adet çek ile ödeneceği konusunda protokol yapıldığı, tarafların dava konusu alacak kalemlerinin tamamı konusunda bu doğrultuda anlaştığı, bozma konusu olan yıllık izin alacağının da düzenlenen borç ödeme protokolü kapsamında kaldığı, alacak kalemlerinin tamamı dikkate alındığında davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:

10. ... 6. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

11. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 23.03.2016 tarihli ve 2016/5875 E., 2016/6957 K. sayılı kararı ile; (1) numaralı bentte davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, “…2- Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında davacının talep ettiği alacakların ödendiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Gerçekten ödeme itiraz niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınır. Ancak, işçilik alacaklarının kesinleşmeden icra takibine konulması mümkün olup, artık alacağın tahsili işlemleri başlamış olmakla yapılan ödemeler hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu nedenle, mahkemenin icra baskı ve tehdidi altında yapılan ödemeleri rızai bir ödeme olarak değerlendirmeden icra takibi yokmuş gibi alacakları hüküm altına alması gerekir.

Aksinin kabulü alacağın tahsiline yönelik açılmış eda davasında, eda talebinin ötesine geçerek icra dosyasında tüm alacak tahsil edilene kadar yapılan ödemelerin asıl alacağı, faizlerini, yargılama giderleri ve icra masraflarını karşılayıp karşılamadığı, alacağın icra dosyasında doğru tahsil edilip edilmediği konularının denetimi noktasına gelecektir. Sayılan işlemleri denetleme görevi yapılacak şikayet üzerine İcra Hukuk Mahkemesine aittir.

Bu nedenlerle, mahkemece davacının talepleri hakkında, bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Direnme Kararı:

12. ... 6. İş Mahkemesinin 20.10.2016 tarihli ve 2016/262 E., 2016/315 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçelerinin yanında davacı tarafın ilk karara konu alacakların tahsil edildiğine yönelik borç ödeme protokolü sureti ibraz ederek alacaklarının kalmadığını kabul ettiği, bu beyanın ve mahkemeye sunulan protokolün tarafları bağladığı, ödemenin icra tehdidi altında yapıldığı iddiasının dinlenme imkânı olmayıp bu iddianın yazılı belge ile ispatının gerektiği, ihtirazı kayıt koyulmadan yapılan ödemenin borçtan kurtulmak için yapılmış sayıldığı, ödemenin yapıldığının tarafların kabulünde olduğunda icra tehdidi altında yapıldığından bahsedilemeyeceği, tarafların ödeme protokolüyle bağlı olup davanın konusunun kalmadığı gerekçeleriyle direnme kararı vermiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ilk kararın kesinleşmeden icra takibine konulması üzerine düzenlenen protokole istinaden davacıya yapılan ödemelerin icra baskı ve tehdidi altında yapıldığının kabul edilip edilemeyeceği; buradan varılacak sonuca göre uyulmasına karar verilen ilk bozma kararı doğrultusunda yargılama yapılarak icra takibi yokmuş gibi alacakların hüküm altına alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN

15. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davalı ... Beton ve Yapı .... San. A.Ş.’nin 04.12.2019 günü itibariyle iflasına karar verildiğinin anlaşılması üzerine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 194. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE

16. 2004 Sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK ) 'Hukuk davalarının tatili' kenar başlıklı 194. maddesi 'Acele hâller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.

Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez' hükmünü içermektedir.

17. Görüldüğü üzere bu yasal düzenleme uyarınca, iflâsın açılmasından sonra müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam olunabilir.

18. Bu hükmün amacı, masanın aktif ve pasifini ilgilendiren davalara devam edilip edilmeyeceği konusunda alacaklılara zaman tanımaktır.

19. Dava konusu alacak iflâs masasına bildirilmiş ve ikinci alacaklılar toplantısında masaya kabul edilmişse alacak davasının konusu kalmaz. Ancak davaya konu alacağın ikinci alacaklılar toplantısında kabul edilmemesi hâlinde husumet iflas idaresine yöneltilerek davaya kayıt kabul davası olarak devam edilir ve iflas tarihi itibarıyla saptanan alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilir.

20. HGK’nın 17.10.2019 tarih ve 2017/19-916 E., 2019/1085 K; HGK'nın 24.01.2018 tarih ve 2017/13-771 E.,2017/1428 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere iflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirmekte olup İİK’nın 194. maddesindeki davanın durması da kendiliğinden gerçekleşir. Bir diğer ifade ile tarafın iflas ettiği mahkemece bilinmese veya somut olayda olduğu gibi mahkemece uyuşmazlık ile ilgili nihai karar tesis edilmek suretiyle dava dosyasından el çekilmiş olsa bile dava durur.

21. Somut uyuşmazlıkta UYAP ortamında yapılan sorgulamada davalı şirketin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 04.12.2019 tarihli ve 2016/208 E., 2019/293 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

22. O hâlde, mahkemece İİK'nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere direnme kararının bozulması gerekir.

23. Hukuk Genel Kurulunca yapılan görüşmeler sırasında somut uyuşmazlıkta direnme karar tarihi ve davalı şirketin kararı temyiz tarihi itibariyle davalı hakkında verilmiş bir iflas kararı olmadığı, ayrıca iflas öncesi taraflar arasında dava konusu borca yönelik yapılmış bir protokol ile davalı şirket tarafından davacı tarafından ileri sürülen alacağın ifasının gerçekleştiği, bu nedenlerle iflas dikkate alınmaksızın işin esasına girilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

24. Açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının usulen bozulması gerekmiş; bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları inceleme konusu yapılmamıştır.

V. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının açıklanan değişik gerekçe ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.06.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

... 6. İş Mahkemesinin 02.10.2016 tarihli direnme kararı 26.10.2016 tarihli temyiz dilekçesi ile davalı şirket vekilince temyiz edildiği, temyiz dilekçesi 01.12.2016 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, 03.12.2019 tarihinde iflasına karar verildiği görülmektedir.

İİK’nın 194. maddesi hükmü uyarınca iflasın açılmasından sonra müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davalarının duracağı, ancak ikinci alacaklılar toplantısında 10 gün sonra davalara devam olunacağı düzenlenmiştir.

İflas kararı ile müflisin tasarruf yetkisi İİK m. 191 uyarınca kısıtlanmış olduğundan, müflisin iflas masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisi etkilenir.

Bu hâlde masa ile ilgili davalar hakkında dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı) müflise değil iflas idaresine aittir. İİK’nun 194. maddesine aykırı olarak iflas idaresine davaya takip etme imkânı verilmeden davaya devam olunur ve hüküm verilir ise iflas idaresi bu hüküm ile bağlı değildir; ancak hukuk davasının taraflarından biri hüküm temyiz edildikten sonra iflas eden ise, bakılır temyiz incelenmesi duruşması yapılacaksa Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmasına ve karar vermesine bir engel yoktur. Çünkü bu hâlde iflas idaresinin temyiz incelemesinde (temyiz incelemesi aşamasında) hiçbir rolü yoktur. Buna karşılık temyiz incelemesi duruşmalı yapılacaksa bu duruşmanın ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasında daha ileri bir tarihe ertelenmesi gerekir (Kuru, Baki İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İstanbul 2004 s. 1032).

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.02.2021 tarihi 2020/126 E, 2021/83 K. sayılı kararının 14. paragrafında “Somut olayda borçlu şirket hakkında iflas açılmasına karar verilmeden başka bir deyişle vekâlet sözleşmesi TBK 513. maddesi uyarınca kendiliğinden sona ermeden önce borçlu vekilinin icra mahkemesi kararının tebliğ edildiği ve borçlu vekilinin kararı temyiz ettiği anlaşıldığından bu hâlde iflas idaresinin temyiz incelemesinde hiçbir rolü olmadığı için Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmasını ve karar vermesine bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz tarihinden sonra oluşan İflas idaresi direnme kararının ve borçlu şirket vekilinin temyiz dilekçesinin tebliğine gerek yoktur” denilmektedir.

Somut olayda da, mahkemece direnme kararı verilmesi ve kararın davalı şirket vekilince temyiz edilmesinden sonra, davalı şirketin iflas ettiği anlaşılmakta, Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmasına bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkeme direnme kararının İİK’nın 194. maddesi gereğince işlem yapılması gerekçesi ile bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.